Lütfen bekleyin..

Ekonomi 2015'te umut vaat ediyor mu?

01 Ocak 2015, 15:15

İktidarın daha otoriter çizgiye kaydığı 2014, büyüme, istihdam, enflasyon ve işsizlik gibi konularda sorunlu bir yıl oldu. Dünyanın durgunlukla boğuştuğu, ABD’nin faizleri artırmaya hazırlandığı ortamda 2015 yılının sıkıntıları daha da derinleştirmesinden korkuluyor.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Gerilimlerle dolu bir yıl boyunca enerjisinin büyük bölümünü siyasi tartışmalara harcayan Türkiye, ekonomide arzulananın altında bir performans ortaya koydu. Enflasyon yükseldi, lira büyük değer kaybetti, büyüme zayıfladı ve işsizlik artmaya devam etti. İhracat tam beklenen ölçüde olmasa da artmayı sürdürdü. Cari açıkta ise gözle görülür bir iyileşme kaydedildi. Borçluluktaki tırmanma devam etti. Kısa vadeli dış borçlar rezervleri aştı.

Hızla otoriterleşen ‘Yeni Türkiye’nin serbest piyasa ekseninden uzaklaşmaya başladığı yönündeki sinyaller ise yatırımcıların güvenini sarstı. Buna Amerika’nın faiz artırımı, Avrupa ve Japonya’nın durgunluk karşıtı sert tedbirleri, Rusya’nın hızla resesyona düşmesi, Çin’in yavaşlaması ve Ortadoğu’da artan gerilim gibi dış faktörler de eklenince Türkiye ekonomisi için 2014 eski parlak günlerinin çok uzağında geçti. Gelecek yılın daha iyi olacağına dair kuvvetli işaretler de yok.

Geçen hafta içinde İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) tarafından her yıl yapılan ‘Hocaların Gözüyle 2015 Yılında Türkiye Ekonomisi Araştırması’ Türkiye ekonomisinin zor bir yıla girmekte olduğunu ortaya koyuyordu. 2-16 Aralık 2014 tarihleri arasında  gerçekleştirilen ankete katılan 191 ekonomi hocasının yüzde 64’ü dünya ekonomisini parlak bir yılın beklemediğini söylüyor. Avrupa için ise bu oran yüzde 74’e çıkıyor.

Gözler Fed’de olacak

Amerikan Merkez Bankası Fed, 2015 yılı içinde büyük ihtimalle faizleri artıracak. Ancak artırımın ne zaman gerçekleşeceğine dair net fikir yok. Yine de, piyasalar artırım için haziran veya temmuz aylarının muhtemel olduğunu düşünüyor. Haziran ayının ikinci haftasında ve temmuzun son haftasında Fed’in para kurulu toplantısı olacak. Amerikan Merkez Bankası’nın gelecek yıl atacağı adımlar bütün dünya tarafından büyük bir dikkatle takip edilecek.

Fed faizleri ne zaman artıracağına karar verirken özellikle işsizlik ve enflasyon verilerini dikkate alıyor. İşsizlik, büyüme oranlarıyla oldukça yakından irtibatlı. En son aralık ayının ikinci haftasında güncellenen verilere göre üçüncü çeyrekte dünyanın en büyük ekonomisi yüzde 5 gibi epey kuvvetli bir performans sergiledi ve eğilimin devam edeceğine dair sinyaller, zaten yapısal işsizlik sınırına gelmiş işsizlik oranlarının artık kaygılardan azade kalacağını haber veriyor.

Aralık ayı itibarıyla açıklanan verilere göre, Amerikan çalışabilir nüfusunun sadece yüzde 5,8’i boşta ve bu oran son altı yılın en düşük seviyesi. Üstelik işsizlik başvurusu rakamları da sürekli düşüş kaydediyor.

İEAD anketi de ABD ekonomisinin canlanacağına dair yüzde 70 gibi yüksek bir beklentiye sahip. Tabii bu canlanmanın özellikle gelişmekte olan ülke ekonomileri için sıkıntılı bir durum doğuracağı da aşikâr. Amerika’dan düşük maliyetle borçlanan yatırımcılar, bu paraları daha yüksek faiz veren ülkelere aktarıyordu ve Türkiye bu kırılganlığı yüzünden yüksek risk primlerinin yansıtan faiz oranlarıyla sıcak paranın cazip menzillerinden biriydi. Bu açıdan, Fed’in kaçınılmaz adımları, Merkez Bankası’nın faiz oranlarını indirerek yurtiçi büyümeyi destekleme imkânlarını kısıtlayacaktır.

