Lütfen bekleyin..

Uzmanından MEB yapbozunun röntgeni

09 Eylül 2013, 11:06

2011'e kadar reformlar muhteşemdi ama sonra eğitim raydan çıktı! peki neden?

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

“2011’e kadar reformlar muhteşemdi ama sonra değişti” diyen Batuhan Aydagül, eğitim politikasını eleştirdi

Geçtiğimiz hafta ortaöğretime geçiş sınavı yine, yeni, yeniden değiştirildi. Bu değişiklik, o sınavlara girecek öğrenciler ve velileri için yeni bir belirsizlik anlamına gelirken, meselenin içinde olmayanlar için ipin ucu çoktan kaçmış vaziyette. Ancak eğitim sistemindeki değişiklikler, ülkenin gidişatını dolayısıyla hepimizi yakından ilgilendiriyor. Biz de hem son değişikliği, hem de AKP’nin eğitim politikalarını bu alanda önemli çalışmalar yapan Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) Direktörü Batuhan Aydagül’e sorduk. Stanford Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde yüksek lisans eğitimi almış olan Aydagül Liberya Eğitim Bakanlığı’nda “İlköğretimi Yeniden Yapılandırma Programı”nın koordinatörlüğünü de üstlenmiş. Aydagül’e göre, iyi giden eğitim reformu treni 2011’de yoldan çıktı.

Türkiye eğitim sisteminde temel sorunlar neler?

İki temel sorun var. İlki çocuklar okula gidiyor ama öğrenemiyor. 15 yaşındaki öğrencilerimizden yüzde 40’ı uluslararası değerlendirmelere göre en temel matematik yetkinliğine sahip değiller. Örneğin dolar kurunu veriyorsunuz, 100 doların lira karşılığını soruyorsunuz, hesaplayamıyorlar. Birinci sorun öğrenememe...

İkinci sorun ise bu öğrenme öğrenememenin eşit dağılmaması. Eğitim sisteminde çocuklar sosyal ve ekonomik olarak gruplandırılıyor, ayrıştırılıyor. Daha yüksek sosyo-ekonomik düzeyden gelmiş çocuklar daha yüksek puanlı okullara gidiyor. Diğerleri düşük puanlı olanlara... Ve bu ayrıştırma öğrenme çıktılarına yansıyor. Eğitimin eşitliği sağlamadaki önemli potansiyeli var ya; nerede doğarsa doğsun, çocuklara eşit şartlar verilmeli, hepsi okula gitmeli, ama eşit olarak da öğrenebilmeli. Bu, Türkiye’de böyle olmuyor.

AKP iktidarında bu alanlarda iyileşme olmadı mı?

PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) skorlarına göre 2003’ten 2009’a Türkiye’de en alt düzeydeki öğrenci sayısının azaldığını ve toplam başarı düzeyinin arttığını görüyoruz. Bu iyi... Fakat Türkiye’nin 2003 noktası o kadar kötü ki bu gelişme, büyük resmin içinde Türkiye’yi akranları arasında iyi bir yere taşımıyor. OECD ülkeleri arasında Türkiye hâlâ Meksika ve Şili’yle beraber PISA sıralamasında son üçte, Avrupa ülkelerinin hepsinden geride. Dünyanın “en”i olma konusunda çok iddialı bir hükümetimiz var, hükümetin son derece bilinçli bir Ekonomi Bakanı var; Ali Babacan. Babacan ¨Türkiye’de eğitimin büyümeye etkisi olacaksa, öğrenme çıktılarında iyileşmeyle olacak¨ diyor. Durum bu kadar açıkken siyasi iradenin öğrenme çıktılarını iyileştirmek için attığı adımlar ne yazık ki problemin etrafında dolaşıyor, özüne dokunmuyor.

Neden?

Atılacak adımların, en ince iş gerektiren kısmı öğretmenlerle çalışmayı ve onlara odaklanmayı gerekiyor. Halbuki bu hükümetin zayıf karnı ince iş yapmak. Bina dikelim, kanun yazalım, eğitimi ikiye bölelim, tablet dağıtalım... Hükümet bu gibi görünür şeylerde çok hızlı ama işin uzmanlık kullanmayı, katılımcılığı harekete geçirmeyi gerektiren kısmında sabırlı davranamıyor.

Ama bir yandan da birçok eğitim hamlesi oldu. Bunlardan hangileri başarılıydı?

