Lütfen bekleyin..

AKP'li Aktay'dan Bölücübaşı Öcalan'a görülmemiş övgüler...

19 Temmuz 2013, 22:50

PKK liderinin Kürt halkının önüne siyasallaşma hedefini koyduğunu belirten AKP MKYK üyesi Yasin Aktay, “Öcalan’ın sağlık ve yaşam koşullarıyla ilgili talepler normaldir, makuldür” dedi

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Türkiye’de silahlı mücadele yürütmenin artık mümkün olmadığını belirten AKP MKYK üyesi ve Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Kürtlerin siyasi mücadeleye odaklanması gerektiği yönünde yeni bir konsept ortaya koyduğunu söyledi.

Öcalan’ın dünyanın geleceğini iyi okuyup PKK’nın ve Kürt tabanının önüne siyasallaşma hedefini koyduğunu dile getiren Aktay, Öcalan’ın sağlık ve yaşam koşulları ile ilgili olarak Kürt tarafından gelen taleplerin makul olduğunu da dile getirdi.

AKP'li Yasin Aktay, Taraf'a konuştu! son gelişmelere ilişkin sorularını yanıtladı...

Çözüm süreci nereye gidiyor?

Öcalan bence hükümetteki demokratikleşme iradesini ve Kürtler için son 10 yıldır yapılanların hayatı daha demokratik hale getirmiş olduğunu gördü. Öcalan, dünyanın geleceğini iyi okuyup Kürtlerin, PKK’nın, kendi tabanının önüne yeni bir hedef koymuştur. Bu da siyasallaşmadır. Siyasallaşmanın da her bakımdan sınırları bellidir. Siyasallaşma ile silah beraber olmaz. Öcalan, Türkiye’nin gelmiş olduğu yer itibariyle artık silahın çözüm olmadığı, Kürtlerin siyasi mücadeleye odaklanması gerektiği yönünde yeni bir konsept ortaya koydu.

İkinci demokrasi paketi hazır mı?

AKP’nin programındaki zaten demokratikleşme paketleri var. 63 madde olarak kamuoyuna yansıyan içerikler var ve bunlar hayata geçirilecek. Bunu çözümün bir şartı gibi ele almak doğru değil. Siyaset, toplumu ikna etme sanatıdır. Değişikliği sadece BDP’nin talep ettiğini düşünmüyoruz. Türk toplumu istediği için bu adımlar atılacaktır. Ya bunu yaparsınız, ya da terör geri döner mantığı işi kolaylaştırmıyor, zorlaştırıyor.

Süreci sabote etme çabası var mı?

Bazı yerlerdeki olayları süreci sabote etmek isteyenlerin çabası olarak görüyorum. Doğrusu Güneydoğu öyle bir tablo içinde olmaktan uzak. Toplumda oluşan barış iradesi çok yüksektir. Yüzde 90’ların üstündedir. Bazı hevesliler olabilir. Onların da Öcalan’a rağmen, çözümü sabote edecek güçte olduklarına inanmıyorum.

Dağdakiler indi mi?

Dağdakiler inmedi, dağdakiler dışarı çıkacak. Zaten tereddüt yaratan konulardan biri çoğunun henüz çıkmamış olması. Bu konuda bir yavaşlık söz konusu. Bu yavaşlık bir hesaba mı dayanıyor, yoksa teknik bir sorundan mı kaynaklanıyor; o bir soru işareti.

AKP’de bu konu hakkında nasıl konuşuluyor?

Doğrusu birtakım endişeler olsa da süreci aksatacak nitelikte bir direniş veya bir güvensizlik yok. Sürece dönük hükümetin baskın bir iyi niyeti var. Bu iyi niyet tabii ki öbür taraftaki sabotaj girişimlerini görmeye engel değil. Güveni tamamen bitirecek herhangi bir risk görülmüyor.

“Çözüm süreci aslında bir sabır sınavıdır”

MİT, İmralı ve Kandil arasında görüşmeler sürüyor mu?

