Lütfen bekleyin..

Davutoğlu'nun yalanlarına Koray Aydın, Yaşar Okuyan ve Hasan Gemici'den tepki !

06 Kasım 2014, 14:48

"Siz daha maden ocağındaki suyu tahliye etmekten acizken..."

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

MHP Trabzon Milletvekili Koray Aydın, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde Marmara depreminin yaşandığı bölgeye gidemediğini söylemesine tepki göstererek,  "Siz daha maden ocağındaki suyu tahliye etmekten acizken, asrın felaketiyle karşılaştırma yapıyor, geriye dönük hizmet yapanlara haksızlık ediyorsunuz" dedi.

Koray Aydın, Meclis'te eski bakanlar Yaşar Okuyan ve Hasan Gemici ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, Ermenek'teki maden kazasında hükümetin ihmal, başarısızlık ve beceriksizliğinin belgelendiğini öne sürdü.

http://www.haberfedai.com/upload/dosya/31798.jpg"AKP'NİN AMACI GÜNDEM DEĞİŞTİRMEK"

Hükümetin gündem değiştirme ve geçmiş hükümetleri karalama yoluna gittiğini savunan Aydın, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dönemin Başbakan Yardımcısı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, 17 Ağustos 1999 depreminde bölgeye gidebilmek için günlerce beklediğini söylediğini anımsattı. 

Marmara depreminin birinci gününden itibaren bütün bakanların bölgeye gittiğini, dönemin bakanları Okuyan ve Gemici'nin aylarca bölgede kaldığını ve çalışmaları koordine ettiğini anlatan Aydın, "Enerji Bakanı Taner Yıldız ve Çalışma Bakanı Faruk Çelik'in madenin başında acizlik kokan açıklamalarını dinliyoruz. Marmara depreminde bakanlar yaptıklarını lütuf gibi değil, özveri ve sorumluluk anlayışıyla ve hoşgörüyle yaptılar" diye konuştu. 

"ANAHTARLARI 18 AYDA TESLİM ETTİK"

http://www.haberfedai.com/upload/dosya/31805.jpg

Aydın, depremden sonra sözlerini tuttukları gibi 30 Kasım 1999'da prefabrik konutları yaptıklarını, Bahçeli'nin 18 ay sonra Bolu'da kalıcı konutların anahtarlarını teslim ettiğini belirterek, "Sayın Bahçeli sizin gibi şov yapmadı, laf üretmedi, sizin gibi algı operasyonu yapmadı. Örnek devlet adamının yapması gerekeni yaptı. Siz daha maden ocağındaki suyu tahliye etmekten acizken, asrın felaketiyle karşılaştırma yapıyor, geriye dönük hizmet yapanlara haksızlık ediyorsunuz" dedi.

Marmara depreminin enkazını 8 ayda kaldırdıklarını, depremden sonra tek bir infial çıkmadığını dile getiren Aydın, Van depreminde enkazdan kurtarılan 11 kişinin çadır yangınlarında hayatını kaybettiğini, yağmalar yaşandığını söyledi.

"ERMENEK AFET DEĞİL, CİNAYET"

"Ermenek'te yaşanan doğal afet değil, göz göre göre gelen  cinayettir" diyen Aydın, TEMA'nın uyarı raporunun dikkate alınmadığını ifade etti. Aydın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in istifa etmesi gerektiğini savunarak, "Bakanların istifa etmesi için iş kazasında aynı anda kaç kişinin ölmesi gerekir?" diye sordu.

AK Parti Hükümeti'nin koalisyon hükümetine yönelik tavrını eleştiren Aydın, "2002 öncesini sürekli karalayan idarecilerin söyledikleri artık sabırları taşırmakta, onlara da söylenecek sözler olduğu hatırlara getirilmelidir" dedi.

http://www.haberfedai.com/upload/dosya/31799.jpgYAŞAR OKUYAN: HÜKÜMET KOALİSYON DÖNEMİNE KAFAYI TAKMIŞ

Marmara depremi döneminin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan da depremden sonra ilgili bakanların bölgeden çıkmadığını, kendisinin çadırlar dağıtılana kadar arabada, daha sonra çadırda yattığını ifade etti. 