Merkez ve güvenilirlik

2014’te ekonomi dünyasının ağırlıklı tartıştığı konular arasında Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve güvenilirliği önemli yer tutuyordu. Şimdi Cumhurbaşkanı olan Recep Tayip Erdoğan’ın başbakanlığındayken de, daha sonra Ahmet Davutoğlu’nun önderliğindeyken de AK Parti hükümetleri Merkez Bankası’na kendi düşük faiz beklentilerini dikte etmekten hiç çekinmedi.

Ocak ayının sonuna doğru Merkez Bankası siyasi krizlerin ve uluslararası çalkantıların risklerini yansıtmak üzere gösterge faiz oranlarını 5,5 puan artırarak yüzde 10’a taşıdığında, Erdoğan memnuniyetsizliğini açıkça ifade etti. Hatta bu adımın istenen sonucu doğurmaması hâlinde karar alıcılarının bedel ödeyeceklerini de söyledi. Akabinde, Merkez Bankası kademeli olarak faizleri geri çekmeye başladı. En son aralığın üçüncü haftasındaki toplantısında yüzde 8,25 seviyesinde tutmaya karar veren Merkez Bankası’nın, Türkiye’yle benzer özellikler taşıyan Brezilya ve Rusya gibi ülkelerin faiz oranlarında ciddi artırımlar yaptıkları bu dönemde, Fed’in adımı da kaçınılmaz iken cesur bir faiz kararı alıp alamayacağı tartışılıyor.

Faiz politikaları, Merkez Bankası’nın ana önceliği olan enflasyonda olduğu kadar, ülkenin büyüme performansında da dolaysız etkili. Burada anlaşılması zor bir tenakuz eseri, hükümet, bir yandan cari açığı kontrol altına alma düşüncesiyle iç talebi dizginlemeye çalışırken, diğer yandan da bu gayenin tam aksine Merkez’in faizleri düşük tutmasını istiyor. Uzmanlar gelecek yıl daralma beklemiyor ancak büyümenin yüzde 4’ün altında kalacağı da hemen hemen üzerinde umumi ittifakın olduğu bir beklenti. 2014 için ise yıl sonu büyüme hedefinin yüzde 3’ü bulacağı tahminleri dahi iyimser bulunuyor. Özellikle üçüncü çeyrekte yüzde 2,9 beklenen büyümenin yüzde 1,7 gelmesi büyük bir şaşkınlığa ve hedeflerin revizyonuna yol açmıştı.

İşsizlik tırmanıyor

Düşen performans, işsizlik oranlarında da dolaylı kötüleşmelere yol açacak. Türkiye’nin işsizlik oranı son açıklanan verilere göre, eylül ayı itibarıyla, yüzde 10,5 mertebesinde duruyor. Genç işsizlik oranı ise Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre yüzde 19,1 seviyesinde. Gelecek yıl oranların düşeceğine dair beklentiler çok kuvvetli değil. Başlıca sebebi büyüme oranının mütevazı kalacağı.

Gelecek yıl Türkiye’nin siyasi atmosferi haziran ayındaki genel seçimler öncesi yeni gerilimlere sahne olacak. Seçim sonuçlarına göre birtakım siyasi sarsıntılar bekleyenlerin oranı da az değil. İEAD anketine katılan iktisat hocalarının yüzde 54’ü seçimlerin ekonomik istikrarı olumsuz etkileyeceğini düşünüyor. Hükümetin bir seçim ekonomisi uygulaması ihtimali ise iki yönlü makes buluyor. Böyle bir hamle, bütçe açığını artırabileceği gibi, büyüme oranlarına olumlu bir katkı da sunabilir.

Enflasyonda 2014 yılında hedefler ıskalandı. Kasım 2014 için açıklanan verilere göre tüketici fiyatları enflasyonu yüzde 9,15 oldu. Geçen yılbaşında Merkez Bankası 2014 yıl sonu için yüzde 5,3 hedefliyordu. Daha sonra bunu kademeli olarak yukarı çekti ve en son 8,9 gibi epey yüksek bir hedefe ulaştı ki bunun bile yakalanması mümkün görünmüyor.

Merkez, 2015 için ise yüzde 5 gibi iddialı bir enflasyon hedefine sahip. Petrol fiyatlarındaki dramatik gerilemenin bu hedefe yaklaşılmasında faydası olabilir. İlk çeyrekte baz etkisinden dolayı enflasyon oranlarında düşüş görülmesi muhtemel ki bu da, petroldeki gerilemenin de etkisiyle, Merkez Bankası’nı faiz oranlarını daha da indirmeye teşvik edebilir.

Petrol cephesi

Petrolün varil fiyatının 110 dolar civarından 60 dolar altına gerilemesi kuşkusuz 2014’ün en mühim ekonomik olayları arasında yer aldı. Küresel ekonomik durgunluğa paralel olarak talepteki düşüş fiyatların aşağı yönlü hareketinde belirleyici rol oynadı. Petrol üreten başlıca ülkelerin birliği OPEC’in üretim kısmama kararı ise bu inişi körükledi.

