Lütfen bekleyin..

MHP'li Yusuf Halaçoğlu'ndan Öcalan iddiası!

16 Ekim 2013, 13:45

"Paket" nelere gebe?

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Halaçoğlu, “Hedef şu: PKK terör örgütü mensupları, Öcalan, Kandil, KCK tutukluları bir şekilde serbest bırakılacak ve Türkiye’de özerk bir sistem meydana getirilecek” dedi.
 
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, Cumhurbaşkanı’nı yeniden Meclis’in seçmesi, seçim sistemi değişikliği, yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirilmesi, sözde Demokratikleşme Paketi ve genel af tartışmaları konusunda YENİÇAĞ’ın sorularını yanıtladı.

Oslo sürecinin ortaya çıkmasından bu yana genel af ve teröristbaşı Öcalan’ın ev hapsi gündemde. Sözde Demokratikleşme Paketi’yle bebek katili Öcalan’a af getirilmesi çok konuşulan konular arasında. MHP’nin genel af konusundaki tavrı TBMM’ye geldiği takdirde nasıl olacak?
AKP’nin bugüne kadar sürdürdüğü politikalara bakarsanız nihai olarak yapmak istediğini birden bire yapmadığını görürsünüz. Kademe kademe, ufak ufak, topluma hazmettire hazmettire yaptırıyor. PKK ya da Kandil’le AKP arasındaki anlaşma bir takım tavizlerle, Türkiye’de yeni idari yapılanmayla alakalı. Öncelikle KCK tutukluluklarının salıverilmelerine dayalı bir süreç yaşanacak. Paket içerisinde, mahkumların da artık siyasi partilere üye olup siyaset yapabileceklerine dair bir madde bulunuyor. Bunun devamında KCK tutuklularının ve bilhassa resmen silahlı teröre bulaşmış olanları birinci etapta serbest bırakılacak. Öcalan’ı serbest bıraktığı andan itibaren yerel seçimlerde tepe taklak giderler. Bunu bildikleri için ilk olarak bunu yapmaları mümkün değil. Öcalan’ı da kapsayan genel bir af getirmeleri mümkün değil.
 

Öcalan’ı bırakacaklar
Öcalan’ı kapsam dışında tutan bir
af da gündemde. Böyle bir af gündeme
gelebilir mi?

Öcalan’ı kapsam dışında bırakan af zaten uygulandı. Daha önce hapishanede olup da hasta olan KCK’lılar serbest bırakıldı. Bununla ilgili yasa çıktı. İkinci olarak, bütün KCK’lıların serbest bırakılmasına dönük bir aşama gündeme gelebilir. 30 Mart’ta mahalli seçimler yapılacak. Bu seçimlere girebilmesi için ileri bir adamı atması mümkün değil. İyileştirmeler yapabilirler. Öcalan telefonla, basın aracılığıyla Kandil’le görüşmeler sağlanabilir. Belki şu anda gizli yapıyorlar ama sözde barış sürecinin daha iyi işlemesi açısından bunu aleni hale getirebilirler. 15 Ekim’e kadar Öcalan’ın verdiği bir süre var. Bu süreye bağlı olarak AKP’den yeni adımlar beklendiği ifade ediliyor. Bu adımların ne olacağını bilmiyoruz ama hedef şu: PKK terör örgütü mensupları, Öcalan, Kandil, KCK tutukluları bir şekilde serbest bırakılacak ve Türkiye’de özerk bir sistem meydana getirilecek.
Sözde Demokratikleşme Paketi içindeki maddeler özerkliğe giden sürecin önünü açtı. Bu yorumdan hareketle mi özerk sistemden söz ediyorsunuz?
Bunun ilk adımları yer isimlerinin değiştirilmesi ile atıldı. Zannediyorum bir köyün adı Hazeri olarak değiştirildi. Onu da “x” ile yazdılar. Tarihin hiçbir döneminde yok. Sanıyorum ki Siirt’e bağlı Tillo’nun adının da değiştirilmesi gündemde. Emine Erdoğan’ın doğduğu köydür. Bu değişikliği yaparken köy isimlerinin, ilçe isimlerinin menşeinin ne olduğunu araştırdıklarını sanmıyorum. Bunların bir çoğu Ermeni, Rumca olan isimlerdir. Kürtçe isimler hemen hemen yoktur. Büyükşehir Yasası’yla birlikte tabelalar değiştirilmek isteniyor ki, bu Diyarbakır’da resmen uygulanmaktadır. Her hangi bir kovuşturmaya da uğramadı. Yön tabelaları ve cadde isimleri de Türkçe ve Kürtçe yazılıyor. Bu anlamda demokratikleşme paketi hayata geçmiş oldu.
 

