Lütfen bekleyin..

Dolar yükselmiyor Türk lirası düşüyor

23 Ağustos 2013, 20:39

Ekonominin son hali...

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Her bilim gibi ekonominin de kendine özgü yasaları var ve bunlar içinde belki de şu an Türkiye’yi en çok ilgilendireni, uzun vadeyi kısa vadeye feda ederseniz, eninde sonunda ekonominiz tepe taklak aşağı inecektir. Yıllardır yurt dışından gelen sıcak parayla dönen Türkiye ekonomisi artık yolun sonuna gelmiş ve Türk lirasının dolar karşısında hızla değer kaybetmesiyle AKP’nin yarattığı bataklığa saplanmıştır. ABD’nin gevşek para politikasını, yani yüzde 0 faizle kredi veren para politikasını terk etme sinyalleri bile Türk Lirası’nın değerinin dolar karşısında hızla düşmesine yetti. Burada önemli bir çarpıtmaya da dikkat çekmeye gerek var: Yükselen dolar değildir, düşen Türk lirasıdır.

DOLAR YÜKSELMİYOR, TÜRK LİRASI DÜŞÜYOR

Türk lirasının dolar karşısındaki konumunu bulmak için bir doların kaç Türk lirasına tekabül ettiğine bakıyoruz. Bir diğer ifadeyle bir orana bakıyoruz ve artış veya azalışı bu oranın bize verdiği sayıları karşılaştırarak belirliyoruz, iki değişken de sabit olmadığı için bu bize göreli bir değer veriyor. 1 dolar 1,5 Türk Lirası iken kısa bir sürede 2 Türk Lirası olması, doların çok değer kazanmasından da olabilir; Türk lirasının değer kaybetmesinden de olabilir. Hangisi olduğunu anlamak için doların diğer para birimlerine göre konumuna bakmamız gerekiyor. Bundan bir ay önce, 24 Temmuz'da 1 dolar ile 1,90 Türk Lirası alabilirken, bugün yaklaşık 1,96 Lira alabiliyoruz. Diğer yaygın kullanılan para birimleriyle doları kıyasladığımızda bu türden bir artış göremiyoruz. Euro ile kıyaslandığında aynı zaman zarfı içinde 1 dolarla 0,757 euro alabilirken, şimdi bu oran 0,746’ya; Pound ile kıyaslandığında 0,65’ten 0,638’e ve Japon Yen’i ile kıyaslandığında 99,63’ten 97,50’ye bir düşüş görüyoruz. Demek ki dolar da güç kaybediyor ve daha da önemlisi demek ki Türk lirası o kadar çok güç kaybediyor ki doların kaybettiği güç Türkiye’de “Dolar Artıyor” olarak manşetlere taşınıyor.

TÜRKİYE EKONOMİSİ GÜVENİLİR Mİ?

Doların bu kadar yükselmesi Türkiye ekonomisinin istikrarsızlığına işaret ediyor ve bu da yurt dışından gelen sıcak para akışının kesilmesine neden oluyor. Her ülkenin kendince döviz edinme yolları vardır. Kimisi aldığından daha çok mal satar, kimi turizmle döviz çeker, kimi de finansal araçlarla. Türkiye sonuncusuyla döviz elde ediyordu: Finansal araçlarının getirisini yüksek ve riskini de düşük tutarak sıcak para elde ediyordu. Bugün olan ise yabancı yatırımcının Türkiye’de risk görmesidir. Güngör Uras 22 Ağustos tarihli yazısında bu riske değiniyor ve bu riskin göstergesi olan CDS ya da Türkçesi ile “Kredi İflas takas Primi”nden bahsediyor. Bu prim piyasaların Türkiye ekonomisine olan güveni simgeliyor ve prim arttıkça güven düşüyor, prim düştükçe güven artıyor. Son üç ayda bu prim istikrarlı bir biçimde artmış ve Türkiye’ye olan güven istikrarlı bir biçimde düşmüştür:

Taksim Meydanı’na polisin alınmadığı günlerde bile risk priminin bugünkü denli yüksek olmayışı, bütün suçu Gezi Parkı Olayları’na atmanın ne ölçüde yanlış olduğunu gösteriyor.

“KREDİ BALONU”NU SONLANDİRMAK ÇÖZÜM MÜ?

Deniz Gökçe, 20 Ağustos tarihli Akşam Gazetesi’nde çıkan “Esas Sorun Kredi Balonu” yazısını şöyle sonlandırıyor: “Türkiye de, cari denge açığını, Merkez Bankası’nın her an vurguladığı gibi, kredi temelli tüketim balonu nedeniyle kontrol edemiyor!”

AKP’nin de tüketim kredilerini kısma amaçlı aldığı tedbirleri Deniz Gökçe benzeri bir akılla aldığını tahmin ediyoruz. Güngör Uras ise bundan tam bir gün sonra Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde bu akıla cevap veriyor. BDDK’dan ve TCMB’den topladığı verilerle konuşan Uras, kredi kartı borçlularının yüzde 60’inin ödeme sıkıntısı çekenler olduğunu ve bu insanların ithal mal kullanımını artıran insanlar olmadığını ortaya koyuyor. Tayyip Erdoğan’ın bundan bir ay kadar önce “Kredi kartı kullanmayın” söyleminin veya olağanüstü boyutlardaki cari açığın sorumlusu olarak tüketim kredilerini göstermenin ne kadar büyük bir çarpıtma olduğu verilerle açığa çıktı. Kredileri kısmanın yatırımlarda düşüşe ve uzun süreli işsizliğe de yol açacağı ortada. 2008 öncesi görece yüksek cari açıklar veren Bulgaristan, Estonya, Letonya ve Litvanya da kredileri azaltma yoluna gitmiş, sonrasında ithalat-ihracat dengesi düzeltilmiş; ancak işsizlik tavana vurmuş ve yoksulluk önemli ölçüde artmıştır.      

Kredi alımını kısarak cari açıkla savaşmak, işsizliği feda etmektir, halkı boş vermektir. TUİK verilerine göre işsizlik, henüz kredi kısmına gidilmeden önce bile yüzde 9 civarlarındadır. İç talebi daraltarak cari açığı çözmek Türkiye ekonomisini daha da dibe götürecektir.

Doruk Cengiz - OdaTv

Etiketler : dolar
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
EKONOMİ Kategorisindeki Diğer Haberler
İstanbul'daki taksi dolmuşlarda yeni fiyat tarifeleri 1 Aralık itibarıy..
Güne 3.49 seviyesinden başlayan dolar/TL, 3.5992 seviyesini görerek tarihi ..
Dolar 3.50 TL'yi aştı. euro ise 3.71 TL'yi geçti.
Alkollü içki, kola ve sigara ürünlerinden alınan Özel Tüketim Vergisi'n..
Otogaz fiyatlarına bu geceden itibaren geçerli olmak üzere 3 kuruş zam yapı..
Yeni ÖTV zammından yerli otomobiller etkilenmeyecek. ÖTV'nin bu şekilde..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=