Lütfen bekleyin..

İlker Başbuğ: Göz yumamazdım...

23 Mayıs 2014, 19:59

Emekli Org. İlker Başbuğ, Uğur Dündar'ın sorularını yanıtladı.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Uğur Dündar, eski Genelkurmay Başkanı emekli Org. İlker Başbuğ ile röportajını bugün Sözcü gazetesindeki köşesine taşıdı.

Özellikle Başbuğ'un "Milli ordu" tanımlaması için yaptığı açıklamalar oldukça dikkat çekti.

İşte o röportajdan dikkat çeken bölümler:

Ener­ji­ni­zi önem­li ko­nu­la­ra ver­miş­ken bam­baş­ka bir tab­lo ile kar­şı­laş­tı­nız. Bu du­ru­mu “Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri­’nin med­ya üze­rin­den yü­rü­tü­len asi­met­rik, psi­ko­lo­jik bir ha­re­kat­la kar­şı kar­şı­ya ol­du­ğu­” söz­le­ri ile açık­la­mış­tı­nız. Bu­nu bi­raz açar mısı­nız?

Şöy­le baş­la­ya­lım: 21 Ekim 2007’de Dağ­lı­ca Ka­ra­ko­lu­’na ya­pı­lan sal­dı­rı, te­rör­le mü­ca­de­le­de kı­rıl­ma nok­ta­sı ol­du. Te­rör ör­gü­tü­nün son 10 yıl­da yap­tı­ğı en bü­yük ey­lem­ler­den­di. Ça­tış­ma­da 12 şe­hit ve­ril­di, 8 as­ker de ka­çı­rıl­dı. Med­ya­da kor­kunç bir bil­gi kir­li­li­ği ya­ra­tı­la­rak Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri­’ne kar­şı hak­sız, asi­met­rik-psi­ko­lo­jik ha­re­kat yü­rü­tül­dü. Amaç ka­ram­sar­lık ya­rat­mak, te­rör­le mü­ca­de­le­de ba­şa­rı­lı olu­na­ma­ya­ca­ğı dü­şün­ce­si­ni yay­mak­tı. Bu ola­yın üze­rin­den bir ay geç­me­den ye­ni bir ga­ze­te ya­yı­na baş­la­dı. Bu ga­ze­te her fır­sat­tan is­ti­fa­de ede­rek TSK’­ya sal­dı­rı­yor­du.
Da­ha­sı, Dağ­lı­ca­’dan ön­ce ya­şa­nan iki ola­ya bak­mak la­zım. Bi­ri, 9 Ka­sım 2005’te­ki Şem­din­li ola­yı. Sav­cı­nın id­di­ana­me­si ade­ta Er­ge­ne­ko­n’­un pro­to­ti­pi gi­biy­di. 18 Şu­bat 2006’da Sau­na Çe­te­si ile 31 Ma­yıs 2006’da­ki Ata­bey­ler ad­lı ope­ras­yon­lar ve açı­lan da­va­lar da dik­kat çe­ki­ci. Bun­lar­la ilk kez mu­vaz­zaf as­ker­ler si­vil yar­gı­nın kar­şı­sı­na çı­ka­rıl­dı, tu­tuk­lan­dı. İd­di­alar ‘Baş­ba­ka­n’­a sui­kas­t’ idi. Ama ne ol­du? Ya­nıl­mı­yor­sam da­va­lar be­ra­at­le so­nuç­lan­dı. Bun­lar TSK’­ya kar­şı ilk ham­le­ler­di.
2007 yı­lı Tür­ki­ye­’si hay­li ha­re­ket­liy­di. Öz­den Ör­ne­k’­e ait ol­du­ğu id­di­a edi­len gün­lük­ler ya­yın­lan­dı ve or­ta­lık ka­rış­tı.

Silahlı Kuvvetler, ‘milli ordu’ vasfını kaybederse Türkiye için felaket olur

Biraz daha geriye dönüp çıkış noktasını 1 Mart Tezkeresi’ne dayandırabilir miyiz? Tezkere geçmiş olsaydı bu süreçler yaşanır mıydı?
Belki bu boyutta olmazdı.

