Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

Operasyon Kuzey Suriye’ye statü kazandırır mı?

30 Ağustos 2013, 00:04

Sürekli ‘dört parça’dan söz ediyorlar... ‘Birinci parça’ Irak’ın kuzeyiydi, Birinci Körfez Savaşı’yla başlayan Amerikan müdahalesi o parçayı Saddam Hüseyin otoritesinin elinden çekti ald. Bağdat sarsılınca o parça fiilen koptu. Saddam’ı Bağdat’tan da düşürecek ikinci müdahaleye kadar Kuzey Irak, diğer üç parçadaki ‘bölücü’unsurları eğitebilecek, yönetebilecek, her türlü lojistiği sağlayabilecek, zihnî altyapı oluşturabilecek dev bir üs haline geldi.
İkinci müdahalede Saddam Hüseyin düşürülürken, Kuzey Irak’a yönelik tek bir saldırı vardı; o da bazı İslâmî Kürt grupların kamplarının müttefikler tarafından bombalanmasıyd. IKDP ve IKYB arasındaki sürtüşme bitirilmişti. Liderlerinden birisi Irak Cumhurbaşkanı, diğeri ise bölgesel yönetim başkanı olmuştu. Barzanî’yle Türkiye ilişkileri dalgalı hâle gelmiş, bazen Şemdin Sakık’ın iadesinde olduğu gibi ‘iyi’ görünmüş, bazen de “Topraklarımız Türk ordusuna mezar olur” noktasına gelmişti. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş’in Hatay’da yaptığı sert açıklamadan sonra BAAS rejimi uluslararası konjonktürün değişmesinin de etkisiyle Apo’yu Şam’dan sınır dışı etmek zorunda kalmıştı. Artık PKK için Kuzey Irak sadece bir çok kampın bulunduğu stratejik bölge değil, en önemli komuta merkeziydi ve Türk savaş uçaklarının arada bir bombalaması dışında herhangi bir tehdide sahip değildi.
O ‘dört parça’nın Kuzey Irak bölümü, bugün yüksek petrol gelirlerine sahip, çevresi için cazibe merkezine dönüştürülmüş, dış baskıdan arınmış, yüz yıllık hayale ev sahipliği yapan, ulusal bilincin oluşması için ulusal kongreler düzenleyen korunaklı bir alana evrildi.  Yıllar sonra anlaşılacaktı ki, Körfez’e işgalci müdahalesi, savaşmadığı hâlde Türkiye’yi Saddam’la beraber iki mağluptan birisi yapmış, diğer yandan ‘dört parça’dan birincisinin zeminini oluşturmuştu.
Şimdi endişe şu: Suriye’ye yapılacak askerî müdahaleden sonra oluşacak yeni statü, tıpkı Irak’ta olduğu gibi ‘ikinci parça’yı da Şam’dan koparır mı? Zaten bütün silahlı altyapı hazır’85 Amerikan hükûmetlerine danışmanlık yapan Luttwak’in New York Times’ta yayınlanan makalesindeki “Taraflardan birisi kazanırsa ABD kaybeder” tesbitini ciddiye almak gerekiyor. Luttwak’e göre, Suriye krizinde ABD’nin çıkarlarına zarar vermeyecek tek sonuç ‘durumun uzun süreli bir çıkmaza dönüşmesi’!.. Yazar, Şam’ın direnişi bastırıp ülkede tek güç olmasının bir ‘felaket’olacağını, İran ve Hizbullah’ın güç ve prestijini arttıracağını, isyancı grupların iktidarı ele geçirmesi durumunda ise ülkede ABD ve İsrail düşmanı bir yönetim doğacağını öne sürüyor. Dolayısıyla geriye tek çözüm kalıyor: Uzun süreli çatışmalar ve çıkmaz!..
