Lütfen bekleyin..

Adliye hukuk skandalı: Polisleri zorla gözaltında tutuyorlar

26 Temmuz 2014, 17:52

Bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde tam bir hukuk skandalı yaşandı. Gözaltı süreleri dolan polisler kanunen serbest kaldığı halde adliyede zorla tutuldu, hürriyetleri engellendi.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Türkiye'de her geçen gün bir hukuk skandalı yaşanıyor. Ancak bugün yaşanan son olay Hukuksuzluğun zirvesi...

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarını yapan polislere "intikam operasyonu" olarak nitelendirilen operasyon kapsamında gözaltına alınan ve gözaltı süresi dolan polisler zorla adliyede tutuluyor.

NE OLDU?

22 Temmuz tarihinde sahur vakti yapılan operasyonla yolsuzluk ve terörle mücadele eden polislere yönelik gecenin 01:30'unda sahur vakti operasyon yapıldı.

O polislerle ilgili 2 günlük gözaltı süresi sonrası 2 gün daha ek gözaltı süresi verildi. Ve o verilen süre dün gece 01:30 itibariyle sona erdi. Ancak o saatlerde o polisler hala savcılığa sevkedilmemişti. Avukat Ömer Turanlı'nın ifadesine göre gerekçe olarak "UYAP'daki arıza gösterildi". Bu durum "UYAP'a da Kedi Girdi" yorumlarına neden oldu.

Gözaltı süresinin dolmasından bir saat sonra polisler 02:30 gibi Adliye'ye sevkedildi.

Ancak saat 16:30 kadar o polislerin savcılıkta ifadesi alınmadı.

O polislerde gözaltı süreleri dolduğu için Adliye'den çıkmak istedi. Bu sefer de Adliye'deki polisler hukuksuz şekilde gözaltında tutulan polislerin etrafını çevirdi ve dışarı çıkmalarına izin vermedi.

ADLİYE MUHABİRLERİ DE BU HUKUKSUZLUĞA İSYAN ETTİ

Milliyet'in Adliye Muhabir, gözaltındaki polislere yönelik bu hukuksuzluğa isyan etti:

Esra Alus şu tweeti attı:

Hakim savcı polis adliyede an itibariyle "hürriyeti tahdit suçu" işliyor.

Radikal Muhabiri  İsmail Saymaz ise şu tweeti attı:

"AKP'liler adliye ve emniyet işlerini gerçekten bilmiyor. İlk kez cemaatsi operasyon yaptılar. Onda da gözaltı süresini kaçırdılar."

HAKİM İSLAM ÇİÇEK AVUKATLAR DIŞARIDAYKEN KAPIYI KİLİTLEYİP MAHKEMEYE DEVAM ETTİ

Mahkemedeki hukuksuzluğu, İstanbul Baro Temsilcisi ve aynı zamanda Avukat Hakları Derneği Başkan Yardımcısı Ömer Kavili, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Avukatlar konuştuğu halde, o salonda konuşulanların hiçbiri kayda geçmiyor. Kayda geçen ise, sadece hakimin yorumları.

Avukatların yardımı üzerine, Baro yetkilileri olarak mahkemeye geldik. Şüpheli müdafi sıfatıyla duruşmaya girdim.

Gördüm ki, hukuk kuralları çiğneniyor. Geçen hafta atanmış olan yargıç. Bir karar verilsin diye dışarı çıktık. Biz dışarıdayken kapıyı kilitlemiş.  İçerde sadece zabıt katibi var. Kendi çalmış kendi oynamış tek başına bir işem yapmış içerde hiçbir avukat yokken.

Kanun açık. Tutuklama istekli duruşmalarda avukat bulunması zorunludur. Hiçkimsenin takdiri yoktur. Kanunu yasakladığını kürsüde oturduğu ve yargıç cübbesi giydiği için çiğneyebeleceğini sanan kanun yetkilisi karar vermiştir. Karar korkuçtur. Verdiği karar, benim dışarı çıkarılmamdır, yargıçla usül tartışması yapmışım. Adaletinizle bin yaşayın...

HAKİM MİSİN SİVİL ŞAHIS MISIN?

İçeri girdiğimizde kürsüde bir sivil şahıs var bir eli cebinde. Bana güvenin, ben gereğini yapacağım diyen bir sivil şahıs vardı. Cüppe giymesine gerek yoktu, cüppesiz çıplak gördük onu. Kürsüde verdiği kararı okuyamamıştır. Hiçbir delilleri göstermeden, sorgu yaptım diyor, buna adalet denir mi?

