Lütfen bekleyin..

Kılıçdaroğlu: 77 milyon fişlendi

17 Mart 2015, 14:53

CHP lideri Kılıçdaroğlu, fişleme iddialarıyla ilgili Cumhurbaşkanı ve ailesinin mağdur olarak gösterildiği bir iddianameyi okudu; "77 milyon kişi fişlendi" dedi.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "77 milyon fişlendi mi, fişlenmedi mi?" sorusunu yönelttiğini ve bu soruya Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan yanıt gelmediğini söyledi. Kılıçdaroğlu'na göre 77 milyon kişi fişlenmiş durumda. CHP lideri, bu fişleme bilgisinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve ailesinin mağdur olarak gösterildiği iddianamede yer aldığını belirtti. İddianameyi okuyan CHP lideri, iddianameyi hazırlayan savcıyı da eleştirdi; "Dava açmak konu Erdoğan olunca mı aklına geldi?" diye sordu.

"Taksi şoförünü niye fişliyorsun?"

"Davutoğlu'na açık ve net sordum: 77 milyon insan senin iktidarın döneminde fişlendi mi, fişlenmedi mi? Cevap yok. E bugün açıklayalım artık. Fişlenmek, bir kimseyi izlenmesi gerekenler listesine almak, kayıtlara geçirmek. Peki fişlemek güzel bir şey mi? Kötü olduğunu biz de biliyoruz. Elimde bir iddianame var. İddianame şu: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir savcının düzenlediği iddianame. Mağduru Recep Tayyip Erdoğan ve ailesi. Savcı ne diyor, 'Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'nın, ülke genelinde yani Türkiye’de herkese ait istihbarat bilgilerini sanal ortamda detaylı veri analizi (deva1 ve 2) programı ile topladığı, program içerisinde ülkedeki herkese ait istihbari kişisel bilgilerin bulunduğu.' Yani bunu birisi bana anlatsa böyle saçma şey olur mu deriz. Biz fişlendiğimizi biliyorduk da 77 milyon neden fişleniyor? Hadi biz siyasetçiyiz, yahu taksi şoförünü niye fişliyorsun sen? 77 milyon insanı fişliyorlar."

"Özel hayatı fişliyorlar"

"Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'nun ek 7’nci maddesi, 'polis devletin bölünmez bütünlüğüne, önleyici ve koruyucu tedbirleri almak üzere ülke seviyesinde istihbarat faaliyetinde bulunur. Bu amaçla bilgi toplar, değerlendirir.' İddianameden okuyorum, 'Detaylı veri analizi programında kişilere ait özel her türlü bilginin yer aldığı, herhangi bir devlete ait (gizli) sır niteliğinde herhangi bir bilgi bulunmadığı…' diyor bu fişlemelerde. Yani özel hayatı fişliyorlar."

"Bu tür pespayelikler asla olmayacak"

"Ülke iyi yönetilmiyor diyordum. Her vatandaşın özel yaşamı mercek altına alınıyor. Ülke iyi yönetilmiyor; gestapo mantığı, Muhaberat devleti gibi yönetiliyor, vatandaş fişleniyor. Sen bunun hesabını 7 Haziran’da sormak zorundasın sevgili yurttaşım. Suç neymiş, kişisel verileri hukuka aykırı olarak geçirmek. Bazı polisler Erdoğan ve ailesiyle ilgili bilgi toplamış. Ne zaman oluyor? 17-25 Aralık’tan sonra. Ondan önce her şey iyiydi. Devlet arşivindeki verileri de çok iyi kullandıklarını biliyoruz. Oradan bazı dosyaların AKP Genel Merkezi'ne gittiğini de biliyoruz. CHP iktidarında bu tür pespayelikler asla ve asla olmayacaktır."

Savcıya eleştiri

"Üstelik 1994’te bir kanun çıktı. Bu tür fişlemelerin tamamen kaldırılmasıyla ilgili. Siz kalkar vatandaşların özel hayatıyla ilgili bilgileri toplarsanız anayasayı ihlal etmiş olursunuz. Sevgili savcı, senin yeni mi aklın başına geldi? Erdoğan olunca mı davayı açıyorsun? 77 milyonun hakkını kim koruyacak? Neden dosyaları gizli gizli görüşmeye çalışıyorsun? Çık milletin önüne, iddianamede az yazmışsın. Daha çok şey yazman gerekirdi. Özel hayatın gizliliği diye emredici hüküm var, neden onun üzerinde durmuyorsun? 77 milyon insan, herkes fişlendi diyor. Benim özel hayatımla ilgili bilgileri neden AKP fişliyor, depoluyor? Bunlar bir de demokrat diyorlardı kendilerine değil mi?"

