Lütfen bekleyin..

Akit yazarından cemaati çıldırtacak Gülen iddiası!

16 Kasım 2013, 09:39

Gülen Cemaati ile AKP arasındaki dershane savaşı medyada işi çığrından çıkarttı. Akit yazarı, Gülen'in ses kaydının aslında Gülen'e ait olmadığını iddia etti...

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Hükümetin dershaneleri kapatma yönündeki girişimiyle alevlenen AKP-cemaat çatışması medyada akıllara ziyan iddialara sahne oluyor. Akit gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu cemaatin medya organlarında yayınlanan Fethullah Gülen'nin ses kaydının Gülen'e ait olduğuna inanmadığını söyledi.

Gülen'in dershanelerin kapatılmasına itiraz ettiği ses kaydının görüntülü olmadığını vurgulayan Akit yazarı bunun sebebini sorguladığı yazısında eski defterleri açtı. Fethullah Gülen'in 28 Şubat sürecindeki bazı açıklamalarından alıntılar yapan Ali Karahasanoğlu günün en sert cemaat yazısına imza attı. Gülen'in 28 Şubat sürecindeki tutumunu eleştiren Karahasanoğlu, Gülen'in cemaatin okullarını o zamanlar 28 Şubat'ın generallarine devretmeye hazır olduğunu söylediğini hatırlattı.

İşte "28 Şubatçılara “bir sevap” veren İHL’yi açana “Firavun” der mi?" başlıkı yazıdaki ilgili bölüm:

Hocaefendi’ye yakın grup, bir konuşma bandı yayınladı..

Görüntülü değil..
Sadece sesli..
Niye acaba?
Teknik imkansızlık olamaz..
Mutlaka derin bir sebebi vardır..
Öğreniriz inşaallah..
Ama ben, o konuşanın Hocaefendi olmadığına inanıyorum..
Hocaefendi’ye yakın durup da, “Hocaefendi’nin hükümeti eleştirdiği, dershanelerin kapatılmasına karşı çıktığı” mesajı verenlere inanmıyorum..
Niye?
Çünkü ben Hocaefendi’nin, “Dershaneler isteniyor ise.. Hemen anahtarlarını alıp götürün. Teslim edin” diyeceğine inanıyorum..
Dayanağım ne?
Alaaddin Kaya..
Ve Hocaefendi’nin bizzat kendisinin yazdığı mektup.
Ne yapmıştı Alaaddin Kaya?
Hocaefendi adına, 28 Şubat’ın önemli ismi Çevik Bir’den randevu alıp, “Hocaefendi, okullarını devretmeye hazır!” mesajını ulaştırmıştı..
Sadece Alaaddin Kaya’nın dilinden değil..
Hocaefendi’nin kendi mektubuyla da, aynı teklif yapılmıştı..
Hocaefendi, şöyle bir mektup yazmıştı egemenlere..
Girizgahtaki cümleleri hiç alıntılamıyorum bile..
“Tamamen Türk eğitim sistemine bağlı olarak faaliyet gösteren bu okullarda eğer, Türkiye Cumhuriyeti’nin lâik, bağımsız ve sosyal bir hukuk devleti özelliğinin aksine bir faaliyet varsa, devletimizden önce ben, bu okulların açılmasını teşvik etmiş bir olarak kapatılmalarını teşvik ederim... Bununla birlikte, devletimiz, zaten kendisinin olan bu okulları dilediği zaman devralabilir. Kaldı ki, bu okullar zaten devletimizin olduğu için, böyle bir devirden söz etmek bile abestir.”
Çevik Bir’e okulları devretmeye hazır olan Hocaefendi..
“Bu okullar zaten devletin” diyen Hocaefendi..
Şimdi okulların devlete geçirilmesini bir kenara bırakın..
Dershanelerin kapatılmasını bir kenara bırakın..
Dershanelerin sadece okula dönüşmesi çalışmasına mı itiraz edecek?
Bence mümkün değil..
Onun için diyorum ki, “Hocaefendi’nin konuşması, niye görüntülü değildi?”

