“Metin Başkan yaşasaydı AKP-Saray rejiminin en büyük muhalifi olurdu”

Ülkücü Hareketin kanaat önderlerinden, araştırmacı –yazar Hakkı Öznur’dan çarpıcı açıklamalarda bulundu.
GÜNCEL - 8 Aralık 2018 01:39 A A

Öznur, Ankara’da katıldığı bir programda, “1968-2018.Ülkücü Gençlik Hareketinin 50. Yılı” adlı bir konuşma yaptı.

Ülkücü Gençlik hareketinin fikri ve siyasi mücadelesini olaylarla, belgelerle, dönemlerle anlatan Hakkı Öznur, konuşmasının bir bölümünde 1980 sonrası dönemi anlatırken, Ocak hareketinin efsanevi başkanı Metin Tokdemir’den de bahsetti.

Metin Tokdemir’in 36 yıllık ömründe Ülkücü Harekete yaptığı unutulmaz hizmetleri ve onun ülkücü duruşunu, tavrını, fikri ve siyasi netliğini, dönemden örnekler vererek anlattı.

Hakkı Öznur merhum Metin Tokdemir ile ilgili şunları söyledi;

“BİZİM OCAK’IN “KUTUP YILDIZI” : METİN TOKDEMİR

1980 sonrası Ocak hareketinin en karizmatik isimlerinden biri efsane başkanlardan, adam gibi adam örnek ülkücü, Ülkücü gençlik lideri Metin Tokdemir’dir.

Ülkücülüğü iliklerine, hücrelerine kadar yaşayan bu dava adamı, gönül insanı Türk–İslam ülküsüne ve hareketine alçakça iftiralarda, saldırılarda bulunan her türlü iç ve dış mihrakla, yabancı ideolojilerle, gayri milli zihniyetlerle mücadele etmişti.

Ülkücü yolun çelebisi, Erciyes dağı kadar heybetli, Ocak gençliğinin “kutup yıldızı” Metin Başkan, “Bizim Ocak” dergisinde “Yeni Düşünce” gazetesinde yazdığı yazılarla, Anadolu’nun dört bir yanında verdiği konferanslarla Ülkücü Gençliğin yol haritasını çizmişti. Güçlü belagati, hitabeti ile kitleleri heyecanlandırır, etkilerdi. 80 sonrası toparlanmaya damgasını vurmuş bir gençlik önderiydi.

Konferansların ve seminerin adı Metin Tokdemir’dir. Dönemin Ülkücüleri “Ahde Vefa İmandandır” sözünü ondan çok kez duymuşlardır.

Bir “Ülkü “Yıldızı” ve devi olan, fikri yapısı ve liderlik özelliği ile bir döneme damgasını vuran, 80 sonrası Ocak gençliğinin 1 numarası olan Tokdemir, İslam’ı bir ideoloji gibi yorumlayan, Kuran ayetlerini -Haşa !- slogana dönüştürmeye kalkan Vehhâbilik/Neo-selefi, Hâricî akımlara, karşı tavizsiz bir Ehl-i Sünnet savunucuydu.

Türk gençliğinden Ehl-i Sünnet çizgisine sıkı sıkı bağlanmalarını ve bu konuda tavizsiz olmalarını isteyen; Peygamber davasının davacısı Metin Tokdemir, bir iman, ahlak ve vicdan hareketi olan ülkücü hareketi ırkçılık ile suçlayan “küfür” ile itham eden, Ortadoğu bataklığındaki sapık ve harici akımlardan beslenen telifçi, tercümeci, tekfirci, bid’atçi, hastalıklı zihniyete sahip; köksüz, ruhsuz siyasal ,islamcı çevrelerle hep mücadele etmişti.