"Merak ediyorsan gel ben sana anlatayım"

"Bizi bütün dünyaya rezil ettiniz siz. Davutoğlu’na söylüyorum. Şimdi konuş bakalım. Gazeteciler sormadılar sana, fırsat bulamadılar, bilemiyoruz. Ben söylüyorum, sen de dinliyorsun; arkadaşların, yandaşların dinliyor. Şimdi çık şu sorunun cevabını ver: 77 milyon yurttaşın bilgilerini ne yapacaksın sen? Benim özel hayatımı merak ediyorsan, gel ben sana anlatayım. Ama sen vatandaşın özel hayatından ne istiyorsun? O bilgiler, deva1 ve deva2 programı hangi gerekçeyle tutuluyor orada? Hukukta böyle bir şey yoktur."

"Zaten şirket gibi yönetiyorlar"

Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ''Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmeli" sözlerini de eleştirdi.

"Hukuk nedir, hukuk tecrübesi nedir bilmiyorlar. 'Devleti şirket gibi yöneteceğiz' diyorlar. Burası babanın çiftliği mi? Vatandaşlar senin müşterin mi? Türkiye'yi şirket gibi yönettikleri için tarlaları, arazileri yandaşlarına verdiler. Şirket gibi yönetiyorlar zaten. Devlet gibi yönetselerdi bu kadar işsizlik olur muydu? Devlet ayrı bir kurumdur. Siyasal partiler devlet olmak için değil devleti yönetmek için göreve gelirler. Şirket gibi yönettikleri için vatandaş borç batağında. Merkez Bankası ile oynayarak eski parayla 90 katrilyon borcu vatandaşın sırtına yüklediler. İki GAP eder bu para. Peki kim kârlı? İsviçre bankalarında parası olanlar, yatak odalarında dolar bulunduranlar kârlı."

Atatürk'ün vasiyeti

Atatürk Orman Çiftliği konusunda Atatürk ile İnönü arasındaki yazışmaları gösteren ve buradan bir bölüm okuyan Kılıçdaroğlu, bu belgenin Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili görülen davaya gönderilmediğini söyledi.

"Bir kaçak saray olayı var. Orada oturan kişiyi de biliyorsunuz. Ankara Mimarlar Odası bu sarayla ilgili olarak olağanüstü çaba harcadı. Hukuk yoluyla mücadele etti. Yürekten kutluyorum. Dediler ki, ‘AOÇ ile ilgili Atatürk'ün bir vasiyeti var. Bu vasiyete aykırı yapılıyor bu bina’. Mahkeme de ‘olur’ dedi, devlet arşivlerine sordu. Arkadan bir basın açıklaması yaptılar. ‘Kurumumuzda mahkeme tarafından talep edilen AOÇ'ye ilişkin bir vasiyetname bulunmamaktadır’ diye yazı gönderdiler. Atatürk'ün AOÇ ile ilgili olarak Hazine'ye bağışladığı yazı bu arkadaşlar. Bu yazı Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nde. İnönü, Atatürk'e telgraf çekiyor AOÇ'yi Hazine'ye bağışladığı için. Bunun üzerine Atatürk, İnönü'ye bir yazı yazıyor. Son cümlesini okuyacağım sizlere: Atatürk, İnönü'ye şunu söylüyor: 'Mevzu bahis olan hediye, AOÇ yüksek Türk milletine benim asıl vermeyi düşündüğüm hediye karşısında hiçbir kıymete haiz değildir. Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim."

"Hangi gerekçeyle mahkemeye göndermiyorsunuz?"

