Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Bedava Ülkücüler…

16 Mart 2015, 23:46

Galip Erdem denince “Ülkücünün çilesi” ve “Beşiktaş nasıl kurtulur?” geliyor aklıma. Tabii ki “uyuyanlara ağıt”. “Bedava Ülkücülük”ü atlamak haksızlık olur…

Şairin “Hezar gıpta o devri kadim efendisine / Ne kendi kimseye benzer, ne kimse kendisine.” dediği türden bir dava adamıydı merhum.

Moda tabiri ile bir fikir işçisiydi. Muhteşem bir üslup, derinlemesine bir tefekkür ve nihayet Ülkücü çevrelerde çok sık rastlanmayan “muharrir” nosyonu. Yazan, okuyan, konuşan ve Ülkücü için koşturan bir ömürdür Galip Erdem’in bu dünyada geçirdiği 67 yıl.

Herkesin “general” olmaya namzet olduğu bir harekette nefer olmaya talip azınlıktandır. Yazdıkları sadece zamanına değil aynı zamanda yarına dairdir. O yüzden “Ülkücünün çilesi” döner döner bir daha okunur ve etrafa bakılır; “kaldı mı böylesi?” diye:

“Ülkücülerin hayatı bambaşkadır. Sözlüklerinde rahatlık kelimesinin yeri yoktur. Daimi bir mücadele içinde ömür tüketirler…..Ülkücünün, ülküsü ile münasebeti, hakikî bir aşkta sevenle sevgilinin münasebetine benzer. Hep verir, hiç almaz….. Şahsına fenalık yapanlara pek aldırmaz ama ülküsüne yan gözle bakanlara tahammülü yoktur. Sadakati için karşılık beklemez, mükâfat istemez, bir garip kişidir...”

“Garip kişidir” derken aslında kendini anlatır “Ülkücünün Çilesi”nde. Ve tabii ki peşinden koşturduğu çocukları.  Peşlerinde mahkeme mahkeme koşturup maddi manevi neyi varsa uğurlarında Mamak yollarına serdiği çocukların hikâyesini ve nihayet hazin sonunu resmeder “Ülkücünün Çilesi”:

 “Gün gelir, ecel hükmünü icra eder, ülkücü dünyasını değiştirir. Kalabalık o'na acır, daha iyi yaşamış olmasını temenni eder. Hâlbuki o, inançları uğrunda yaşamanın hazzını tadamadıkları için ömrü boyunca kalabalığa acımıştır.”

Zordur hani onun tarif ettiği “Ülkücü” gibi olmak. Okunasıdır, yaşanası değil. Gözünüzü kapatıp öyle bir hayatı hâyâl edersiniz de “olsa ne güzel olurdu” dersiniz, ama olamazsınız; gözünüzü açınca hayâl etmenin daha  “rasyonel” olduğuna nefsiniz ikna eder sizi; o yüzden çok taliplisi yoktur bu “çile”nin…

Ülkücünün mücadelesi sadece “karşı” ile değildir; zamana ve mekâna tutunmaya çalışan arkadaşla, aileyle ve dahi sevdikleriyle. Ve tabii ki kudret sahipleri ile:

 “Hemen herkesle, her şeyle zaman zaman çatıştıkları görülür. Arkadaşları ile, aileleri ile, hattâ sevdikleri ile... Belli bir ülkünün esaslarından ziyade politikanın değişen icaplarına uymayı tercih eden kudret sahipleri ile de sık sık ihtilâfa düşerler.… Bu halleri kalabalığa göre, uslanmamaktır; kendilerine göre de, yılmamak.

Tabii ki eyyamperestler bugünün icadı değildir, Galip Erdem’in dikkatini çekecek kadar vardır o çağlarda da:

“….Menfaatlerine tapan bu adamlar, daha çok kazanmalarına, daha rahat yaşamalarına mâni olacak sanırlar da, ülkücüyü hep ezmeğe çalışırlar! Ne garip tecellidir ki, ülkücünün gayretlerinden en çok faydalananlar da eyyamperestlerdir…”

***

Cennetmekân “bedava Ülkücüler”i de unutmamıştı. Zor zamanda kenara köşeye sinen, zafer anında meydanlara fırlayıp “avuçlarını patlatırcasına” alkış tutan, her seçim döneminde Ülkücüleri kuşatan  “bedavacı” taifeye de çağrıda bulunuyor, “hiç değilse olduğunuz gibi görünün!” diyerek meselenin sadece “imkânla” bitmediğini ihtar ediyordu:

Samimiyetinizden asla şüphe etmiyorum. “Domuzdan yana” değilsiniz, biliyorum! … Yanlış anlamayın: O bir avuç adam elbette ki, sizin hesabınıza değil, gönül verdikleri bir ülkünün hizmetinde çalışıyorlar. Hak yolunun yolcuları, siz olsanız da olmasanız da, yollarından dönmeyeceklerdir. Yalnız, bir noktayı unutmayınız: Bu oyun daima böyle oynanmaz. İmkânla iman birleşmediği müddetçe dâva kazanılamaz. Kazanılsa bile, zaferde sizin en ufak bir payınız olmaz. Hiç değilse olduğunuz gibi görününüz, bedava ülkücülükten vazgeçiniz.”

Onun davası, mücadelesi “o bir avuç adam” içindi. Onlar için dünya zevklerinden vazgeçti, rahat yüzü görmedi, gönül verdiği Ülkünün hizmeti için verebileceği tek şeyini, ömrünü verdi. O’nu kaybedeli onsekiz yıl olmuş.

Mekânı Cennet, ruhundan bir Fatiha’yı esirgemeyiniz.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
144 gün önce
242 gün önce
270 gün önce
347 gün önce
361 gün önce
410 gün önce
416 gün önce
423 gün önce
473 gün önce
494 gün önce
501 gün önce
529 gün önce
536 gün önce
543 gün önce
557 gün önce
564 gün önce
578 gün önce
585 gün önce
592 gün önce
599 gün önce
662 gün önce
683 gün önce
697 gün önce
739 gün önce
746 gün önce
766 gün önce
793 gün önce
830 gün önce
844 gün önce
872 gün önce
879 gün önce
886 gün önce
970 gün önce
1005 gün önce
1011 gün önce
1054 gün önce
1096 gün önce
1110 gün önce
1180 gün önce
1208 gün önce
1222 gün önce
1278 gün önce
1299 gün önce
1418 gün önce
1425 gün önce
1432 gün önce
1439 gün önce
1446 gün önce
1453 gün önce
1467 gün önce
1481 gün önce
1488 gün önce
1523 gün önce
1537 gün önce
1544 gün önce
1551 gün önce
1593 gün önce
1642 gün önce
1670 gün önce
1705 gün önce
1719 gün önce
1740 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=