Lütfen bekleyin..

Şehit oğlunun mezar taşını yüreğiyle ısıttı

10 Mayıs 2015, 14:28

İhanet süreciyle haine verilen tavizler, Şırnak’ta şehit düşen Üsteğmen Alaadin’in annesi Şükran Yakupoğlu’nun yüreğindeki ateşi alevlendiriyor

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

1992’de oğlunu Şırnak’ta şehit veren Şükran Yakupoğlu yaslı ve bir o kadar da gururlu. Evlat acısının yüreğinde açtığı yara tam 23 yıldır bir türlü kabuk bağlayıp, küllenmiyor...

Üsteğmen Alaaddin Saraç Yakupoğlu, 45 askeriyle birlikte 1 Şubat 1992 yılında Şırnak’a bağlı Görmeç Karakolu’nda çığ altında kalarak şehit oldu. Şahadet şerbetini içtiğinde henüz 26 yaşındaydı. Geride gözü yaşlı anne, baba ve bir de nişanlı bıraktı. Üsteğmen Yakupoğlu şahadet şerbetini içmeseydi, bugün 49 yaşında olacaktı.

Yeniçağ, Üsteğmen Alaaddin Saraç Yakupoğlu’nun Çayyolu’ndaki evine misafir oldu. Şehit babası İbrahim Yakupoğlu, çektiği acı yüzünden yataklara düştü, eve kapandı, hayata küstü. Anne Şükran Yakupoğlu, oğlunu ziyarete gitmeden önce abdest alıp, namaz kıldı. Sonra Cebeci Şehitliği’ne doğru elinde bir demet karanfille yola koyuldu. Karanfil, Üsteğmen Yakupoğlu’nun en sevdiği çiçekti. Kabristanda gözyaşları sağanak oldu, 45 silah arkadaşı ile birlikte derme çatma toprak karakolda çığ altında kalarak şehit olan oğlu ve askerler için nehir olup aktı. Kabristandaki soğuk taşa sarıldı, yüreğiyle taşları ısıttı, oğlunun fotoğrafını öpmeye doyamadı.

Hiçbir şeyin tadı yok

Şehit annesi Şükran teyze, binlerce şehit anası gibi yaslı, bir o kadar da gururlu. Ama evlat acısının yüreğinde açtığı yara tam 23 yıldır bir türlü kabuk bağlayıp, küllenmiyor. Özellikle de Anneler Günü yaklaştığında yüreği alev alev yanıyor: “Bu Pazar Anneler günü. 23 yıldır Anneler Günü’nü onsuz geçiriyorum. Her günüm zehir, hiçbir şeyin tadı tuzu yok, her şey bana zehir. Her Anneler Günü’nde sevdiği yemekleri yapıyorum. Babasıyla birbirimize bakar kalırız, boğazımızdan geçmez. Etli dolmayı, mercimek köftesini, pilavı çok severdi. Bana saraylar verseler istemem. Dağın başında bir çadırım olsun, oğlum yanımda olsun, bir kuru ekmeğe razıyım. Torunuma Alaaddin ismini verdik. Torunlarla teselli oluyoruz.”

Bir oğlum eksikti

Şükran teyze şehit oğlunun nişanlı olduğunu anlatıyor. Üsteğmen Alaaddin şahadetinden üç gün önce nikah tarihi aldığını 29 Ocak 1992 tarihli mektubunda yazıyordu. Şükran teyze için o mektup oğlunun son sözleriydi: “Oğlumun nişanlısı vardı. Şehit düşmeden birkaç ay önce düğün için Sıhhiye Orduevi’nden 17 Temmuz’a gün almışlardı. Nişanlısı Nursel, çeyiz hazırlardı hep ikisinin ismini nakış gibi işlerdi. 1 Şubat’ta şehit haberini aldık. Şoke olduk. Hiç beklemiyorduk. Nişanlısı da 3 yıl psikolojik tedavi gördü, zor atlattı. Oğlum bir gün demişti ki, ‘Anne Nursel’le karar verdik. Kızımız olursa adı Burcu olacak.’ Nursel şimdi evli ve kızının adını Burcu koydu. Oğlum, ’Anne Nursel kınada fuşya giysin, ona çok yakışıyor’derdi. Nursel, kınasında fuşya giymiş. Bir oğlum eksikti. ”

