Lütfen bekleyin..

Koray Aydın Ekmeleddin İhsanoğlu'nu 3 kelimede tarif etti

03 Temmuz 2014, 11:07

Koray Aydın'dan "Ekmel Bey" yorumu...

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

MHP Trabzon Milletvekili Koray Aydın, çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu’na destek çağrısı yaptı. İhsanoğlu’nun bilgi, birikim ve kariyer sahibi olduğunu vurgulayan Aydın, “Yönetim ile koordinasyon kabiliyeti cumhurbaşkanlığı için son derece isabetli bir aday olduğunu açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

Koray Aydın, MHP ve Ülkücü Hareket’in, Türkiye’nin birlik, bütünlük, kardeşlik ve huzuru için cumhurbaşkanı seçiminde İhsanoğlu’nu destekleyeceklerini söyledi.

MİLLİYETÇİ, MUKADDESATÇI, DEMOKRAT

Aydın İhsanoğlu için “AKP ve Erdoğan’ın dindar cumhurbaşkanı propagandası İhsanoğlu karşısında sökmeyecektir. Ekmeleddin İhsanoğlu, hem milliyetçi, hem mukaddesatçı ve hem de demokrattır. Devletin laiklik ilkesine ve cumhuriyet değerlerine bağlı olan İhsanoğlu, aynı zamanda dindardır ve de hafızdır. Dolayısıyla Türk milletinin değerlerine bağlı ve her kesime hitap eden İhsanoğlu, Cumhurbaşkanlığı için uygun, doğru ve yerinde bir adaydır." şeklinde konuştu.

Koray Aydın'ın açıklamasının tamamı şöyle:

MHP ve ÜLKÜCÜ HAREKET EKMELEDDİN İHSANOĞLU’NU DESTEKLEYECEKTİR

Anayasamıza göre cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milleti’nin birliğini temsil eder; anayasa'nın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir. Bu bakımdan adaylar, öncelikle yapacakları görevler üzerinden karşılaştırılmalıdır.

Sayın Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun şimdiye kadar yaptığı görevler, bilgisi, birikimi, kariyeri, yönetim ve koordinasyon kabiliyeti Cumhurbaşkanlığı için son derece isabetli bir aday olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Türk milletinin cevher-i aslisi olan MHP ve Ülkücü Hareket, ülkemizin birliği, bütünlüğü, kardeşliği ve huzuru için Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyecektir.

Ancak, Sayın İhsanoğlu sadece MHP’nin adayı değil, AKP ve HDP dışındaki bütün partilerin ortak adayı haline gelmiştir. Sayın İhsanoğlu Adalet ve Kalkınma Partisi’ne samimiyetle oy verenlerin de, bu ülkenin, birliğinden, bütünlüğünden ve kardeşliğinden yana olan bütün kesimlerin de oylarını alabilecek ortak aday konumundadır.

 

İHSANOĞLU CUMHURBAŞKANLIĞI İÇİN UYGUN, DOĞRU VE YERİNDE BİR ADAYDIR

Gelinen noktada Türk milletinin çatı aday olarak benimsediği Ekmeleddin ihsanoğlu, milli ve manevi değerlere bağlılığıyla AKP seçmenleri için de uygun bir adaydır.

Bilindiği üzere Cumhurbaşkanlığı kriziyle anılan 2007 seçimlerin ana konjoktörü olan “dindar cumhurbaşkanını seçtirmediler” algısı bu seçimde etkin olamayacaktır.

Çünkü AKP Yönetimi ve Erdoğan’ın dindar Cumhurbaşkanı propagandası İhsanoğlu karşısında sökmeyecektir. Ekmeleddin İhsanoğlu, hem milliyetçi, hem mukaddesatçı ve hem de demokrattır. Devletin laiklik ilkesine ve cumhuriyet değerlerine bağlı olan İhsanoğlu, aynı zamanda dindardır ve de hafızdır. Dolayısıyla Türk milletinin değerlerine bağlı ve her kesime hitap eden İhsanoğlu, Cumhurbaşkanlığı için uygun, doğru ve yerinde bir adaydır.