Şu anda duruşmaya ara verildi. Eğer yargıç, İslam Çiçek, verdiği kararın arkasında verecek olursa biz avukatları çelik kuvveet polislerine coplatacak. Kendi güvenliğini sağlayacak. Çünkü bir avukatlar çok tehlikeliyiz çütkü onlara hukuktan bahsettik. Hukuk tanımazlara kanunu maddeyle söyledik. Ama yargıç karar veremedi. Kararı yorumlayın, şartsız kabul edeceğiz dedik. Sadece gerek görmüyorum diyebildi. Bunu bütün insanlar dinlesinler." dedi.

Adliyedeki polislerden 16'sının avukatlığını yapan Ömer Turanlı ise "Gece iki buçuk itibariyle savcılığın işi bitmiştir. 49 kişi mahkemeye sevk edildi. Aradan 14 saat geçti ama bu 49 kişiden bir kişinin bile sorgusu alınmadı. Bu insanlar süründürülüyor mağdur ediliyor. Eğer böyle gidirse bu 49 kşinin ifadesi 10 gün sürecektir. Yargı tarihine kara bir leke olarak geçecektir." dedi.

AVUKAT TURANLI: BU HUKUKSUZLUK BİTMELİ

Gözaltı süresinin dolmasıyla beraber savcının dosyadan el çektiğini söyleyen Avukat Ömer Turanlı, "01.30'dan sonra muhatap bile bulamıyoruz, Hakim Bey'i göremiyoruz. Savcı Bey dosyadan el çekti. Zulüm ve işkence devam ediyor.

Biz HSYK'nın bu mevzuya müdahil olmasını istiyoruz. Biz üst kurulu göreve davet ediyoruz. Artık bu hukuksuzluğa son versinler, 'dur' desinler.

Öyle sanıyorum ki; Sulh Ceza Hakimi ne yapacağı konusunda ciddi şekilde kararsız. Fakat onun kararsız olması insanların mağdur edilmesi anlamına gelmemelidir." diye görüş bildirdi.

DÖRT GÜNÜN ÜZERİNDE EK GÖZALTI SÜRESİ DİYE BİRŞEY OLAMAZ

Balyoz davası avukatlarından Celal Ülgen, polislerin hürriyet haklarının engellendiğini belirterek dört günlük gözaltı süresine ek gözaltı gibi bir uygulamanın kanunen mümkün olmadığını söyledi.

CELAL ÜLGEN: ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK ÇIKARLAR

Ev araması ya da işyeri araması başladığında gözaltı süresi başlamıştır demektir. Şüpheliye ulaşıldığı an gözaltı süresi başlamıştır. Bu süre dolduğunda bir uzatma kararı gelmemişse şüpheli elini kolunu sallaya sallaya çıkar gider. Hukuk böyledir. Benim düşmanım olsa yine serbest bırakmak zorundayım. Hukuk kişilere göre görüşlere göre değişmez, hukuk bir takım insanlara göre değişmez, emirlerle olmaz burada da böyledir. Hukuk kesindir. Oradaki emri kim verdiyse emri veren emri uygulayan kesinlikle hürriyeti tahdit suçu işlemiştir ve yargılanması gerekir.

HİÇBİR BAHANE GECİKMEYİ AÇIKLAMAZ

Gecikmeye bahane olarak UYAP arızası gösterilmesiyle ilgili olarak Ülgen, "Hiçbir arıza gösterilemez o zaman 10 saat erken gelseydiniz UyAP da arıza yapabilir deseydiniz ona göre davransaydınız. Bu süreler kesin sürelerdir aşılmaması gereken sürelerdir. Bunların aşılması halinde telafisi imkansız zararlar doğar. Bunlar demokrasimizi de aşındırır. hukuk sistemimimizi de aşındırır. Bizi Yurt dışına çıkmıtığımız da zaman kimsenin yuzünü bakmaz kılar . O yüzden hukuktaki süreler kesin sürelerdir. UYAP kesildiyse UyAP'sız yaptır sorguyu, UYAP'la yapmak zorunda değilsinizç. Tak bilgisayara kağıdı yap sorguyu O bakımdan bunlar mazeret değildir. Hukuk herkese lazımdır herkese lazım olan hukukukun da herkese tam eksiksiz uygulanması gerekir."

DÖRT GÜNÜN ÜZERİNE EK GÖZALTI DİYE BİR ŞEY OLMAZ

Celal Ülgen İstanbul adliyesinde yaşanan bu eylemin ardından hukuksuz bir şekilde ek gözaltı süresi çıkartıldığı 4 günlük sürenin üzerine yeni bir ek gözaltı süresi çıkartılabilir mi şeklindeki soruya şu cevabı verdi: "Olmaz. Ceza Muhakemesi Kanunu açıktır ondan sonra ek falan olmaz. Yakalama kararı ya da ev arama başladığında sanığın özgürlüğün tahdit edildiği sanğıın kendi kendisini istediği andan itibaren başlar, önce 24 saat, sonra uzatılmış şekilde 4 gün olur ve ondan sonra ek süre falan hiç bir şey olmaz."