Başbakan Davutoğlu'nun koalisyon hükümetine yönelik yalan, iftira, tenkit ve saldırıda bulunduğunu savunan Okuyan, "Anlaşılıyor ki koalisyon hükümetini bunlar kafaya takmış. Her sıkıştıklarında iftira ve yalana sarılmayı alışkanlık yaptılar. Bundan böyle 57. Hükümet'e, bakanlıklarımıza yönelebilecek yalan ve iftirayı izlemek üzere komisyon oluşturduk" diye konuştu.

http://www.haberfedai.com/upload/dosya/31806.jpg

http://www.haberfedai.com/upload/dosya/31800.jpgHASAN GEMİCİ: VAN DEPREMİ İLE MARMARA DEPREMİ KIYASLANAMAZ

Dönemin Devlet Bakanı Hasan Gemici ise Marmara Depreminden sonra yürütülen çalışmaları özetledi, bazı yasal düzenlemeler yapıldığını belirtti. Van Depremiyle Marmara depreminin kıyaslanamayacağını dile getiren Gemici, "Biz yaptık, bizden öncekiler yapamadı türünden polemikler yerine eksiklerden ders almalı" dedi.

MHP TRABZON MİLLETVEKİLİ KORAY AYDIN’IN

06 KASIM 2014 PERŞEMBE TARİHLİ BASIN TOPLANTISININ TAM  METNİ:

BAŞBAKAN’IN ADINI BİLMEDİĞİ DEPREM “17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİ”DİR

Değerli Basın Mensupları,

Ermenek’te ihmali, başarısızlığı ve beceriksizliği belgelenen AKP Hükümeti, her zaman yaptığı gibi gündem değiştirme ve geçmiş hükümetleri karalama yoluna gitmiştir.

Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu son grup konuşmasında, yalan yanlış bilgilerle dönemin hükümetini ve Genel Başkanımızı hedef almıştır.

Sayın Davutoğlu grup konuşmasında aynen şöyle diyor: “Sayın Bahçeli o büyük deprem sonrası Kocaeli'ye ne zaman ulaşabilmişti? Şimdi bu maden kazasını istismar edenler, Kocaeli ve Adapazarı depremlerinden sonra kaç yıl sonra o şehirlerin kalkınabildiğinin hesabını vermek durumundadır.”

Bu cümlenin neresini düzeltelim Allah aşkına. Bir kere Sayın Başbakan depremin adını bilmiyor. Sayın Davutoğlu, o zamana kadar Türkiye’deki depremler bir ilçenin ve ilin anıyla anılırken 17 Ağustos 1999’da meydana gelen deprem ilk kez bir bölgenin adıyla, yani Marmara Depremi olarak kayıtlara geçmiştir.

17 Ağustos Marmara Depremi, etkilediği alan, kapsadığı nüfus, meydana getirdiği hasar itibariyle bütün dünyada “Asrın Felaketi” olarak anılmıştır.

Sayın Başbakan’ın adını bile doğru düzgün hatırlamadığı 17 Ağustos Marmara ve 12 Kasım Düzce depremlerinde tam 376 bin konut ve işyeri hasar görmüştür.

Sayın Davutoğlu: “Sayın Bahçeli'ye sesleniyorum onun iktidarında bu ülkenin Başbakanı Ankara'dan Sakarya'ya gitmek için günlerce beklemişti. Bizim iktidarımızda haber bize ulaşır ulaşmaz bakanlarımız alana intikal etti.”

Sayın Başbakan ya o depremi hiç hatırlamıyor, ya da bilerek çarpıtıyor. Şimdi kendisini aydınlatalım.

Deprem gece 03.02’de meydana geldi.

Saat:04.00’de Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nde brifing aldık.

Oradan Tarım Bakanımız Hüsnü Yusuf Gökalp ve hepsi de doktor olan 5 tane Milletvekilimizle 2 saat içinde bölgeye intikal ettik.

