Lütfen bekleyin..

İşte Erdoğan'ı sinirlendiren konuşma!..

10 Mayıs 2014, 15:24

Erdoğan, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'na tepki gösterip salonu terk etti. İşte Başbakan Erdoğan'ı kızdıran o konuşma.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Danıştay'ın 146. kuruluş yıldönümü törenlerinde Başbakan Erdoğan, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun konuşmasına sinirlenip, toplantıyı terk etti.   

Başbakan, Feyzioğlu kürsüde konuşurken, "edepsizlik ediyorsun" diye tepki gösterdi. Feyzioğlu ise kürsüden Başbakan'ın tepkisine itiraz edip, "konuşmam çok yapıcıydı" karşılığını verdi. 

Danıştay’ın kuruluş yıldönümü töreni eşine önce rastlanmamış bir olaya sahne oldu. Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu konuşmasını yaparken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bağırarak tepki gösterdi.

Metin Feyzioğlu Danıştay kuruluş yıldönümü töreninde, Van konteyner kentte tespit ettiği sıkıntılara dikkat çekti. Bu sırada konuklar arasında bulunan Başbakan Erdoğan, oturduğu yerden “Böyle bir edepsizlik olamaz. Siyasi konuşma yapıyorsun, tamamen yalan söylüyorsun, Van ile ilgili söylediklerin tamamen yalan” diye bağırdı.
Metin Feyzioğlu kürsüden,
“Ben kimseye edepsizlik yapmam” dedi ve konuşmasını bitirdi.

Cumhurbaşkanı Gül bu sırada ayağa kalkan Başbakan Erdoğan’ın kolunu tuttu.

Başbakan Erdoğan da “Haksızlık karşısında susacak mıyız? 25 dakika başkan konuşuyor, sen bir saat konuşuyorsun” diyerek protestosunu sürdürdü. Konuşmanın sona ermesinin ardından Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan konferans salonundan ayrıldı. Salonda bulunan izleyicilerin dışarı çıkmasına bir süre izin verilmedi.

Metin Feyzioğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VURGUSU

Daha birkaç gün önce, 3 Mayıs “dünya basın özgürlüğü günü”ydü; gazeteciler, hür basın için ağızları bantla kapalı olarak yürümek suretiyle basına yönelik sansürü protesto ettiler ve tutuklu meslektaşlarına özgürlük istediler. Dileriz bundan sonraki yürüyüşler protesto değil, kutlama yürüyüşleri olur.

BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ YARGI

Hukuk devletinin tanımlayıcı unsuru olan hukuki güvenlik ilkesi, etkin bir idari yargı denetimi olmaksızın hayata geçirilemez. Hukukun üstünlüğüne inanan, insan onurunun korunmasını gözeten, şeklen değil, özde adalet dağıtmayı esas alan bağımsız ve tarafsız bir yargı, demokrasinin ve hukuk devletinin asli unsurudur.

SİYASETİN GİRDİĞİ MAHKEMEDEN…

Unutmayalım ki adaletin tecelli ettiği mahkemeler, hepimizin son sığınağıdır, umut kapılarımızdır. Bu kapıların kapanması, ihtiyaç halinde kolay kolay açılmaması ya da çok geç açılması, hukuk güvenliğini derinden sarsar. Başka bir deyişle, yargının adil davranmadığının yaygın kanaat haline gelmesi, yurttaşların mahkemelerde haklarını alamayacaklarını düşünmeye, suçsuz olsalar bile mahkûm edileceklerinden korkmaya başlamaları durumunda, mülk yani ülke temelsiz kalır. Siyasetin girdiği mahkemeden adalet kaçar. Adaletsiz demokrasi olmaz.

SOSYAL MEDYA YASAĞI

Son dönemde yaşadığımız ve geçmişin yasakçı zihniyetini çağrıştıran sosyal medyaya yönelik idari veya yargısal engellemeler, Anayasamıza, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’a aykırıdır. Üstelik erişimi top yekûn engellemek teknik olarak da mümkün değildir. Yani atılan taş, zedelenen itibara değmemiştir.

Bu engellemelere karşı idari yargının yürütmeyi durdurma kararlarıyla, Anayasa Mahkemesi’nin ihlali tespit edici kararları isabetli olmuştur.

1 MAYIS ELEŞTİRİSİ

2011 senesinde Taksim’in 1 Mayıs kutlamalarına açılmasını mutlulukla karşılamış idik. Hatırlanacak olursa, 2011 ve 2012 senelerinde Taksim’de coşkulu kutlamalar gerçekleşmiş, hiçbir olay olmamıştı. Bu sene, Anayasa’nın 34. maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarına aykırı olarak getirilen yasak ise, halkı polisle çatıştırmak isteyen provokatörlere uygun iklimi hazırlamış, artık görmek istemediğimiz pek çok üzücü olay yaşanmasına sebebiyet vermiştir. Maalesef polis, şiddete başvuran ile barışçıl gösteri hakkını kullanmak isteyenleri birbirinden yine ayırmamış, orantısız güç kullanımı yoluna gitmiştir.

KUTUPLAŞMALAR ARTTI
30 Mart yerel seçimlerini geçirdik. Açıkça ifade etmek gerekirse, siyasetin dilinin keskinleştiği, buna bağlı olarak toplumda kutuplaşmaların arttığı bir süreç yaşadık. Artık yaraları sarma zamanıdır. Toplumun yeni gerginliklere tahammülü yoktur. Derslerimizi almalı ve yola devam etmeliyiz.