 

ERDOĞAN, ÜLKE İÇİN DEĞİL; KENDİ İKBALİ İÇİN CUMHURBAŞKANLIĞINI İSTİYOR

Gelinen noktada İhsanoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki rakibi, toplumun önemli bir bölümünden ve hatta partisinin tabanından gelen itirazları dikkate almayan Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmuştur.

Normal şartlar altında hakkındaki davalardan aklanmayan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, aday olmaması gerekiyordu. Ancak anlaşılan odur ki, Erdoğan “vatana ihanet” dışında hesap vermekten kaçacağı tek makam olan Cumhurbaşkanlığını sığınılacak bir liman olarak kendi ikbal ve istikbali için hayati önemde görmektedir.

Oysa Cumhurbaşkanlığı makamı, hiçbir yolsuzluğu, şaibeyi, soruşturmayı, suçlamayı ve yargılamayı kaldıracak bir makam değildir.

Hakkındaki onca iddia, şaibe ve suçlamalardan aklanmadan Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığı, Cumhurbaşkanlığı makamına uygun olmadığının en açık delilidir.

 

HAKKINDAKİ DAVALARDAN AKLANMADAN ADAY OLAN ERDOĞAN’I TARİH AFFETMEYECEKTİR

Sayın Erdoğan devletin bütün kaynaklarını, oluşturduğu ve yönlendirdiği havuz ve yandaş medyanın bütün imkanlarını hakkındaki iddiaları, suçlamaları, davaları örtbas etmek için seferber etse de; tarih ve arşiv unutmayacak ve affetmeyecektir.

17-25 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk operasyonlardaki hukuki ve siyasi sorumluluğu bir yana Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde hakkında açılan davalardan bir bölümü dokunulmazlık nedeniyle durdurulmuş durumdadır.

Recep Tayyip Erdoğan, “zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmi evrak ve kayıtlarda sahtecilik ile cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak” suçlarından hakkındaki davalardan kaynaklanan fezlekeler, kendi imzasıyla TBMM’ye gönderilmiş ve halen bekletilmektedir.

Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan bu davalar için de “paralel yapı”, “kumpas” ve “yargı darbesi” mi diyecektir? Bu bakımdan, sadece hakkındaki bu davalardan aklanmadığı için bile Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı kamu vicdanında kabul görmeyecektir.

 

ERDOĞAN’IN CUMHURBAŞKANLIĞI KARGAŞA, KAOS VE İSTİKRARSIZLIK DEMEKTİR

İstikrar gerekçesiyle Başbakanlık için Erdoğan’a oy veren önemli bir toplum kesiminin, Cumhurbaşkanlığı için de bu tercihlerini devam ettirmeleri, tam tersi bir sonuç yani başlı başına bir istikrarsızlık doğuracaktır. Cumhurbaşkanı Türk milletinin birliğini temsil etmeli, tarafsız ve adil olmalıdır. Ancak Erdoğan’ın toplumun yarısından fazlasını öteki gördüğü, tarafsız ve adil olamayacağı bilinen bir gerçektir.

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığını kazanması halinde Türkiye’nin kargaşaya, kaosa ve istikrarsızlığa sürüklenmesinden endişe etmek lazımdır.

Çünkü Erdoğan, Anayasa’da tanımlanan ve görevleri belirlenen Cumhurbaşkanı olmak istemiyor, aynı zamanda Başbakanlığı da kendi uhdesine almak istiyor. Sayın Erdoğan, sadece olağanüstü dönemler için temsili manada düşünülmüş “gerekli gördüğünde Bakanlar Kurulu'na Başkanlık etmek ya da Bakanlar Kurulu'nu Başkanlığı altında toplantıya çağırmak” maddesine dayanarak ülkeyi yönetmek, gücüne güç, otoritesine otorite katmak istemektedir.

Mevcut Anayasa ve yasalar, Erdoğan’ın kafasındaki Cumhurbaşkanlığı modelini uygulamasına imkan ve ihtimal vermemektedir. Ancak Erdoğan’ın hukukun imkan vermediği yetkileri kullanma konusunda, rejimi ve sistemi zorlama konusunda kararlı olduğu da ortadadır.