Önce Bolu’ya, ardından Düzce ve Sakarya’ya geçtik. Doktor Milletvekili arkadaşlarımızla birlikte, bizzat arama kurtarma çalışmalarına katıldık.

Sakarya’da dönemin İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan’la Valilikte brifing aldık, çalışmaları yerinde koordine ettik.

Beraber görev yaptığımız Sayın Yaşar Okuyan ve Sayın Hasan Gemici aylarca bölgede kaldılar ve çalışmaları koordine ettiler.

Partimizin ve hükümetimizin bütün Bakanları depremin 1. Gününden itibaren deprem bölgesinde, sahada, halkın arasında oldular.

Sizin Bakanlarınızın yaptığı gibi maden ocağının başında aciz açıklamalar yapmak yerine, devletin bütün imkanlarıyla felaket bölgesinde olduğunu hissettirdiler.

Yaptıklarını da bir lutuf gibi değil, büyük bir sorumluluk duygusuyla, kutsal bir görev anlayışıyla, özveriyle ve hoşgörüyle yaptılar.

Milyonlarca insanın açıkta, darda ve zorda kaldığı bir zamanda, önce çadırkentler kurduk, ardından 30 Kasım’da prefabrik konutlar tamamlanacak dedik ve devlet sözü verdik.

Ardından Allah’a şükürler olsun ki 30 Kasım’ı devlet sözünün tutulduğu bir milat yaptık ve kalıcı altyapılarıyla, parklarıyla, okullarıyla, sağlık ocaklarıyla prefabrik kentler inşa ettik.

Milletimize hizmet çıtasını yükselttik ve afet evi yerine Kalıcı Konut kavramını literatüre yerleştirdik.

“Mayıs’ta Güller Açacak” vizyonuyla başlattığımız Kalıcı Konutları, devletimizin ve milletimizin gurur projesi olarak depremzedelerin hizmetine sunduk.

Zamanın Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel ve Başbakan Sayın Bülent Ecevit 17 Ekim 1999 tarihinde Yalova, Kocaeli ve Sakarya-Hendek’te prefabrik konutların anahtarlarını dağıttılar.

Sayın Davutoğlu, şimdi çıkmış Sayın Bahçeli Düzce’de ne yaptı? diyor.

Sayın Bahçeli, yaklaşık 2 ay geçmişken 28 Ekim 1999 tarihinde Düzce – Fevzi Çakmak, Sakarya – Dernekkırı, Kocaeli-Derince ve Yalova-Çınarcık Yolu’ndaki prefabrik konutları hizmete açtı.

Sayın Bahçeli ne yaptı? Sayın Bahçeli, depremin üzerinden henüz 18 ay geçmişken 27 Ocak 2001 tarihinde Bolu Kalıcı Konutları’nın anahtarlarını dağıttı. Hem de her türlü alt ve üst yapısıyla, bulvarları, parkları ve sosyal donatı alanlarıyla hazır konutların açılışını yaptı, ama bunu bir reklama ve şova dönüştürmedi.

Sayın Bahçeli sizin gibi laf üretmedi, iş üretti. Çalışan ve iş üretenlerin önünü açtı. Sayın Bahçeli, sizin gibi algı operasyonu yapmadı, örnek bir devlet adamının yapması gerekeni yaptı.

Siz daha bir maden ocağından suyu günlerdir tahliye etmekten acizsiniz, bir de çıkmış asrın felaketiyle kıyas yapıyorsunuz.

Siz neden bahsettiğinizin farkında mısınız Allah aşkına?

MARMARA DEPREMİNİN ENKAZI 8 AYDA,

ZÜMRÜT APARTMANININ ENKAZI 10 YILDA KALDIRILDI

Değerli Basın Mensupları,

Gerçek olan şudur; bizim Hükümetimiz Marmara Depremi’nin enkazını 8 ayda kaldırmış, AKP Hükümeti Konya’da çöken Zümrüt Apartmanı’nın enkazını 9 yılda kaldıramamıştır.