Nereden bilebilirdik

Alaaddin Üsteğmen’i terörden hep sakınmıştı Şükran teyze ve İbrahim amca. 1981 yılında üniversite sınavlarında Hacettepe Üniversitesi İnşaat Fakültesi Bölümü’nü kazanmıştı. Ailesi, 12 Eylül öncesinde yaşanan terör olaylarından çok korkuyordu. Acılı anne, gözyaşları içinde şunları anlattı: “23 yıldır bu acıyla yaşıyorum. Hayatta olsaydı 49 yaşında olacaktı. Liseyi bitirdi üniversite sınavına girdi ve Hacettepe İnşaat Mühendisliği’ni kazandı. O sırada da Kara Harp Okulu’ndan davetiye gelmişti. O yıllarda üniversiteler karışıktı. 1981 yılıydı. Ailece onu Kara Harp Okulu’na gitmesi için ikna ettik. Nereden bilebilirdik. Kaderi böyleymiş.” Şükran teyze, bir yandan bunları anlatırken bir yandan da oğlunun şehit olduğu kerpiç karakola, devleti yönetenlere ve ihanet sürecine isyan ediyor: “Görmeç Köyü’nde kerpiçten bir okulu karakola çevirmişler. 40 gün kar yağmış, köyde mahsur kalmışlardı. 45 askeriyle beraber çığ felaketinde hepsi birden şehit oldu. O çürük binada şehit oldu benim oğlum. Bina sağlam olsaydı, oğlum ve o gencecik askerler şehit olmayacaktı. Madem böyle bir barış süreci başlayacaktı benim oğlum neden şehit oldu?” Şükran Yakupoğlu, oğlunun kahramanlıklarını da gururla ve hüzünle anlatıyor: “Oğlum Görmeç’te operasyona gidiyor. Hainler tepede, askerlerimiz ve oğlum aşağıdaymış. Alaaddin’e haber gelmiş. Demişler ki ’Komutanım, Hasan Onbaşı şehit oldu. Alaaddin, ’Şehidimi orada bırakamam’demiş. Çünkü bu hainler, şehitlerin uzuvlarını kesiyorlardı. Alaaddin, bölüğüne ‘Beni koruyun’ talimatı verip, kurşunların arasına dalıp şehit Fatih Onbaşı’yı sırtına alıp getirmiş.”

Siyasilere kırgın

Şükran annenin, siyasi partilere de isyanı var. Seçim bildirgelerinde şehit aileleri yok hükmünde. “Hiçbir parti bizi seçim öncesi hatırlamıyor. Bakan çocuklarına tanınan ayrıcalıklar, şehit ailelerine tanınsın yeter. Biz onlardan fazla bir şey istemiyoruz. Canlarımızı verdik. Helal olsun vatan için ama neden biz unutuluyoruz. Seçim döneminde şehit ailelerinin esamesi okunmuyor. İsteriz ki sadece Ramazan aylarında hatırlanmayalım” diyor ve sözcüklerini yüreklere de beyinlere de mıh gibi çakıyor: “Bizi hiç unutmasınlar, bize yönelik de maddi manevi destek programlarıyla hazırlasınlar seçimlere.”

YeniÇağ

Etiketler : şehit
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler
Demokratik Bölgeler Partisi, Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel hakkında, '..
Erdoğan'ın Lozan'la ilgili sözlerine tepki gösteren Yunanistan Savu..
Şikede kumpas iddianamesinde tutuklanan iş adamı Serdal Adalı'nın o dön..
Bolu F tipi cezaevinde yatan Alaattin Çakıcı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sesle..
Adana'da yurt yangınında hayatını kaybedenlerin cenazesine katılan Avru..
Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin görülen davanın üye hakimi Bünyamin..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=