Lütfen bekleyin..

Ali Mert Kutlu

Kim Kimi Yenecek?

02 Ağustos 2013, 02:34

Türkiye’de 2002 yılı değişiminde sermayenin etkisi hiç de göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür. Değişimin dış ayağı ve dış ayağın sermaye üzerindeki kontrol gücü düşünülünce bu etki daha iyi anlaşılmaktadır. O dönemde TÜSİAD’ın bile kendisi ile beş benzemez pozisyonunda olan AKP oluşumu ile uyumlu bir görüntü sergilemesi başka nasıl izah edilebilir? 

Denilebilir ki dönemin AKP’si ile TÜSİAD öyle pek de sıkı fıkı örüntü vermediler. İki yabancı yapının olabileceği en samimi görüntüydü esasen o günlerde yansıyanlar. Ama TÜSİAD ve TOBB gibi birliklerin önceki hükümetlere karşı tavırları hatırlanırsa aradaki uyum daha iyi anlaşılacaktır.

Hisarcıklıoğlu ile birlikte TOBB’un aldığı pozisyon belli. Her ne kadar “darbe hükümetlerinin başbakanı” olarak anılsa da genel olarak TOBB ile Hükümetin ilişkilerinde çok da göze batan aksamalar yaşanmadı. (Bu arada TOBB yöneticilerinin muhtemel bir Köşk-Hükümet sürtüşmesinde tavrını Köşk’ten yana kullanacağı kulisleri de unutulmamalı.)

 Sermayeyi temsil eden gruplardan asıl dikkat çekicisi TÜSİAD oldu diye düşünülebilir. Demokratikleşme, yeni anayasa, hak ve özgürlükler, yerelleşme, çözülme, Ermeni-Kürt-Alevi açılımları ve daha onlarca konuda aynı şeyleri konuştuklarını sandılar uzunca bir süre.

   Gezi olayları sanki saklanan gerçeği ortaya çıkardı. Ya da birileri işletildiklerini fark ettiler. Divan Oteli’nin kapılarını zorda kalan göstericilere açması hak ve özgürlük algısının aynı olmadığını anlattı birilerine. Birileri onları ayıpladı, bazen azarladı, bazen de halka şikayet etti. O birileri bununla da kalmadı. İlk 500’ün en büyük sanayi kuruluşuna, borsa değeri ve vergi sıralamasındaki yerine bakılmaksızın polis ve maliye tarafından ani denetimler gerçekleştirildi. Denetim yapmak devletin hakkı ve görevi denilebilir. Fakat önemli olan zamanı ve şekli olsa gerek. Çünkü oluşturulan algı ile o şirketin borsada yaşadığı kayıp bir günde 1.000.000.000 (Bir milyar) TL civarında gerçekleşmiş.

Nasıl bakalım olaya? Anlaşılan o ki bu bir cezalandırma. Ama daha ötesi olsa gerek. Son 10 yılın özelleştirme ve ihalelerle besleme yoluyla birileri kendi büyük sermayelerini oluşturdular. Bu yeni sermaye grupları uluslar arası bağlantılarla kendi durumlarını daha da güçlendirdi. Artık olması gereken payanda olarak görev yapan ve “yabancı” olarak görülen sermayenin tavsiyesidir. Tavır bu sebeple alınmıştır. Gezi falan teferruat.

Görünen o ki açık veya gizli bir çarpışma olacak. Tasfiye edilen sermaye, kendilerini tasfiye edenleri gelecek seçimlerde tasfiye etmeye çalışacaktır. Bu mücadelenin galibi illaki dışarıdan yapılan müdahalelerle belirlenecektir. Körfez sermayesinin takınacağı tavır Mısır Darbesi’nde belli oldu.

 Bakalım müstakbel galip ne tür angajmanlara girecek. Yeni operasyonel güç olarak hangi siyasi parti ve kadrolar tercih edilecek.

İster sarı öküzleri gözden çıkarın, ister kapasitenizden büyük lokmalar yutmaya çalışın. Neticede kaybeden olursunuz.

NOT: Uzunca bir süredir takip eden darbe soruşturmalarında el atılmadık hiç kimse, hiçbir kurum, hiçbir grup kalmadı. Ama nedense darbelerin finansman ayağına hiç el atılmadı. İşin bu yönü de oldukça manidar.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
1249 gün önce
1250 gün önce
1262 gün önce
1278 gün önce
1292 gün önce
1295 gün önce
1298 gün önce
1304 gün önce
1312 gün önce
1322 gün önce
1331 gün önce
1333 gün önce
1335 gün önce
1348 gün önce
1351 gün önce
1352 gün önce
1356 gün önce
1358 gün önce
1361 gün önce
1367 gün önce
1372 gün önce
1374 gün önce
1376 gün önce
1378 gün önce
1388 gün önce
1392 gün önce
1399 gün önce
1401 gün önce
1407 gün önce
1408 gün önce
1411 gün önce
1414 gün önce
1418 gün önce
1420 gün önce
1424 gün önce
1427 gün önce
1429 gün önce
1431 gün önce
1432 gün önce
1434 gün önce
1435 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=