Girin internete tırnak içinde “Zümrüt Apartmanı’nın enkazı” yazın ve 2 Şubat 2004’te çöken apartmanın enkazının 9. Yılında bile temizlenemediğini gözlerinizle görün.

Van Depremi’nde yağmalanan yardım malzemeleri ve çadır görüntüleri hala gözlerimizin önündedir.

Yüzbinlere günlük sıcak yemek dağıtımı yapılan ve milyonları etkileyen Marmara Depremi’nin ardından tek bir infial çıkmamış, tek bir yağma yaşanmamıştır.

VAN DEPREMİNİN ALTINDA KALANLAR, MARMARA’YI ANLAYAMAZLAR

Ancak AKP Hükümeti, Marmara Depremi’nin yanında çok daha küçük olan Van Depremi’nde kelimenin tam anlamıyla sınıfta kalmıştır.

Gerçek olan şudur; AKP döneminde Van Depremi’nde enkazdan kurtarılan tam 11 can, çadır yangınlarında kaybedilmiştir.

Marmara Depremi’nde yüzbinlerin kaldığı çadırkentler ve prefabrik konutlarda tek bir can kaybı bile yaşanmamıştır.

Gerçek olan şudur; bizim Hükümetimiz depremzedeleri sevgiyle, şefkatle ve anlayışla kucaklarken, AKP Hükümeti Van’da yardım malzemelerini yağmalatmış, Soma’da vatandaşı tekmelemiş ve tokatlamıştır.

Gerçek olan şudur; bizim Hükümetimiz, Asrın Felaketi’ni Türk mucizesine dönüştürürken, AKP hükümeti kupon arazileri ve maden ocaklarını ranta dönüştürmüştür.

Değerli Basın Mensupları,

Van depreminin hemen ardından parlamentoda MHP grubu adına bir basın toplantısı düzenledik. 17 Ağustos Marmara ve 12 Kasım Düzce depremlerindeki bilgimizle, tecrübemizle ve birikimimizle devletimizin ve milletimizin emrinde olduğumuzu ifade ettik. Hükümetin yanında olduğumuzu belirttik. Bu mudur istismar Sayın Başbakan?

MARMARA’DA NELER YAPILMIŞ; BİZ SUSALIM MANŞETLER KONUŞSUN

Bakınız bu konuda ben şunu yaptım, bunu yaptım demeyeceğim.

Bu konu dönemin gazetelerine geniş  şekilde yansımıştır. Sizlere o döneme ilişkin bazı özet bilgiler sunmak istiyorum.

Dünya Gazetesi “Prefabrik Konutlar 30 Kasım’da Teslim Edilecek”.

Star Gazetesi “ Prefabrik Müjdesi”.

Türkiye Gazetesi “Bakan’a Bravo, Sözlerini Tuttular”,

Milliyet Gazetesi “Devlet Sözü Gece de Çalıştırdı”

Hürriyet Gazetesi “Sözünü Tuttu Anahtarı Verdi”

Akşam Gazetesi Cenk Koray “Koray Aydın İsmini Unutmayacağım”

Milliyet Gazetesi Doğan Heper “Koray Aydın Sözünü Tuttu”

Radikal Gazetesi “Prefabrikler Villa Gibi”

Takvim Gazetesi “Aydın’ın Saçı Gibi Alnı da Ak Çıktı, Helal Olsun Aydın”

Hürriyet Gazetesi “Bizimki Daha Becerikli Çıktı, Dünyanın Sanayileşmiş 7 ülkesinden biri olan İtalya’da 2 yıl önceki depremde evleri yıkılan birlerce kişi hala sokaklarda yaşıyor”

Ortadoğu Gazetesi “Deprem Bölgesinde Türk Mucizesi”

Zaman Gazetesi “Anahtar Valilerde”

Hürriyet Gazetesi Uğur Dündar “Koray Aydın’a Bravo”

Posta Gazetesi “Koray Aydın’a Hakkını Verelim”

Gözcü Gazetesi “ Bayındırlık Bakanı Koray Aydın Verdiği Sözü Tuttu, Depremzedelerin Çoğu Oh Dedi”

Kalıcı Konutların tamamlanmasının ardından atılan gazete başlıklarını burada tekrar etmeyeceğim. Hemen hepsi milletimiz ve devletimiz için bir gurur ve iftihar vesilesidir.