Özgürlük bireyseldir
Sözde paketi Büyükşehir Yasası’yla birlikte ele aldınız. Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı paket tamamen özerk idari sistemin önünü açacak bir paket olarak nitelendirilebilir mi?
Demokrasi dendiği zaman diğer ülkelerde bir toplum kesimini ya da topluluğu kapsayacak şekilde değil, ferdi nitelikli olur. Özgürlük bireyseldir. Size verilen özgürlük hukuk devletlerinde ve demokratik devletlerde herkese verilmiş olan özgürlüktür. Diğer bireylere de verilmiş olduğu için bireyseldir. Bütün bireyler bu özgürlüklerden faydalandığı zaman ülkenin her hangi bir ayrıma tabi tutulmasızın her bir kesiminin aynı özgürlüğe, aynı demokratik kurallara bağlı birer vatandaşlık hüviyeti taşıdığı da gerçektir. Burada Demokratikleşme Paketi altında Kürtlere bir takım demokratik imkânlar tanıyorsanız, andımızın da kaldırılması buna bağlıdır Böyle bir ortamda demokrasiden bahsedemezsiniz. Dünyanın neresine giderseniz gidin özgürlük ve insan hakları gibi insani değerler tümüyle kişilere özgüdür.
 

CHP pişman olacak
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Başkanlık Sistemi çekilsin, 59 maddeyi getirin TBMM’den geçirelim’açıklaması yaptı. MHP olarak 59 maddeye evet diyecek misiniz?
Eğer bir anayasa yapılıyorsa, ülkeyi temsil açısından baktığınız da bütün siyasi partilerin katılımıyla hazırlanması gereken bir anayasa olması gerektiğini düşünüyoruz. CHP ile AKP ’çoğunluğu temsil edeceğiz ve anayasayı yapacağız’diyorsa o zaman bugüne kadar yapılmış toplantıların hiçbir anlamı kalmıyor. Ülkede birlik ve bütünlüğü sağlayacak bir anayasa olmayacaktır. 59 maddeyi kendi aralarında anlaşıp TBMM’den geçirmeleri sonunda CHP’nin pişman olacağı bir durumu ortaya çıkarır.
 

Çekilmeyeceğiz
Yeni anayasa çalışmalarında AKP ve CHP’nin MHP ve BDP’yi dışarıda bırakarak iki partiyle çalışma yapmaları gündeme getiriliyor. MHP’nin ve BDP’nin dışarıda kalması durumunda yeni anayasa çalışmaları sürer mi?
Biz bunun kabul etmediğimizi belirteceğiz. TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu oluşturuldu. O zaman TBMM kurmuş olduğu komisyonunun çalışmadığını, bu iki partinin sarfı nazar ettiklerini otaya koyması gerek. En azından biz çekilmeyeceğimizi söylüyoruz. BDP ne der bilmiyoruz ama onun istekleri farklı. CHP ile AKP aynı kulvarda hareket edeceklerse ki, biz onların açılım konusunda da ikiz kardeş olduklarını hep söylüyoruz, o zaman gerçekten milli meselelere eğilmeden yamulmadan bakan ve bu milletin değerlerini hiçbir zaman taviz vermeden savunan ve sürdüren tek bir parti kalacaktır. O da MHP’dir. Kesinlikle desteklememiz mümkün değil.
 