"Bu belge mahkemeye gönderilmiyor. Hangi gerekçeyle göndermiyorsunuz siz? Çanakkale savaşlarının yüzüncü yılı. Mustafa Kemal Atatürk’ün çabalarını biliyoruz. O günün genç askerlerine ‘size ölmeyi emrediyorum’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Diyanet Vakfı, camilerde hutbe indiriyor, güzel bir şey yapıyor. Ama bir şeyi yapmıyor, en azından Atatürk’e bir rahmet okutur insan. ‘Canımı veririm’ diyor Türkiye için ve siz onu görmezden geliyorsunuz."

"Nasıl bu kadar nankör olabilirsiniz?"

"Diyanet İşleri Başkanlığı’nın başında olan kişiye sesleniyorum: Bütün devlet büyüklerine rahmet okutmak zorundasınız, özellikle Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına okutmak zorundasınız. Sen acaba mal varlığını bu millete adadın mı? Sen bu millet için mücadele ettin mi? Koltuğunda oturuyorsan, o oturduğun koltuk da Mustafa Kemal’in sayesinde. Siz nasıl bu kadar nankör olabilirsiniz? Din adamısınız siz. Herkese sevgiyle yaklaşmak zorundasınız. Geçmişimizi yüceltmek zorundasınız. Şehitlerimize, gazilerimize saygı duymak zorundasınız. Bir Mustafa Kemal’i düşünün. Avustralya’dan gelen askerler için annelerine sesleniyorum, ‘Onlar bizim evlatlarımızdır’ diyor. İşte büyüklük, yücelik budur. Din budur, iman budur işte."

"O kurumu yıpratıyorsun"

CHP lideri, AK Parti’den aday olduktan sonra vazgeçip görevine dönen Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan’a eleştirilerini de sürdürdü.

"Ahlaken o göreve dönmemelisin. O kurumun üzerine hepimizin titremesi gerekiyor, sen o kurumu yıpratıyorsun. O kurumun özel bir yasası var. Beş yıl süre dolmadan görevinden ayrılanlar, beş yıl geçmeden görevlerine dönemiyorlar. Şimdi 17 Nisan 2010. Atandığı söyleniyor. Resmi Gazete’de yayınlanmadığı için kararnamesi bilmiyoruz. Ama atandığı söyleniyor; çünkü 18 Nisan’da açıklama yapıyor, ‘Görevimin başındayım’ diye. Beş yılı dolmadan. Geri dönmesi için en az beş yıla ihtiyaç var. Diğer devlet memurlarından niye farklı? Yasasında özel hüküm var. ‘MİT mensupları hakkında kendi kanunları uygulanır’ diyor. Davutoğlu’na açık, net çağrı yapıyorum: Hakan Fidan ne zaman MİT Müsteşarlığı’na atandı, beş yılı doldu mu, dolmadı mı? Bunu açıklasın, öğrenmek istiyoruz."

"Bu senin iktidarın değil"

Kılıçdaroğlu konuşmasının başında işsizlik rakamlarını da eleştirdi, "İşsizlik oranımız yüzde 10,9'a çıktı, tüm kriz dönemlerini aştı. Son dört yılın en yükseği. Gençler işsiz ama onların gençleri değil. Kendi ülkesindekilere iş bulmuş, şimdi yabancılara iş veriyor. İşsiz gençlere sesleniyorum, bu iktidar senin iktidarın değil" dedi.

CHP lideri, yaklaşan 7 Haziran genel seçimi için seçmene de seslendi ve herkesten seçmen kayıtlarına bakmasını istedi. Kılıçdaroğlu ayrıca, İstanbul Üniversitesi rektörlük seçimini Prof. Dr. Raşit Tükel'in kazanmasıyla ilgili, "İrade diyorlar ya, bakalım şimdi iradeye ne kadar saygı gösterecekler?" diye konuştu.

Kaynak: Al Jazeera

Etiketler : Kılıçdaroğlu, chp
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler
MHP Kayseri Milletvekili Halaçoğlu, sosyal medya hesabından bir video payla..
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik, HDP'li milletvekillerinin '..
12 Eylül'den önce Alparslan Türkeş'le birlikte çalışmış isimler Dev..
MHP Kayseri Milletvekili Halaçoğlu, Bahçeli'nin Başkanlık sistemi konus..
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Adana Aladağ’da bi..
MHP Isparta Milletvekili Nuri Okutan, Türkiye’nin ihtiyacı Başkanlık ya da ..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=