ÜLKÜCÜLER ÜZERİNDE SİNSİ ÇALIŞMALAR YÜRÜTEN İRAN’CI/ ŞİA’CI TAKIMA EN SERT TAVRI METİN BAŞKAN GÖSTERMİŞTİR

Ülkücü dünya görüşünün tavizsiz savunucusu Türk-İslam Ülküsünün inanmış kavga adamı, yaşamı ülkücülük olan Metin Tokdemir, 1980 sonrası şimdi AKP milletvekili olan Mehmet Metiner’in çıkardığı “Girişim” dergisi, yine Objektif, İstiklal, Şehadet, Yeryüzü vb. İran yanlısı grupların Ülkücü harekete yönelik saldırılarına “Bizim Ocak” dergisindeki yazılarında ve Anadolu’nun dört bir yanında verdiği konferanslarda gereken cevapları veriyor, foyalarını ortaya çıkarıyordu.
Bir taraftan Kutubcu–Mevdudici tezleri savunanlar; öte yandan Tahran’ı ideolojik-siyasi merkezi üs olarak gören İran yanlısı çevreler, 1980 sonrası Ülkücüler üzerine sinsi çalışmalar, faaliyetler yürütüyorlardı. Cezaevlerindeki Ülkücülere yönelik yayınlar yapıyorlardı. Saflarımızdan ayrılmış, atılmış bir takım problemli, arıza tiplerin, Ülkücü Hareket aleyhine yazdıkları, saçma sapan yazılarını yayınlıyorlar ve haber yapıyorlardı. Ülkücüler üzerinden taban kazanmaya çalışıyordular.
Bin yıllık ruh köklerimizle siyasal İslamcılık asla bağdaşmaz. Ülkücü Gençlik lideri Metin Tokdemir, kendisi gibi düşünmeyen herkesi tekfir eden Vehhabi/Neo Hâricî akımlarla tercüme İslamcılarla, İran’cı çevrelerle kararlı bir mücadele yürütüyor, bu sapık akımlarla ilgili bir konuşmasında şunları söylüyordu. “İslam’ı bir ideoloji gibi öğretenler, algılayanlar, uygulamaya çalışanlar tarihi yanılgı içindedirler. İslam’ın kaynaklarının birincisi Kur’andır, Kur’an Allah’ın kelamıdır. İslam’ın ikinci kaynağı Resulullah’ın Sünneti ve sahih hadisleridir.”

METİN BAŞKAN YAŞASAYDI AKP/ SARAY REJİMİNİN EN BÜYÜK MUHALİFİ OLURDU

Metin Tokdemir’in aziz ülküdaşları, genç Ülkücüler/Alperenler, 24 Haziran seçimlerinde tıpkı Metin Tokdemir’in 80’lerde; kafaları, zihinleri, ruhları bulanık bize, bu topraklara ait olmayan kavramlarla karşımıza çıkan, tercüme İslamcılarla, soğuk savaş döneminin hastalıklı bir ideolojisi olan siyasal İslamcılıkla, Amerikancı/NATO’cu sapık akımlarla yaptığı tarihi kavga gibi; hepimize düşen tarihi görev; rahmetli Metin’in mücadele ettiği, İslam’la Kur’an’la ilgisi ve alakası olmayan siyasal İslamcı zihniyetin günümüzdeki uzantıları olan ve 16 yıldır iktidarda olan BOP’çu NATO’cu milliyetçilik düşmanı AKP/Saray rejimine hak ettiği tarihi dersi verme günüdür.

Allah (c.c) verdiği ve emanet ettiği canı; “…O’ndan geldik, O’na döneceğiz” şiarı ve imanı ile yaşayan; davasını Kur’an’la anlatan; 36 yaşında Hakka yürüyen, Türk- İslam Ülkücüsü Metin Tokdemir, örnek bir dava adamı gibi yaşamış, hareket etmiş; Ülkücü ilke ve değerlerin yılmaz savunucusu olmuştur.

1980’lerin sonunda çakma mücahitlere, çakma akıncılara bir makalesinde şu tarihi sözleri söylemiştir:

“Yeni bir iman çağının müjdecisi Türk- İslam Ülkücüleri adeta bir şuheda neslidir. Şehitleri, gazileri zindanlarda çile doldurmuş “Yusuf Yüzlüleri” ile Müslüman Türk olmanın mesuliyeti ve sevdasıyla büyük bedeller ödeyen ülkücüler feragat ve fedakarlığın en yüksek temsilcileri olmuştur.
Ülkücü Hareket, Türkiye’de bulunan bütün Cemaatler ve gruplar içinde imanı ,vatanı ve milleti için en yüksek bedel ödeyen kesimdir. Bugün kendilerini İslam’ın bayraktarı ilan edenlere sormak lazım siz hangi bedeli ödediniz? Bir damla gözyaşı döküp bir nebze olsun acı çektiniz mi?
Kompleks ve kıskançlıklarından dolayı bir türlü sevemedikleri ülkücüler, yedisinden yetmişine neferlerini Allah yolunda, İslam uğruna toprağa verirken ,bu gün kendilerini İslam’ın bayraktarı ilan eden çevreler o günlerde ne işle meşguldüler acaba?

ŞİMDİ METİN’CE DURUŞ METİN’CE TAVIR METİN’CE ÜLKÜCÜLÜK ZAMANI

AKP/Saray rejimi takiye yapmaya devam ediyor. Parti devletinin başı, kürsülerde, meydanlarda “Ülkücü kardeşlerim” diyor.Nereden Ülkücüler senin kardeşin oldu ? Sen değil miydin Ülkücüler için Sakarya’da, ‘Bunlar Fatiha’yı bile okumayı bilmez’ diyen ?Sen değil miydin, ‘Bunlar ırkçı /kafatasçı kandan beslenenler’ diyen.Ülkücülere “kafatasçı, Fatiha bile okumayı bilmez bunlar diyen” milletin milliyetçiliğine düşman, siyasal İslamcıların iktidarına AKP/Saray rejimine karşı mücadele ülkücülerin tarihi görevidir. Bir kez daha ifade ediyorum: günlerden Metin günü, zaman Metince duruş, Metince tavır, Metince Ülkücülük zamanı.

