Lütfen bekleyin..

Dış Politika uzmanı Soli Özel: ABD Kürtlerin Iraktan ayrılıp Bağımsız Kürdistan kurmalarını istemiyor!..

18 Kasım 2013, 11:53

Soli Özel, bugünkü dengeler içerisinde Batı’nın bağımsız Kürdistan’a yeşil ışık yakmadığının görüldüğünü belirterek “ABD’nin Kürtlerin Irak’tan ayrılmasından yana olmadığını” ifade etti

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Soli Özel, bugünkü dengeler içerisinde Batı’nın bağımsız Kürdistan’a yeşil ışık yakmadığının görüldüğünü belirterek “ABD’nin Kürtlerin Irak’tan ayrılmasından yana olmadığını” ifade etti

Kürt meselesinde kartlar bir kez daha dağıtılıyor. Bir yandan Öcalan ile görüşmeler devam ediyor, süreç ilerliyor, bir yandan Barzani ile Diyarbakır’da gövde gösterisi yapılıyor.

Türkiye’nin geleneksel kırmızıçizgilerinden vazgeçtiği çok açık. Peki, bölgede bizleri hangi gelişmeler bekliyor? Dış Politika uzmanı Soli Özel ile konuştuk.

Orta Doğu dengelerinde Kürt kimliği artık nereye oturuyor?

2003’ten itibaren bölge ve dünya sahnesinde Kürtler ulusal kimlikleriyle önemli bir siyasi aktör olarak ortaya çıktılar ve bundan sonra da Kürtlerin yeniden yaşadıkları toprakların merkezî yönetimlerinin kendilerini tanımayan ya da kendilerini sürekli baskı altında tutan politikalarıyla barış içinde yaşamalarını beklemek sözkonusu olmayacak.

Kürtler artık bağımsızlıklarını mı istiyor?

Hatırlayabilirsiniz, 2005 yılında Irak’ta anayasa oylanırken Kürtler ikinci sandık koydular, Kürdistan bağımsız olsun mu olmasın mı diye, yanlış hatırlamıyorsam yüzde 98 bağımsızlık talebi çıktı bu oylamadan. Dolayısıyla Kürtlerin bağımsız olmak istediklerine şüphe yok. Fakat baktığımız zaman dünya sistemi ve tabii bölgesel dengeler Kürtlerin bağımsızlıklarını ilan etmelerine izin verecek bir ortamda değil. Hatta ABD ile Türkiye’nin arasında en ciddi sorunlardan birisi de Türkiye’nin izlediği politikalarla Kürdistan’ın bağımsızlığını kolaylaştırdığı iddiasıydı. Yani bu biraz güneşin batıdan doğması gibi bir şey Türkler açısından. Onca yıl ABD’ye ve Batı’ya lanet edildi, değil mi? Siz Kürdistan kurdurmak istiyorsunuz dolayısıyla bizi de böldürmek istiyorsunuz, büyük Kürdistan kurulacak, büyük İsrail gibi olacak vs. Ondan sonra Amerikalılar Türkiye’ye “Siz bu adamlarla işi çok ileri götürdünüz, Bağdat’ın otoritesini eritiyorsunuz dolayısıyla bir durun bakalım, frene basın. Biz Kürdistan’ın bağımsızlığından Kürtlerin Irak’tan ayrılmasından yana değiliz” dediler. En azından bugünkü denklemde ya da bugünkü dengeler içinde Batı’nın ya da ABD’nin bir bağımsız Kürdistan’a yeşil ışık yakmadığını görüyoruz.

Yakın zamanda Başbakan HÜDA-PAR Genel Başkanı’yla görüştü. Cumartesi günü de Barzani’yle Diyarbakır’ da biraraya geldi. Türkiye Öcalan çizgisini by-pass ediyor diyebilir miyiz?

Türkiye’de benim anlayabildiğim kadarıyla PKK’nın güdümünde bir milliyetçi hattın dışında çok ciddi, çok köklü, çok derin bir İslami hat da var. Gerçi son zamanlarda İslami hattın da Müslümanlık üzerinden değil Kürtlük üzerinden kendisini tanımladığı söylenir oldu.

Unutmayın, yakın zamana kadar bu milli görüşçüler de Türk- Kürt ayrımı dışında “biz hepimiz Müslümanız” çerçevesinde işi çözmeye çalışıyorlardı.

