Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

‘Alan hâkimiyeti’nden ‘yalan hâkimiyeti’ne

05 Eylül 2013, 11:30

Çok değil, daha bir yıl önce PKK’nın sivil uzantıları örgütün 400 kilometrelik alanda hâkimiyet kurduğunu öne sürmüş, psikolojik savaştan nasipsiz bazı muhalefet sözcüleri de bunu doğrular nitelikte konuşmuşlardı’85 Ardından ‘devrimci halk savaşı’nı alevlendirmek üzere yeni bir strateji hayata geçirilmiş, halkın da desteğiyle başta Şemdinli olmak üzere merkezleri ‘TC’den arındırma’ projesi uygulamaya konmuştu...
Bu düşüncenin bedeli ağır olmuş, PKK tarihin en ağır mağlubiyetini almış, özellikle ‘girilmez’ zannedilen Kazan Vadisi’nde bir önceki kış büyük kayıplar vermişti... Bozgun öylesine bir sarmal hâline gelmişti ki, artık telsiz konuşmaları, prestiji kurtarmak için yeni eylem talimatı veren örgüt yöneticilerine red ve isyan mesajları içeriyordu... ‘Alan hâkimiyeti’ planı hüsranla sonuçlanmış, örgüt içi hesaplaşmaya kapı aralanmıştı...
O gün artık yorgun, bitkin ve moralsiz bir terör örgütü vardı Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısında... Bu PKK, Apo’nun “İşbirliğine hazırım”  dediği teslimat sürecindekinden bile daha zayıf bir PKK’ydı... Ama imdada ‘can simidi’ gibi bir süreç yetişti... Dağlarda militanlarının cesetlerini toplayamadan kaçan bir örgütten, on yıl önce ölen teröristlere şimdi ‘şehitlik’ inşa edip, binlerce insanla meydan okuyarak defin töreni düzenleyen yapıya döndük...
Öyle bir ‘barış’yapıldı ki, dağların mağlubu şimdi şehirleri esir almış durumda... ‘Çekilme’nin Türkiye topraklarından yurt dışına değil, dağlardan şehir merkezlerine çekilme anlamına geldiği anlaşıldı... Karakol ve baraj inşaatları ‘egemen devlet’in tasarrufu olmaktan çıktı, örgütün halka isyan provası yaptırdığı staj alanlarına döndü... Devlet ‘nezarethanedeki bir suçlu’ gibi büzüştükçe, şehirlere inen ve ‘sürecin başına halel gelmesin’ titizliğindeki hukukun kendilerine dokunmaması sayesinde statü kazanan teröristlerin hukuku geçerli olmaya başladı...
Ülkenin Başbakanı  “Hiç bir pazarlık söz konusu değil, sınır dışına çıkacaklar ve silah bırakacaklar”  demişti... Oysa bırakılan tek bir silah yok... Silahı hâlâ elinde tutan ise “Bize sözlerinizi yerine getirin, Eylül ayı son, yoksa çatışmasızlık durumunu gözden geçireceğiz” diye alenen tehdit ediyor... Kandil rahat, çünkü bu süreç dağlarda sıkışmış PKK’ya hem yeni militan toplama, hem de nefeslenme imkânı sağladı... Onun ötesinde, şehirlerdeki yapısını ‘halkı isyana kalkıştırma potansiyeli yüksek’dereceye yükseltti, elde ettiği ‘dokunulmazlık’ avantajıyla şehir organizasyonunu öncekine oranla kat kat pekiştirdi...
Toplam birbuçuk yılda bu yaşanan tam bir ‘devrim’di... Ancak ‘fantezi’ düzeyinde kalan ‘alan hâkimiyeti’nden gerçek anlamda ‘şehir hâkimiyetleri’ne geçildi... Yol kesmeler, asayiş uygulamaları, ‘şehit’ mezarlıkları, yeni militan toplamalar, PKK adına adlî uygulamalar ve cezalandırmalar neredeyse ‘haber’ niteliği bile taşımayacak... Bu noktada güvenlik güçlerinin ve savcıların ne yaptığı sorusu gerçekten iğreti kalıyor!..
Önceki gün BDP Urfa il örgütü Viranşehir Belediyesi’nin konferans salonunda ‘seçim gündemi’yle toplanıyor... PKK bayrakları ve terörist resimleriyle dolu belediye salonunda ‘Rojava’ya komşu olan Urfa’da bu seçimlerin kazanılarak özerk bölgeler yaratılmasının önemi’ konuşuluyor... Bu haber aynı zamanda bir suç duyurusudur, hukuk devletinde... Eğer orada emniyet varsa, savcı varsa gereğini yapmak mecburiyetindedirler... Onlar yapmasa, haberi gören ilgili basın savcısının gereğini yapması lâzım... Hiçbiri olmasa, şu yazı bile bir suç duyurusudur hukuk varsa, uygulayıcılarına ve sahiplerine... Ama ‘taşların bağlandığı’ teslimiyet sürecine ‘barış süreci’dendiği için yetkililer kör ve sağır taklidi yaparak vazife savıyorlar...
1 Eylül Barış Günü bahanesiyle Bagok Dağı’nda toplananlara il başkanı yaptığı konuşmada “Kürt halkının artık bu topraklarda asker ve polis istemediğini, özgür Apo’yu ve bu dağa sevdalı gerillayı istediğini” söylerken, devlet ‘şimdi uzaklardan bakan el’ pozisyonunda... Ve bunun adı ‘barış’!..
Demek ki ‘alan hâkimiyeti’ni sağlamanın tek yolu silah değilmiş... Başkent’e egemen olan “Küresel güç oluyoruz, terörle mücadeleye para harcamayacağız, analar ağlamayacak, akan kan duracak, teröristler gidecek, silahlar bırakılacak” tekerlemeleriyle ‘yalan hâkimiyeti’ hayat buluyorsa ‘alan hâkimiyeti’ neden olmasın?

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
20 gün önce
77 gün önce
93 gün önce
143 gün önce
154 gün önce
159 gün önce
162 gün önce
177 gün önce
183 gün önce
201 gün önce
205 gün önce
236 gün önce
239 gün önce
245 gün önce
254 gün önce
280 gün önce
296 gün önce
301 gün önce
310 gün önce
311 gün önce
317 gün önce
325 gün önce
329 gün önce
331 gün önce
346 gün önce
401 gün önce
422 gün önce
437 gün önce
486 gün önce
494 gün önce
496 gün önce
500 gün önce
521 gün önce
556 gün önce
567 gün önce
625 gün önce
668 gün önce
731 gün önce
737 gün önce
745 gün önce
804 gün önce
843 gün önce
850 gün önce
864 gün önce
868 gün önce
874 gün önce
910 gün önce
941 gün önce
955 gün önce
966 gün önce
1061 gün önce
1080 gün önce
1084 gün önce
1098 gün önce
1102 gün önce
1106 gün önce
1127 gün önce
1129 gün önce
1133 gün önce
1151 gün önce
1157 gün önce
1158 gün önce
1168 gün önce
1176 gün önce
1212 gün önce
1229 gün önce
1243 gün önce
1261 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=