O günlerde ben her açılışın ardından şunu söylüyordum: “Hep birlikte başardık, başarı milletimizindir”. İşte AKP ile aramızdaki fark budur.

Burada bulunan ve bulunmayan bütün Bakan arkadaşlarımız elde edilen başarıyı Türk devletine ve Türk milletine malettik.

Çünkü biz hizmeti partizanlık adına değil; hiçbir ayrım gözetmeden bu ülke için ve bu millet için yaptık.

MARMARA DOĞAL AFET; ERMENEK, KAZA DEĞİL CİNAYETTİR

Ermenek’te yaşanan doğal afet değil, maalesef göz göre göre gelen bir kazadır. Dikkate alınmayan bilimsel raporlara, Sayıştay Denetçi raporlarına, müfettiş raporlarına ve nihayet noter onaylı madenci ihbarlarına bakılırsa Ermenek faciası kaza değil, cinayettir.

Bunu nereden anlıyoruz? TEMA Vakfı’nın 2013 Karapınar Kapalı Havzası Raporu’ndan anlıyoruz. Raporda “yeraltı suyu konusunda çok yüksek maliyetli önlemler alınıp, tarımın tümüyle yok olması gibi bedeller göze alınsa bile; yaşanacak su baskını, çökmeler, heyelanlar gibi kazalarda muhtemel can kayıplarının telafisinin olmayacağı” açık ve net bir şekilde ifade ediliyor.

TEMA Vakfı tarafından hazırlatılan ve Kasım 2013 tarihini taşıyan raporun Enerji Bakanı Taner Yıldız’a sunulduğu, Bakan Beyin de teşekkür ettiği basında yer almıştı.

Bu gün yaşanan facia, TEMA Vakfı raporundaki hayati uyarıların dikkate alınmadığını, önlemlerin artırılmadığını ve geçmiş facialardan ders alınmadığını gösteriyor.

Ben de “Asrın Felaketi” olarak tarihe geçen Marmara Depremi’nin yaralarının sarılması ve Marmara’nın yeniden imarı sırasında yalan yanlış haber ve iftiralara çokça muhatap oldum.

Bu nedenle bu güne kadar hiç kimse hakkında hele hele bir Sayın Bakan hakkında peşin hükümle hareket etmedim, bundan sonra da etmeyeceğim.

Velev ki TEMA Vakfı raporu Sayın Bakan’a sunulmamış olsun. Ben size 6 Aralık 2013 tarihli Milliyet Gazetesi’nden Meral Tamer’in “Türkiye’nin Tahıl Deposuna Termik Santral Kurmayalım” başlıklı köşe yazısının son paragrafını aynen aktarmak istiyorum: “Bölgede çıkarılacak kömür, ortalama 138 metre derinlikte; yeraltı su düzeyinin derinliği ise en çok 20 metre. Bu da yeraltı suyunun pompalarla boşaltılmasını gerektirebilir ki; böyle bir uygulama yeraltı suyundaki düşüşü hızlandıracağı için bölgedeki obruklara yenileri eklenebilir; aniden bir hastane, kışla ya da okulu yutabilir! Durum budur. Enerji Bakanımız Sayın Taner Yıldız’a duyurulur.”

Değerli Basın Mensupları,

Her şey ayan beyan ortada, Sayın Meral Tamer yazısının son bölümünü “Durum budur, Enerji Bakanımız Sayın Taner Yıldız’a duyurulur.” Diyor. Daha ne diyecek?

Ulusal bir gazetenin önemli bir köşe yazarı tarafından kendisine hitaben yazılan bir yazıdan haberi olmaması, Sayın Bakan’ın sorumluluğunu asla ortadan kaldırmayacaktır.