Halka güvenmiyorlar
Cumhurbaşkanı’nın yeniden TBMM’ de seçilmesi gündemde. Siyaset kulisleri açıkçası son günlerde bu konuya oldukça kafa yorar hale geldi. Eğer AKP yeniden bunu gündeme getirirse MHP destekler mi?
Biz bunu da kabul etmiyoruz.  Nedeni ise mademki referanduma sunuldu ve mademki cumhurbaşkanını halkın seçmesi referandumda kabul edildi. Halka rağmen bunu tasdik edenler AKP ve CHP’dir. Demek ki halka güven duymadıklarından, halka rağmen TBMM’de cumhurbaşkanı seçmeye kalkmaları aslında bir yerde tükürdüklerini yalama anlamına geliyor. Mademki demokrasi içinde yaşıyoruz, cumhurbaşkanını halkın seçmesini istiyoruz ve bu da referandum da halk tarafından onaylandı şimdi bundan caymaları aslında planladıkları gibi konunun gitmediğini gösteriyor. Aslında Başbakan Cumhurbaşkanı olmak istiyordu. Halkın kendisini istediğine dair güveni sarsıldı, seçilemeyeceğini düşünüyor. Bundan dolayı da TBMM’deki çoğunluğa güveniyor. Çünkü CHP ve BDP de katılırsa 367’yi bulacaklar. Bunlar olmasa da son turda salt çoğunlukla seçilecektir. Böylece Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmasının yolu açılacak. Bu çerçeve içerisinde genel seçimlere gittikleri zaman halka ne diyecekler. Mademki halka sunuldu, mademki halkımız cumhurbaşkanı seçimini kendisi yapmak istiyor, biz bu doğrultuda hareket ederiz.
 
Yerel seçimler için iktidar avantajlı
Yerel seçimlere az kaldı. MHP’nin hazırlıkları nasıl sürüyor?
Yerel seçimler haksızlıkla başlayacak. İktidar partisi elindeki imkânlara baktığınızda büyük bir avantaj ile seçime giriyor. Muhalefet partilerinin ise böyle bir imkanı yok. Biliyoruz ki yerel seçimlerde ne kadar çok başkanlık kazanırsanız genel seçimlerde o kadar çok avantaj kazanırsınız. Bu seçimler ülkedeki yanlış yönetimin, ülkenin felakete sürüklenmesinin önüne engel olarak çıkabilecek çok önemli seçimdir. MHP olarak yerel seçimlerde başarı elde etme konusunda bütün gücümüzle, teşkilatlarımız, bizimle beraber olan insanlara kol kola gönül birliğiyle mücadele verirsek kazanabileceğimizi düşünüyorum.
Dar bölge seçim sistemi ve daraltılmış bölge seçim sistemi MHP’yi hedef aldığı sıkça dile getirildi. Bununla ilgili bir çalışma yapıldı mı parti bünyesinde?
Seçimlerle ilgili çalışmamız var. Daraltılmış bölge uygulamasının da, dar bölge seçim sisteminin de demokratik olmadığını düşünüyoruz. Dar bölge seçim sistemi 1950-1960 yılları arasında uygulanmıştır. 1950’de bu sistemle DP oyların yüzde 50.6’sını almıştır. CHP ise yüzde 39,9’unu aldı. DP 415, CHP 69 milletvekili çıkardı. 1954 seçimlerinde ise DP yüzde 57.61 oy almış, CHP ise yüzde 35.4. Bu oy durumuna göre DP 502, CHP 31 milletvekili çıkardı.
1957 yılında yapılan seçimlerde ise DP 47.8, CHP 41.9 oy aldı. DP 424, CHP 178 milletvekili aldı. Bu durumu bu seçim sistemlerinin demokratik olmadığını şu an ki seçim sisteminde de berbat bir durum çıkardığını ortaya koyuyor.
Daraltılmış bölge seçim sistemi bundan daha iyi değil. Hükümetin kendi elinde olduğu için seçim bölgelerini kendi ağırlıklarına göre tespit edeceğinden haksızlık ortaya çıkacak. Milli irade TBMM’ye gerçek anlamda yansımayacaktır. MHP olarak her ikisine de karşıyız.
 