Dünyanın en büyük petrol üreticilerinden Rusya’ya karşı, Ukrayna politikasından ve Kırım’ı bir oldubittiyle ilhakından dolayı Amerikan güdümlü bir ceza operasyonu şeklinde okuyanlar da oldu petroldeki hareketi. Gerçekten de gelirlerinde büyük bir sarsıntı yaşayan ve para birimi rublede yüzde 70’e yakın değer kaybıyla sarsılan kuzey komşumuz gelecek yıl için resmen yüzde 5’lik bir daralma bekliyor.

Bu iki gelişme Türkiye açısından biri olumsuz, diğeri olumlu iki gelişmenin ortaya çıkmasına yol açtı. Rusya’nın daralması, bu ülke ile ticaretimizde gelecek yıl yaklaşık 6 milyar dolarlık bir negatif etkiye yol açacak. Türkiye’ye en çok turist gönderen ikinci ülke olması hasebiyle Rus hane halklarının gelirlerindeki düşüş ve liranın ruble karşısında pahalı hâle gelmesiyle, turizm gelirlerindeki azalma da Türkiye’nin faturasına eklenecek. Toplam maliyetin 8 milyar doları geçmesi söz konusu.

Bununla birlikte petrol ithalatının daha az maliyetli hâle gelmesi Türkiye’ye yaklaşık 6 milyar dolar kazandıracak. Ancak, Türk Lirası’ndaki değer kaybı hesaba katıldığında, buradaki kazancın bir bölümünün kaybedileceğini de akılda tutmak gerekir.

Lira ne olacak?

Lira, yolsuzluk soruşturmalarını takiben doğan yüksek sarsıntılı dönemde, özellikle ocak ayında 2,39’un üzerine çıkmış, ancak daha sonra 2’nin biraz üzerinde bir istikrar kazanmıştı. En son kasım ve aralık aylarında dış gelişmelere ve Türkiye’de özgür basına yönelik sindirme operasyonlarına bağlı olarak lira tekrar büyük bir yükseliş kazanmaya başladı. Erdoğan’ın, basın özgürlüğü uyarıları yapan AB’ye, “Bizim AB gibi bir derdimiz yok” sözüyle çıkıştığı gün liranın değer kaybı hızlandı ve aralık ayının ikinci haftasında 2,40’ı geçerek tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Bu arada dolar da, özellikle üçüncü çeyrek verisinin güncellemesini takiben DXY endeksinde son altı yılın en yüksek noktasına 90,09 ile çıktı.

Gelecek yıl, kurların nereye kadar çıkacağını tahmin etmek güç olsa da, liranın dolar karşısında 2,25’in yeni normal olarak tescil edileceğini beklemek makul olacaktır. En yüksek 2,5’i bulması da ihtimal dâhilinde.

Euro cephesinde ise, Avrupa’nın ekonomik durgunluktan çıkmak için yürürlüğe aldığı ve kapsamını Almanya’nın izin vereceği ölçüde açacağı parasal genişleme politikası bu para biriminin değerini düşürecektir. Buna bağlı olarak, TL karşısında 2,5 ile 3 arasında bir seviyede bulunacağını varsaymak mümkün.

Kurların yüksek olmasının dış ticareti artıracağı beklenebilir. Ancak ihracatçılar yüksek kurdan ziyade istikrarlı kurların kendileri açısından daha arzu edilir olduğunu düşünür. Çünkü sürekli artan veya düşen kurlar, vadeli alım satım yapan tüccarın maliyetlerinde beklenmedik artışlar doğurur. Bununla birlikte, TL’nin aşırı değer kaybı bir enflasyon baskısı doğurur ve bu da faiz oranlarını yükselterek üreticinin maliyetlerini yukarı çeker. Ayrıca yatırımları caydırır.

(Aksiyon Dergisi'ndan alınmıştır)

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
EKONOMİ Kategorisindeki Diğer Haberler
Döviz bozdurma kampanyası sürerken bankalardaki döviz hesapları 2.7 milyar ..
Hükümete yakın Memur-Sen tarafından yapılan açıklamaya göre; 4 kişilik bir ..
Geçen hafta rekor üstüne rekor kıran dolar 3.35 TL'nin altını gördü...
Altının gram fiyatı, 128 liranın altına gerileyerek 14 Kasım'dan beri e..
Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, "Dolar kurundaki artışın enfla..
Benzinin litre fiyatına 15, motorin fiyatlarına 16 kuruş zam yapıldı. Zam s..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=