Örneğin erişim, yani çocukların okula gitmesi konusunda çok iyi şeyler yapıldı. Kız çocukların okullaşması için yapılanlar, yoksul çocuklar için şartlı nakit yardımları, okul devamsızlıklarının bir problem olarak benimsenip gündeme alınması önemliydi. Erken çocukluk eğitiminde çok iyi şeyler gördük. ERG olarak biz 2003-2011’i eğitim açısından çok tutarlı bir dönem olarak görüyoruz. Bu dönemin büyük kısmı tek bakan, Hüseyin Çelik döneminde geçti. Bu dönemde Milli Eğitim Bakanlığı’nda (MEB) veri temelli politika yapma kültürünün geliştiğini de gördük. Bence muhteşemdi. 2011’de biz şu kanıdaydık: “Eğitim treni iyi yolda. Erişim sorununu önemli ölçüde halletti, sıra kaliteyi artırmaya ve eşitsizlikleri azaltmaya geldi.¨

Sonra ne oldu?

2011 seçimleri dönüm noktası oldu. Ondan sonra eğitim politikalarının üzerinde muhafazakâr ideolojinin etkilerini görmeye başladık. Herşey iyi giderken bir anda 4+4+4 düştü gündeme. Ve bence tren yoldan çıkı.

Muhafazakâr bakış, eğitim sistemine ne noktalarda yansıdı?

En önemlisi 4+4+4. Bu reformun AKP’de tabanın talebiyle gerçekleştiğini söylediler bize, arkasında da imam hatip ortaokullarının açılması isteği olduğu algısı hâkim. Siyasi irade, halktan gelen talep yönünde imam hatiplerin ortaokulunu açmak istemiş olabilir. Bu gayet meşru. Ama, biz o zaman şunu söyledik mesele buysa tüm eğitim sistemini hallaç pamuğu gibi atmadan gelin bunu tartışalım. Ama Türkiye iktidarıyla muhalefetiyle kötü bir sınav verdi, iş kavgaya dönüştü ve biz eğitim reformu değil siyasi reform yapmış olduk.

Tüm bunlar eğitimde askeri vesayet izlerini geriletme olarak da değerlendirilemez mi?

Geçmişte eğtim ideolojisinin askeri vesayet altında belirlendiğine kuşku duymuyorum. Dört beş önemli kanun var, hepsi askeri vesayet altında çıkmış. Hükümet 2003’te öğretim programı (müfredat) reformuyla bunu dönüştürmeye başladı. Bu çok önemliydi. Çünkü, reformu aktif yurttaş yetiştirmek üzere kurguladı, en azından bunu beyan etti. Ama başka konular da var.

Ne gibi konular?

Çift dillilik, yerelleşme, hangi kararın merkezde, hangisinin yerelde verileceği meselesi, Atatürkçülük dersinin içeriği... Bunlar önemli konular. Anayasa gibi eğitim felsefesinin de tartışılması gerekiyor. Biz bu kadar güçlü bir hükümetin şunu demesini beklerdik: ¨Eğitim ideolojisine hep asker karar vermiş, gelin biz sivil bir girişim halinde eğitimde nasıl bir çerçeve ve içerik istiyoruz, Türkiye’nin farklılıklarını nasıl kapsarız, nasıl çocuklara birbirlerinden korkmamayı öğretiriz, bunu tartışalım.¨ 4+4+4’ü Türkiye’yi bu kadar kutuplaştırarak geçirmek yerine “Hadi tartışalım” diyebilirdi.

Uzlaşılabilir miydi?

Uzlaşılabilirdi. Ben bunu kaçan bir fırsat olarak görüyorum. Gelinen noktada bizim işimizi yapmamız yine zorlaştı. 2011’den bu yana, ilk 8 yılda övgüyle bahsettiğim bakanlık kültüründe de gerileme var. Bu nedenle kendimizi karamsar bir tabloda buluyoruz. Sorunları çözmek için her türlü şart mevcut idi, hâlâ da mevcut aslında.
Daha kötü olma riski var

Yeni sınav sistemiyle neyi hedefliyor hükümet?

Eğitim Bakanı’nın söylediği öğrencilerin öğrenme keyiflerinin artması, streslerinin azalması.

Öyle olacak mı?

Biz kuşkuluyuz. Çünkü sınav sistemi değişiyor ama sınavların önemi değişmiyor, bu sınavların sonucunda geleceğiniz yatıyor. Sonuna insanların geleceğiyle ilgili önemli bir kavşak noktasını koyduğunuz hiçbir sınav sisteminin öğrenci ve veli nezdindekini önemini azaltamazsınız. Ayrıca biz MEB’in niye ortaöğretimi yeniden tasarlamadan ortaöğretime geçiş sistemini karara bağladığını anlamıyoruz.

Ortaöğretim yeniden mi tasarlanıyor?