Böylesi fiili bir durum, devlette kurumlararası çatışma demektir, siyasi ve ekonomik kaos demektir. Bütün bu istikrarsızlık, kargaşa ve kaosun sıkıntısını başta esnaf, çiftçi, memur, işçi, işsiz, yoksullar olmak üzere bütün milletimiz çekecektir. Sonuçta; Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı kargaşa, kaos ve istikrarsızlık demektir.

ERDOĞAN REJİMİNDE YOLUN SONU; PARTİ DEVLETİ VE SEÇİLMİŞ DİKTATÖRLÜKTÜR

Başbakan Erdoğan’ın bu güne kadar yaptığı açıklamalar, beyan ve ifadeleri, Cumhurbaşkanı olması halinde çok partili parlamenter demokratik rejimi ortadan kaldırmaya niyetli olduğunu açıkça göstermektedir. Çünkü Sayın Erdoğan bir yandan da Anayasanın amir hükmü olan “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.” İlkesini çiğnemeyi de kafasına koymuştur.

Erdoğan tıpkı Başbakanlığı bırakmak istemediği gibi, AKP Genel Başkanlığını da kontrol altına almak istemektedir. Bu kadar hukuksuzluğu, bu kadar Anayasa ihlalini, bu kadar yasaların hiçe sayılmasını bu ülkenin kaldırması mümkün değildir. Oysa Cumhurbaşkanı hukuk devletini, Anayasayı ve yasaları en çok koruması gereken kişidir. Bütün bu değerleri, kendi ikbal ve menfaati için hiçe sayan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi, ülkenin huzuruna ve istikrarına tahminlerin ötesinde zarar verecektir.

Sayın Erdoğan’ın kafasındaki rejiminde yolun sonu parti devleti ve seçilmiş diktatörlüktür. Bu bakımdan Türkiye’nin huzurunun ve istikrarının önündeki en büyük engel Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisidir.

Sayın Erdoğan, kendi tabanını tutmak için toplumu gerdikçe germekte, toplumun neredeyse yarısını öteki olarak görmekte, şu veya bu sebeple partisine muhalif olanları bertaraf etmek için her yolu denemektedir. Bu bakımdan Erdoğan’ın Türkiye’de yaşayan herkesin Cumhurbaşkanı olmasına imkân ve ihtimal yoktur.

 

BİRLEŞMEYİ, UZLAŞMAYI VE KUCAKLAŞMAYI TEMSİL EDEN ADAY İHSANOĞLU’DUR

 

Cumhurbaşkanı, ayrışmayı değil birleşmeyi, çatışmayı değil uzlaşmayı, ötekileştirmeyi değil kucaklamayı temsil etmelidir.

Bütün bu özellikleri karakterinde barındıran Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Türk milletinin birliğini, bütünlüğünü, Türk devletinin bütün organları arasındaki uyum ve koordinasyonu sağlayacak en uygun Cumhurbaşkanı adayıdır.

Parti ve ideoloji ayrımı gözetmeksizin bütün Türk milleti Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sayın Prof, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun arkasında kenetlenmeli, Cumhurbaşkanını doğrudan seçme imkanını ve fırsatını iyi değerlendirmelidir.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Yıldırım
886 gün önce
Ben şahsen Türk Milletine Güvenmiyorum , çünkü bizler daha çok Cahil bir Toplumuz . Kim nasıl anlarsa anlasın
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler
MHP Kayseri Milletvekili Halaçoğlu, sosyal medya hesabından bir video payla..
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik, HDP'li milletvekillerinin '..
12 Eylül'den önce Alparslan Türkeş'le birlikte çalışmış isimler Dev..
MHP Kayseri Milletvekili Halaçoğlu, Bahçeli'nin Başkanlık sistemi konus..
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Adana Aladağ’da bi..
MHP Isparta Milletvekili Nuri Okutan, Türkiye’nin ihtiyacı Başkanlık ya da ..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=