Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Bütün mesele Danton olabilmekte...

02 Kasım 2015, 23:36

Sıkıntımız bu bence: Bir yerde başlayıp orada bitirmek...

Israrcı bir millet değiliz, inatçıyız. Bu inadımız bir adım bile ilerlemememize yol açıyor. Kırk yıldır türbanı, yüzelli yıldır demokrasiyi tartışıyoruz.

Eğitim, III. Selim'den beri problem...

İlericilik tartışmaları ta 18. yy'den kalma...

Mezhep kavgasının başlangıcını hatırlayan bile yok.

Darbe tartışmaları Türk tarihi ile yaşıt...

Çözdüğümüz problemleri bile konuşmaktan zevk alıyoruz. Türban bunun somut delili.

Çünkü birileri için amaç problem çözmek değil fırsatı bulunca "ganimet"e çökmek.

Evet, sorunlarımız birileri için "ganimet" haline gelmiş; bunun farkında bile değiliz.

Bir zamanlar "konuşan Türkiye" diye önüne gelenin konuştuğu, kavga ettiği programlar yapılırdı. Zaten konuşmaktan başka bir şeyin yapılmadığı bu topraklarda, insanları "meşgul" etmenin şifresini çözmüşlerdi. Televizyon ekranından konuşmak, gazete köşelerinden yazmak, fakat hiçbir şey yapmamak...

Birbirimizi dinlemeden, birbirimizin hukukuna riayet etmeden yaşamayı alışkanlık edinmişiz. Anlamıyoruz birbirimizi, anlamaya gerek duymuyoruz.

O yüzden hiç kimse "karşısındaki" için mücadele etme gereğini duymuyor.

80 milyonun içinde herkes "sorunu" ile yalnız ve baş başa...

Türbanlı türban için, başı açık başı açıklar için, sağcı sağcı için, solcu da solcu için mücadele ediyor; gayrısının önemi yok, Anadolu'da sık kullanılan tabirle "ırgalamıyoruz" birbirimizi...

Halbuki tarihimizde kendisini karşısındakinin yerine koymak olan, modern zamanlarda "sinerji" olarak keşfettiğimiz alışkanlığı içselleştirebilsek, kim bilir, belki bu problemler bu kadar büyümeyecek...

"Hak"kın "saf hak" olarak savunulduğu bir toplumda, kimliğin veya hakkın kimi ilgilendirdiği değil özünün ne olduğu önemli olmalı.

Birbirimizin hakkına müdahale etmeden yaşayabileceğimiz bir ülkeden bahsetmek lazım.

Bunun için, kendimizden başlayarak bir şeyler yapmak lâzım.

**

Danton, Fransız devrimine Jakobenlerin yanında başladı. Jakobenler mutlakiyetçi demokrasiyi savunuyorlardı, ironik mi bilmem ama kendilerini "solcu" olarak tanımlıyorlardı.

Jakobenler tepeden inmeciydi, "inancım eylemin meşruiyet kaynağıdır", "cahil halk doğruyu ve çıkarlarını bilemez" diyerek halkın gerekirse "zorla" aydınlatılması gerektiğine inanıyorlardı. Gerekirse bu konuda güç kullanılması gerektiğine iman etmişlerdi.

Bu inançlarını yerine getirmekte de oldukça mahirdiler.

Danton da onlardan biriydi. Kral'ı giyotine gönderen mahkemenin kurucularındandı ve devrimin şüphesiz en büyük kahramanlarındandı.

Danton bir süre sonra Jakobenlerin önüne geleni giyotine gönderme "alışkanlığı"ndan rahatsız oldu. Tek başına "eski" dostlarına itiraz etti ve onlara engel olmaya çalıştı.

Olamayınca da gönüllü sürgüne çıktı.

Ancak bir süre sonra dostlarının yarattığı şiddet ortamından rahatsız oldu ve Paris'e tekrar döndü. Dostlarını durdurmayı denedi.

İhtilalcilerin şiddete ve baskıya son vermesini sağlamaya çalıştı, bunun için yürekli çıkışlar yaptı lakin Danton kendi kurduğu mahkemede idama mahkûm oldu.

Danton yanlış çıktığı yolculuğu "doğru" olarak bitirenlerdendi.

Bizim toplum olarak ihtiyacımız, yolculuğu doğru bitirebilecek insanlardır.

Bu yolculuğa doğru yerde de başlamış olabiliriz lakin yanlışa karşı doğruyu savunma erdeminden yoksunsak bugünkü sorunları yaşarız.

Kendimize soralım.

Tartıştığımız meseleleri mağdurların dile getirdiği kadar, mağdur olmayan tarafların da dile getirdiği bir Türkiye'de problemler bu noktaya gelebilir mi?

Yazının başlığında söylediğim gibi mesele Danton olabilmekte...

İnsan hata yapabilir, kavga edip birilerine düşman da olabilir.

İş hatayı telafi etmek için cehd etmek, kendisi gibi yaşamayanın ve hatta bir zaman kendisine zulmedenin hakkını da savunabilmektir.

İşte o zaman bir ve yaşanabilir bir ülke oluruz ve Robespierre'lerden kurtuluruz...

***

Gazetemiz yazarlarından Hasan Demir'in vefatını büyük bir teessür içinde öğrenmiş bulunuyorum. Kendisini tanımak kısmet olmadı ama yazılarından istifade ederdim. Hasan Ağabey'e Cenab-ı Hakk'tan rahmet diliyorum. Ailesine sabr-ı Cemil niyaz ediyorum.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
45 gün önce
59 gün önce
107 gün önce
114 gün önce
121 gün önce
171 gün önce
192 gün önce
199 gün önce
227 gün önce
233 gün önce
240 gün önce
254 gün önce
261 gün önce
275 gün önce
282 gün önce
289 gün önce
297 gün önce
360 gün önce
381 gün önce
394 gün önce
437 gün önce
443 gün önce
464 gün önce
491 gün önce
528 gün önce
542 gün önce
569 gün önce
576 gün önce
584 gün önce
667 gün önce
703 gün önce
794 gün önce
807 gün önce
877 gün önce
905 gün önce
919 gün önce
975 gün önce
1115 gün önce
1123 gün önce
1129 gün önce
1136 gün önce
1143 gün önce
1151 gün önce
1165 gün önce
1178 gün önce
1186 gün önce
1220 gün önce
1235 gün önce
1242 gün önce
1249 gün önce
1290 gün önce
1340 gün önce
1367 gün önce
1403 gün önce
1417 gün önce
1438 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=