Onun yürümeyeceği anlaşıldı. Şimdi bir Kürt Müslüman partisi kuruldu. Başbakan onlara alan açmaya çalışıyor. Tabii bu aynı zamanda Kürtlerin içindeki bölünmeleri de derinleştirecektir diye ümit ediyordur. İkincisi şunu unutmamak gerekir ki, özellikle İstanbul’a baktığımızda Kürtlerin yüzde 55’i AKP’ye oy veriyor. Bunu patronaj nedeniyle veriyor, muhafazakârlık nedeniyle veriyor, şu nedenle veriyor ya da bu nedenle veriyor ama veriyor. Geriye ülke çapında Kürt milliyetçilerinin yüzde 6,5 Güney Doğu’daki 11 kentte ise yüzde 70’lere varan oyu kalıyor.

BDP’yi Kürt Milliyetçisi olarak mı tanımlıyorsunuz?

Başka ne diye tanımlayayım? Sonuç olarak bir Kürt davası gütmüyorlar mı?

Bunu söylediğim zaman bir ayrıştırma maksadıyla söylüyorum, yani bir değer yargısı koyarak ya da ayrılıkçılıkla eş anlamlı kullanmıyorum. Sonuç olarak Kürt kimliğini savunmak, ortaya koymak Kürtlerin kendini yönetme hakkını savunmak vs. anlamıyla ortadalar. Demokratik özerklik gibi laflar ediliyor, kendimizi yönetelim deniyor, çok coşulduğu zaman biz kendi polisimizi kuralım deniyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü sınırları içinde Türkiye Kürtlerinin kendilerine siyasi bir kimlik arayışı içinde olduklarını anlıyorum ben o yüzden o nitelemeyi kullanıyorum.

Öcalan Türkiye’de Kürt tabanı içerisinde mutlak önder. Aslında barış sürecinin ilerlemesi bir şekilde Öcalan’ın performansına da bağlı. Türkiye’nin Barzani ile ilişkileri Öcalan’a kendi statüsünün ve liderliğinin sorgulandığını düşündürmez mi?

Başa dönecek olursak ben de size görülmeyen bir Öcalan- Barzani rekabeti ya da PKK- KDP rekabeti olduğunu düşündüğümü söyledim. Dolayısıyla Başbakan’ın bu hamlesinin muhakkak Öcalan’dan bir tepki görmesi gerekecektir. Şimdi o konuda kendime soruyorum, sen olsan ne yapardın diye. Şimdi burada süreci bozamazsın. Başbakan da onu çok iyi bildiği için bence bu kadar ileri adımlar atıyor.

Niye bozamaz?

Bugünkü şartlarda gerek PKK’nin uluslararası meşruiyeti açısından gerek bölgede insanların para kazanıyor olması açısından çatışmayı tercih etmeleri çok da akıl kârı bir iş değil. Marttan sonra çok daha farklı bir durum ortaya çıkabilir.

Konuya vâkıf çevreler süreçte daha fazla yol alınmazsa marttan sonra şiddetin geri dönme ihtimalinin hiç de küçümsenemeyeceğini söylüyorlar...

Çözüm süreci, biraz da tabii hükümetin ne yaptığına bağlı.

Ben açıkçası hükümetin pek de bir şey yaptığını düşünmüyorum. Demokratikleşme paketi açıldığı zaman, ortaya çıkanla tatmin olmak pek mümkün değil.

Buna karşılık sembolik olarak Barzani Diyarbakır’da Başbakan tarafından ağırlandı, Şivan Perver ile Tatlıses konser verdi, 300 kişi evlendirildi vs. Türk- Kürt kardeşliği, ille de PKK- Türkiye kardeşliği değildir mesajları veriliyor.

Kürt kamuoyu bunu alır cebine koyar sonra kendi bildiğini mi okur? Onu önümüzdeki aylarda ve sanıyorum yerel seçimlerde göreceğiz. Eğer mart seçimlerinde Diyarbakır’da, Hakkâri’de, Şırnak’ta BDP’nin oyları düşmemişse, bu başarısız kalmış olacak. Yani güzel bir konser izlenmiş olacak, o kadar. Bu siyasi manevranın bir getirisi olmayacak.

Ama yok ciddi şekilde AKP oyları artar HÜDAPAR’a giden oylar artar, BDP büyük oy yitirirse o zaman bu oyunun pek de anlamsız olmadığı ortaya çıkacak. Bugünden kestirebilmek zor.

