Lütfen bekleyin..

Davaya avukat balyozu!..

17 Temmuz 2013, 00:03

Yargıtay’da görülen Balyoz Davası’nın temyiz duruşmasında, yargılama aşamasındaki hukuksuzlukları tek tek anlatan Avukat Akalın, “Mahkeme, delilleri incelenmeden sanıklar hakkında karar verdi” dedi

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Balyoz Davası’nın Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde görülen dünkü temyiz duruşmasında, yargılama aşamasındaki hukuka aykırılıkları anlatan tutuklu emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına’nın avukatı Kazım Yiğit Akalın, mahkemeye ağır suçlamalarda bulunarak “Deliller incelenmeden sanıklar hakkında karar verildi” dedi.

60 avukat tarafından hazırlanan 440 sayfalık temyiz savunmasının 110 sayfasını okuyan ve yargılama sürecindeki hukuka aykırılıkları tek tek anlatan Akalın, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde esas hakkındaki mütalaaya geçildiğinde sorgusu bitmeyen sanıkların bulunduğunu ifade etti.

Mahkeme’de savunma makamının yok sayıldığını, davaya katılma taleplerinin haksız yere kabul edildiğini savunan Akalın, şunları söyledi:
 
SÜRE VERİLMEDİ
 
920 sayfalık esas hakkındaki mütalaanın incelenmesi için yeterli süre verilmedi. Sadece 6 gün beyanda bulunmak için süre verilmiştir. 920 sayfalık mütalaanın sadece 30-40 sayfasını işiten tutuklu sanıklar, mütalaanın diğer kısımlarına ulaşamamışlardır. Esas hakkındaki mütalaanın verilmesinden sonra dosyaya yeni giren deliller tartışılmadı.

Duruşmaya girmedik diye 102 avukat hakkında suç duyurusunda bulundu. Bizim görevimiz müvekkile karşı olmasına rağmen mahkeme görevini aşarak müvekkilin yerine geçerek müdafiler hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.

Mahkeme Başkanı sanık müdafileri salondan atmıştır. Sanıkları şikayet etmiştir. Hakim Ömer Diken, 8 Mayıs 2012 tarihli oturumda savunma yapan bir sanık avukatına, ‘Bize tuttu ceza genel kitaplarından alınmış şeyleri yapıştıra yapıştıra da zamanının 3’te 2’sini bu şekilde kullandı. Defaatle söyledim biz bunları çok okuduk’ demekten çekinmemiştir.

Avukat Akalın, savunmasını şöyle sürdürdü: “Mahkeme salonunda yapılan düzenlemelerle savunma hakkı kısıtlanmıştır. Avukatların kendileri arasında ve müvekkilleri ile yaptıkları konuşmaları tavandan sarkıtılan ses kaydedici cihazlar aracılığıyla dinlemiştir. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adil yargılanma şartlarının sağlanmaması, CMK’dan doğan hakları kullanmalarının kanuna aykırı bir biçimde engellenmesi, savunma hakkının hiçe sayılması ve avukatların kişisel ve mesleki onurlarının zedelenmesi üzerine duruşma salonunda sadece şekli unsurların tamamlanması için bulunmak istemeyen müdafiler, yargılamayı terk etmek zorunda kalmışlardır. 19 Aralık 2010 tarihinde davanın görüldüğü mahkeme girişinde bir bildiri dağıtılmıştır. Bu bildiride ‘Halk düşmanı Balyoz çetesi en ağır şekilde cezalandırılsın’ şeklinde beyanlar yer aldığı ve içeriğinde sanıklar hakkında çok ağır ithamlar ve gerçek dışı suçlamalar bulunduğu görülmektedir. Balyoz davasında katılma talep edenlerin suçtan doğrudan gördükleri bir zarar yoktur.

Somut bir delil de yoktur. Sanıklara atılı suç, darbeye teşebbüs etmektir. Suçun karşıtı müvekkil olmasına rağmen mahkeme müvekkilin yerine geçmiş ve müvekkillere yeni avukat ayarlamaya çalışmıştır. Buna karşı çıkan İstanbul Barosu hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Bu duruma itiraz eden avukatlar duruşmadan atılmıştır.” Akalın, “Bütün kuğular beyazdır önermesi hiç siyah kuğu olmadığı zaman mantıken doğrudur. Ancak deliller arasında o kadar siyah kuğu, 2 bine yakın sahte delil varken mahkeme tüm delilleri beyaz kuğu kabul etmiştir. Delilleri incelemeden sanıklar hakkında karar verebilmiştir” dedi.
 
“Harddİsk, suç tarihinden sonra üretildi”
 
Yargıtay’daki duruşmada, ihbar mektubu ile arama kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hukuka aykırı toplanan delillerin de kabul edilemeyeceğini ifade eden Avukat Kazım Yiğit Akalın, savunmasında “Hukuka aykırı deliller mahkemede yargılama konusu yapılamaz. Tutuklama işleminden sonra mahkeme taraflı tavrını ortaya koymuştur” dedi.

Askeri savcılığın görevlendirmesiyle oluşturulan bilirkişinin hazırladığı raporun tutuklamaların üzerinden 2 ay geçtikten sonra mahkemeye ulaştığını ifade eden Akalın, şöyle dedi: Bilirkişi raporunda 5 No’lu hardiskin içeriğinin gerçek dışı belgelerden oluştuğu ve harddisk üzerinde sahtecilik yapıldığına ilişkin bilgiler yer almıştır. Raporda, belgelerin bulunduğu yerden kötü maksatlı kişilerce alındığı sahteciliğe maruz kaldığı, yerine tekrar konulduğu belirtilmiştir. Hukuk dışı yollarla Donanma karargahında çıkarılan ve tekrar karargaha getirilen veriler Donanma tarafından bir daha kullanılmamıştır. Bu delil olan harddiskin üretimi suç tarihi olan Ağustos 2003’ten sonradır. Bu harddiskler üretici firma tarafından Ağustos ayından sonra Ekim 2003’te üretilmeye başlanmıştır.” -YeniÇağ

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler
Yandaş medyadanın yazarlarından Ersoy Dede, Adana Aladağ'da yaşanan yu..
Son gündemde kamuoyunu en çok meşgul eden konulardan birisi olan bedelli as..
Üsküdar Üniversitesi'nde konuşan AKP'li Kuzu, "Gelecek olan Ba..
FETÖ'nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Sözcüsü Satır, darbeciler..
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde toprak al..
Başbakan Yıldırım, yarın Rusya'ya gidiyor. Yıldırım'a, işadamları d..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=