Lütfen bekleyin..

MHP lideri Bahçeli'nin yayınladığı "Kongre Genelgesi" üzerine bir değerlendirme...

31 Ekim 2014, 17:04

Alp Tümen Arslan yazdı...

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

26 Ekim 2014 tarihinde basın-yayın organlarına düşen bir haberle MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ'nin bir genelge yayımladığı ortaya çıktı.

Bu konuyla ilgili haberlerde, söz konusu belgenin MHP'de olağan kongre sürecini ilgilendirdiği belirtilmekteydi.

Gerçekten de MHP resmî internet sayfasında tam metni yayına sokulmuş olan genelgenin içeriğine bakıldığında, 17 Kasım 2014 tarihi itibarıyla kongre sürecinin başlayacağı anlaşılmaktadır.

Normal şartlarda, olağan kongre sürecine ilişkin olması beklenen metin incelendiğinde, olağan ve normal olmayan bir mantık örgüsü karşımıza çıkmaktadır.

            Cumhuriyet Bayramı arefesinde yayımlanan genelge, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşuna ilişkin bir takım nitelemelerle başlamakta ve AKP’nin millî birlik ile bütünlüğe yönelik olarak yaptığı tahribatı anlatan cümlelerle devam etmektedir.

Bu noktada iki husus öne çıkarılmıştır ki bunlar Suriye krizi ve çözüm sürecidir. AKP’nin hak ettiği ölçüde ağır cümlelerle yapılan eleştirilerin arkasından bir tespit yapılmıştır.

Buna göre eğer AKP komplosuna mani olunmazsa ve AKP ihanetine set çekilmezse yaşanacak bir vatan, gurur duyulacak bağımsız bir devlet, mensubiyetle övünülecek bir millet kalmayacaktır.

Bu sebeple Türk Milleti’ne çağrı yapılarak milletin kaderine ve varlığına sahip çıkması istenmiştir. Aynı maksatla MHP’nin de aziz Türk Milleti’nin her ferdine ulaşacağı, gerçekleri ve tehlikeleri açık açık anlatacağı ifade edilmiştir.

Tarihî bir sorumluluğa sahip olan MHP’nin, öne alınmadığı takdirde 7 Haziran 2015’te gerçekleşecek genel seçimleri bir fırsat ve imtihan sahası olarak gördüğü belirtilerek MHP teşkilatının canla-başla ve hevesle çalışmalarını yoğunlaştırmasının önemine vurgu yapılmıştır.

Genelgede buraya kadar yapılan açıklamalar belirli bir mantık örgüsü içinde gelişmiş ve bahsedilen sorunlar yumağından çıkış olarak genel seçimlerin görüldüğü tespit edilmiştir. Genelgenin kendi mantığı içerisinde bu kısımdan sonra seçim stratejisinin izahına geçilmesi beklenirken birden bire başka bir konuya atlanmıştır ki bu da Balgat sakinlerinin ve gönüllü destekçilerinin neredeyse 365 gün ve 24 saat konuşmaya ve hesap-kitap yapmaya bayıldığı kongre meselesidir.

            Genelgede çizilen ve her biri doğru olan ülke gündemindeki kara bulutların dağıtılması için önerilen çarenin seçim stratejisi değil de kongre hazırlıkları olması, insanı hayrete düşürmekle kalmamakta, derin derin düşünmeye sevk etmektedir.

Türkiye’nin ve Türklüğün kaderinin masaya yatırıldığı, Türkiye’nin çevresinde hemen birinci kuşakta yer alan Türklüğün sindirilmek ve yok edilmek istendiği bir dönemde, üstelik bütün bunların farkında olduğunu iddia eden bir muhalefet partisi genel başkanı, seçim çalışması yapma yerine parti içi kongre çalışmalarına odaklanma talimatı vermektedir.

Burada bir kafa karışıklığı başlamakta ve pek çok soru akla gelmektedir. Eğer bu buhranlı havadan çıkış için ilaç kongre ise her üç (3) senede bir yapılan kongrelerden hangisi yarayı tedavi etmiştir?

Bugüne kadar derde pek de deva olmayan bir kongre maratonu, bundan sonra Türkiye’nin ve Türklüğün hangi meselesine merhem olabilecektir?

