Lütfen bekleyin..

Erdoğan'ın karşı çıktığı Başçı'ya Babacan destek!

28 Mayıs 2014, 10:36

"Kurumlar doğru neyse özgürce yapmalı"

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı arasında başlayan 'faiz' tartışmasında sular durulmuyor. Başbakan son konuşmasında Başçı'yı hedef alarak, "Vakti dolar, dolduğu o zaman da biz bunun gereğini yaparız." mesajı gönderdi. Erdem Başçı konuya sessiz kalırken bu kez Başbakan Yardımcısı Ali Babacan konuya tam olmasa da dolaylı şekilde müdahil oldu. "Kurumlar doğru neyse özgürce yapmalı" dedi.

Habertürk Gazetesi yazarı Yavuz Semerci herkesin merak ettiği tartışmada kimin haklı olduğunu masaya yatırdı. 

İşte Semerci'nin kaleme aldığı yazının ayrıntıları:

Başbakan Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası’nın (MB) faiz politikasını beğenmiyor, faizlerin düşürülmesini istiyor, ayrıca enflasyonla mücadelede MB’nin başarılı olamadığını belirtiyor. Enflasyonla mücadelede bir başarısızlık olduğu ortada. Merkez Bankası ise ihtiyatlı davranıyor. Dünyadaki gelişmeleri yakından takip ediyor ve yüksek oranlı indirimlerin zamanı olmadığını düşünüyor.

Türkiye’deki yapısal sorunları gören ekonomistler ile siyasi hesap yapmak zorunda olan hükümet arasında normal karşılanması gereken bir tartışma.

Ekonomist değilim. Bildiğim şudur:

Türkiye dışa bağımlı bir ülke. Yurtdışından kaynak gelmediği sürece büyüyemiyor, kendi para biriminin değer kaybını engelleyemiyor. Büyümesini iç kaynaklarla finanse edemiyor. Çünkü yatırım yapacaklar, yurtiçinden uzun vadeli kredi bulamıyor. Ülkenin uzun vadeli tasarruflara dönüşmüş kaynağı çok az. Sonunda dönüp dolaşıp yurtdışına bakıyoruz. Gelen kaynak doğrudan yatırıma gelirse harika. Gelmezse kullandığınız tek enstrüman var: Faiz. Cari açık veren her ülkenin kafa patlattığı konu aynı: Bu parayı alacağız ama bari ucuza temin edelim.

Faizlerin düşük olması, ülkenin maliyetini aşağıya çeker. Ancak bu faizi kafanıza göre belirleyemiyorsunuz. Çünkü para satanlar için alternatif ülkeler var. Sonuçta faizi düşür düşürebildiğin yere kadar diyebiliriz. Ancak isabetli bir oran belirlenmediğinde, ülke ekonomisine uygun olmayan zorlama faiz belirlediğinizde, karşınıza yerel para biriminden kaçış ve büyümeyi finanse edememe gibi riskler var. “Başbakan mı doğru söylüyor, Merkez Bankası mı doğru yapıyor?” tartışmasını bu temel yaklaşıma göre yanıtlamak lazım ve görebildiğim kadarıyla ekonomistler, MB’nin doğru yaptığını düşünüyor.

Birkaç veriyi paylaşmak istiyorum. Hazine’nin sitesine girin ve Türkiye’nin yıllar itibarıyla brüt dış borç rakamlarına bakın.

Dışarıya nasıl bağımlı olduğumuzu, o yolların, köprülerin, enerji yatırımlarının, fabrikaların hangi kaynakla yapıldığını görün.

Hükümet, maaş ödemek için (çok şükür) yurtdışından borçlanmıyor. Ancak, ekonomi büyüsün, işsizlik yakıcı bir hal almasın diye devlet-özel sektör el ele deli gibi yurtdışından borçlanıyor.

Bakmayın siz IMF’ye borcumuz kalmadı masalına. O siyaset malzemesi. Gerçek ise kamu-özel sektör toplam borçlanma, 2000 yılı krizinden daha yüksek durumda.

1998 yılında toplam brüt borç stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya oranı yüzde 35... Toplam borç miktarı 96 milyar dolar. Bu borcun sadece 46 milyar doları özel sektöre ait.

2000 yılında borç (IMF de dahil) 118 milyar dolara çıkıyor.

2005 yılına gelindiğinde devletin 100, özel sektörün 85 milyar dolar dış borcu oluşuyor. Toplam borçların ekonomiye oranı yüzde 35.5...

2010 yılındaki tablo şu: Kamu dış borcu 100 milyar dolar, özel sektörün 191 milyar dolar ve toplam borçların GSYH oranı yüzde 39.9... Özel sektör (özellikle bankalar) ağırlıklı olarak yurtdışından borçlanmaya başlıyor.

Ve 2013 yılı. Toplam borç miktarı 388 milyar dolar. Borçların ekonomiye oranı 2000 yılından kötü. Yüzde 47.3... Kamunun borcu 110 milyar dolar.

Türkiye tökezlememeli. Tökezleme başladığında kamunun borcu az diye teselli bulmayın. Çünkü özel sektör borçlarını ödeme kapasitesini yitirirse ya da TL’nin aşırı değer kaybı nedeniyle döviz borçlarını ödemekte zorlanırsa, anormal kambiyo zararları yazmaya başlarsa, ülkenin büyüme motoru yavaşlar, işsizlik artar.

Faiz, enflasyon ve kur seviyesi, öyle ben dedim şu seviyelere inecek dediğinizde, haklı olmalısınız. Tersi durumda ya gerçeği size anlatırlar ya da gerçeğin tokadını yersiniz.

Başbakan mı haklı Merkez Bankası mı? İşleri berbat etmeyin de hanginiz haklı ise onun dediği olsun!

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
EKONOMİ Kategorisindeki Diğer Haberler
Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, "Dolar kurundaki artışın enfla..
Benzinin litre fiyatına 15, motorin fiyatlarına 16 kuruş zam yapıldı. Zam s..
İstanbul'daki taksi dolmuşlarda yeni fiyat tarifeleri 1 Aralık itibarıy..
Güne 3.49 seviyesinden başlayan dolar/TL, 3.5992 seviyesini görerek tarihi ..
Dolar 3.50 TL'yi aştı. euro ise 3.71 TL'yi geçti.
Alkollü içki, kola ve sigara ürünlerinden alınan Özel Tüketim Vergisi'n..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=