Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Yaşamayan Bilmez…

07 Aralık 2015, 09:09

Yarın (Salı) Metin Tokdemir’in aramızdan ayrılışının 20. Yılını idrak edeceğiz. Yıllar ne kadar çabuk geçiyor değil mi?

“Nehre benzemez günler Heraklit!” diyen Cemil Meriç’in buyurduğu gibi günler akıp geçiyor ve ne yazık ki bir daha önümüzden geçmiyor…

Kaybettiklerimize bugünden bakınca neyi kaybettiğimizi daha iyi anlıyoruz. Her genç ölüm mutlaka yürekte bir sızı bırakıyor lâkin bazı kayıplar sadece yürekte bir sızı değil, gelecekte bir boşluk oluşturuyor.

Tıpkı Dündar Taşer’in ve Erol Güngör’ün kayıpları gibi. Nasıl ki bu iki değer hareketin “fikri” cephesinde büyük bir boşluğa neden oldu ise Tokdemir’in zamansız kaybı da hareketin “teşkilat” cephesinde bir boşluk oluşturdu.

***

Nizam-ı Âlem ve İlay-ı Kelimetullah kavramları sanki uzak geçmişten gelen sesler gibi geliyor değil mi?

Bu iki kavram bizim için “şifre kelime” idi. Okul harçlıklarımızdan kesip “salma” atarak oluşturduğumuz Ocak bütçesi ile düzenlediğimiz konferanslar için Ankara’dan çağırdığımız ağabeylerden dinlerdik bu kavramların anlamını…

O konferansların parlak siması Metin Tokdemir olurdu. Bizim için, geçen haftaki yazdığım yazıda zikrettiğim “rol model” insanlardan biriydi. Tabii ki hepimiz birgün Türkeş olmak istiyorduk. Ama ona giden yol önce Metin Tokdemir gibi olmaktan geçiyor, diye düşünüyorduk zahir.

İyi adamdı vesselam.

Hareketin fukara günlerinin hatırasıydı. Hareketin büyüklerininmapus damlarına, Partinin sokak arasında metruk bir binaya, Ocağın küçücük bir daireye sığıştığı günlerdi.

O küçücük binalarda, aç karınlarla ve soğuktan titreyen çenelerimizle yeni bir dünya yaratmak için sohbetler eder, rüyaya yatardık.

Hatırlar mısınız bilmem? “Türkiye büyüyüp Turan” olacaktı, o günler işte…

Pek çok Genel Başkan geçti de neden herkesin dudağında bir “Metin Tokdemir” türküsü vardır demişsinizdir, mutlaka…

Tokdemir’i Ülkücü hareketin dudağında bir türkü, kalbinde bir sızı yapan şey Ocağın ikinci dirilişi için yaptıklarındandır, derim.

12 Eylül’den sonra Ocakların toparlanması onun dönemindedir desem diğer Başkanlar’a saygısızlık olmaz diye düşünüyorum.

***

Tokdemir’i bir parti toplantısında görmüştüm en son. Yine dudağında o meşhur tebessümü kitap standını inceliyordu.

Omuzuna dokundum, sarıldık, hareketin geleceği ile ilgili dualar ettik ve ayrıldık. 1994’tü yanlış hatırlamıyorsam.

Hareketin geleceği o gün de tıpkı bugün gibi sohbet konusuydu. Tıpkı 47 yıl önce olduğu gibi. Hareketin içindeki her insan gibi Tokdemir’in de hareketin geleceği ile ilgili hayalleri vardı şüphesiz…

Çünkü “Hareket” bizim gözümüzü açtığımız yuvamız. Evimiz, ocağımız. Kesintisiz bir ömür geçirdiğimiz ana ocağımız, baba kucağımızdı.

Bu binayı daha muhkem hale getirmek için hâyâl kurmakla başlamamız gerekiyordu. Onu yapıyorduk % 2.9 oy aldığımız zaman “gardaşyediyüzbin kişi olmuşuz!” diye sevinirken.

Umut lâzımdı çünkü. Yaşamayanlar bilmez…

Tokdemir o umudun sembollerindendi. Dışarda kalanların, toprağa verilenlere ve içerden çıkacaklara “emanetinizi yerde bırakmadık!” mesajının temsilcisiydi belki de…

Karmaşık duygulardır bunlar. Kimilerine “saçma” gelir, bazılarına “ne diyor bu?” dedirtir.

Dediğim gibi “yaşamayan bilmez”…

***

İşte yukarıda yazdığım şeylerdir, hareket sadece oy değil, ağırlık ve yukarıda zikrettiğim “ruhu” kaybederken birilerinin  meseleyi “kelle alma kelle verme” meselesine indirgemesine kahrımız.

Arabayı uçuruma süren şoföre sahabetlik etmekten başka bir çözüm bulamayanlara itirazımız da bu sebepledir.

Dostlar!

Daha önce de yazdığım gibi hareketi emanet altığımız çocuklarımıza bir “altın ülke hayali” vererek çözebiliriz meseleyi.

Onlara Metin Tokdemir olma hevesini vererek bunu çözebiliriz. Bir gün Türkeş olma hayali vererek çözebiliriz bu meseleyi…

Yani, mesele salt genel başkanlık meselesi değildir.

Mesele zihniyet meselesidir.

Galip Erdem’in dediği gibi “zirveye çıkarken dağın eteğinde unuttuğumuz” davanın tekrar keşfedilmesi meselesidir.

Davanın, yani Nizam-ı Alem’in, İlay-ı Kelimetullah’ın.

Doğru başlangıcın “Elif”i budur.

Bunlardan haberi olan biri varsa onu getirin bize: Gerisi laf-u güzaf…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
29 gün önce
36 gün önce
50 gün önce
71 gün önce
93 gün önce
156 gün önce
177 gün önce
190 gün önce
233 gün önce
239 gün önce
260 gün önce
287 gün önce
324 gün önce
338 gün önce
372 gün önce
380 gün önce
463 gün önce
499 gün önce
590 gün önce
603 gün önce
673 gün önce
701 gün önce
715 gün önce
771 gün önce
911 gün önce
919 gün önce
925 gün önce
939 gün önce
947 gün önce
961 gün önce
974 gün önce
982 gün önce
1016 gün önce
1031 gün önce
1038 gün önce
1045 gün önce
1086 gün önce
1136 gün önce
1163 gün önce
1199 gün önce
1213 gün önce
1234 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=