“Kürtlerle beraber büyümek” Öcalan’ın Newroz mesajında da belirgindi?

Bu sorunlu bir laf. Kürtler bizi bölecek diye yaşanan paranoya 90 yıldır çok cana mal oldu. Bir yere de varılamadı.

Öcalan dedi ki, Ey Türkler, gelin bizle birlikte, bizi dışlamadan, bizim kimliğimizi de tanıyarak hareket edelim. Araplar da bize uymak zorunda kalırlar. Bu doğrusunu isterseniz fazlasıyla emperyal bir bakış. Nereye büyüyorsun? Gayet tabii ki Orta Doğu’da egemen olmak üzerine bunu kurguluyorsun. Şimdi bu laftaki hegemonik içerik Türkiye’de pek tartışılmadı. Bu, bana, üzerinde durulması gereken bir eğilim gibi geliyor. Çünkü bugün Suriye’de, Türkiye’nin kendini içinde bulduğu durum, izlediği siyaset nedeniyle mezhep kutuplaşmasının ortasında olması ve Türkiye’nin içindeki mezhep fay hatlarını tetiklenmesi bu söylemden esinleniyordu. Ben bu söylemi daha sağlıklı değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Eğer Türkiye, Suriye’den hiçbir ders almaz ve biz Kürtlerle büyüyeceğiz şiarı yeni bir yayılmacılık düsturu olarak ortada duracaksa biz daha çok maceraya gireceğiz demektir.

Suriye, Irak ve İran meselelerinde Türkiye Batı için güvenilir bir müttefik mi?

Türkiye müttefikleriyle Suriye konusunda ya da diğer konularda bire bir aynı mı düşünüyor diye sorarsak, bana göre daha doğru olur. Hayır. Zaten öyle olmadığı için bir itiş kakış var. Özellikle de Türkiye hükümetinin sürekli reddettiği ama neredeyse dünyanın bütün ülkelerinin gazetecileri tarafından belgelenmiş olan cihatçılara gösterilen büyük müsamaha, verilen yardım gibi durumlar var. Bu nedenlerle Türkiye Batılı müttefikleriyle ve dünyanın büyük bir bölümüyle ters düştü. Cihatçılarla olan problemin sadece Batı’nın derdi olduğunu sanmayalım. Eğer bugün Suriye konusunda Rusya ve ABD ve arka planda İran işbirliği yapıyorsa, bunun nedeni cihatçı, daha net söylersek el Kaide tehdididir. Çinliler ya da Hintlilerin cihatçıların varlığından ve Suriye’de egemen hâle gelme ihtimalinden rahatsız olmadıklarını düşünmeyin. Dolayısıyla bunu dünyada benimseyen ve hâlâ özel kişiler aracılığıyla bunlara kaynak aktaran sadece Suudlar, Katarlılar, genelde Körfez Arapları var.

Türkiye Esad’ın gitmesi için en çok mücadele eden ülkelerden biri. Fakat Esad’ın gitmesi için cihatçıları desteklerken dünya dengelerini değiştirip Esad’ın kalmasına yol açan bir sonuca yol açmış olmuyor mu o zaman?

Türkiye’nin sadece cihatçıları desteklediğini söylemek haksızlık olur. Fakat Türkiye, Beşar Esad’ı düşürme adına muhalefet içindeki daha radikal unsurların da olayda ön planda olmalarını kolaylaştıracak bir siyaset izledi.

Daha sonrada Batı’ya dönüp “Eğer siz başlangıçta daha makul olan adamlara doğru düzgün yardım yapmış olsaydınız şimdi şikâyetçi olduğunuz cihatçılar bu kadar palazlanmazlardı” dedi.

Yine dönüp Batı’yı pısırık davrandığı için, demokratik muhalefete yardım etmediği için eleştirdi. Sonuç olarak, evet, çok ironik bir şekilde iş sizin dediğinize geldi.

Muhalefet içindeki cihatçı unsur güçlendiği ölçüde dünya “Beşar giderse ortalık pek de iyi olmayacak galiba” noktasına geldi ve o nedenle de Beşar kalıyor.

Rojava’daki gelişmeler önemli...