Bütün bu soruların cevabı bizi tatmin etmiyorsa tedavi için gereken kongre kazanmak mıdır yoksa genel ve yerel seçimlerden başarılı olarak çıkmak mıdır?

AKP iktidarı on iki (12) seneden beri yerinde duruyor ve bahsedilen tahribatı fazlasıyla yapıyorsa genel ve yerel seçimlerde başarılı olunabildiği söylenebilir mi?

Söylenemiyorsa kongre odaklı bir yönetim anlayışının iflas ettiği akla gelmez mi?

İflas eden bir tüccarın piyasada itibarı kalır mı? Üstelik bu iflas, yıllar yılı devam etmiş ve müflis tüccar pazar kaybetmişse kayıplar hâlâ aynı yöntemle ve zihniyetle telafi edilebilir mi? Vesaire, vesaire…

            MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yayımladığı genelgede eleştirdiğimiz hususun yasal zorunluluğa dayandığı akla gelebilir.

Yani Siyasî Partiler Kanunu’nun 14. maddesine göre “Siyasî partiler, iki yıldan önce olmamak ve üç yılı aşmak üzere büyük kongrelerini yaparlar.” mealindeki hüküm sebebiyle son kongresini 4 Kasım 2012’de gerçekleştiren MHP’nin de 4 Kasım 2015’e kadar kongresini gerçekleştirme zorunluluğu bulunduğu ileri sürülebilir.

Kongre takvimiyle genel seçim takviminin çakışması, 7 Haziran 2015’ten sonra başlayacak belde, ilçe ve il kongrelerinin 4 Kasım 2015’e kadar yetişmeyeceği ve dolayısıyla kongrenin zamanında yapılamayacağı düşünülebilir.

Bütün bu ihtimâller, bizzat genelgede cevabını bulmuştur. Zira genelgede verilen talimata göre 17 Kasım 2014’ten itibaren belde, ilçe ve il kongreleri başlayacak ve 26 Şubat 2015’te süreç tamamlanacaktır.

Bu durumda üç (3) aylık bir süre öngörülmüştür. Öyleyse kongre sürecinin 7 Haziran 2015’ten sonra başlaması durumunda bile 4 Kasım 2015’e kadarki zaman dilimi içinde, üç (3) aylık sürede kongrelerin tamamlanması mümkündür.

Öte yandan takvimin sıkışık olması ve kongrelerin genel seçim sonrasına alınması hâlinde “kongrenin yetişmeme riskinin olması” gibi iddiaların cevabı da Siyasî Partiler Kanunu’nda verilmiştir.

Siyasi Partiler Kanunu’nun 104. maddesine göre böyle bir ihtimâl hâlinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başvurusu üzerine konu, Anayasa Mahkemesi’nde görüşülür ve ilgili partiye ihtar kararı verilir. Yani bu süreç belli bir zaman aralığına yayılır ve bu süre zarfında da Anayasa Mahkemesi henüz ihtar kararı vermeden, büyük kongre rahatlıkla gerçekleştirilebilir. Nitekim DSP, Bülent ECEVİT’in hayatta olduğu dönemde bu imkândan fazlasıyla faydalanmıştır.

Durum böyleyse yine aklımıza sorular gelmektedir. Türkiye’nin ve Türklüğün tahribatının büyüklüğü ve vahameti karşısında, MHP teşkilatı tarafından harcanması gereken enerjinin genel seçimlerden önce kongre sürecinde harcanması ne kadar doğrudur?

Bu basit matematik hesabı ve siyasî öngörü, acaba Balgat’ta akla gelmemiş midir? Geldiyse neden böyle bir takvim açıklanmıştır? Gelmediyse böyle bir idarî yapıyla ve zihniyetle MHP’nin genel seçimlerde başarı şansı var mıdır? Vesaire, vesaire…

            Yayımlanan genelgede, kongre süreci vesilesiyle yapılan bazı değerlendirmeler de dikkat çekicidir.

Bunlardan ilki, “her kongrenin bir yenilenme olduğu” yönündeki ifadedir. MHP’nin BAHÇELİ döneminde yaptığı kongreler hesaba katıldığında ve bu yenilenmenin MHP’de gerçekleşme oranı düşünüldüğünde, merkezî yönetim kademesi açısından oldukça yetersiz bir yenilenme oluğu göze çarpmaktadır.