Evet. Bakanlık bunun için çalışıyor, geçen seneden beri sivil toplum kuruluşlarından fikir alıyor. Yeni sistemde Anadolu liseleri, meslek liseleri nasıl olacak, sınavla öğrenci almayan liselere nasıl öğrenci yerleştirilecek? Bunlar çok kritik sorular. Biz ortaöğretimin yapısına karar vermeden, buraya nasıl öğrenci alınacağına dair işleyişi değiştirdik.

Yarın ortaöğretim yeniden yapılandırıldığında sınav sitemi yeniden değişebilir mi?

Kesinlikle.

Sizce neden bu acele?

Türkiye’de 11 senedir kamuoyunun hassasiyetlerine ivedi olarak cevap vermeye çalışan bir hükümet var. Sınav konusundaki sıkıntı da malûm. Hükümet bu yüzden sabırsız davrandı. Ama eğitimde aceleci davranmak, durumu olduğundan daha kötü hale getirme riski taşıyor.

Yeni sistem kararının ardında hükümetin dershaneleri kapatma gayreti olabilir mi?

Başbakan ¨Dershaneleri kaldıracağım¨ dedi. Bu sadece politik söylem olsa bile, Türkiye’de bürokratik kurumlar ve kişiler bu tür söylemlerden feyz alarak iş yaparlar. Bürokraside bu yola gidilmiş ve aceleci davranılmış olabilir. Ama benim endişem, umarım yanılırım, dershane ihtiyacının ortadan kalkmayacağı yönünde. Dershaneler bu rekabetçi sistemde öne geçmek için kullanılan bir destek aracı yalnızca. Eğitimde eşitsizlik ve kaliteyle ilgili sorunları bir kenara koyup, sorunu dershaneler olarak tanımlarsak yanlış bir başlangıç yapmış oluruz.

Din dersi sınavı çok yanlış

Yeni sistemde altı ¨temel¨ dersten sınav yapılacak. Bunların arasında Din kültürüyle Atatürkçülük var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu derslerin nasıl böyle seçildiğini anlamakta zorlanıyorum. MEB’in bir açıklama yapması yerinde olur. Özellikle din kültürü ve Atatürkçülük dersleri her ders kadar önemli ama bütün dersler içinden nasıl seçildi, merak ediyorum. Ortaöğretime geçişte öğrencinin ne kadar din bildiğinin bir önemi olmamalı. Sıralama ne kadar temel derslerden yapılırsa o kadar sağlıklı olur. Sadece Türkçe ve matematik dersinden de bu sistem tasarlanabilirdi. Belki fen eklenebilirdi. Türkiye’de din dersi insan hakları sözleşmelerine ve Anayasa’ya aykırı olarak zorunlu. İnsan haklarıyla çelişkili ve mahkemeden çıkamayan bir dersin çocukların ortaöğretime geçişini değerlendiren bir sistemde olması bence ilkesel olarak çok yanlış.

Seçmeli Kürtçe’yle çift dil olmaz

Türkiye'de Kürtlerin anadilde eğitim alabileceği bir sistem kurmak zor mu? ERG’nin bu konuda önerisi ne?

Biz ERG olarak çift dilli eğitimi savunuyoruz. Kürtçe’yi seçmeli ders olarak vermek insanları çift dilli yapmak yönünde atılmış bir adım değildir. Çift dilli insanlar yetiştirmek çok daha başka bir yaklaşım gerektirir. Burada üç temel nokta var. Birincisi Anayasa’da çok dilli eğitimin önünü kapayacak bir şey olmasın.

Bunun için Anayasa’da “Eğitim dili Türkçe” dememek yeterli...

Aynen. İkincisi bunu tartışmamız ve ulusal bir uzlaşı sağlamamız gerekiyor. Son olarak da buna uygun bir model tasarlamak ve onu uygulamaya geçirmek lazım. Bunu yaptığımız takdirde, Türkiye’de eğitimi çok daha demokratik, dileyenlerin çok dilli olabileceği bir ortama dönüştürmemiz mümkün. Bu, Türkiye’nin de yararına. Ama bu arada şunu söyleyeyim biz daha Türkiye’de Türkçe’yi öğretemiyoruz.-Taraf

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
EĞİTİM Kategorisindeki Diğer Haberler
AÖF sınav sonuçları açıklandı! Tıkla Öğren
Milli Eğitim Bakanı'nın “Türkiye'deki eğitim standartları İngiltere..
KPSS ortaöğretim sınavı bugün yapıldı...
3.5 milyon adayın girdiği KPSS'de bugün dikkat çeken bir soru vardı. KP..
KYK burs ve kredi başvuru sonuçları az önce açıklandı. Öğrencilerin heyecan..
Açıköğretim Fakültesi'nin sınav sonuçları değerlendirilirken artık 4 ya..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=