Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Bayram ve Hüzün

12 Ağustos 2013, 01:38

Bayramların güzelliği yaşamı ve ölümü bir arada içinde saklamasında gizli…

Güzel elbiseler, bayramlıklar, şekerler; dost ziyaretleri, sıla-i rahim…

Ve, her Bayram bizi sabırsızca bekleyen kaybettiklerimiz…

Bu bayram yaptığım kabir ziyaretinde, mezar taşlarına bakınca “ne kadar çok tanıdık olmuş” dedim kendime…

Mezarlıklarda tanıdıklar çoğalınca, insanın içini bir melankoli kaplıyor…

Hele genç yaşında toprağa koyduklarımızı görünce…

Hastalığa, trafiğe, cinayet kurban ettiğimiz o kadar genç can var ki…

Biz bayramı yaşarken onların geride bıraktıkları kaybettiklerinin boşluğunu doldurmak için, büyükler küçüklere gidenin eksikliğini hissettirmemek için çırpınıyor.

Bayramlar onlar için “zul”dür desek yeridir; ayrılığın acısını geride kalana hissettirmemek ne zor iştir. Bu açıdan ölüm tek başına bir mana ifade etmiyor. Ölümü “dayanılmaz” kılan şey ayrılık hissidir. Pir Sultan’ın

“Ölüm geldi yolun bize uğrattı / Firkat geldi yana yana ağlattı
Kesti ciger pare pare doğrattı / Ölüm ile ayrılığın elinden”

dizeleri ölüm ile ayrılığı eşitlerken bu hali güzel resmeder.

Ölümün yaşı yok muhakkak ama genç ölüm her daim insanın içine ince bire sızı bırakıp gidiyor. Hele bir de arkada bıraktıkları varsa. Geride kalanı her görüşte o sızı daha da büyüyor.

Bayramlar geride kalanları görmeye vesile olunca bayram ziyaretleri de ıstıraba dönüşüyor. Konuyu gidene getirmemek için binbir türlü hale girilir, ama netice söz gidene bir şekilde gelir. Bayram işte bu yüzden sıkıntıdır.Ölümden kaçış elbet yok. Kaçabilse garip Karacaoğlan kaçardı:

“Çıkıp bozkurtlayın ulaşamadım / Yalan dünya sana çıkışamadım
Eşimle dostumla buluşamadım / Var git ölüm bir zaman da gene gel”

Ama ne var ki ölüme “var git” diyemiyorsun. Bir ümit de vardır hani “ölüm geldiğinde / sen gitmiş olacaksın” diyen şairin umduğu türden…
Ölümün tek gerçeği var o da yalnızlık. Hem giden hem de kalan için…

Giden için toprağa konulduğu anda başlar yalnızlık. Kalan için ise “dostlar” çekildikten sonra…

***

O kadar çok adam koyduk ki toprağa …

30 yaşını doldurmamış pek çok arkadaşı. Köşe başındaki tinerciye, mahalledeki serseriye, adına “trafik” dediğimiz mel’una…

Ve  teröre...

Bayramlarda ziyarete gittiğiniz akraba mezarlarının başındayken karşıda gördüğünüz, başına Türk bayrağı dikilmiş mezarların başındaki insanların sizden bir farkı var. Onlar kabristanlardaki hancılardır. Bizim gibi bayramdan bayrama gelmezler, her gün oradadırlar.
Şeyhülislam Yahya'nın  
"Bülbüller öter güller açar şâd gönül yok
 Hiç böyleliğin görmemişiz fasl-ı baharın"

dediği gibi baharı göremeden yiten civanların anaları, babalarıdır onlar. Kahpe kurşunlara kurban verdiğimiz binlerin içindekilerden.

Katillerini "devletin" muhatabı ettiğimiz binlerin anneleridir onlar.

Katillerinin hamilerinin isimlerini havaalanlarına verdiğimiz çocukların babalarıdır onlar.

Onlara iyi bakın; gözlerindeki ifade acıdan "ıstıraba" dönüşmüştür artık.

Yerde kalan kanların baba gözlerdeki yansımasıdır o ifade...

***

Bayramı nasıl geçirdik?

Namaz dönüşü evladıyla bayramlaşamayan ana ve babayı, telefonda sesini duyamadığı sevgiliyi, babasının kucağına oturamayan evladı; babası ile bayramlık alamayacak evladı düşündük mü?

Garip kalanların her şeye rağmen “garip olmadıklarını” haykırdık mı?…

Evimizin hemen yanındaki, yoksa mahalledeki şehit ailesine gidip; onlara evlat olup, yalnızlıklarına ilaç olduk mu?…

Evlatlarının bir dağ başında kalmadığını gösterebildik mi?...

Cevap "evet"se her şeye rağmen bir umut var demektir...

***.

Günler ne kadar çabuk geçiyor...

"Ve günler, çehrelerinde kamçıdan sert bir istihza... birer birer geçiyor önümüzden. Kimi suratımıza tükürüyor durup, kimi tokatlıyor bizi." diyen Cemil Meriç'in bize ihtarı da bu değil mi?...

Apansız ölüme kurban verdiğimiz canları görünce insanın “dünya ne için?” sorusunu sorası geliyor…

Evin kapısından gelecekle ilgili pek çok hayali içinde saklayarak çıkanların akşam eve dönemediğini görünce insanın Fuzuli olup,

“Ah u feryâdun Fuzûlî incidübdür âlemi
Ger belâ-yı ışk ile hoşnûd isen gavga nedür “ diyesi geliyor…

Geçmiş bayramınız mübarek olsun, efendim…

İsmail Şahin'i takip etmek için:

https://www.facebook.com/isahinbegen

https://twitter.com/issahintr

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
11 gün önce
32 gün önce
39 gün önce
74 gün önce
81 gün önce
95 gün önce
102 gün önce
116 gün önce
123 gün önce
130 gün önce
137 gün önce
200 gün önce
221 gün önce
235 gün önce
277 gün önce
284 gün önce
304 gün önce
331 gün önce
368 gün önce
382 gün önce
410 gün önce
417 gün önce
424 gün önce
508 gün önce
543 gün önce
634 gün önce
648 gün önce
718 gün önce
746 gün önce
760 gün önce
816 gün önce
956 gün önce
963 gün önce
970 gün önce
984 gün önce
991 gün önce
1005 gün önce
1019 gün önce
1026 gün önce
1061 gün önce
1075 gün önce
1082 gün önce
1089 gün önce
1131 gün önce
1180 gün önce
1208 gün önce
1243 gün önce
1278 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=