Lütfen bekleyin..

Ahmet Takan

Öcalan, Hakan Fidan’ı kovaladı!..

08 Ağustos 2015, 00:14

“Çözüm süreci” nin fırıl fırıl dönen aktörü Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan,  “Öcalan bunları yakalasa sopayla kovalar”  dedi. Bir de gördük ki; günün birinde HDP heyeti KDGM Müsteşarı ile görüşmüş. Orada da  “Öcalan’ın HDP’ye de, PKK’ya da, AKP’ye de çok kızgın olduğu mesajı verilmiş.” Yani: Öcalan herkese kızmış, Recep Erdoğan hariç. Aa!.. Üstelik bir de bakıverdik Selahattin Demirtaş, Brüksel’e uçuvermiş, başlamış  “Öcalansız olmaz” açıklamalarına,  “Mandela” örneği çözüm formüllerine...

Ben size tezgâhın perde arkasını anlatayım mı?..

Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinden önce  “Kürt sorunu” yoktur diyip elleriyle kurdurduğu Dolmabahçe masasını tekmelediydi ya!.. Bakın o sıralarda İmralı’da neler oluyordu?.. İmralı canisi kendisi ile görüşmeye gelen MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a neler söylüyordu;

“PKK içinde Sünni, ben ve Murat Karayılan kaldı. Selahattin Demirtaş uluslararası bir projeydi. Cumhurbaşkanlığı seçiminde uluslararası güçler tarafından parlatıldı. Ben bu topraklardan çıktım. Millîydim. Selahattin Demirtaş’ı parlattınız. Artık gidin sorununuzu onunla çözün .Bir daha benimle görüşmeye gelmeyin.”

KDGM’den HDP heyetine verilen mesajın doğruluk payı vardı. Hakan Fidan İmralı’daki bu kapışmanın ardından bir daha adaya gitmedi. Cani ile görüşmeler  alt düzey bir memur ile devam ettirilmeye çalışıldı. Şöyle bir bakın; “çözüm süreci”  rafa kalktı da Hakan Fidan ve MİT neden ortada yok? Öcalan kaprislerinin eseri mi bu çıkışı yaptı. Yoksa danışıklı bir dövüş müydü?..

Ulaştığımız bilgilerle biraz daha geçmişe dönerek bir beyin fırtınası yapalım dilerseniz.

Türkiye’yi bölünmeye götüren çözülme süreci nasıl hız kazandı bir hatırlayalım. 1999’da terörist başı Öcalan’ın yakalanarak yurda getirilmesinin ardından, bölücü başının idam edilmesi durumuyla karşı karşıya kalan örgüt, o dönemin kararlı tutumu karşısında yurt dışına çekilmek zorunda kaldı.

1999-2004 yılları arasında ateşkes ilan eden örgüt, bu tarih aralığında inine çekildi. O tarihte örgütün siyasi kanadı olan HDP/BDP’nin kökü DEHAP, parti olarak 2002 seçimlerine girerek harakiri yaptı.

PKK’nın Kandil’de mağarasına çekilmesi, siyasi kolu DEHAP’ın seçimlere parti olarak girmesi, aslında 2002-2004 yılları arasında AKP’nin önünü açtı. Erdoğan’ın siyasi yasağının kalkarak Meclis’e girmesi, araya giren 2. Körfez savaşı ve Irak’ın işgalinin tamamlanması, İstanbul’daki El-Kaide saldırıları derken bir türlü sıra PKK’nın siyasallaştırılmasına gelmedi!

Ancak, terörle mücadelede yetkinin 1999 yılından itibaren TSK’dan alınarak MİT’e devredilmesinin ardından yeni bir proje devreye girmişti. Bu projeyi keşfeden dönemin siyasetçilerinden Mesut Yılmaz’ın “AB’ye giden yol Diyarbakır’dan geçer” sözü, sonrasında ise Mehmet Ağar’ın ortaya karışık “düz ovada siyaset” çıkışı 1999’dan sonra bir anda çözümcü misyona bürünen MİT’te pişirilen yemeğe ortak olma hevesiydi. Nitekim 2002 seçimlerine giden süreçte Mesut Yılmaz’ın AB desteğini de alarak (AB politikalarına uygun-MHP’yi dışarıda bırakan) GÖKKUBBE hükümeti, Hüsamettin Özkan-Kemal Derviş-İsmail Cem’in projesi genişletilerek/güncellenerek yeni eklemelerle kurulacaktı. Devlet Bahçeli’nin Bursa’da erken seçim çıkışı, Mesut Yılmaz’ın çözüm/çözülme planının devreye sokulacağı gökkubbe stratejisini bozdu. Ancak uzun soluklu AKP üzerinden sahnelenecek yeni bir ihanet projesi devreye sokuldu... 

Ne de olsa bunu planlayanların önünde önce IRAK sonrasında da SURİYE vardı. O nedenle acelesi olmayanlar, güçlü bir hükümet üzerinden ihanet projesini zamana yaydılar. Bahçeli’nin erken seçim kararı sadece o tarihte AKP’nin önünü açmadı, Yenimahalle’de pişirilen yemek devreye sokuldu ve İmralı’da tutulan cani üzerinden Kürt siyasetçilerin DEHAP ile seçime girmesi, yani Meclis dışı kalması sağlandı. Bu arada DEHAP’ın aldığı oylar, AKP ve CHP dışındaki partilere özellikle de 9.7’de kalan DYP’ye fren oldu.