Nicelik olarak ortada gözükmeyen yenilenme, nitelik olarak yani zihniyet yenilenmesi açısından incelendiğinde, daha da güdük kalmaktadır.

Bu ifade dışında, “herhangi bir anlaşmazlığa, hizibe, kırgınlığa ve dargınlığa meydan vermeme”, “salonlardan kardeşçe çıkmak”, “kazanan ya da kaybeden tasnifine tevessül etmeden herkesi mutlaka kucaklama”, “teşkilatta birlik, sahada birlik, söylemde birlik ve ülküde birlik”, “içimize sızıp taşkınlık yapmak, dedikodu yaymak, fitne çıkarmak”, “karanlık kampanyalar” gibi aşina olduğumuz ifadeler ise BAHÇELİ’nin mutad uygulamaları ve özellikle 4 Kasım 2012’de MHP Büyük Kongresi’nde yaptığı teşekkür konuşması akla geldiğinde, hafif ama acı bir tebessümü hak etmektedir. Tebessüm ise bugüne kadar bu hususla ilgili sorulan pek çok soruya verilen en güzel cevaptır. Zira artık daha fazla soruya hacet yoktur.      

            Genelge, başka pek çok açıdan değerlendirilebilir ancak burada üzerinde durulması gereken nokta, Türkiye’nin ve Türklüğün içinde bulunduğu tehlikeli tablo karşısında sunulan kongre çözümüdür.

Normal şartlar altında, bir muhalefet partisinin zamanı boşa harcamak yerine şimdiden genel seçime odaklanması beklenirken kongreye ilişkin bir çalışma başlatması, en temel teorik ve pratik siyaset anlayışına aykırılık taşır.

Ortada, ciddi bir “amaç-araç uyumsuzluğu” mevcuttur. Kaldı ki AKP iktidarı, son yerel seçimde % 45 seviyesinde oy almıştır ve muhalefet partileriyle arasında hâlâ ciddi bir makas farkı vardır.

Yine sorular beynimizi kemirmeye başlamaktadır. Bu durumda, Türkiye’nin teminatı olan bir siyasî partinin kendi iç teminatıyla (!) uğraşması ne kadar doğrudur? Bu hâliyle iç teminat (!), Türkiye’nin teminatı olmayı ne kadar sağlayabilmektedir? Sağlayamıyorsa iç teminat (!), “Yeni Türkiye”nin teminatı mıdır? “Yeni Türkiye”, ne kadar “Biz”dendir? “Yeni Türkiye” bize yabancıysa iç teminat (!) ne kadar “Biz”dendir? Sorular, sorular, sorular… Cevapları verecek bir bayraktar aranan sorular…  

Etiketler : mhp, alp tümen arslan
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Mümin YALÇINKAYA
760 gün önce
Genelgenin özeti; MHP Genel Merkezi'nin öncelikli derdinin Türkiye olmadığı, etkin bir muhalefet olmadığı gibi genel seçim gibi bir hedeflerinin de olmadığı anlaşılıyor bu genelgeden. Parti içi muhalefete gözdağı vermeyi de ihmal etmemişler. Dar kadro, dar kafa yönetimi Türkiye'ye Türk ve Müslüman Dünyasına ne verebilir. MHP'ni sonucu önceden belli sonu hüsran olan seçimlerden ve Ülkücülerden geçinenlerden kurtarması için Yüce Allah'a dua ve niyaz ediyorum. Milliyetçi iktidardan gayrı hiç bir beklentisi olmaksızın her şeyini feda edenleri ve etmeye hazır olanların bu gidişe dur demesi duygu ve düşünceleri ile saygılarımı sunuyorum.
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler
12 Eylül'den önce Alparslan Türkeş'le birlikte çalışmış isimler Dev..
MHP Kayseri Milletvekili Halaçoğlu, Bahçeli'nin Başkanlık sistemi konus..
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Adana Aladağ’da bi..
MHP Isparta Milletvekili Nuri Okutan, Türkiye’nin ihtiyacı Başkanlık ya da ..
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında konuştu. Şehitler a..
Sinan Oğan, grup toplantısında "Sonuna kadar Türk Birliği" diyen ..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=