Devam edelim. Sauna ve Atabeyler olayında önemli bir nokta daha var: Eski MİT Müsteşarı Emre Taner, gazeteci Ayşenur Arslan’a verdiği röportajda, “Başbakan kendisine suikast düzenleneceğine inandırıldı” diyor. Arslan, “Kim inandırdı? Cemaat mi?” diye soruyor, ancak aldığı yanıtı hatırlamadığını belirtiyor. “Ama Taner ne münasebet demedi” diyor. Bundan Başbakan’ın kendisine suikast yapılacağına inandırıldığı anlaşılıyor.

Biraz da 2009 olayları üzerinde durmak lazım. O yılki Erzincan ve Kayseri olaylarını iyi anladığınızda, analizi daha net yapabilirsiniz. Şubat 2009’da Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner soruşturma açarak, 26 kişiyi gözaltına ve Cemaat’in faaliyetlerini de mercek altına aldı.

4 Mart 2009’da Kayseri’de bir organizasyon tespit edildi. Sahte yazılar ortaya çıktı. Soruşturmayı Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı yürüttü. Soruşturma kapsamında 5 sivil, 3 astsubay vardı. Askeri bilgisayarlara konulmak üzere flaş bellekler üretildiği saptandı. SÖZCÜ’de de bir haber yer almıştı. Astsubaylardan biri ifadesinde şöyle diyordu: “Işık evlerinde yetiştim. Evinde kaldığımız ağabey, askerlerle ilgili bilgi topluyordu.”

Burada bir parantez açayım. Şu nokta önemli: Silahlı Kuvvetler milli ordu vasfını kaybederse ben bunu Türkiye için felaket olarak görürüm. Ne demek milli ordu? Milli orduda etnik farklılıklar olmaz. Mezhep farklılıkları olmaz, sorgulanmaz. Milli ordu Hakkari’den Edirne’ye kadar tüm yurdu kapsar. Milli orduda insanlar etnik kimliği ve mezhebine göre değil, liyakatine göre yükselir. Bize bu konuda yani Cemaat’in milli orduyu tehlikeye atan faaliyetleri hakkında bilgiler geldi. Ben buna göz yumamazdım.

‘Ayrışma orduyu bitirir’

Kaldı ki ben din olgusunu da gözardı edemem. Belki de “Bu ordu peygamber ocağıdır” diyen ilk komutanım. Ben halkın değerlerini görmezden gelemem ki… Ama milli ordu vasfı zarar görmemeli. Zira dini ayrışma, mezhep ayrışması bir orduyu yıkar.
Erzincan ve Kayseri olaylarından sonra tedirgin olan çevreler Türk Silahlı Kuvvetleri’nin itibarsızlaştırılması ve etkisiz hale getirilmesi için düşündükleri planın uygulamazamanının geldiğine karar verdi. 22 Nisan 2009’daki Poyrazköy kazıları ve 12 Haziran 2009’daki İrtica ile Mücadele Eylem Planı iddiasını bu amaçla yapılan bir atak olarak değerlendiriyorum.
15 Temmuz 2009’da Gölcük’teki tutuklamalar, 27 Ekim 2009’da Erzincan’daki gölde bulunan mühimmat ve tutuklamalar, 2 Kasım 2009’da Kafes Planı’na ilişkin soruşturma, 10 Aralık 2009’da 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk’in ifadeye çağırılması ve ‘Kozmik Oda” olayı…
19 Aralık 2009’da Bülent Arınç’a suikast iddiası ile iki subay gözaltına alındı. İlginçtir, Arınç o sırada Ankara’da değil! 25 Aralık 2009’da da Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı’nda aramalar yapıldı, gözaltılar oldu. Beş senedir dosya öyle duruyor, bir şey çıktı mı? Hayır çıkmadı…

Etiketler : ilker başbuğ, genelkurmay,
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler
Fetullahçı Terör Örgütünün darbe girişimi sonrası Yunanistan'a kaçan 8 ..
Adana Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şubesi'nde görevli polis memuru 22..
Niğde İl Genel Meclisinde AKP'li meclis üyesinden CHP'li meclis üye..
CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Adana’daki mitingde tutuklu olan Cemaat yazarla..
Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü Araştırma Görevlisi Ruslan Kurb..
İddia CHP eski milletvekili Melda Onur’dan geldi! Onur, bir arkadaşının bin..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=