Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Ah Feyyaz!...

27 Temmuz 2015, 00:06

Devlet Suruç’un katilini ararken onlar çoktan bulmuştu... Önce kahpe bir pusu, ardından açıklama:  “Suruç’un intikamını aldık!” ... Kahpece ve bir alçağa yakışır bir sessizlikte ve arkadan, kafalarına birer kurşun sıkarak... İsimleri önemli değildi “hakim” unsur için: “İki polis”. İsmi, kaydı çok da önemli olmayan; ismini anası, sevdası ve karındaşından başka kimsenin “ırgalamadığı” ; ölmek için doğanlardandılar. Hani şairin  “mührünü bastılar, kaydı düşüldü”  türünden ölse de kimileri için kıymeti harbiyesi olmayan, ekmeğinin peşinde, devriye aralarında sevdasına şiirler yazan garip Anadolu çocukları... Yar ve yâranı için, ana, baba ve karındaşı için küçük kıyametin öznesi bu çocukların akıbeti bizim için kahır sebebidir de kimilerinin umurunda bile değildir... Onlar için “suret-i hak”tan gözükmek, “barış güvercini” imajını muhafaza etmek adına 32’nin yanına eklemlenen iki polistir sadece.

Alçakça infaz edilmekten daha beteri de budur onlar için 32+2 olmak.

Bu da bir şeydi nihayetinde. Birilerinin kutsadığı “çözüm süreci” nin ateşi devam etseydi Okan ve Feyyaz’ın terör kurbanı olduğunu söylemek mümkün olabilecek miydi?...

Güneydoğu’da şehit cenazelerinin “çözüm” hatırına sessizce kaldırıldığı zamanları hatırlayın. Şehadetleri o döneme tesadüf etseydi sade, sıradan saat başı ajansının  “Ceylanpınar’da TOKİ konutunda oturan iki polis vuruldu”  haberinden ibaret olacaklardı.

* * * 

Zaman teröriste ve onun siyasi uzantılarına “mesafe” koyma zamanı. O yüzden daha bir dik çıkıyor sesler. Ama onlar da,  “İntikamı alınacak, şehitlerimizin kanının yerde kalmayacağına herkes emin olmalıdır!” makamında,  o kadar... Tam o arada öğreniyoruz ki “kanını yerde bırakmayacak” devlet, Feyyaz’ın “beni deşifre etmeyin!” talebini dikkate almamış.

KCK’ya operasyon yapıp, dava dosyasına operasyona katılan Feyyaz’ın  “ev adresini, telefon numarasını, kimlik bilgilerini”  koyup, Feyyaz’ın “dosyaya gizlilik getirin” itirazlarını hiçe sayan devlet şimdi Feyyaz’ın ailesine sahip çıkacakmış... Doğruysa bu iddialar “aman uzak durun!” denebilir ancak... Anlayacağınız Feyyaz ve Okan’ın varlığı sadece medyanın kendisini “devrimci” diye isimlendiren “örtülü” bölücülerinin ve onların oynaşı “kimi” İslamcı ve liberallerin değil Devletin de umurunda değildi. Birilerinin “kandan” beslendiğini henüz farketmiş, “kılcallarına” girenlerden dün haberdar olmuş devlete “beni deşifre etmeyin” demiş de kimseye dinletememişti Feyyaz.

Meşguldü devlet... Eski çözüm ortaklarına kaptırdıklarını kurtarmanın, damarlarına kendi eli ile enjekte ettiğini temizlemenin derdindeydi...

Tüm bunların üstüne Feyyaz ve Okan’ın cenazeleri birilerinin “siyasi” hesaplarına malzeme edilmeye çalışılması yok mu; en acısı da budur...

Mesele birileri tarafından çoktan çözümlenmiş bile: “Kandan beslenen, ancak barış ve kardeşlik sözünü dillerinden düşürmeyen odaklar, devletimizin tüm kurumlarına ve teşkilatımızın kılcallarına giren örgütle de kol kola girerek, ihanette bulunmuşlardır”.

Sonuç olarak devletimizin bir ihmali yoktur, kahrolası “Paralel” çete ve lanet olası “örgüt” bu işi de başımıza sarmıştır... Sen terör operasyonlarında çalışan polisine güvenlikli lojman tahsis etmeyip onları TOKİ konutuna gönder, üstüne operasyon yaptırdığın bölücü dosyalara adresini, telefonunu kaydet ve üstelik  “adresimizi açık ediyorsunuz, dosyaya gizlilik getirin”  ihtarını görmezden gel, sonra  “kılcallara giren örgütle kol kola ihanet” ten bahset.

Anlaşılan o ki “saf” bir görüntümüz var...

* * * 

Ah Feyyaz!...

Kobani için yola düşüp, “Rojava Rojava” diye inleseydin, senden büyük hikâyeler çıkartırdı bu memleket. O güzel yüzünle, sakallı suretinle; hele hele şiirlerinle günlerce haberini yapardık... Muhayyel sevdan için yazdığın o satırlardan romantik hikâyeler çıkartırdık. Sosyal medyadaki “son” paylaşımlarına senaryolar yazar, milleti ağlatırdık... Fukaralığın seni Urfalara nasıl sürüklediğinin sosyolojik analizlerini yapar, alamadığın elbiselerin listesini çıkartırdık... Beşiktaşlı olduğunu duyan Çarşı, senin için pankart açar; tribünleri inletirdi... Ama sen “memleket” dedin, “devlet” dedin...

Senden çıkacak hikâye ancak bu kadar: Şanlıurfa’da TOKİ konutlarında öldürüldü, şehidimiz, kanı yerde kalmayacak, ailesinin yanındayız.

Bu kadar...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
86 gün önce
114 gün önce
191 gün önce
205 gün önce
254 gün önce
260 gün önce
267 gün önce
317 gün önce
338 gün önce
345 gün önce
373 gün önce
380 gün önce
387 gün önce
401 gün önce
408 gün önce
422 gün önce
429 gün önce
436 gün önce
443 gün önce
506 gün önce
527 gün önce
541 gün önce
583 gün önce
590 gün önce
610 gün önce
637 gün önce
674 gün önce
688 gün önce
716 gün önce
723 gün önce
730 gün önce
814 gün önce
940 gün önce
954 gün önce
1024 gün önce
1052 gün önce
1066 gün önce
1122 gün önce
1143 gün önce
1262 gün önce
1269 gün önce
1276 gün önce
1283 gün önce
1290 gün önce
1297 gün önce
1311 gün önce
1325 gün önce
1332 gün önce
1367 gün önce
1381 gün önce
1388 gün önce
1395 gün önce
1437 gün önce
1486 gün önce
1514 gün önce
1549 gün önce
1563 gün önce
1584 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=