İşte bu belirsizlik ve otorite zafiyeti Suriye’yle en uzun kara sınırı olan Türkiye’yi ‘ikinci parça’ açısından çok yakından ilgilendiriyor. Şayet bölgeye sınırlı da olsa bir müdahale gelir ve Kuzey Suriye tıpkı Kuzey Irak örneğinde olduğu gibi işgalcilerin koruma kalkanı sayesinde farklı bir statüye kavuşursa’üniter yapı’yı koruma derdi olan Türkiye’ye yönelik tehdidin kapsama alanı genişler. Bir de doğan boşluktan yararlanarak, Akdeniz’e kadar koridor açılırsa bu Türkiye adına tam bir felaket olur. Türkiye topraklarının stratejik önemini hızla kemirecek olan bu ihtimali ülkeyi yönetenler iyi hesaplamak mecburiyetindeler. Önceki hükûmetlerin ‘kırmızı çizgi’leri Kuzey Irak’ta birer birer buharlaşırken, aynısının Kuzey Suriye’de meydana gelme ihtimali ‘millî’düşünen herkesin dikkate alması gereken bir durumdur.
Denizi yakalamış ‘ikinci parça’ hiç şüphe yok ki, uydu devletin ‘birinci parça’sıyla hızla bir araya gelecek, getirilecektir. ‘Üçüncü’ve ‘dördüncü’parçaların hangi ülkelerin toprakları olduğunu tekrarlamaya gerek yok.  Zaten hem PKK tarafında hem de Kuzey Irak’ta gerçekleşen uluslararası kongrelerde bunların nereler olduğu ve ne zaman bir araya gelerek bağımsız bir devlet dönüşeceği açık açık tartışılıyor.
PKK yöneticilerinin ve onların sivil uzantılarının sürekli olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni sıkıştırmaya yönelik tarih vermesi, sürenin gittikçe daraldığı şeklinde tehdit etmesi ve aksi hâlde şehir merkezleri dahil, her türlü savaşa hazır olduklarını duyurması yakın gelecekte ‘üçüncü parça’yı hareketli günlerin beklediğini gösteriyor. Keşke bundan sonrasını ‘güvenlikçi politikalar’ı aşağılayanlar, ‘demokratik’diye atılan adımların terörizmin ‘vura vura kazandık’propagandasına alet olacağını hesaplayamayanlar düşünsün diyebilseydik. Keşke bundan sonrasını güneydoğu meselesinin ‘kemalist rejim’in ‘inkârcı ve asimilasyoncu’hatalarından kaynaklandığına inanıp, meselenin Mustafa Kemal daha doğmadan önce zuhur ettiğini göremeyen sığ ama ukalâ beyin sahipleri dert etsin diyebilseydik.
Diyemiyoruz, çünkü bu ülke bizim.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
21 gün önce
24 gün önce
57 gün önce
100 gün önce
114 gün önce
124 gün önce
128 gün önce
130 gün önce
180 gün önce
191 gün önce
196 gün önce
199 gün önce
214 gün önce
220 gün önce
238 gün önce
242 gün önce
273 gün önce
276 gün önce
282 gün önce
291 gün önce
317 gün önce
333 gün önce
338 gün önce
347 gün önce
348 gün önce
354 gün önce
362 gün önce
365 gün önce
368 gün önce
383 gün önce
438 gün önce
459 gün önce
474 gün önce
523 gün önce
530 gün önce
533 gün önce
537 gün önce
558 gün önce
593 gün önce
604 gün önce
662 gün önce
705 gün önce
768 gün önce
774 gün önce
782 gün önce
841 gün önce
880 gün önce
887 gün önce
901 gün önce
905 gün önce
911 gün önce
947 gün önce
978 gün önce
992 gün önce
1003 gün önce
1027 gün önce
1097 gün önce
1117 gün önce
1121 gün önce
1135 gün önce
1139 gün önce
1142 gün önce
1164 gün önce
1166 gün önce
1170 gün önce
1188 gün önce
1194 gün önce
1195 gün önce
1205 gün önce
1213 gün önce
1249 gün önce
1266 gün önce
1279 gün önce
1298 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=