Kaldı ki TEMA Vakfı gibi uluslararası saygınlığı olan bir kuruluş bu raporu mutlaka devletin ilgili bütün birimlerine ulaştırmış, basın ve kamuoyu ile de paylaşmıştır.

İhmaller bu raporla bitmiyor. Geçen yıl bu kömür ocağını su bastığı, suyun Soma’dan getirtilen motopomplarla 22 günde tahliye edildiği ve gerekli önlemler alınmadan yine üretime devam edildiğine dair haberler var.

ÇALIŞMA VE ENERJİ BAKANLARININ İSTİFASI İÇİN DAHA NE OLMASI GEREKİYOR?

Bir kere “bu ocağa ruhsat verilmemeliydi” “50 kişi araya giriyor, kapalı madeni yeniden açtırıyor” diyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile TEMA Vakfı Raporu’nu görmezden gelen Enerji Bakanı derhal istifa etmelidir.

Şimdi hep birlikte soralım; bu ülkede bir Bakanın sorumluluğu üstlenip istifa etmesi için aynı anda kaç kişinin iş kazalarında ölmesi gerekmektedir?

YAŞAM ODASI TEKLİFİNİ REDDEDENLER,

1000 ODALI SALTANAT SARAYI YAPTIRMIŞLARDIR

Değerli Basın Mensupları

Önceki yıllarda meydana gelen faciaların ardından maden yönetmeliğinde zorunlu hale gelmesi istenen ancak kabul görmeyen ‘yaşam odaları’ Ermenek’te bir kez daha gündeme gelmiştir.

Başbakan’ın ve ilgili Bakanların öncelikli görevi denetimleri yaptırmak, yandaşları kayırmamak,  hatırlı kişi babası da olsa kuralları uygulamak, bilimsel raporları dikkate almak, “yaşam odaları” yapılmasını zorunlu hale getirmektir.

Oysa yaklaşık 4 yıl önce Şili’de maden Ocağında 33 madenci yerin 700 metre altında kurulan kaçış odasına sığınmış ve bu madenciler 69 gün sonra sağ olarak kurtulmayı başarmıştı.

Sonuçta, yaşam odası teklifini reddedenler, kendilerine “1000 Odalı Saltanat Sarayı” yaptırmışlardır.

Maden sektörünün rantını siyasetin finansmanına dönüştürenler, 2012/15 Sayılı Başbakanlık Genelgesiyle maden ruhsatlarını Başbakanlığın iznine bağlamışlardır.

Her şey ayan beyan ortadadır.

Maden ruhsatlarının, denetimsizliklerin, ihmallerin ve kusurların vebali AKP iktidarının omuzlarındadır.

AKP’ye çeşitli gerekçelerle oy veren insanlarımız bu tabloyu görmeli ve bu vebale daha fazla ortak olmamalıdır.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Ergün Balci
763 gün önce
Koray Bey dogrusunu acikladi, kendi akrabalarim.o evlerde oturuyurlar...sözünün eri...Helal olsun
Murat Gulebenzer
763 gün önce
AKP'ye oy veren insanlarin uyanmasi icin o zamanin bakanlari tvlere cikmalilar,boyle basin aciklamasi ile olmaz.Insanlarin beyinlerine deprem paralari heba edildi turunden dedikodulari soktular,insanlar boyle uydurma seylere inandi.Halbuki o zamanin hukumeti o depremde cebinden 20 milyar dolar para harcamisti,bunu bugun insanlarin cogu bilmez.
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler
Ümit Özdağ, dış politikayı değerlendirdi. İlişkilerde stratejik hamleler ya..
CHP Tunceli İl Yönetim Kurulu’nun asil ve yedek üyeleri, il başkanı olan A..
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Anayasa değişikliği konusunda MHP ile mutaba..
AKPi'nin anayasa teklifi için MHP'de imzalar atıldı.
MHP Kayseri Milletvekili Halaçoğlu, Başkanlık sistemiyle ilgili Bahçeli'..
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran, CHP Genel Başkanı Kem..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=