Mutlaka...Sürekli temas halinde bu işin gidişatı konusunda, aksamaması konusunda bir diyalog halindeler. Bu iş kimi ilgilendiriyorsa bütün taraflar sürekli temas halinde. Sürecin en önemli aktörlerinden olan Öcalan’ın şartlarının iyileştirilmesi talepleri var. Sağlık kontrolünden geçirilmesi, odasının genişletilmesi isteniyor. Bu talepler normaldir Hükümet taleplerin muhatabıdır. Öcalan’ın durumunun iyileştirilmesi talepleri de olabilir. Talep meşrudur; hakaret olmaması şartıyla. Öcalan’ın da avukatları vardır, sevenleri vardır, talepleri hukuk devleti ölçüsünde ve hak ettiği ölçüde dillendirilir. Ama bu yapılacağı anlamına gelmez. İllaki karşılanacağı anlamına gelmez. Makulse hukuk standartları ölçüsündeyse bu taleplere bakılır tabii ki. Ama sırf talep ediyor diye, dünya yıkılmış gibi bir hava yaratılmasının da bir anlamı yoktur. İsteyen isterse ülkenin bölünmesini talep edebilir, bunun için yol bellidir. Gidip halkını ikna etmesi lazım, gidip yasal mücadelesini yapsın, propagandasını yapsın bu da meşrudur. Bölünmenin propagandası bile yapılabilir Türkiye’de artık. Yani bu Türkiye’nin demokrasisinin geldiği noktayı gösterir. İfade özgürlüğünün hangi noktaya geldiğinin ifadesidir. Kimse diyemez ki insanlar düşüncelerinden dolayı hapistedir. Hayır düşüncelerinden değil, mutlaka bunu şiddete dökmüş olduklarından dolayıdır.

Çözüm sürecindeki en önemli sınav nedir?

Bu bir sabır sınavıdır. Süreç içinde iki taraftan da sabrı zorlayacak çok şey olabilir. Bu işte biraz kanaat önderi niteliğinde olan insanların galeyana gelip, her olayın üzerine atlamaması çok önemlidir. Hamasi duyguları daha da pekiştirecek, tahrik edecek şekilde atlamamaları çok önemlidir. Parti yetkililerine, kanaat önderlerine çok önemli bir görev düşüyor. Sürece başlarken bu tür sabotajların, direnişlerin olacağını öngörüyorduk zaten. Bu yola öyle girdik girmek zorundaydık artık. Dolayısıyla en önemli imtihan sabırdır.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
misafir
1232 gün önce
beni övecek değil ya. muhakkak apo yu övecek.
Orkun Türkmen
1232 gün önce
Ben Yasin Aktay'ın Profesörlüğünü bileğinin hakkıyla aldığına asla inanmıyorum.TV'lerden takip ettiğim kadarıyla tetikçilik ona çok yakışıyor.Cemaat bağlantısı olduğunu sanıyorum.yaratıcı yönü yok.Bir de kalkmış stratejik düşünce kuruluşu üyesi.Bir kaç yabancı kelimelerle konuşmasını süsleyince adam olunuyorsa,ben bunu bin defa yapabilirim.Tarikat üyesi veya yandaş olması ona bu ünvanı kazandırmış olabilir.Cemaatler malum,işleri güçleri devlet,ordu düşmanlığı yapacaksın,3-5 süslü kelimeler kullanacaksın,ha bir de demokrasi ve özgürlükten bahsedeceksin,iş tamam.AKP iktidara gelmemiş olsa idi,bunların bir tanesi dahi TV'lere çıkarılıp,konuşturulmazdı.Çünkü kapasite yok,Türk ve Dünya gerçeklerinden haberdar değiller.Cemaatler geleneksel olarak zaten kendi dışındaki düşüncelere kapalıdır.Demokrasi düşmanıdırlar.Bunların demokrasi inancı tarikat veya islamcılıkla sınırlıdır.Bir tarikatçı veya İslamcı yönetime gelsin diye demokrattırlar.Mesela Mısır'da darbe karşıtlığı yaparlar,ama Mursi tam da anti demokrattır,kadın haklarına düşmandır ve Amerika ajanıdır,çünkü NASA da çalışmış ve ailece amerikan vatandaşıdırlar.Böyle birisini desteklemekten hiç bir mahzur görmezler.Madem darbecilere karşıdırlar,niçin o zaman Ziya ül Hak'ı desteklemişler,niçin Sudan Devlet Başkanı Beşir Uluslararası yakalama emri olduğu halde bunlar tarafından omuzlarda taşınırlar.İslamcılık,anti demokratlıktır,insan haklarına modern manada karşıdır,kadının adı yoktur,devlet başkanlığına,hakim ve savcı olmasına karşı olmaktır.Bu açıdan bu cüce Profesörler AKP iktidarı gitmekle bir bez parçası gibi sıkılıp bir kenara fırlatılıp atılacaklardır.
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler
12 Eylül'den önce Alparslan Türkeş'le birlikte çalışmış isimler Dev..
MHP Kayseri Milletvekili Halaçoğlu, Bahçeli'nin Başkanlık sistemi konus..
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Adana Aladağ’da bi..
MHP Isparta Milletvekili Nuri Okutan, Türkiye’nin ihtiyacı Başkanlık ya da ..
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında konuştu. Şehitler a..
Sinan Oğan, grup toplantısında "Sonuna kadar Türk Birliği" diyen ..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=