Lütfen bekleyin..

Davutoğlu’nun kötü alışkanlığı

28 Nisan 2015, 10:47

O elbise o bedene iki numara büyük geliyor.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Davutoğlu’nu izlerken ilk günden beri babasının elbiselerini giymiş bir çocukla karşı karşıya olduğum izlenimine kapılıyorum. Üzerindeki giysinin kendisine yakıştığını, belki böylece büyük ve önemli bir adam olduğunu düşünen çocuklar gibi. Fakat hiç öyle durmuyor, yadırganıyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’ndan bir bilim adamı soğukkanlılığı, vakarı, her şeyden önce bilimsel akıl bekleyenler, hayal kırıklığına uğruyor. O bilimsel akıl, o aydınlanmış zihin ya hiç olmamış ya da koltuğuna oturduğunda uçup gitmiş. Bu yüzden davranışları adamakıllı abartılı, sevinçleri de öyle. Anadolu’da bu tür davranış sergileyen insanlar için sıkça kullanılan bir tabir vardır: “sevincik delisi”! En trajik durumlarda bile (Saraydaki Bakanlar Kurulu toplantısı hariç) sürekli gülen ve neşeli bir görüntü vermeye çalışan Davutoğlu için yerinde bir deyiş bu. Sevincik delisi!

Bu halet-i ruhiye, Davutoğlu’nun konuşmalarına, sözlerine de yansıyor. Kimi zaman gayet ölçülü, serinkanlı başlayan konuşma, cümleler art arda eklendikçe bağlamından kopuyor, başladığı yörüngeyi kaybediyor ve sözün şehveti devreye girerek hiç beklenmeyen bir yöne doğru akıp gidiyor. ‘Sözün şehveti’ tabiri tam da bu durumlar için zaten. Muhatap kitlenin enerjisini ve alkışını alınca, aklın ve dilin sınırları aşılıyor; nefis, hevâ ve heves konuşmaya başlıyor. Ve daha coşkulu, daha kesici, delici, yaralayıcı, muhatabını yere serip üstünde tepinen bir dil çıkıyor karşımıza. Konuşan ile muhatabın (kitlenin) birbirini beslediği belki de yoldan çıkardığı nokta burada başlıyor. Coşku ve kendinden geçmişlik, sözün önündeki bütün bentleri yıkarak neredeyse hezeyana varan cümlelerin ortalığa salıverilmesine sebep oluyor.

Davutoğlu’nun gerçekten koptuğu anlar da burada başlıyor. Ağzına geleni söylüyor, ölçüp tartamıyor artık. Akıl, mantık ve iradenin yok oluşu ister istemez konuşulanların ‘doğruluk’ süzgecinden geçirilmesini de ortadan kaldırıyor. Evet, söz ve iddialarında ‘doğruluk’ aramıyor Davutoğlu. Bunun en son örneğini Gümüşhane mitinginde gördük. Hidayet Karaca ve 75 polisin tahliye kararını veren TC mahkemelerinin kararını beğenmeyip, yargıçların sözde Pensilvanya’dan emir aldıklarını (!) bunun belgesinin de ellerinde olduğunu söyledi. Bu durumda yapılacak ilk iş o belgeyi oracıkta göstermek olmalı öyle değil mi! Fakat hayır, o belge hiç olmadı, yok çünkü. Üstelik bu, Davutoğlu’nun kötü bir alışkanlığı haline geldi. Kendisinin Dışişleri bakanlığı döneminde en kritik toplantıyı dinletme beceriksizliğini gösterdikten sonra olayın üzenden saatler geçmeden delilsiz, belgesiz bir günah keçisine yıkıvermişti günahı! Daha sonra da yurtdışındaki hizmet kurumlarının casusluk yaptığını iddia etmiş, yine ‘belgesinin ellerinde olduğunu’ söylemişti. Durmamış, camiayı kastederek “Bunların PKK ile ilişkisi var, belgesi elimizde” demişti. Hep tekrar etti bunu: Belgesi elimizde!.. Ne yazık ki o belge hiç ortaya çıkmadı. Olmayanın ortaya çıkması mümkün değildi zaten.

Davutoğlu bunu hep yapıyor. Yapıyor da ne oluyor, terbiyemiz bir başbakan için ‘yalan söylüyor’ demeye müsaade etmiyor ama en azından şunu söyleyebiliyoruz, Davutoğlu, gerçeği söylemiyor, gerçek hoşuna gitmiyor onun. Hilafı hakikat konuşuyor, bile bile… Bir bilim adamı, Türkiye Cumhuriyeti başbakanı, siyasi çıkarı için göz göre göre halkı kandırıyor.

Bundan beş-on yıl önceki vakar sahibi, her haliyle bir bilim adamı soğukkanlılığı taşıdığı izlenimi veren, istenirse sempatik bile bulunabilecek Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun bir gün böyle konuşmalar yapacağını söyleseler, kim inanırdı. Aynı Davutoğlu, bu konuşmalarını beş yıl sonra, tek başına odasına kapanıp izlese, acaba ne düşünür. Üslubundan memnun kalır mı?

Davutoğlu’nun belirgin vasıflarından biri de son derece kaba bir kibir. Davutoğlu, fiziki görünümü ve cüssesiyle ters orantılı olarak, izleyeni rahatsız edici mütekebbir, sert ve yaralayıcı bir dile sahip olabiliyor. Partisine ve üst iradeye yönelik eleştirileri göğüslemeye çalışırken rakiplerini aşağılıyor. Bütün nezaket sınırlarını aşmakta beis görmüyor.

Uygar dünya ve evrensel ahlak ilkeleriyle biraz olsun temas kurmuş bir bilim adamının bir gün siyasete girip belki de beklemediği bir anda başbakanlık koltuğuna oturuverince böyle kökten bir değişim ve dönüşüm yaşaması, elbette şaşırtıcı. Mesela söz konusu kibirli dil, kendisinin sıklıkla vurgu yaptığı İslami gelenekte yok. Bu ülkenin sokaklarında, üniversitelerinde, camilerinde, çarşı- pazarında böyle kibirli, böyle üstenci ve mütehakkim bir dil, en azından kendilerinin devri saltanatına kadar yoktu, varsa bile bu denli belirgin değildi. Bu kibirli dil, uygar dünyada, demokrasilerde, dinde, gelenekte yok?.. Bunca yok dururken Davutoğlu’nun ve partisinin bu dili nereden ve kimden tevarüs ettiği, cevaplanması zor bir soru olarak önümüzde duruyor.

Ahmet Davutoğlu, evet, bir zamanlar kimilerine göre saygın bir akademisyendi. Şimdi ülkenin başbakanı. Bu koltukta ne kadar kalacağı, bütünüyle üst iradenin kararına bağlı. Makamlar geçici, önemli olan nasıl bir sadâ bırakıp gideceğiniz. Bugün onun sergilediği tavrı gören yakın çevresinin, dostlarının onu insaniyet namına uyarması gerekir: Gerçekleri konuş, yalana tevessül etme. En önemlisi, başkası olma kendin ol! - Barış Küntay

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
hıdır kara
586 gün önce
yirmi üç nisan geçmedimi yahu 23 nisan başbakanı değilmiydi bu abi
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler
"Dolarını bozdur, görüntüyü gönder, haber yapalım"
Evlendirme programlarına bir yılda tam 87 bin şikayet geldi. Geçtiğimiz yıl..
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş'a "hükü..
Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, bugünkü yazısında Tuğrul Türkeş&..
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun terörle mücadelede şehit olanların çocuklar..
Türkiye gece yarısı Meclis’e sunulan çocuklara cinsel istismar suçlarında m..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=