Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

90'lara döner miyiz?

19 Şubat 2016, 11:03

'Depremle yaşamaya alışmak'... Bu kavramla 1999 depreminden sonra tanışmıştık... Anlamı şuydu: Fay hatları bu coğrafyanın gerçeği... Depremler olacağını bileceğiz ve buna göre tedbirler alacağız... Şehirlerimizi, sanayi bölgelerimizi ve tarım alanlarını bu gerçeğe göre şekillendireceğiz... Binalarımızı, yollarımızı, barajlarımızı, köprülerimizi bu gerçeğe göre inşa edeceğiz...

Nasıl 'depremle yaşamaya alışmak' bu coğrafyanın bize yüklediği 'tabiî mecburiyet'se, 'terörle yaşamaya alışmak' mecburiyetinde oluşumuz acı ama bir başka gerçeğimiz... Çünkü 'sosyal ve siyasî fay hatlarımız'var ve bunlar kanunla veya kararnameyle yok sayamayacağımız, başka topraklara ya da okyanusun ortasına atıp kurtulamayacağımız gerçekler... Üstelik 'sismik' olandan daha kahredici, daha yıpratıcı etkiye sahipler...

Devlet ve millet hayatımızı buna göre düzenlemekten, tedbirlerimizi -ihmali hâlinde- yıkım gücü depremlerden daha yüksek bu gerçeğe göre almaktan başka çaremiz yok... Beraber yaşamaya mahkûm olduğumuz deprem gerçeği, yaşanılan büyük acıların tecrübesi eşliğinde bize binaların nasıl sağlam zeminlere, mutlak denetimle, dayanıklı malzemeyle yapılmasını öğretiyorsa, bin yıldır tutunduğumuz bu topraklar bize 'düşmanla ve terörle yaşamaya alışmak' gerçeğini öğretmiştir...

***

Devletin sözde 'çözüm'e ısıta ısıta hazırlandığı yılların başında ikaz etmeye çalışmışız: "Ütopik ve gamsız liberaller ve hayalperest siyasî İslâmcılar bunu algılamakta zorlansalar da, hatta 'paranoya' şeklinde değerlendirseler de, biz, devlet ve millet binamızı bu gerçeğin dayattığı tedbirlerle donatmak ve yaşatmak mecburiyetindeyiz..."

Yıllarca 'güvenlikçi politikalar' aşağılandı ve 'geçmiş günahlar'ın faturası bu politikalara kesildi... Yasalar buna göre düzenlenirken, televizyon ekranları ve gazete köşeleri, terör örgütlerinin aslında gerçekten terör örgütü olup olmadığını tartışan, hatta nerede terör varsa onun devletle ilişkilendirilmesini savunan'beslemeler'le dolduruldu... 

Resmî televizyonumuzun ve ajansımızın bile dili değişmişti... Terör örgütünden bahsederken 'terör örgütü'diyemiyorduk!.. 'Güvenlikçi politikalar'ı ne kadar uzağa kovalarsanız ve tarifi 'PKK'ya müzahir' unsurlara ait 'demokrasi' merhemini nereye sürerseniz iyi gelecekti!.. Oysa terörle mücadelenin tek alternatifi vardı, o da 'terörle daha iyi mücadele'ydi... Şimdi çok acı bir tecrübeyle, bu yakıcı gerçekle karşı karşıyayız...

***

90'lara mı dönecekmişiz? Döneceksek dönelim... Gerekirse 1990'lara değil, 1090'lara dönelim... Asya'nın ortasına dönemeyeceğimize göre, kendimize, yani bu toprakları bize vatan kılan büyük ruha dönelim ve ödeyeceksek de bunun için bedel ödeyelim...

Bu coğrafya bizim kaderimiz ve ayakta kalmak için tedbirlerimizi ona göre almak durumundayız... Dün Mondros'la sağlanmak istenen, bugün karşımıza 'güvenlikçi politikaların aşağılanması' yöntemiyle, yani silâhın 'güzellikle' indirilmesi yöntemiyle başarılmak istenmedi mi?

Bundan sonraki gevşeklik ahmaklığa girmezse eğer, ihanete girer... Ya 'topyekûn akıl'a yürüyeceğiz veyahut da 'topyekûn cinnet'e... Devlet artık tarihî bir irade kuşanmak zorunda... Türk topraklarına uluslararası müdahalenin altyapısını oluşturmaya yönelik '1128 akademisyen' ihaneti adliyeden yeterince karşılık bulmamışsa bunun izahı olamaz... Üniversitelerin teröre her zamankinden daha fazla lojistik sağlayan alanlara dönüşmesinin izahı olamaz... Ahmet Takan'ın günlerce yazdığı 'Ankara'da patlayıcı yüklü arabalar' gerçeğini görmesi gerekenlerin görmemesinin izahı olamaz...

***

Bu artık parti veya hükûmet meselesi olmaktan çıktı, devletin varlık meselesine dönüştü... 'Depremle yaşamaya alışmak' gibi 'terörle yaşamaya alışmak'tan başka çaremiz yok... 'Alışmak' demek, 'teslim olmak' veya 'benimsemek' değil elbette... Uzaklarda bir ada değiliz... Sınırların, kanla, barutla, mezheple, dinle, etnik saplantılarla çizilmeye çalışıldığı gergin bir coğrafyadayız... Ülke bu gerçeğe göre yönetilmek mecburiyetindedir... İkinci bir tercih hakkımız yok çünkü...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
serdar
402 gün önce
keşke doksanlara dönebilsek. en azından bir mücadele vardı en azından teröristle masaya oturan bir devlet erkanı yoktu, en azından haine hain muamelesi yapılıyordu, şimdi çok mu iyi devletim kabile reislerinden eşkıya başlarından emir ve talimat alıyor durum şimdi çok mu iyi....
Rahmetli Başbuğ Türkeş'in varlığı bile hainlerin dizlerinin bağını çözmeye yetiyordu.
Rahmetli başbuğ özel harekat polislerinin sayısını bir milyona çıkaracam demişti.
Hele bir hayal et bir milyon ülkücünün asker olduğunu vatikan mı kalırdı telaviv mi?
Yazarın Diğer Yazıları
39 gün önce
53 gün önce
90 gün önce
93 gün önce
126 gün önce
151 gün önce
169 gün önce
183 gün önce
193 gün önce
197 gün önce
199 gün önce
249 gün önce
260 gün önce
265 gün önce
267 gün önce
283 gün önce
289 gün önce
307 gün önce
311 gün önce
342 gün önce
345 gün önce
351 gün önce
360 gün önce
386 gün önce
407 gün önce
416 gün önce
417 gün önce
423 gün önce
431 gün önce
434 gün önce
437 gün önce
452 gün önce
507 gün önce
528 gün önce
543 gün önce
592 gün önce
599 gün önce
602 gün önce
606 gün önce
627 gün önce
662 gün önce
673 gün önce
731 gün önce
774 gün önce
837 gün önce
843 gün önce
851 gün önce
910 gün önce
949 gün önce
956 gün önce
970 gün önce
974 gün önce
980 gün önce
1016 gün önce
1036 gün önce
1047 gün önce
1061 gün önce
1072 gün önce
1096 gün önce
1166 gün önce
1186 gün önce
1190 gün önce
1204 gün önce
1208 gün önce
1211 gün önce
1233 gün önce
1235 gün önce
1239 gün önce
1257 gün önce
1263 gün önce
1264 gün önce
1274 gün önce
1282 gün önce
1318 gün önce
1335 gün önce
1348 gün önce
1367 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=