MİT’in planlamasıyla OSLO ve HABUR’da manken rolüne soyunan AKP burada projeyi eline yüzüne bulaştırınca, bizzat kendi içlerinden biri olan Hakan Fidan’ın MİT’in başına getirilmesi sağlandı. Yeni yol haritasında Erdoğan ve AKP’nin kayış atmaması için iki şeyin göz ardı edilmemesi kararlaştırıldı. Çözüm/Çözülme sürecinde; 1- AKP oyları düşmeyecek. 2-Erdoğan es geçilmeyecek. Kendini hep başrolde hissedecek. Ancak, bu kez PKK bu duruma ayak uyduramayınca hükümet, 2012 yılında TSK ve EMNİYETİN önünü açarak operasyonlara izin verdi.

Ardından duruma bir el koyulması gerektiğini düşünen MİT, 2012’in sonlarında İMRALI trafiğini güçlendirdi. Cezaevinde göstermelik ölüm/açlık oruçları Öcalan eliyle bitirilerek terörist başına bir misyon kazandırıldı. Ardından bir anda planın hızlı bir şekilde işlediğini gördük. Bu andan itibaren terör örgütü hiçbir zaman masada kaybetmedi, bunu defalarca yazdık. Kaybeden hep  millet oldu.

Tabii, AKP’nin oyları düşmeyip Erdoğan kızdırılmadığı için de süreç bu günlere geldi. Ancak 7 Haziran’dan Erdoğan için başkanlık çıkmayınca Erdoğan, vitesten attı. Çözüm/Çözülme süreci yerle bir oldu... Devlet aklı ve sağduyusu fırsat bulup tam zamanında yaraya neşter attı. Operasyonlara başladı. AKP iktidarı kaybetmeme uğruna “inisiyatif bende”  rolüne soyundu. Fakaat!.. El altından tekrar masayı kurumaya çalışıyorlar... Bunu Beşir Atalay’ın üzerinden kurulan Kamu Güvenliği Müsteşarlığı eliyle yapmayı planlıyorlar. Öcalan’ın 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde ev hapsine alınacağını daha önce yazmıştım. Ama bir şartla, PKK/HDP Erdoğan’a başkanlığı verirse, olmadı. Demek ki planda bir aksama oldu. İhanet süreci tekrar güncellenecek öyle anlaşılıyor.

Plan şu; Öcalan, İmralı’dan 1 Eylül Dünya Barış Günü bahanesiyle çatışmasızlık ilanı isteyecek. Silahlar susacak!.. Yine Öcalan, kahraman olacak ve süreç tekrar işleyecek. Ne zamana kadar mı?.. Bursa MİT Bölge Başkanlığı’nın koordinesinde Öcalan prostat kanseri bahanesiyle Bursa Devlet Hastanesi’nden “Cezaevi koşullarında bulunması uygun değil, ev hapsine alınabilir” raporu verilene dek. İşte ondan sonra başka bir sürece geçeceğiz. Tabii bu oyunu bozacak siyasetçilere yana yakıla ihtiyacımız var...

Ankara’daki devlet aklı her şeyi görüyor. Bölünme sürecine en kritik zamanda el koyan akıl ile iktidar arasında çok kavgalı bir süreç bizi bekliyor gibi!.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
61 gün önce
67 gün önce
110 gün önce
111 gün önce
118 gün önce
149 gün önce
165 gün önce
189 gün önce
216 gün önce
265 gün önce
277 gün önce
293 gün önce
294 gün önce
325 gün önce
335 gün önce
385 gün önce
401 gün önce
420 gün önce
424 gün önce
428 gün önce
436 gün önce
457 gün önce
463 gün önce
477 gün önce
495 gün önce
503 gün önce
518 gün önce
532 gün önce
533 gün önce
536 gün önce
546 gün önce
564 gün önce
580 gün önce
603 gün önce
608 gün önce
609 gün önce
632 gün önce
646 gün önce
648 gün önce
677 gün önce
687 gün önce
750 gün önce
770 gün önce
770 gün önce
776 gün önce
793 gün önce
804 gün önce
825 gün önce
833 gün önce
835 gün önce
836 gün önce
848 gün önce
869 gün önce
902 gün önce
912 gün önce
919 gün önce
929 gün önce
937 gün önce
947 gün önce
970 gün önce
973 gün önce
974 gün önce
987 gün önce
988 gün önce
990 gün önce
996 gün önce
1002 gün önce
1004 gün önce
1008 gün önce
1037 gün önce
1049 gün önce
1085 gün önce
1120 gün önce
1122 gün önce
1163 gün önce
1202 gün önce
1243 gün önce
1246 gün önce
1248 gün önce
1255 gün önce
1296 gün önce
1303 gün önce
1332 gün önce
1334 gün önce
1356 gün önce
1370 gün önce
1371 gün önce
1390 gün önce
1397 gün önce
1404 gün önce
1407 gün önce
1409 gün önce
1411 gün önce
1418 gün önce
1420 gün önce
1431 gün önce
1439 gün önce
1441 gün önce
1442 gün önce
1450 gün önce
1457 gün önce
1465 gün önce
1471 gün önce
1473 gün önce
1478 gün önce
1480 gün önce
1483 gün önce
1485 gün önce
1494 gün önce
1502 gün önce
1515 gün önce
1570 gün önce
1573 gün önce
1586 gün önce
1596 gün önce
1602 gün önce
1609 gün önce
1612 gün önce
1625 gün önce
1646 gün önce
1652 gün önce
1670 gün önce
1675 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=