Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Saltanat sevdalıları

08 Haziran 2015, 00:22

Son yıllarda Türkiye’de ilginç bir sınıf türedi: Saltanat sevdalıları.

Türkiye’nin içinde bulunduğu kimi sorunlardan şikayetçi olan bu kesim eski şanlı günlere dönmek için Padişahlığın gelmesini arzu ediyorlar.

İnsan geri kalmışlığın, güçsüzlüğün, çaresizliğin ve problemlere çözüm üretememenin sonucu olarak psikolojik bir tepki olarak geçmişe sığınabiliyor.

Psikologlar buna “melankoli” diyor. Geçmiş güzel günlerin sebebi olan “şeyi” kaybetmenin sonucu olarak bugünleri yaşadığına inanan insanın tavrı bu.

Bu insani tavır bir süre sonra politik bir talebe dönüşebiliyor.Eski imparatorluk günlerinin şaşaalı günlerini özleyerek bu günlere kahretme şeklinde bir hâl görüyoruz, özellikle sosyal medya “Osmanlıcıları” arasında.

Son dönemlerde ortaya çıkan Padişahçılarda ise durum biraz farklı.

Mevzu yine “psikolojik” lâkin bunu “melankolik” bir halet-i ruhiye ile talep etmiyorlar tamamen bir hedefe odaklanarak talep ediyorlar. Çünkü bu talebin hemen arkasından Padişah adaylarının resimleri de ekranları süslüyor.

Bu tiplerde durum “melankoli” noktasından “maraz” noktasına geçmiş.

Bu taleplerin pek öyle bugünlere kahredecek bir sınıftan gelmemesi, yani taleplerin “muhalif” çevrelerden değil iktidar çevrelerinden gelmesi konunun “melonkoli” dışında bir şey olduğunu gösteriyor.

Demokratik sistemin verdiği güçleri yetersiz görmenin, daha fazla güç talebinin bir yansıması bu.

Bu gücü yetersiz görenlerin planlaması ile yönlendirilen grupların “safdilliğine” yoruyorum bu talepleri. Bu zamanda hala bir zümrenin, kişinin veya ailenin tek yönetici olarak “hayâl” edilmesi tamamen doktorluk bir meseledir.

“Şimdi Padişahlık olsaydı” diye başlayan bu akl-ı evvellerin öncelikle tarihi iyi okuması gerekiyor. “Aaah!” diye iç geçirdikleri Osmanlı Devleti Padişahlık sisteminden Parlamenter sisteme geçmek için mücadele etmişken “sözde” Osmanlıcıların Osmanlı için bile geri bir sistem talebinde bulunması komedi ile izah edilebilir ancak.

Bu tipler yeni sultanlarına rol model olarak II. Abdulhamit ve Fatih Sultan Mehmet gibi önemli isimleri gösteriyorlar.

Bence yanlış yapıyorlar. Fatih dört dil bilen, felsefe, matematik gibi modern ilimlerden haberdar, sanatçı, devleti kurumsallaştırmak için kanunnameler yapmış bir padişahtı. Abdulhamit Han ise Parlamenter demokrasimizin temelini atan, dünyayı yakından takip eden, sanatla yakından iştigal eden, zanaatkâr, sarayına tiyatro yaptıracak kadar batı sanatlarına düşkün bir padişahtı.

Bir tarafta kimi uygulamalarını eleştirsek bile modern, sanatla ilgilenen, yönettikleri devleti kurumsallaştırmak için mücadele eden Padişahlar diğer tarafta sanatla ve sanatçıyla kavgalı, devletin temel kurumlarını ve geleneklerini kafasına göre değiştiren, dünya ile irtibatsız günümüz politikacıları…

Şimdi bu iki Padişah mezarından kalksa bu Saltanat meraklılarına ne derdi? Kendi makamlarına oturtmayı düşündüklerine bakıp “bizim koltuğumuza oturtmayı düşündüğünüz adam bu mu uleyn!” diye Osmanlı tokadını yapıştırmaz mıydı?

 

ÖZGÜRLÜK TESTİ

Sanırım Thomas Jefferson söylemişti “Halk, hükümetinden korktuğu zaman tiranlık; hükümet, halkından korktuğu zaman özgürlük vardır”. Ülkenin durumunu bu sözü rehber alarak değerlendirebiliriz.

Hadi bir test yapalım…

Televizyonda, okulda, evde, kahvede beğenmediğiniz iktidar hakkında konuşurken içinizde bir korku, “korku” demeyelim delikanlılığa leke getirir, en azından bir “acaba” ürpertisi oluşuyor mu?

“Siyaset” üzerine konuşurken içinizdeki bir ses “yahu başka işin mi yok, başına dert mi alacaksın” diyor mu?

Devleti veya çalıştığınız kurumu yönetenler hakkında konuşurken zihninizde cümle kontrolleri yaparken söyleyeceğinizi unutuyor musunuz?

Bir blogda veya gazetede beğenmediğiniz bir icraat üzerine eleştiri yazısı yazarken, yazınızı tekrar tekrar kontrol etmek zorunda hissediyor musunuz?

Twitterda veya Facebook’ta paylaşımlarda bulunurken ithamları geçtik “imalarıma dikkat edeyim” diyor musunuz?

Balkonunuza sevdiğiniz partinin bayrağını asarken “ulan şimdi bizi de fişlerler mi?” sorusu kafanızı kurcalıyor mu?

Soruların cevabı Jeferson’un tanımının hangi tarafında yaşadığımızı tarif edecek…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
44 gün önce
58 gün önce
107 gün önce
113 gün önce
120 gün önce
170 gün önce
191 gün önce
198 gün önce
226 gün önce
233 gün önce
240 gün önce
254 gün önce
261 gün önce
275 gün önce
282 gün önce
289 gün önce
296 gün önce
359 gün önce
380 gün önce
394 gün önce
436 gün önce
443 gün önce
463 gün önce
490 gün önce
527 gün önce
541 gün önce
569 gün önce
576 gün önce
583 gün önce
667 gün önce
702 gün önce
793 gün önce
807 gün önce
877 gün önce
905 gün önce
919 gün önce
975 gün önce
1115 gün önce
1122 gün önce
1129 gün önce
1136 gün önce
1143 gün önce
1150 gün önce
1164 gün önce
1178 gün önce
1185 gün önce
1220 gün önce
1234 gün önce
1241 gün önce
1248 gün önce
1290 gün önce
1339 gün önce
1367 gün önce
1402 gün önce
1416 gün önce
1437 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=