Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Dündar Taşer'in 'meselesi' neydi?

16 Haziran 2013, 22:24

Dündar Taşer Türk milliyetçileri gözünde her zaman farklı bir yerde olmuştur. Kırk yedi yıllık hayatı Türk milletinin 140 yıldır karşı karşıya olduğu “cezri” bitirmek ve “med”i başlatmak mücadelesi içinde geçmiştir. Tabii ki bu yolda yalnız değildi. Dündar Taşer denince akla gelen ilk isim nasıl Alparslan Türkeş ise, Alparslan Türkeş denince de Dündar Taşer’dir. Türkeş ve Taşer birlikteliğinde ismi konulmayan bir iş bölümü var gibidir. Türkeş liderlik vasfı ve karizması ile gençliği hareketin etrafına toplarken, Taşer engin tefekkürü ile gençliğin yetişmesine eğilmiştir.

Dündar Taşer’ olayları tahlil ederken geniş bir tarihi perspektiften çözümlemelere gider. Böylece hadiseleri daha anlaşılır kılarken, dinleyiciye Tarih şuurunu aşılar. “Bir milletin, milli telakkisi, onun tarihi seyri içinden çıkar” diyen Taşer için bu tarihi seyir önemlidir ve Türk gençliğine anlatılmalıdır. Bu tarihi seyir içinde Osmanlı’nın ayrı bir yeri vardır. Taşer’e göre daha önceki kurulan devletler Osmanlı’yı vücuda getirmek için yapılmış tecrübelerdir.  O’na göre Osmanlı, “…Bu İmparatorlukların sonuncusu, bugüne kadarki tarihin kaydedebildiği en kudretli, en adil, en azâmetli bir varlıktır.”

Taşer’i bir kelime ile ifade edecek olsaydık o  “devlet” olurdu. O’ndaki devlet telakkisi Osmanlı’dan kalma bir deyimle vücud bulur: Fena fi’d – devle. Yani devletle bir olmuş, devletle bütünleşmiş. Taşer'de devlet ve bayrak asli unsurdur: nitekim bayrak nereye gidiyorsa, Türk de oraya gidiyor. Bayrağın dalgalandığı, yâni devletin hakim olduğu yerde yaşayabiliyor.” Ona göre Osmanlı Devlet anlayışı cihanşümul bir senteze ulaşmıştır.

Taşer’in "meselesi" sadece tarih ve devlet anlayışı değildir; devleti oluşturan ve onun anlayışını şekillendiren unsurlar da ilgi alanına girer. Taşer'in 60'lı yıllarda bürokrasi ve siyasi irade çatışması üzerindeki tespitleri ilgi çekicidir. Taşer'in bu tespitlerini daha sonra Erol Güngör'de görmekteyiz.

Taşer’e göre, Askeri ve sivil bürokrasi ile siyasi idarenin çatışmasının temelinde yatan şey menşei, menfaati, dünya görüşü, içtimai kıymet hükümleri, yâni her şeyi ile birbirine zıt iki varlığın devlet yönetiminde yan yana bulunmak zarureti”dir. Bu zıtlık, devlet idaresini imkansız kılan tek sebeptir. Bunu çözmenin yolu yine Osmanlı örneğinden geçer. Osmanlı’nın kuruluşundan Tanzimat'a kadar geçen sürede böyle bir ayrışma, zıddiyet yoktur.

Bu ayrışmanın sebebi, kendisini milletin üzerinde gören, içinden çıktığı toplumun zevkini, estetiğini ve sanatını küçümseyen bir zümredir. Aydınlar ve bürokrasinin milletteki "inanış ve imanın, an'âne ve kıymet hükümlerinin" üzerinde oturmaması, ”halk ve müesseseler ikiliği”ni ve nihayet “halk ve aydın zıtlığı"nı ortaya çıkartmaktadır. Bu durum toplumsal çatışmanın temelinde yatan şeydir. Son yirmi yıldır yaşadığımız tartışmalara bu "zıtlık" çerçevesinden bakıldığında, özellikle "bürokratik" hakimiyette "rol değişimleri" olsa da problemin Taşer'in tespit ettiği noktada vücut bulduğunu görebiliriz: İktidar koltuğuna oturanların "öteki"ni görmemekteki ısrarı ve koltuk sahibi değişse de "halk ve müesseseler" ikiliğinin devam etmesi. Son aylarda yaşadıklarımızı da dikkate alarak baktığımız zaman görülmektedir ki, yarım yüzyıldır iktidarı elinde tutanlar Dündar Taşer'i haklı çıkartmaktadır. Bu durumdan en büyük "hisse"yi milliyetçiler çıkararak Taşer'i tekrar keşfetmelidirler.

Taşer’in “mesele”si “Büyük Türkiye” idealini gençliğin hayallerine sokmak ve bunu gerçekleştirecek gençliği yetiştirmekti. Bunun için geleceği kuracak nesillere büyük ve güçlü devleti anlattı. Genç dimağlara büyük devlet fikrini canlı ve muhteşem örneklerle anlatmayı yöntem olarak benimsedi. Aslında o, gençliğe yeni bir ideal aşılamaya çalışıyor, uzun süredir unutulan “büyük” olma idealini yüreklere bir ateş gibi düşürmeyi hedefliyordu. Bunda başarılı da oldu. Onun yüreğine ateş düşürdüğü çocuklar daha sonra ülkeyi ateş çemberinden çıkardılar.

O bunu yıllar öncesinden görmüştü: “…Ülkücü gençlik gösteriyor ki Allah bu Millet’in fenâ bulmasını dilememiştir. O halde Türk Milleti yaşayacaktır.”.

Mekânı Cennet olsun.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Sukuti
424 gün önce
Emmioğlu kalemine,mürekkebine sağlık.Dündar Ağayı unutmayanlara ve.Tüm Barak Ovasına ve sevenlerine selam olsun.
Yazarın Diğer Yazıları
27 gün önce
34 gün önce
48 gün önce
69 gün önce
91 gün önce
154 gün önce
175 gün önce
188 gün önce
231 gün önce
237 gün önce
258 gün önce
285 gün önce
322 gün önce
336 gün önce
363 gün önce
370 gün önce
378 gün önce
461 gün önce
497 gün önce
588 gün önce
601 gün önce
671 gün önce
699 gün önce
713 gün önce
769 gün önce
909 gün önce
917 gün önce
923 gün önce
937 gün önce
945 gün önce
959 gün önce
972 gün önce
980 gün önce
1014 gün önce
1029 gün önce
1036 gün önce
1043 gün önce
1084 gün önce
1134 gün önce
1161 gün önce
1197 gün önce
1211 gün önce
1232 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=