Lütfen bekleyin..

AKP iki koldan eriyor ! MHP bombası ! İşte son anket...

video: Hakan Bayrakçı daha önce katıldığı programda "MHP 18'in altında alsı, mesleği ırakırım" deişti...

SONAR’ın anketine göre AKP’nin tek başına iktidar olması için gereken 276 sandalyeye ulaşması zor....

MHP ise en az yüzde 20 oy alıyor.

Taraf'tan Tunca Öğreten'e konuşan SONAR’ın sahibi Hakan Bayrakçı, AKP’de yaşanan bu düşüşü, Kürtlerle yürütülen sürecin, seçim sonrası muhtemel akıbetini ve milliyetçilerin oylarını anlattı.

İşte Hakan Bayrakçı'nın o söyleşisi..

Yayınladığınız son ankete göre, AKP’nin 276 vekili bulmasının zor olduğunu söylüyorsunuz. AKP’nin bu düşüşünü neye bağlıyorsunuz?

AKP’nin oylarını düşürecek birkaç faktör var.

Birincisi, 13 yıllık bir iktidar oluşu. İnsanlarda bir değişim isteği var ki bu psikolojik bir şey.

İkincisi, ekonominin kötü gidişatı. 2008’de de dünyadaki kriz Türkiye’ye yansımıştı. O zamanki seçimlerde de yüzde 38’e düşmüştü AKP’nin oy oranı.

Üçüncü faktör ise lider değişikliği. Her ne kadar Erdoğan, AKP Genel Başkanı gibi mitinglerde boy gösterse de partinin başında ve Başbakan olan isim Ahmet Davutoğlu. Bu ülkenin seçmeni, Cumhurbaşkanı‘nın parti lideri gibi hareket etmesine alışık değil. Daha önce taraf olan Cumhurbaşkanlarının bile böyle davranmadığına şahit oldular hep. Mesela Ahmet Necdet Sezer, AKP karşıtı bir Cumhurbaşkanı’ydı fakat meydanlara çıkıp diğer partiler lehine kampanya yapmamıştı.

Peki, muhalefetin bu oy kaybında bir etkisi yok mu?

Muhalefetin bir farklılığı olduğunu düşünmüyorum. Buradaki oy kaybının nedeni, mevcut iktidarın yıpranması, kendi içindeki değişim ve devinimler. Şu an gidişat, AKP’nin yüzde 40 civarında oy alacağını gösteriyor. Bu da AKP’nin tek başına iktidar olamayacağı anlamına geliyor. Bu sonuç özellikle de HDP’nin barajı geçip, geçmemesine bağlı.

Saydığınız faktörler arasında 17 ve 25 Aralık yolsuzluk iddiaları yoktu. Seçmenin bu iddialara inanmadığını mı düşünüyorsunuz?

Kesinlikle önemli bir faktör. 17 ve 25 Aralık yolsuzluk iddiaları ile AKP seçmeninin beşte biri tereddüde düştü. Bu da 10 puan düşüş demektir. Ortada aleni bir olay vardı ve Hükümet, adı geçen bakanları Yüce Divan’a göndermeyerek üstünü kapadı.

Erdoğan ve AKP, kamuoyu yoklamalarına oldukça önem veriyor. Beri yandan siz, Erdoğan’ın parti lideri gibi mitingler düzenlediğini ve bu durumun da seçmen tarafından kabul edilmediğini ifade ediyorsunuz. Sizin gördüğünüzü Erdoğan görmüyor mu sizce?

Erdoğan, sürekli anket yaptıran bir lider. Hatta araştırma sektörüne çok katkısı olmuş biri. Evet, SONAR’la güvenip hiç çalışmamıştır ama 1araştırmanın önemini iyi bilir. Türkiye ilk defa böyle bir Başbakan gördü. Haklısınız bu yanlış bir politika ama bazı durumlar vardır ki; sizi böyle hareket etmeye mecbur kılar. Eminim ki Başkanlık sisteminin, toplumun yüzde 60’ı tarafından istenmediğine dair anket sonuçları Erdoğan’ın önüne gidiyordur. Bu demek oluyor ki; daha önce AKP’ye oy verenlerin de bir kısmı Başkanlık sistemini istemiyor. Ancak Erdoğan Başkanlık sistemi için diretmek zorunda.

Niye?

Kendisi Cumhurbaşkanı olmak istedi ama bir yandan da AKP ve ülkenin yönetiminin başkasına kaldığını da görüyor. Geçmişte de oldu bu. Turgut Özal gibi Cumhurbaşkanı olan her parti lideri, partisinin kontrolünü hep kaybetti. Erdoğan hem Cumhurbaşkanı olmak, hem de partinin ve ülkenin yönetimini elinde tutmak istiyor. Bu yüzden de seçmenin karşısına çıkıp, Başkanlık sistemi için diretmekten başka çaresi yok.

Geçen yıl bir TV programında, ‘Davutoğlu ile Erdoğan arasında fikir ayrılığı olacak ve bu durum AKP’yi bölecek’ demiştiniz. Tam olarak bahsettiğiniz süreci mi yaşıyoruz şu an?

Ben bir tarihçiyim. Tarihi tetkik ederken, insanı ve psikolojisini de öğreniyorsunuz. Tarih boyunca liderler bu psikolojik travmaları hep yaşamıştır. Liderliği kaptırmama, gücü muhafaza etme gibi… Erdoğan, Cumhurbaşkanı olurken, Davutoğlu da siyasi partiler kanunu gereğince AKP’nin başına geçecekti. E, ülkeyi Başbakan yönetir, tüm kararları o alır. Cumhurbaşkanı olarak etkiniz ve yetkiniz, Türkiye’de sınırlıdır. Ben bu lafı söylemeden önce, Erdoğan’ın bu iki arada sıkışacağını görmüştüm. -Ki bu arada Bülent Arınç’ın barış süreci ve gözlemciyle ilgili Erdoğan’ı eleştirmesi de bununla paralel.- Bu sıkışıklıkta ya araları açılır ya da Davutoğlu, ‘Ne haliniz varsa görün’ der ve istifayı basar diye düşünmüştüm. Seçim günü yaklaştıkça da bu problemler doruğa çıkabilir.

Evet…

Erdoğan, Hükümet’e baktıkça muhtemelen içinden şöyle geçiriyordur: ‘Ben olmasam, siz bir hiçsiniz. Olmasaydım eğer, ne AKP vardı, ne sen Başbakan’dın, ne de diğeri genel müdür.’ Yani AKP’de ikbal görmüş, mevkii sahibi olmuş herkese bu gözle baktığına eminim Erdoğan’ın. Şimdi siz bu çerçevede kendinizi, Davutoğlu’nun yerine koyun bakalım… Davutoğlu, Parti Genel Başkanı, Başbakan, hatta Anayasa’ya göre gücün yüzde 80’i onun elinde. Ancak diğer taraftan da Erdoğan’ın sözünden çıkamıyor. Böyle bir tabloda fikir ayrılığı kaçınılmazdı zaten. Seçimlerden sonra da bu ayrılık de
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=