Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Noel Baba’nın demokrasimiz üzerine etkisi...

29 Aralık 2014, 10:45

Bundan on yıl kadar önce, liseli gençler tarafından çıkartılan bir dergiden yılbaşı hakkındaki fikirlerimi belirtir bir yazı istemişlerdi. Ben de doğal olarak  “samimi”  duygularımı gayet salihane bir şekilde yazmıştım, lâkin yazı  “sakıncalı”  bulunmuş yayımlanmamıştı.
Yazının  “sansür kurulu” ndan geçmemesi, liselerimizin encamına dair bir ipucu vermekle beraber Türkiye’deki demokrasi anlayışındaki sakatlığı da gözler önüne sermekteydi.
Aslında Türkiye’de sadece iktidarlar değişiyor, her şey aynı. Biz sadece değiştiğini zannediyoruz. Daha bir kaç gün önce bir sohbet esnasında “demokrasi diye bir şey yok galiba, kandırıldık!” demiş, tepki ile karşılaşmıştım. Hazirunu sakinleştirdikten sonra şöyle savunmuştum kendimi “Darbe döneminde, sol iktidarlarda, sağ iktidarlarda, İslamcıların iktidarlarında hep aynı şeyleri yaşamamız, yaşadıklarımızın ’normal’ olduğunu gösteriyor. Doğal olarak iktidarların bir suçu yok, demek ki demokrasi denilen şey aslında yok veya böyle bir şey” .
Acıydı ama çok güldük...
Yanlış hatırlamıyorsam şimdilerde bizi yönetenlerden biri “Demokrasi bir araçtır” demişti bir zamanlar. Haklıydı. Türkiye’de “hâkim sınıflar” iktidarlarını muhkemleştirmek için kullandılar demokrasiyi. Hâkim olmayanlar ise “hâkim unsur” olabilmek için. Demokrasi nutukları ile gelenlerin “rövanş”, “kayıp hakların telafisi” adı altında ülkedeki kurumların içine etmesi bu durumun yansıması.
Nitekim bu topraklarda  “demokrasi”  muhalifken tatlı bir meyvedir, iktidarken değil. Eğer bir gün bir “kahraman” , rövanşa değil  “hakka” odaklanırsa en azından güzel bir başlangıç yapmış olacağız.
“Noel Baba”  da  “var”  zannettiğimiz demokrasimizin vazgeçilmez bir unsuru.  “Hadi canım!”  demeyiniz. Kendileri yılbaşı meselesi üzerinden vuruştuğumuz sembollerden biri değil mi? Noel Baba önemli bir figür. Neo-İslamcı’nın birilerini  “taklitçi/Batı uşağı” , karşıdakilerin de birilerini  “gerici” diye yaftalayabilmesi için el altında tutulması gereken önemli figürlerden biri.
Sermayenin  “Müslüman”  hanelere girmesi bu cephede İslamcıları zor durumda bırakıyor. Nitekim ekonomik sınıfın değişmesiyle birlikte  “alışkanlıklar”  da değişiyor.
Modern suret ve libaslarına “türban”  takviye ederek  “muhafazakâr”  olduğunu zanneden “İslamcı tiki” lerin içkisiz-dansözsüz yılbaşı kutlamaları tertip ederek surda  “gedik” açmaları bunun güzel örneklerinden biri.
Bir de Mekke’nin fethi durumu var ki o daha da büyük bir fecaat arz ediyor. Şöyle ki; Miladi 11 Ocak’ta fethedilen Mekke, İslamcıların yılbaşı keyfinden mahrum kalmaması için 1 Ocağa çekiliverilir, sonra da “yılbaşı kutlamayın kardeşlerim hadi gelin Mekke’nin fethini idrak edelim!” diye safa çağrılır.
Meraklı İslamcıya şu önemli bilgiye vereyim: 1 Ocak Peygamber Efendimizin Mekke’yi fethetmek için “Medine’den çıktığı” gündür, Mekke’yi fethettiği gün değil. Eğer kutlayacaksanız “Medine’den Mekke’yi fethetmek için çıkış günü” nü kutlayın...
Anlayacağınız durum bu kadar trajik...
Hemşerilik hukukumuz da olan St. Nicholas, Patara’da doğduğu zaman  Türk demokrasisi üzerine bu kadar etkisi olacağını düşünmüyordu hiç şüphesiz. Ve  “dayatma”  da olsa, dünyanın ortak değeri olacağını düşünemezdi.
Biz ne kadar dalga geçsek de, Noel Baba  “figürü” başarılı bir mutfak çalışmasıyla  “dünya malı” yapılmıştır. Bugün, dünyanın değişik dinlere mensup pek çok ülkesindeki çocuklar evlerinde ren geyiklerinin çektiği kızağı ve kırmızı pelerini ile Noel Baba’yı bekliyorsa bu, Batı’nın büyük oranda  “kurgulanmış”  bir papazı dünyanın ortak değeri yapan çalışmanın başarısıdır.
Bunda diğer dünya insanının, pozitivistleri/modernistleri de dahil, saflığının etkisini atlamamak lâzım...
Müslüman bir alimin deniz üzerinde yürüme hikayesini veya herhangi bir  “basit”  kerametini dahi  “hurafe”  olarak değerlendirip bilimin çöplüğüne atan Comte aşıklarının Noel Baba’yı veya sevgililer gününün azizi Valentin’i  “bilim laboratuvarı” na sokmaması hiç gözümüze çarpmaz ve şüphelenmeyiz...
“Bırak bu gerici ağızları!” diyenlere son sözüm şu olur: İyi yıllar efendim, iyi yıllar...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
9 gün önce
107 gün önce
135 gün önce
212 gün önce
226 gün önce
274 gün önce
281 gün önce
288 gün önce
338 gün önce
359 gün önce
366 gün önce
394 gün önce
400 gün önce
407 gün önce
421 gün önce
428 gün önce
442 gün önce
449 gün önce
456 gün önce
464 gün önce
527 gün önce
548 gün önce
561 gün önce
604 gün önce
610 gün önce
631 gün önce
658 gün önce
695 gün önce
709 gün önce
736 gün önce
743 gün önce
751 gün önce
834 gün önce
870 gün önce
961 gün önce
974 gün önce
1002 gün önce
1044 gün önce
1072 gün önce
1086 gün önce
1142 gün önce
1163 gün önce
1282 gün önce
1290 gün önce
1296 gün önce
1303 gün önce
1310 gün önce
1318 gün önce
1332 gün önce
1345 gün önce
1353 gün önce
1387 gün önce
1402 gün önce
1409 gün önce
1416 gün önce
1457 gün önce
1507 gün önce
1534 gün önce
1570 gün önce
1584 gün önce
1605 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=