Lütfen bekleyin..

"AKP , MGK'da attığı imza ile..."

03 Kasım 2014, 12:12

"MGK’nın sivil kanadı bu kararın altına attıkları imza ile memleketin başına bir “ulusal tehdit” sardığını “zımnen” de olsa kabul etmiş oldu."

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Yeniçağ'dan İsmail Şahin yazdı:

Ülkücülüğün “rejime tehdit” unsurlardan sayıldığı İnkılap Tarihi derslerini okuyarak başladım üniversite hayatıma.

Biraz uzunca süren talebeliğimin son yıllarında ise Kenan Paşa’nın “nü” resimleri önünde poz verenler onu aşarak “ırkçılık” olarak gördükleri Ülkücülüğü Kırmızı Kitap’ta “rejime tehdit” olarak kaydetmişlerdi.

Ülkücülerin “tehdit” olmaktan çıkmak için iktidara gelmesi gerekiyordu, iktidara geldiler ve Kırmızı Kitap’tan çıktılar.

28 Şubat “irtica” adı altında dini cemaat ve tarikatları, ırkçılık adı altında “ulusal” solun üzerine çöreklenmeye çalıştığı milliyetçiliğin ev sahibi MHP’nin önünü keserek siyasete “balans ayarı” vermeyi düşünüyordu. Bunun için ise MGK’nın “tavsiye” kararlarını gayet mahir bir şekilde kullandılar.

Ara rejimlerin iktidarları kumanda ettiği dönemlerde “güncellemeler” askerin hoşlanmadığı siyasi grupları “terbiye ve tasfiye” etmek için kullanıldı.

28 Şubat’ta milliyetçiliğin ve irticanın, bölücülüğün yanına eklenmesi gibi. Asker o dönem “aşırı sağ” olarak nitelendirdiği milliyetçi ve dini hareketlerin önünü kesmek için, onları PKK ile “eş değer” görmekte bir sakınca görmedi.

Güncellemelerde gelenek, askerin eklediği “tehditlerin” sivil iktidarlar tarafından ayıklanmasıydı.

Askerin “ırkçılık” olarak tanımladığı milliyetçiliğin MHP döneminde kitaptan çıkartılması, irticanın AKP döneminde “yumuşatılması” buna örnek.

Siyasi çevrelerde yoğun olarak tartışılan son MGK kararları bu konuda yeni bir “içtihat” ortaya koydu.

İlk defa MGK’nın sivil kanadı tarafından bölücü grup dışında dini bir grup Kırmızı Kitap’a “tehdit” olarak sokuldu. Eski müttefikin “ulusal tehdit” olarak tanımlanması da Kırmızı Kitap tarihine geçecek bir uygulama oldu.

MGK’nın sivil kanadı bu kararın altına attıkları imza ile memleketin başına bir “ulusal tehdit” sardığını “zımnen” de olsa kabul etmiş oldu.

Aslında burada görülmesi gereken Kırmızı Kitap’a giren -çıkan değil, “Neo İslamcılar” ın içinde debelendiği fikri sefalet.

MGK ve Kırmızı Kitap’ı savunmak için İslamcı yazarların geliştirdiği retorik bunun son örneği.

Düne kadar el birliği içinde Kırmızı Kitap’ın kaldırılmasını savunanların birbirlerini yok etmek için Kırmızı Kitap’a sarılması hepimizin “ibret” alması gereken bir hadisedir.

***

Dün, MGK’nın demokrasimizin tepesinde “Demokles’in kılıcı” gibi sallanmasına itiraz edenler masanın etrafına kurulunca onun bir parçası oluverdiler. Bu da gösteriyor ki MGK hâlâ önemli bir güç kaynağı.

MGK yıllarca, askerin sivil siyaseti “terbiye” aracı olarak kullanıldı. Şimdi ise sivil siyasetin kendisine rakip grupları “tasfiye” aracı olarak kullanılıyor.

Aslında değişen bir şey yok. Sadece masanın etrafında oturanlar değişti. “Sözde” sivil MGK’nın 28 Şubat MGK’sından yöntem olarak ne farkı var?

Görünen o ki güç sarhoşluğuna kapılan iktidarlar bu kurumları iktidar sevdalısı askerlerden farklı kullanmıyor, kullanmayacak. O yüzden tasfiye edilmeli. Bu yeni ve orijinal bir teklif değil. TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nun 2012’de böyle bir teklifi vardı.

“Cunta” dönemi kurumlarının ortadan kaldırılması daha sivil ve sürdürülebilir bir demokrasi için hayati bir önem arz ediyor.
Böylece AKP ve cemaat arasındaki şiddetli geçimsizliğe dayalı “boşanma” davası da hayırlı bir sonuca vesile olmuş olur.

***

MGK “algı” yönetimi için kullanılan en eski ve etkili araçlardan biri. Kurumun bu özelliğini ve Türkiye’deki “siyasi ve askeri” zihniyetin meseleye bakışını da dikkate aldığımızda var olmasının demokrasi adına ne kadar büyük bir tehdit olduğunu görmek mümkün. Bunu 1997-2007 yılları arasında açık bir şekilde gördük.

Devlet kurumlarına “sızan” yapılarla mücadele etmek için MGK’da alınan “tavsiye” kararlarına ihtiyaç yok. Şimdiye kadar yapılanlar için bir karara gerek duyulmadı. “Güvenlik” eş güdümü için ise siyasi sistemde yeterince kurum ve kurullar var.

Peki bu işi kim gündeme getirecek?

Tabii ki yıllarca MGK’nın nimetlerinden istifade eden CHP ve bu konuda CHP’den kopya çeken AKP değil. Her fırsatta Kırmızı Kitap’a tehdit olarak sokulan milliyetçilerin bu işi gündeme getirmesi gerekir.

Etiketler : ismail şahin, mgk
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler
Evlendirme programlarına bir yılda tam 87 bin şikayet geldi. Geçtiğimiz yıl..
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş'a "hükü..
Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, bugünkü yazısında Tuğrul Türkeş&..
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun terörle mücadelede şehit olanların çocuklar..
Türkiye gece yarısı Meclis’e sunulan çocuklara cinsel istismar suçlarında m..
Tecavüz yasasına tepki büyüyor...
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=