EMİRLE İŞ YAPIYORSANIZ ORADA HUKUKTAN YARGIÇLIKTAN SÖZ EDİLEMEZ

O ifadeyi alan hakimin suç işleyeceği kanısına vardığını söyleyen Ülgen, "Diyelim ki zorladılar. Ben yargıç olsam da ifadelerini almam. Uygulamada bu tavrı gösteren bir kaç yargıç olmuştu örneğin Oktay Kuban ama başına gelmeyen kalmamıştı o ayrı mesele. Ama yargıç olmak gerekir. Eğer yargıçsanız bir yerde egemen sizsiniz. Çünkü hak ve adalet dağıtıyorsunuz. Ama siz yargıç değil emirle iş yapıyorsanız o zaman orada yargıçlıktan söz edilemez hukuktan söz edilemez. Ben yargıç olsaydım başıma gelecek ne olursa olsun bunların ifadesini alamam dışarı bırakın derdim."

AVUKATSIZ YARGILAMAYA HUKUKİ KILIF GİYDİRİLEMEZ

Celal Ülgen, Avukat Hakları Merkezi'nden Ömer Kavilli'nin mahkeme sırasında hakimin kapıyı kilitledi ve yargılamaya avukatsız devam ettiği iddiaları üzerine: "Böyle bir şey olmaz bir kere hukuki değil. Ben Ömer Kavilli'yi tanırım, Barodan Avukat Hakları Merkezi'nden değerli bir arkadışımızdır. Hayatının büyük bir bölümünü hem avukat hakları hem de sanık ve şüpheli hakları için harcamıştır. Çok açık ve net söylüyorum bir defa avukatları dışarı çıkararak duruşma ya da sorgu diye bir şey olmaz, böyle bir şeye de hukuki kılıf giydirilemez." dedi.

BUNDAN SONRA NE YAPILMALI?

Celal Ülgen bu süreçten sonra kendisine göre tutanak tutmak ve tespit etmek ondan sonra legal resmi makamlara başvurmanın doğru olacağını. Ama kendisine sorulsa kendisinin dipçikle kelepçeyle neyle engellerlerse engellensinler kuşatmayı yararak oradan çıkmaya çalışacağını ifade etti. Ülgen, polislere haklarını aramalarını, konuyu Anayasa Mahkemesi'ne AİHM'ye taşımaları ama bunları yapmadan öncede iç hukuk yollarına gitmeleri gerektiğini söyledi.

HUKUKÇU MİLLETVEKİLİ ERTUĞRUL GÜNAY

BU BAŞTAN BERİ YAŞANAN HUKUKSUZLUĞUN DEVAMI

Televizyondan sosyal medyadan takip etmeye çalışıyorum avukat arkadaşları dinliyorum. Ciddi hukuku garabeti var ortada. Arkadaşlarımız sabaha karşı alındı. Sonra ek süreler verildi. Bu süreler bitti. Hukuki dayanak olmamasına rağmen gözaltında tutuluyor. Bu arada talimatla yeni bir karar verdiler. Bu baştan itibaren yaşanan hukuksuzlukların devamı. Savcılıkların talimatıyla görevlerini yerine getiren emniyetçilere bunların yapılması başka dayanakları çürütmektir. Casusluğa karşı suçlama yapıldı. Ortada ciddi bir iddia yok. Bu memur arkadaşlar kendileri inisiyatif kullanarak

TUTUKLAMALAR GÖSTERMELİK

Atılan taş ürkütülen kurbağaya değsin diye yapılan davranış birkaç arkadaşın tutuklanması. Talimatla karar verilmişse bu dosyadan bir şey çıkmaz. 17 ve 25 aralık olaylarını yakından takip ediyorum. bundan bir şey çıkmaz ama bu Türkiye hukuk tarihine ayıp olarak geçecek ve sorumluların yüzüü kızartacaktır

İZMİR BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ ERDAL KALKAN:

SUÇLU İKTİDARDIR

Cumhuriyet tarihinde böyle şeyler yayınmadı. Şuanda polislere yapılan davranış hürriyeti taciz suçudur. Bu suçtur. Başkasının özgürlüğüne el koyma suçudur. Ama Türkiye'de 17 Aralık'tan sonra sayın iktidar ve yandaşları suç işlemeye devam ediyorlar. Bunu da sürdürecekler öyle anlaşılıyor. Ben polisleri savcıları suçlamıyorum burada temel suçlu siyasi iktidarın başıdır. İnsanlar iftiralarla gözaltına alınıp hakkında itibarsızlaştırma adına yayın yapıyorlar. İnsanları korkutacaklarını sanıyorlar. Bazı kazanımlar elde ettiler ama bunların hesabı mutlaka sorulacaktır hem de bu dünyada. Yapılan yazık günah. Kinle intikamla hiçbir yere başvurulmaz.

