VİDEO - Başbuğ Alparslan Türkeş’i anlatan kitap yayında

Türk Dünyası’nın Başbuğ’u Alparslan Türkeş’i anlatan roman Gazi Karabulut imzasıyla yayında…

Gazi Karabulut’un kaleme aldığı “Kızıl Elma ve Başbuğ” adlı eser, Kripto Yayınları’ndan çıktı.

Raflardaki yerini alan kitabın roman türünde olması dikkat çekici.

Alparslan Türkeş gibi efsaneleşmiş bir ismin yaşamını romanlaştırarak anlatmak kolay bir iş değil.

Yazar Gazi Karabulut da bunun zor ve iddialı bir iş olduğunu dile getiriyor.

İşte Karabulut’un kendi kaleminden kendi yazdığı romanın tanıtımı:

Çok büyük bir iddia…

Çünkü destanı andıran bir hayatı kaleme almaya niyetlenmekten farkı yok.

Oğuz Kağan’ı anlatmak…

Bilge Kağan’dan bahsetmek…

Satuk Buğra Han’ı, Alparslan’ı. Fatih’i, Atatürk’ü anlatmak gibi…

Ama bir adım atılmalıydı…

Vefa adına…

Ülküler adına…

Yeni nesil adına…

Bu niyet ile başladık…

Alparslan Türkeş ile hatırası, dava arkadaşlığı, fikri mücadelesi olan insanlara ulaşmaya çalıştık…

Kimileri ketum davranırken pek çok büyüğümüz bazen gözyaşları içinde, bazen derin hayallere dalarak, kimi zaman koca bir “ah” çekerek anlattı yaşadıklarını…

Sonra yazılı kaynaklara ulaşmaya çalıştık…

Bazen sadece küçücük bir bilgiyi bile, romana dâhil etmek için günlerce sorup soruşturduk.

Elbette roman olduğu için bazı kurgulara da yer verdik.

Romanı okurken “Acaba bu da yaşanmış mı?” denileceğini tahmin ettiğimiz için ilk sayfaya; “Bu roman,  Hak aşkıyla, Türklük yolunda, Kızılelma ülküsüne yürüyen gerçek kahramanların, tarihe altın harflerle geçmiş kutlu davalarından esinlenerek kurgulanmıştır. Var olsunlar !” ifadesini koyduk.

Böyle bir başlangıç yaparken; Alparslan Türkeş adına yazılan kitapların fikri mahiyetine ek olarak roman tadında bir anlatımın da bulunmasını istedik. Bu hususu, kıymetli bir Türk Milliyetçisi olan Ümit Çıkrıkçı’ya ilettiğimizde memnuniyetle kabul etti. Ve romanın oluşumunda çok ciddi bir çaba sarf etti.

Nihayet “emanet” olan bir davaya, “emanet” olan bir kavramla giriş yaptık. Ve bu emanetin başladığı an Türk’ün tarih sahnesine çıktığı süreç ile dile getirildi.

Elbette bu başlangıç Oğuz Kağan ile yapılmalıydı.

Ve yanında tarihin her dönemini temsil edecek bir “Temur” karakteri…

Emanet, tarihin Başbuğları tarafından elden ele ulaştırılırken, her Başbuğ’un yanında, Türk gençliğini temsil eden Temur bulundu. Temur, Ali Temur oldu, Ali Metin oldu, Ali Metin Tokdemir oldu. Tarihin akışına şahitlik etti.

Emanet, Hoca Ahmet Yesevi’nin huzurunda, bütün başbuğların hazır bulunduğu ortamda Atatürk’ten Alparslan Türkeş’e devredilirken de fermanı, Ali Temur sundu son Başbuğ’a…

İşte o, öyle bir emanetti ki beraberinde çileyi, ıstırabı, zulmü, yalnızlığı, acıları, zindanları, idam sehpalarını getirdi.

- 4 Kasım 2018 19:08 A A

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.