AKP ve Erdoğan’a oy vermek davayı, misyonu, Ülkücü Hareketi inkardır. Binlerce şehidimizin kemiklerini sızlatmaktır.

“Ülkücüler Fatiha okumayı bile bilmez” diyen Erdoğan’a Ülkücüler tarihsel misyonlarının gereğini yapacaktır. Ülkücü duruş ve tavrı sandıklarda gösterecektir. Ülkücü Hareket düşmanı AKP ve Erdoğan’a karşı adalet ve demokrasiden yana oylarını kullanacaklardır.
Soğuk Savaş döneminin “yeşil kuşak” projesinde 2000’lerin başından itibaren ise “BOP” adlı küresel projenin taşeronları olan siyasal İslamcıların toplandığı yer AKP’dir.

“YEŞİL KUŞAK PROJESİ” NEO/ SELEFİLİK ABD/ İNGİLİZ PROJESİDİR

12 Eylül 1980 sonrasının siyasal ve konjonktürel şartları içeride ve dışarıda siyasal İslâmcı akımlara güçlenmesine zemin buldu. ABD’nin “yeşil kuşak projesi” Ortadoğu’da radikal akımların kök salmasına ve örgütlenmelerine fırsat verdi. İngilizlerin uyguladıkları temel strateji Ehl-i Sünnet omurgasını çökermektir. İslam dünyasının ve ümmetin başına bela olan Vehhâbilik üzerinden üretilen neo-selefîlik ,radikal akımlar bir İngiliz küresel projesidir. 1980 sonrası Girişim, İstiklal, Şehadet Tevhid, Davet, Objektif, Yeryüzü vb. İrancı ve Humeynici’ yayın organları İran tipi ve İran bağlantılı bir devrimin savunucuları idi. 1980’lerin ortalarından itibaren peş peşe yayınlanmaya başlayan İslâmcı dergiler ve yayınlarda İran devrimin etkisi açıkça görülüyordu. Radikal İslâmcılar da teorik gıdalarını İran’dan alıyorlardı.

İran taraftarı çevreler, İran rejiminin “mezhepçi” yönünü bir türlü görmek istemiyorlardı. İran onlar için bir tabuydu. Kim İran’ı Humeyni’yi eleştiriyorsa “Hâricî ” mantığıyla saldırıyorlar ve “tekfir” ediyorlardı. İran’ın beşinci kol faaliyeti olarak çalışmalarını sürdüren bu Tahran merkezli gruplar en çok Ehl-i Sünnet noktasında tavizsiz olan Ülkücü Harekete saldırıyorlardı.

Rahmetli Metin Tokdemir, Ortadoğu’da etnik ve mezhep kimlikleri üzerinden cinayetler işleyen, katliamlar yapan, eylemler yapan, İslam coğrafyasını kan gölüne çeviren bu hastalıklı zihniyetlerle yaşarken mücadele etmiş, Vehhâbilik/ Selefi, Hâricî tehlikeye dikkat çekmişti.

Kur’an’a ve Sünnetullah’a ters düşen yol ve yöntemlere başvuran sapık akımlara karşı özellikle gençliği, konferanslarında, yazılarında hep uyarmıştır. İrancı ve Selefi radikal akımların gençlik üzerindeki etkisini gören Metin Tokdemir, 1990 yılında yapmış olduğu bir konuşmada şu önemli tahlil ve tespitleri yapmıştır: “Tekfircilik, tarih boyunca Müslümanların başını ağrıtan önemli bir sorun ola gelmiştir. Tekfircilik önüne geleni dinden çıkarma hastalığıdır. Bir Müslümanın tekfircilik hastalığına düşmesi kabul edilemez. Tekfircilik ümmetin başına beladır. Kur’ân ve Efendimiz’in hayatını doğru kavrasalar bu yanlış yol ve yöntemlere sapmazlar”.

GÜNCEL - 01:39 A A
BENZER HABERLER

SOSYAL MEDYA HESAPLARI

SON 3 GÜNÜN EN ÇOK OKUNANLARI

NAMAZ VAKİTLERİ

20.05.2019 15:17:47
  • 03:46 İmsak
  • 05:35 Güneş
  • 13:06 Öğle
  • 17:02 İkindi
  • 20:26 Akşam
  • 22:07 Yatsı

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 86.815
    0,02%
  • ALTIN 247.35
    -0,48%
  • DOLAR 6.024
    -0,41%
  • EURO 6.732
    -0,19%

VİDEO GALERİSİ