Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

Sonra bir Türk kalır ve bir de Türk’ün dostları

25 Ağustos 2013, 23:53

Soyca bizdenmiş-değilmiş demeden, yaşadıkları topraklarda zulüm gören kim varsa kapılarımızı açtık, ekmeğimizle birlikte vatanımızı paylaştık... Misafirimiz değil kardeşimiz kabul ettiğimiz için onları ‘gettolar’da değil, bağrımızda yaşattık, kendimizden hiç ayırmadık... 19. Yüzyıldan itibaren Anadolu toprakları bir çok kavim ve topluluk için ‘yaraları sarma’ ve ‘hayata yeniden tutunma’ havzasına dönüştü... Buna 20. Yüzyıldaki dramatik küçülme eklenince, evlâd-ı fatihan ve onların kader ortağı Müslümanların da istikameti bu topraklar oldu...

Kafkaslardan başlayıp, Balkanlar ve Orta Doğu’yla devam eden göç dalgalarının adresi Anadolu, yaşadığı savaşların yıkımlarına ve fakirliğine aldırış etmeden hep samimiyetle kucak açtı mazlumlara... Hiç ötelemedi kapısına dayananları... Varlığı da, yokluğu da, hatta yönetme yetkisini de paylaştı gelenlerle...

İmparatorluğun ağır enkaz bedelini öderken çektiği çileye ve yeni devleti ayakta tutmak için harcadığı büyük enerjiye rağmen hiç gocunmadı... Cumhuriyet dönemi de devam etti mazlumlara kol kanat germeye, kapıları kimsenin yüzüne kapamamaya... Bu, iktidarlar ve partiler ötesi bir durumdu, millî karakterimizin gereğiydi...
1991’deki Körfez Savaşı’ndan kaçan Iraklı Kürtler de bu merhameti doyasıya yaşadılar Türkiye topraklarında... Saddam Hüseyin’den kaçan onbinlerce Kürt, Suriye ve İran’a değil, bu topraklara sığındı ve kendi bölgeleri ‘emin’ hâle gelinceye kadar devlet ve milletimizin nimetlerini paylaştı... Tıpkı bugün neredeyse bütün yükü Türkiye’nin omuzlarına kalmış Suriyeli mülteciler gibi...

Bugün Batı dünyasında yabancı göçmen varlığının ‘ırkçılık’ akımına sosyolojik zemin oluşturan faktör gibi görülmesi inkar edilemeyen bir gerçek... Tıpkı Kuzeyli İtalyanların, kendilerine oranla daha az gelişmiş gördükleri ve ürettikleri ekonomiyi paylaşmak istemedikleri Güneylilerden ayrılma niyetleri bir fantezi olmaktan öte siyasî akıma dönüşmesi gibi bir gerçek... Dünyaya egemen bakışta ekonomik öncelikler artık kan, soy, din veya insanîlik gibi gerekçeleri sıfırlarken, Türk milleti ve devleti, Kuzey Irak’tan kaçan masum Kürtlere başlarına kakmadan kucak açmış, dünyada pek tutulmayan bir özellik ortaya koymuştu aslında... Kaderin garip cilvesine bakın ki, bu kez zorda olan Kuzey Suriye Kürtleri... Savaştan kaçan onbinlerce sivil Irak’taki bölgesel yönetimin kapısına dayanıyor... Ama Semelka sınır kapısı mültecilere kapalı... Sınırı geçmek isteyenler peşmergeler tarafından sertlikle püskürtülüyor... Muharip olmayan unsurlara da izin verilmiyor... Iraklı ‘soydaşlar’ı onların en zor gününde kapılara duvar örmüş durumda... Bu bir ‘fark’tır elbette, insanlık âleminde Türk’ü başka bir yere koyan büyük bir ‘fark’... Bunu anlaması gerekenler anlarlar mı acaba?

Yeri gelmişken bir mahallî televizyonda izlediğim bir bölümü aktarmak istiyorum... Yardım programıydı ve ekip Trabzon’un Maçka ilçesinde fakir bir dağ köyüne gitmişti... Erken ölen babadan sonra ortada kalan bir ana ve üç küçük çocuk... Tarifsiz fakirlik ve sefalet öylesine ezmiş ki aileyi, utanmaktan konuşamıyorlar bile... Yardımsever aile çocukları belki de ilk defa görecekleri şehri gezmeye ve alış verişe götürdü... Bir markete girdiler... Her taraf ışıl ışıldı, etrafta göz alıcı ürünler, renkli renkli şekerlemeler, çikolatalar vardı... Dört beş yaşlarındaki küçük çocuğa sordular  “Ne istersin, alalım?”  diye... Küçücük yaşta dünya sırtına binmiş o küçük çocuk  “Çikolata, bisküvi, şeker” diyemedi... Başı öne eğik vaziyette, utana sıkıla, kısık bir sesle  “Buzağının kepeği bitti, ona kepek alalım” diyebildi...

Fark buydu işte... Bu millete ihanet olmaz... Üstüne fakirlik çökmüş bu milletin beş yaşındaki çocuğu bile önce kendisini değil, buzağısını düşünüyorsa, bu müşfik millete ihanet olmaz... Olursa, işin bir de ilâhî boyutu var, kötü olur, hem de çok kötü!.. Bu millete dostluk eden hep karşılığını gördü de, düşmanlık eden, pusu kuran, zor zamanlar için hançer saklayan hiç iflah olmadı...

Kendinden saydıkların kapıları yüzüne kapatır da, düşerken bile tarih yazan ‘vefalı Türk’e muhtaç kalırsın... Bu coğrafyanın kaçınılmaz bir akıbetidir bu... Tarih bu gerçeği bilmeyen veya umursamayan kavimlerin helâkını yazar sürekli...
Unutma!.. Sonra bir Türk kalır ve bir de Türk’ün dostları...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
kaymazhoca
1198 gün önce
Evet.sayın başkanın yazdığı noktasına kadar doğru ve gerçek.öyle olmasa idi. hayatının her anı TÜRKE düşmanlık ederek geçiren bir şahsı bu millet yinde adam yerine koyup başına geçirmiş.İşte diğer milletlerden farkı.
Yazarın Diğer Yazıları
15 gün önce
73 gün önce
89 gün önce
138 gün önce
149 gün önce
154 gün önce
157 gün önce
173 gün önce
178 gün önce
197 gün önce
201 gün önce
232 gün önce
234 gün önce
241 gün önce
250 gün önce
275 gün önce
292 gün önce
297 gün önce
306 gün önce
307 gün önce
312 gün önce
321 gün önce
324 gün önce
327 gün önce
341 gün önce
397 gün önce
418 gün önce
433 gün önce
482 gün önce
489 gün önce
492 gün önce
495 gün önce
516 gün önce
552 gün önce
563 gün önce
621 gün önce
663 gün önce
726 gün önce
733 gün önce
740 gün önce
800 gün önce
839 gün önce
846 gün önce
860 gün önce
863 gün önce
870 gün önce
905 gün önce
936 gün önce
950 gün önce
961 gün önce
1056 gün önce
1076 gün önce
1079 gün önce
1094 gün önce
1098 gün önce
1101 gün önce
1122 gün önce
1125 gün önce
1129 gün önce
1146 gün önce
1153 gün önce
1154 gün önce
1164 gün önce
1171 gün önce
1207 gün önce
1224 gün önce
1238 gün önce
1256 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=