ETHEM, MEHMET, ABDULLAH…

Dünyanın bu güzel ülkesinde yaşayıp, 1960 askeri darbesi sonunda ülkemizin başbakanının, bakanlarının asılmalarının üzüntüsünü; üç fidanımız Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un idamlarının acısını yüreğinde hissetmeyenimiz var mıdır? Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Komiser Mustafa Sarı, Medeni Yıldırım, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Berkin Elvan, Hasan Ferit Gedik evlatlarımızın yasını tutmayanımız olabilir mi? Uludere’de savaş uçaklarınca param parça edilen 34 yurttaşımızın; Sivas’ta, Kahramanmaraş’ta, Çorum’da, Reyhanlı’da katledilen canlarımızın dağlamadığı yürek var mıdır? Uludere katliamının takipsizlikle, Sivas davasının bir kısım sanıklar için zamanaşımıyla sonuçlanmasını içimize sindirebildik mi? Mardin Derik’te, Hakkâri Yüksekova’da, Şırnak Silopi’de, Muş Altınova’da, Bitlis Yaygın köyünde terörle mücadele adına işlenen cinayetleri ve daha nice faili meçhul cinayeti meşru görüp faillerini arayıp bulmaktan, cezalandırmaktan vazgeçebilir miyiz? Sırf komünist olduğu gerekçesiyle sürgün yiyen, cezalandırılan şairlerimizin, yazarlarımızın, Nazım Hikmetimizin çektiği acıları görmezden gelebilir miyiz? Peki, bu ülkenin bir büyükşehir belediye başkanının şiir okuduğu için niyet okuma yöntemiyle hapse atılmasını bugün hala içine sindiren var mıdır? Hrant Dink’in yazısının içinden cımbızla iki cümle çekip, yazının tamamını okumaya gerek bile görmeyenlerce mahkûm edilmesini ve sonra katlini, boğazı düğümlenmeden, yüreği sıkışmadan konuşabilenimiz olabilir mi? Bu topraklar sayılamayacak kadar çok zulme tanıklık etti. Tuvalete bile gidemeyecek kadar ağır hasta olmasına rağmen her an kaçabilir diye yatağa zincirlenerek ölümüne seyirci kalınmış Kuddusi Okkır, Prof. Dr. Uçkun Geray, İlhan Selçuk, Türkan Saylan, Engin Aydın, Kaşif Kozinoğlu, Albay Halil Yıldız, Albay Ali Tarık Akça, Yarbay Ali Tatar ve en son Albay Murat Özenalp… Vicdanlarımız kanamıyor mu?
Bombalanmış, boşaltılmış köyler, yakılan ormanlar, faili meçhul cinayetler, altı bini çocuk tam on altı bin kayıp, çocuklarını bekleyen “cumartesi anneleri”, eşlerini babalarını bekleyen “vardiya bizde”ciler ve “sessiz çığlık”çılar, tırmanan çocuk işçiliği, şafak vakti operasyonları, sonu gelmeyen davalar, karartılan hayatlar, şiddet mağduru kadınlar, dinlemeler, fişlemeler, basılmadan yasaklanan kitaplar, Gezi olayları esnasında sırf yaralılara yardım ettiği için yargılanan doktorlar ve benzeri yürek yaraları çözümsüz bırakılabilir mi?
Varsın yürekleri taşlaşmış olanlar yine kızsın söylediklerimize. Ben, ülkemin Cumhurbaşkanına, Başbakanına, iktidar ve ana muhalefet partilerine, diğer tüm siyasi partilere ve milletvekillerimize sesleniyorum. Bu sessiz çığlığı duyalım, ilk sırada özel görevli mahkemelerin sebep olduğu mağduriyetler olmak üzere bu sorunları yarından tezi yok el birliğiyle gidermeye başlayalım.

Etiketler : erdoğan, metin feyzioğlu,
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdullah simsek
943 gün önce
Feyzullah hakll
ahmetahmetoglusen
944 gün önce
Günün önemi ve anlamı dışındaki açıklamaları konuşmaları yersiz söylemleri son derece mesnetsiz ve anlamsız buluyorum.özellikle mevki makam ve kurum yetkilileri daha dikkatli konuşmalı daha önemli konuları görüşmeliler.ortam gerici reklam içerikli mesnetsiz ve yersiz konuşmamalılar.KAYBEDEN HEP ÜLKEMİZ OLUYOR.KENDİ MENFAATİNE ÜLKEYİ DÜŞÜNMEYENLER EN BÜYÜK VATAN HAİNİDİRLER.RUHUNDA VATAN SEVGİSİ OLANLAR ZATEN BÖYLE BİR TAVIR İÇİNDE OLMAZLAR.
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler
Denizli'nin Honaz ilçesinde oğluna attığı terliğin 'silah' sayı..
Ankara'daki FETÖ soruşturmasında itirafçı olan hakim, itirafların engel..
AKP ve MHP görüşmeleri tıkayan Yüce Divan konusunda da anlaştı. Soruşturma ..
İstanbul merkezli 12 ilde FETÖ operasyonu başlatıldı. Operasyon kapsamında ..
Gülen'in İzmir'de bulunduğu yıllarda kurmayları olarak bilinen 18 ş..
35 öğrenciye ders vermek için İzmir'in Karabağlar ilçesinde bağlı bir k..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=