Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

On üç yılın finali...

01 Haziran 2015, 01:27

Eski Bakan Nihat Ergün yazdığı kitabında  “İslamcılık yaklaşımıyla dinin ideolojiye dönüştürülmesi ahlak konusunda bazı olumsuz gelişmelere de yol açtı... Partiler bir süre sonra parti olmaktan çıkıyor, siyasi cemaate veya siyasi şirkete dönüşüyorlar...”  demiş.

Benzer şeyleri 2003’te İsmet Özel söylemişti:  “... İslamcılar, sadece ” Madem bu devlet İslam devleti haline gelecek, öyleyse ben nereyi kapatayım da, güme gitmeyeyim? “ düşüncesiyle hareket ettiler.”

Ergün ve Özel, İslamcı hareketin siyasi ve entelektüel cenahını en üst düzeyde temsil etmiş iki isim. O yüzden tespitleri önemli. Ergün’ün  “şirketleşme” tespiti, bir  “teori”  değil  “durum tespiti/itirafı”  olması açısından dikkate değer.

İslamcılar muhalefetteyken ahlakın iktidar olmasını istediler lâkin iktidar olunca iktidarda tutunmak için kendilerince  “esperanto”  bir ahlak geliştirdiler: Eğer bir fiili kendileri dışında biri gerçekleştiriyorsa “tekfir”  ve ifşa etme, kendileri yapıyorsa İslami “yorum” getirme ve gözden saklama şeklinde tevil edilebilir bu yaklaşımı. Alıştıkları sefahatı  “huzur”  içinde devam ettirebilmek için başka da çareleri yoktu.

 “Piyasaya”  uyumlu bir dini anlayışın bu çevrelere hâkim olduğunu gördük geçtiğimiz on üç yılda: İslam’ı salt “muamelat” tan ibaret bir inanç manzumesi haline dönüştüren bir anlayış bu.

Bunun en kötü örneklerini geçtiğimiz dört yıllık süreçte gördük, Kur’an ayetleri ile dalga geçenleri görmezden gelen dini otorite, yolsuzluğu “ganimet hukuku” ile izah etmeye çalışan ulema, Peygamberle liderlerini yarıştıran “muhafazakâr” siyasetçiler, zinayı yasal hale getiren lider olarak tarihe geçmişken kız-erkek ilişkilerini diline dolamayı dindarlık sanan lider, 28 Şubat günlerinde başörtülü vekile hakaretler saydıranları fonlayan “muhafazakâr” medya, saray ozanları, kadrolu sanatçılar, Çankaya sofraları, havuz medyası, kadrolu müteahhitler vs...

Onüç yılın finali bu...

Şu manzaraya gözlerinizi kısarak baktığınız zaman onüç yıllık AKP iktidarının özellikle son döneminin “şeklen”  o çok hazzetmediği İsmet Paşa CHP’sinin  “tek parti”  dönemine ne kadar benzediğini göreceksiniz.

Seçim kampanyalarının yoğunlaştığı şu dönemde “açılış” kılıflı mitinglere araç tahsis eden, öğrenci görevlendiren Valiler, muhalefet parti otobüslerini şehir girişlerinden geri çeviren, muhalefet parti afişlerini mahkeme kararı olmaksızın indiren kolluk kuvvetleri bize İsmet Paşa’nın Parti Başkanı Valilerini, hukuk tanımaz inzibatlarını hatırlatıyor.

Açılış bahanesi ile  “gönlündeki kuşun”  daha rahat kanat çırpması için meydan meydan gezen Cumhurreisi ise 1950 seçimlerini hatırlatıyor bize. En son o seçimde bir Cumhurbaşkanı mitingler yapıp bir partiye oy istemişti. Bu kampanya döneminin en ibretlik olayı ise, Cumhurreisi’nin hiç hazzetmediği İsmet Paşa ile birlikte bir siyasi parti için propaganda yapan Cumhurbaşkanı olarak tarihe kaydının düşmesidir.

Bu kafayı oylayacağız

80’li yılların sonunda sağın ilk özgün müzik sanatçılarından olan Hasan Sağındık,  “Yusuf Yüzlüler”  isimli kasetini çıkartmıştı. Sağındık o kasetteki şarkılarından birinde arka plan müziği üzerine şiir okuyordu. O şiirin bir yerinde de Kelime-i Tevhid söylüyordu.

İşte o Kelime-i Tevhid’in okunması Ülkücülerin ve Hasan Sağındık’ın İslamcılar tarafından  “tekfir”  edilmesine yetmiş de artmıştı: Kelime-i Tevhid “çalgılarla” bir arada nasıl söylenirdi!..
Sonra ne mi oldu? İslamcılar bu ülkeye “green pop” akımını hediye ettiler.
Arabesk müzik eşliğinde zikir kasetleri memleketin değme sanatçılarının kasetlerinden çok sattı.
İslamcı radyolar önce müziğin haram olmadığına dair fetva aradılar, sonra kadın sesi haram değil diye; kısa bir süre içinde hepsini buldular.
Tesettür defileleri, muhafazakâr tikiler falan derken, sosyoloji ilmi açısından incelemeye değer “dejenere” bir sosyal katmanı ülkeye hediye ettiler.

Muhafazakâr kesimin işi kılıfına uydurmadaki maharetine son örnek ise Yasin Aktay’ın Cumhurbaşkanı’nın ismine getirttiği Salavat. Aktay’ın açıklaması İslamcıların kendi işlediklerini “tevil”  etme hususunda ne kadar yaratıcı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Evet...

Türkiye önümüzdeki Pazar bu kafayı oylayacak...

İslami ve ahlaki değerleri yaptığı işe uydururken Allah’tan korkmayan bu kafayı...

Seçim sizin...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
15 gün önce
29 gün önce
78 gün önce
84 gün önce
141 gün önce
162 gün önce
169 gün önce
197 gün önce
204 gün önce
211 gün önce
225 gün önce
232 gün önce
246 gün önce
253 gün önce
260 gün önce
267 gün önce
330 gün önce
351 gün önce
365 gün önce
407 gün önce
414 gün önce
434 gün önce
461 gün önce
498 gün önce
512 gün önce
540 gün önce
547 gün önce
554 gün önce
638 gün önce
673 gün önce
764 gün önce
778 gün önce
848 gün önce
876 gün önce
890 gün önce
946 gün önce
1086 gün önce
1093 gün önce
1100 gün önce
1107 gün önce
1114 gün önce
1121 gün önce
1135 gün önce
1149 gün önce
1156 gün önce
1191 gün önce
1205 gün önce
1212 gün önce
1219 gün önce
1261 gün önce
1310 gün önce
1338 gün önce
1373 gün önce
1387 gün önce
1408 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=