ROJAVA’nın geleceği biraz Türkiye- Barzani ilişkilerinin ne olacağı ile ilgili. Barzani’nin ziyareti neticesinde AKP’nin Güney Doğu’da BDP’nin neredeyse tekel gibi gözüken siyasi egemenliğini ya da ağırlığını kırıp kıramayacağı Rojava gelişmeleriyle yakından bağlı olacak.

Rojava, Türkiye, Irak, İran neresi olursa olsun, Kürtler bundan böyle 1922’den itibaren şekillenmiş olan tarzda yaşamayacak. Suriye’deki felaketin ardından yaşanan gelişmeler gösterdi ki Türkiye’nin Kürt meselesi de artık sadece Türkiye’nin Kürt meselesi çerçevesinde değerlendirilemez. Bu daha çok sınır ötesi bir mesele olarak görülmek zorunda.

Suriye Kürtleri de tıpkı Irak Kürtleri gibi, bir bakıma Türkiye’nin Kürt milliyetçileri gibi 1922- 23’te şekillenmiş olan siyasi çerçeve içinde yaşamak istemiyorlar. Suriye’de özellikle Türkiye’ den göçmüş olan Kürtlerin bugüne kadar kimliği dahi yoktu, hiçe sayılıyorlardı.

Rojava’da PYD yani PKK’ya yakın olan partinin mi ağırlıklı olacağı yoksa Barzani’nin kurdurduğu Kürt örgütlerinin mi hâkim olacağı konusunda da bir kavga var. “Kürtler” diyerek bir genelleme yapma imkânımız da az. Suriye Kürtleri diyoruz da hangi Suriye Kürtleri? Kimin kimi temsil ettiği bir Rojava? Bu tür soruları sormamız gerekecek.


Barzani’nin farklı çıkarları var

Türkiye Kürtleri açısından “Hepimiz Kürd’üz, dolayısıyla Barzani’yle hep kol kola olacağız” fikri pek mantıklı değil. Çünkü Barzani’nin çok farklı çıkarları var. Barzani, Rojava’da PYD’nin güçlenmesini istemiyor.

Belli ki Irak’ta olsun, Suriye’de olsun PKK ağırlıklı siyasi hareketleri Barzani kendisine bir tehdit olarak görüyor. Dolayısıyla bir çıkar çatışması var ve bana sorarsanız bundan doğal bir şey yok.

Barzani ayrıca Türkiye toprakları içinde yaşayan Kürtler indinde ağırlığı olan, prestiji olan bir şahsiyet. Dolayısıyla Başbakan onu çağırdığı zaman Barzani patronajından yararlanmış olanları kendi safına çekeceği ümidini mutlaka besliyordur. BDP’nin oyunu azaltmayı, buna bağlı olarak AKP’nin oyunu artırmayı düşünüyor.

Tıpkı BDP’ye gidecek muhafazakâr oylardan bir kısmının HÜDA-PAR’a gitmesini arzuladığı gibi. Murat Yetkin de yazdı, Türkiye’nin iç politikasıyla dış politikası tamamen iç içe geçmiş vaziyette.

Bir de dikkat edin bu ziyaret ne zaman gerçekleşiyor? Geçtiğimiz altı yedi ay içinde Barzani önce Bağdat’la olan ilişkilerini daha makul bir noktaya getirdi.

Türkiye ise Suriye meselesi nedeniyle bütün dünyadan dayak yemesinin ardından hem Bağdat’la ilişkilerini geliştiriyor hem de İran’la var olan soğukluğu gidermeye çalışıyor. Dış politikada bu gelişmeler olurken mart ayında yerel seçimlere gireceğiz ve sonuçlar daha sonraki cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler üzerinde de çok büyük etki taşıyacak.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
DÜNYA Kategorisindeki Diğer Haberler
Hıristiyan Demokrat Birlik partili Alman politikacılar, Türkiye'nin mül..
Peşmerge lideri Mesut Barzani, 20 Ocak’ta göreve başlayacak olan ABD’nin ye..
Çin'in kuzeydoğusunda bulunan bir kömür madeninde meydana gelen grizu p..
Mısır Dışişleri Bakanı Şükri, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Ryan ile bir ..
ABD’de tutuklu Reza Zarrab’ın ortağı olan Zencani 30 Aralık 2013’te yakalan..
Donald Trump, ABD Başkanı Barack Obama'ya iki defa ağır küfür eden, Fil..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=