Baraj yüzde 5 olmalı
Barajın düşürülmesi Demokratikleşme Paketi’nde yer alıyor. MHP olarak seçim barajının düşürülmesine karşı tavrınız nedir?
Şu anki seçim sistemi pek hakkaniyete uymuyor. 2011 Haziran seçimlerinde alınan oylarla milletvekilliği sayısı mukayese edildiğinde AKP aldığı oy ve milletvekili sayısına bakarsak her milletvekiline 63 bin seçmen düşüyor. CHP ve BDP’ye bakarsak her 80 bin seçmene 1 milletvekili düşüyor. MHP’de 107 bin oya 1 milletvekili düşüyor. AKP ile MHP arasında neredeyse 2 kat fark var. Bu seçim sistemi de adil değil. Buna bağlı olarak daha adil olması milli iradenin TBMM’ye yansıması için, daha önce uygulanan ” Türkiye Milletvekilliği “ ya da yine daha önce uygulanmış olan ” Milli Bakiye “ sistemi uygulanabilir. Bunlar tartışılabilir. Yüzde 10 barajı istikrar için 1980 döneminde ortaya çıkarıldı. Ondan önceki dönemlerde koalisyonlar ve cepheleşmeler adeta hükümet kurulamaması durumuyla karşılaşınca baraj uygulandı. Dünyanın bir çok yerinde baraj sistemi yüzde 7-8 olarak uygulanıyor. Baraj da tartışılabilir ancak dar bölge ya da daraltılmış bölge seçim sisteminin adil olduğunu savunmak sadece kendi çıkarını savunmak için söylenmiş söz olarak kalır. Baraj konuşulabilir yüzde 5, yüzde 7 partimizin kurullarının vereceği karar doğrultusunda kararımız şekillenir.
 
Başbakan gerçekleri saklıyor
AKP hükümeti, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını gündeme getirdi. Heybeliada Ruhban Okulu açılabilir mi?
Başbakan, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılışıyla ilgili Atina’daki Fethiye camiinin açılması meselesini ve Batı Trakya’da müftü seçilmesi meselesini gündeme getirerek ’Bunlara izin verilmediği için Ruhban okulunu açmadık’dedi. Bu beyanat ile halk aldatıldı. Başbakan 52 kiliseyi ibadete açtığını saklıyor. Lozan’a aykırı olmasına rağmen Adana’da, Konya’da, Kayseri’de, Niğde’de, Bursa’da, Kütahya’da, Samsun’da, Safranbolu’da, Isparta’da metropolitler açtılar. Bu şehirlerde Hıristiyan nüfusu yok. Bu açılan kiliselerin çoğu Ortodoks kiliseler. Atanan metropolitlerin çoğu Ortodoks’tur. Yunanistan’ın da Ortodoks olduğunu dikkate alırsanız aslında halkın nasıl yanıltıldığını anlaşılır. Mudanya’nın Zeytinbağı beldesinin ismini Trilye olarak değiştirdiler. Trilye Yunan komutanının karargâhıydı. Orada Hıristiyan nüfus yok. Hangi nedenle, hangi akılla bunu yaptılar anlamakta zorluk çekiyorum.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler
CHP Tunceli İl Yönetim Kurulu’nun asil ve yedek üyeleri, il başkanı olan A..
AKPi'nin anayasa teklifi için MHP'de imzalar atıldı.
MHP Kayseri Milletvekili Halaçoğlu, Başkanlık sistemiyle ilgili Bahçeli'..
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran, CHP Genel Başkanı Kem..
CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, başkanlık sisteminin Türkiye'de ..
Gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'nın, "Türk Futbolu ve FETÖ" baş..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=