Lütfen bekleyin..

Zamanın ruhu Diyarbakır’dan bir kez daha geçti

17 Kasım 2013, 17:50

Yıldıray Oğur, çözüm süreciyle birlikte son altı ayda atılan adımlarla mutlu sona biraz daha yaklaşıldığını belirtti.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Yıldıray Oğur, Türkiye gazetesindeki köşe yazısında Diyarbakır’daki tarihi gün üzerinden çözüm süreci, Barzanilerin Türkiye’deki hayatı ve Kürt meselesinde paradigma değişimiyle gelen barışı yazdı.

İşte Yıldıray Oğur’un bugünkü köşe yazısı:

1962 Yılının Temmuz ayında Mardin’de 13 yaşında bir çocuk Kırıkkale yapımı silah ve 40 kurşunla yakalanır.

S.U adlı çocuk, Mardin’e İstanbul’dan gelmiş, Galata’da lüks bir apartmanda oturan emekli bir subayın ortaokul üçe giden oğludur. Karakoldaki sorgusunda şehre niye geldiği sorulunca herkesi şaşırtan bir cevap verir: Molla Mustafa Barzani’yi vurmak için.

Ertesi gün gazeteler “maceraperest” çocuğun elinde silahı ile gazeteciler ve zabitlerle gülümsedikleri pozları yayınladılar.

1961’de Irak’ta başlattığı ve bölgedeki Kürtleri heyecanlandıran isyanın haberleri sadece İstanbullu küçük bir çocuğu değil, o sırada darbenin kudretli devlet başkanı Cemal Gürsel’i de tedirgin etmiş olmalı.

Çocukla ilgili haberlerin çıktığı gazetelerin manşetlerinde Barzani’ye ve Kürtlere karşı epey açık sözlü: “Bu tahrikler devam ederse, Şarkta çok ızdırap çekecekler olacaktır. Biz kendi hudutlarımız içinde bu gibi hareketleri yıldırım hızı ile bertaraf etmek azmindeyiz.”

Ülkenin entelektüellerinin yarım asır boyunca “devrim” diyeceği darbenin liderinin ilk açık sözlülüğü değil bu. 24 Ekim 1960 günü geldiği Diyarbakır’da Belediye önünde toplanan kalabalığa dönüp “Bu memlekette ve bütün şarkta Kürt diye bir millet yoktur. Fısıltı ile bizleri yoldan ayartanların yüzlerine tükürünüz. Hayır deyin bu memlekette herkesin aslı Türktür” demişliği de var.

Paşanın kehanetlerinden sadece biri doğru çıktı: Şarkta çok ızdıraplar çekildi. Ama Molla Barzani’nin süvarilerinin atlarına nalı sınırdan koyunlara bağlayıp geçiren Kürtlerin Kürtlüğünden hiçbir şey eksilmedi.

Aradan 47 yıl geçti. İdam ettikleri Menderes’in yerine Erdoğan, Molla Mustafa Barzani’nin yerine oğlu Mesut Barzani geldi. Paşa’nın koltuğunun halefi Büyükanıt’ın 47 yıl önceki halefinden tek farkı yeteneksiz bir darbeci olmasıydı.

27 Nisan 2007’de hükümete karşı yayınladığı e-muhtıranın son cümlesinde “Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır” demesinden dört yıl sonra bildirisi Genelkurmay sitesinden kaldırıldı. 6 yıl sonra ise “Ne Mutlu Türküm Diyene” tabelası Diyarbakır şehir merkezinden indirildi.

Ve sadece altı yıl önce Başbakan Barzani ile ilk görüşme sinyali verdiğinde, gazetecilere “kim isterse görüşsün, PKK’ya destek verenle biz ne konuşacağız” diye ayar çekebilen bir Genelkurmay Başkanımız ve onun ağzından bir laf almak için bekleşen gazetecilerimiz vardı.

Türkiye’nin 47 yıldır durmuş motorunun son altı yılda kazandığı ivmeyi bugün inkar etmek epey moda. 28 Şubat, 12 Eylül hatta 27 Mayıs bile bugünden daha iyiydi demenin şehvetine kapılan çok. Herhalde bunu en tuhaf bulan bir Barzani Ailesi mensubu olmalı.

Dün Mesud Barzani Diyarbakır’da dolaşırken baktığı her yerde ailesinin ve Türkiye’nin 100 yılı aşan ortak tarihinin izlerini görmüştür.

Tarihi hapishanenin önünden geçerken 1903’te Hamidiye Alayları’ndan kaçan ailesinin atıldığı hapishanede 2 aylık babasının geçen iki yılını düşünmüş olmalı.

Sur İlçesi’nden geçerken gördüğü Süleyman Nazif Mahallesi ya da Süleyman Nazif İlkokulu tabelaları ise herhalde ona Kürt şair Nazif’in Musul Valisi iken astırdığı amcası Abdülselam Barzani’yi hatırlatmıştır.

Bağlar’dan geçerken gördüğü Fevzi Çakmak Ortaokulu ise ailenin reisi amcasını gece kaldığı evde uyurken derdest edip ödül için genç bir Subay olan Fevzi Çakmak’a teslim eden Kürt ağayı, bırakujileri, devletlerin ihanetlerini düşündürmüştür.

Turgut Özal Bulvarı’ndan geçerken iyi hissetmiş olmalı. Türkiye’den aldığı kırmızı pasaportu, Özal’ın çözüm çabalarını düşünmüştür. Başbakan’ın yanında gördüğü yeni başdanışmanını ise beş yıl önceki “TSK, Barzani denen teröristi alıp gelecek bir operasyona girişebilir” yazılarından hatırlamış olabilir.

İşte dün o aşiret reisi denen Barzani ve o muhtar bile olamaz denen Erdoğan’ın günüydü. 21 Martta Öcalan’ın herkese yeniden hatırlattığı “Zamanın ruhu” böyle olmasını istedi.

Zamanın ruhunu iyi okumayanlar 13 yaşında Barzani’yi öldürmek için Mardin’e giden Galatalı çocuk kadar acul ve komik görünüyor uzaktan.

Dün Erdoğan, Barzani, Şivan Perwer, Leyla Zana Diyarbakır’da bu filmin sonu hakkında epey bir fikir veren bir spoiler verdiler birlikte. Filmin mutlu sonuna biraz daha var. Ama bu katarsis anı hafızalarımızdan çıkmayacak…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler
Edirne'de 19 yaşındaki Hüseyin Sarpen, gelen radar cezasına kızarak pla..
Erzurum'da boynundan ve göğsünden defalarca bıçaklayarak öldürdüğü eşin..
Şanlıurfa'nın merkez Eyyübiye ilçesinde, devriye görevindeki polislere ..
Balıkesir'in Bandırma İlçesi'nde, psikolojik tedavi gördüğü belirti..
Ankara Valiliği, il genelinde kar yağışının aralıklarla devam edeceğinin ta..
Adana'daki yangın faciasıyla ilgili yurt müdürünün de aralarında olduğu..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=