Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Vekâlet mi yoksa sefalet mi?

09 Mart 2015, 22:41

Vekillik piyasası hareketli. Özellikle iktidar cenahında deyim yerindeyse “cümbüş” var. Herkes de bir “heyecan” değmeyin gitsin.

Pek çok tanıdık sima var iktidar cümbüşünde. Daha dün muhalif partilerde vekil olmak için süslenenler bugün iktidar cenahında “nasibini” arıyor…

Bürokratların durumu ise daha şenlikli…

Beklentiler terkedilen koltuklara göre dereceleniyor. Risk büyük, koltuk bırakarak yarışa soyunuyorlar; ya onların yokluğunda birileri “ağabey zati bu Paraleldi” deyip koltuğa konuverse?

Dolayısıyla doğru hesap yapmaları gerekiyor.

Bu arada sınavları da tek tek geçecekler. Nitekim İsmet Paşa’nın “açık oy kapalı tasnif”ini bile geliştirerek “kapalı oy, kapalı tasnif” yöntemini demokrasimize hediye eden  “asrın partisi”nden aday olacaklar.

Kaç oy aldığını bilemese de destek için kapı kapı gezilecek, paralelizme karşı nasıl mücadele ettiğini delillerle anlatacak, asrın liderine sevgisini ispat etmek içün muhayyilesini zorlayacak, millete hizmet yolunda ak ile akçe ilişkisinin şer’i çizgilerle nasıl kurulacağı izah edilecek vs.. İşleri zor yani.

Kazanma ve kazanamama, aday olabilme ve olamama durumlarını da hesap etmeleri gerekiyor.

Tepeleri bırakıp gelenlerin seçilmeleri yetmez, bıraktıkları geliri, makam araçlarını, sekreterleri, danışmanları, yan gelirleri tolere edebilecek bir pozisyona da oturmaları gerekiyor. Memleket için rahatlarını bırakıp yollara düşen yüksek bürokratlarımız doğal olarak Bakanlık istiaresine de yatmak zorundalar.

Kolay değil Bürokrasinin en kudretli makamlarını bırakıp milletine hizmet için yollara düşmek; devlet onların bu fedakârlıklarını takdir etmeli, değil mi?

Biraz aşağıda pozisyonu olup Bakanlık için istiareye niyet  bile edemeyecek zevat ise ellerinde hesap makinası vekil maaşına yolluk ve yevmiye takviyesi ile rahat bir vekalet ve nihayet tatlı bir emeklilik hayal ediyorlar. Seçilemezlerse Bakan veya Müsteşar Yardımcılığına “fit” olmaya hazırlar.

Bir de bu yarışı kaybedeceğini bile bile yola koyulan “tavşan” adayların durumu var ki evlere şenliktir. Tevazû abidesi bu ağabeyler, “aday adayı” kimliği ile mevcut pozisyondan bir adım yukarıya atlamayı hayal ediyorlar.

Bu cümbüşte “yahu ne yapıyorum?” deyip bu gidişin “vekâlete mi yoksa sefalete mi?” olduğunu kurcalayan yok…

Siyasetin insanı kendinden geçiren hayal dünyasında binmişler bir alamete gidiyorlar…

***

Bunların içinde öyle kimseler var ki onların hâli bize de bizden sonrakilere de ibret olacak cinstendir. Ömürlerinin ahırîne gelmişlerdir ve ne hazindir ki bir vekillik uğruna 40 yılda biriktirdiklerini bir çırpıda harcamaktadırlar…

40 küsür yıldır takip ettiği yola, arkadaşına, hasılı kendisine hakaret edenlerin kapısını aşındırırken “yahu ne işin var oralarda?”  diyenlere “ne yapayım 50 yıldır mücadele ettiğim mekândan bir şey olacağı yok!” minvalinde cevapları daha da ibretliktir.

Necip Fazıl’ın dediği gibi “öz ağzımdan kafatasımı kusturacak” nokta ise cismen olmasa da fikren ait olduğunu iddia ettiği fikri yapıyı “bunlar Fatiha bilmez!” retoriğine bağlayan kapıda davasının hakikatlerini hayata geçireceğini zanneden muhayyiledir.

“Ahir ömrümüzde vekâlet kayığına binelim” içinse bu “bahaneler” anlaşılabilir lâkin hakikaten inanılıyorsa yeni adresin ulviyetine eski siyasi aidiyetleri bir kenara bırakıp yeni kimlikle siyaset yapılmalıdır.

Ahlâki olan budur…

Aksi durum ise bana babasının evini terk edip gözü hâlâ baba evinin kilerinde olan hayırsız evladın durumunu hatırlatıyor.

***

Tamam, MHP bir türlü istediğimiz tadı vermiyor olabilir.

Eleştirilecek pek çok yanı da olabilir.

Altın tepside uzatılan meyveyi incelemekten yemeye fırsat bulamayan bir tarzla yönetiliyor da diyebilirsiniz.

Fakat “Bunlar Fatiha bile bilmez” diyenlerin kapısında ikbâl dilenecek kadar da umutsuz mudur durum?

Ülkücü gurur, vakar, duruş “istenmezsem karşı dükkâna giderim!”den mi ibaret?

Soruyu sorup bu bahsi kapatalım:

Bir dava adamı için müstehzi bakışlar altında bir vekâlet için kapı kapı dolanmak mı, yoksa Hz. Ömer’in bedevisi gibi gördüğü eğriyi düzeltmek için mücadele mi?

Hangisi daha onurlu?

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
27 gün önce
34 gün önce
48 gün önce
69 gün önce
90 gün önce
153 gün önce
174 gün önce
188 gün önce
230 gün önce
237 gün önce
257 gün önce
284 gün önce
321 gün önce
335 gün önce
363 gün önce
370 gün önce
377 gün önce
461 gün önce
496 gün önce
587 gün önce
601 gün önce
671 gün önce
699 gün önce
713 gün önce
769 gün önce
909 gün önce
916 gün önce
923 gün önce
937 gün önce
944 gün önce
958 gün önce
972 gün önce
979 gün önce
1014 gün önce
1028 gün önce
1035 gün önce
1042 gün önce
1084 gün önce
1133 gün önce
1161 gün önce
1196 gün önce
1210 gün önce
1232 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=