Ben Hocaefendi’yi, şu hoşgörüsü ile tanıdım..
28 Şubat’ın en tantanalı günleri..
Milli Güvenlik Kurulu kararları alınmış.
Sözkonusu olan, “dershaneler” değil..
“Allah’ın kelamı öğretilen” Kur’an kursları kapatılıyor..
“Matematik, fizik” öğretilen, “üniversiteye hazırlık amaçlı dershaneler” değil...
“Kur’an-ı Kerim, tefsir, hadis dersleri” verilen İmam Hatiplerin orta kısımları kapatılıyor..
Hocaefendi o karanlık günlerde bile, 28 Şubat toplantısına katılan komutanlarımız için bakın ne diyor:
“Mesela şimdi onlar da şöyle düşünüyorlarsa.. biz burada milli güvenlik.. milletimizin güvenliğini şayet koruma mevkiinde bulunuyorsak... ister gerçekten öyle olsun.. ister bizim içtihatlarımıza, algılamalarımıza göre.. şu gelişmelerde rejim için şayet bir tehlike ise.. bizim sorumluluğumuz altındadır, bunlara müdahale etmek.. Müdahale etmediğimiz zaman tarih önünde suçlu oluruz, mülahazasıyla hareket ediliyorsa.. meseleyi böyle algılıyorsa.. bana göre onlar masumdurlar. Eğer işin içinde bir hata varsa bu içtihat hatasıdır. Hatta fakihlerin mülahazasıyla da yaklaşılabilir, içtihattaki hatalar bir sevap kazandırır, isabet olursa iki sevap kazandırır mülahazası.”
Hocaefendi, 28 Şubat’ın komutanlarına, Kur’an öğretmeyi yasaklayan kararlarına bile, “bir sevap” kazandıracak kadar, hoşgörülü, iyiniyetli birisidir..
Şimdi AK Parti hükümetini, “Firavun”a benzetir mi hiç?
Benzetirse, talebeleri demez mi kendisine, “Hocam, ne iş bu?”
Hayır, inanmıyorum..
“Darbelerin yumruğunu yedik” der mi hocaefendi!..
28 Şubat generallerini bile İslam müçtehidi yapmıştı.. “Bir sevap kazandırmıştı” onlara..
Sadece 28 şubatçılara değil..
Kenan Evren’e de bakın ne demişti: “Evren Paşa demokrasinin kesintiye uğraması ve daha pek çok açıdan tenkit edildi. Ama seçmeli din derslerini mecburi yapmakla yararlı bir iş yapmıştır. Gençlerin çoğu onun bu icraatı vesilesiyle din eğitiminden nasiplerini almışlardır. Bu iş kanaatimce öyle büyüktür ki doğrusunu Allah bilir hiçbir sevabı olmasa bile bu icraatı ona yetebilir, ahirette kurtuluşuna vesile olabilir, cennete de gidebilir.”
Bu denli hoşgörülü bir Hocamız.. Küçücük fırsatlarla insanları cennete gönderen Hocamız.. İmam Hatipleri tekrar açan. Kur’an kurslarına yaş sınırını kaldıran siyasilere, “Firavun” der mi hiç?
Derse, özgür ve samimi beyanı olur mu bu?

Yazının tamamı için buraya tıklayın...
 

Etiketler : fethullah gülen, 28 şubat,
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler
Evlendirme programlarına bir yılda tam 87 bin şikayet geldi. Geçtiğimiz yıl..
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş'a "hükü..
Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, bugünkü yazısında Tuğrul Türkeş&..
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun terörle mücadelede şehit olanların çocuklar..
Türkiye gece yarısı Meclis’e sunulan çocuklara cinsel istismar suçlarında m..
Tecavüz yasasına tepki büyüyor...
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=