ESKİ MALİ ŞUBE MÜDÜRÜ YAKUB SAYGILI:

ADLİYEDE REHİNE DURUMU VAR

Eski Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, adliyede yaşanan skandalı Twitter hesabı üzerinden değerlendirdi: “İstanbul Adliyesinde rehine durumu var.  Gözaltı süreleri 1.30’da dolan ve hala hiçbir mahkemeye çıkarılmayan şüpheliler 14 saattir adliyede rehin tutuluyorlar. Mevzuata göre dün saat 14’den önce mahkemeye çıkarılmaları gerekirdi. Bu sucun adı hürriyeti tahdittir. Bu sebeple kendilerini 14 saattir alıkoyan kişiler hakkında suç duyurusunda bulundular. Etrafları çevik kuvvet tarafından sarıldı. Mahkeme dilekçeleri kabul etmeyip topu savcıya atıyor. Savcı ortalarda yok. Gözaltına alınanların 4 günün sonunda hakim karşısında olması kesin hükümdür. Bu 14 saatin hesabını kim nasıl verecek çok merak ediyorum. İstanbul Emniyeti 140 rehine müzakereci eğitmişti. Tam zamanı. İçlerinde uzak diyarlara sürmediğiniz kaldıysa tabi.”

CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ALİ ÖZGÜNDÜZ

UYAP GİBİ ZAVALLILIKLAR ÇOK KOMİK

Türkiye artık kanun devleti bile değil.Yargı buna aracı olmamalıydı, ben buna üzülüyorum. Hukukçu olmanın bir namusu vardır, bu namusa sahip çıkmak lazım. Kin ve nefret duygularıyla hareket ederseniz kanun devlet olmaktan çıkarsınız. Bu kabul edilemez. UYAP'taki arızaya gibi zırvalıklara bağlaması çok komik. Gözaltı süresi dolduktan sonra bu kişilerin tutulması tamamen kanunsuzdur.

HSYK'yı Anayasa Mahkemesi'ni ve Başsavcıyı göreve çağırıyorum

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve hukukçu Sezgin Tanrıkulu, gözaltı süresini dolduktan sonra kimsenin tutulamayacağını ve avukatlara kapının kapatılamayacağını belirterek "HSYK'yı Anayasa Mahkemesi'ni ve Başsavcıyı göreve çağırıyorum" dedi.

DERHAL SERBEST BIRAKILMALILAR

İşte Sezgin Tanrıkulu'nun açıklamaları: "Gözaltı süresi dolduktan sonra kimseyi tutamazsınız. Eğer tutarsınız hürriyeti taciz suçu işlemiş olursunuz. Gözaltı süresi dolduğu halde serbest bırakılmayanlar var burada. Emir vermişler, emri uygulayanlar kanunsuz emri uygulamışlardır. Gözaltı süresi dolmuş olan şüpheliyi derhal serbest bırakmanız lazım. Aksi halde suç işlemeye devam ediyorsunuz. Daha sonra ifade vermeye devam edeceksiniz. Bunun dışındaki insan haklarına hukuka tamamen aykırıdır.

Bu iktidar olduğu sürece kimlikleri ne olursa olusun bu iktidar süresinde bu insanlar yurttaş gözüyle bakılmamıştır. Askerlere siyasetçilere bugünde düşmanlaştırılan polis memurlarına uygulanmadı. Ayrıca bu adliye binasında tarafsızı ve bağımsız yargı ortamı yoktur. Hakimler kendi otağlarında bu soruşturmayı yürüten emniyet müdürleriyle hukuku çiğniyor. Kapısını çalan avukatlara kapısını kapatamaz. Ben burada HSYK'yı, başsavcıyı ve Anayasa Mahkemesi'ni göreve davet ediyorum. Bu hakimler devam edilemez

Etiketler : AKP, polise operasyon,
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Mavi Marmara gemisiyle ilgili geçmişte yaptığı..
20 Aralık'ta açılacak Avrasya Tünelinin ismi için açılan anket bugün so..
Fethullah Gülen ile ilgili ilk raporu hazırlayan isimden bomba açıklama.....
Yunanistan Savunma Bakanı Kammenos, darbeci askerleri savunarak Erdoğan'..
Diyarbakır'ın Hazro İlçesi'nde Teknebaşı Jandarma Karakolu'na s..
Rus medyasında yer alan habere göre, ÖSO ve Türk askeri akşam saatlerinde S..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=