Lütfen bekleyin..

Erdoğan: Bahçeli ve Kılıçdaroğlu haberleri kaldırılsın

22 Nisan 2014, 10:50

İhtarname çektirdi...

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 17 Aralık yolsuzluk operasyonuna ilişkin yaptığı açıklamaların yer aldığı haberlerin Hürriyet'ten kaldırılmasını istediği ortaya çıktı.

Hürriyet'in Okur Temsilcisi Faruk Bildirici'nin köşesine taşıdığı ilgili haber şöyle:

Malum yerel seçimler öncesinde Başbakan Erdoğan’ın Habertürk’ü arayarak, Bahçeli’yle ilgili altyazının kaldırılmasını istediği ses kayıtları ortaya çıkmış; kendisi de bunu doğrulamıştı. Şimdi de Başbakan Tayyip Erdoğan ve çocukları Bilal ile Sümeyye Erdoğan’ın avukatları, Hürriyet’e, bir Kılıçdaroğlu, iki de Bahçeli haberinin yayından kaldırılması için noter aracılığıyla ihtarname gönderdi.

Avukatların gönderdiği ilk ihtarname, 29 Ocak’ta çıkan “Belgeye belge fotoya foto” başlıklı Kılıçdaroğlu haberini hedef alıyor. Kılıçdaroğlu’nun, CHP Grup toplantısında, Reza Zerrab ile Başbakan Erdoğan’ın bulunduğu bir fotoğrafı göstererek “Başaktör, Başbakan’la aynı safta oturuyorlar burada” dediği konuşma yer alıyordu bu haberde.

İkinci ihtarname, 9 Şubat’ta “Alo Fatih kalpazanlık” başlığını taşıyan, Bahçeli’nin Ankara Spor Salonu’nda yaptığı konuşma ile ilgili habere. Bahçeli bu konuşmasında “Alo Fatih demek milli irade hırsızlığı, milli irade kalpazanlığı değil mi?” diye soruyor, Erdoğan’ın Habertürk’ün haberlerine müdahalesini eleştiriyordu.

Başbakan’ın avukatlarının üçüncü ihtarnamesi ise, Hürriyet’te 19 Şubat’ta yayımlanan “Kabataş yalan, özür dile” başlıklı haberi hedef alıyor. Bu haberde de Bahçeli, Erdoğan’ın Kabataş’ta türbanlı bir kadının darp edildiği iddialarıyla ilgili olarak “Söylendiği gibi bir saldırının olmadığı anlaşılmıştır. Başbakan çıkıp Türk milletinden özür dileyecek erdemi gösterebilecek midir?” diyordu.

Avukat Ahmet Özel ve Ferah Yıldız, üç haberin de hurriyet.com.tr’den kaldırılmasını ve gönderdikleri cevap metninin hem gazetede hem de internette yayımlanmasını istiyor. Neredeyse matbu hazırlanmış denecek kadar birbirinin tıpkısı ihtarnamelerdeki gerekçeleri de enteresan doğrusu. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin bu sözlerinin “haber niteliği taşımadığı”, bu haberlerle “soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiği”, “gazetecilik ilkelerinin çiğnendiği” ve böylece “hakaret ve iftira niteliği taşıyan yayın yapıldığı” savunuluyor.

Özetlersem, “Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin sözlerini neden yayınladınız, onlar haber değil” diyor avukatlar. Hukuktan dem vurmakla kalmayıp, biz gazetecilere gazetecilik öğretmeye kalkıyorlar. Ne yazık, bunu da doğal hakları olarak görüyorlar...

Okur Temsilcisi olarak kendilerine Anayasa’daki basın özgürlüğünden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve medyanın demokrasideki yerinden söz etmeyeceğim. Önemsediklerine emin olmasam da bildiklerini varsayıyorum. Sadece “soruşturmanın gizliliğini ihlal” tezinin mantıklı olmadığını söyleyeyim.

Gazetecilik açısından bakınca da Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin o konuşmalarının haber niteliği taşıdığından hiç mi hiç kuşku duymuyorum doğrusu. Yerel seçimlere giderken muhalefet liderlerinin, iktidara yönelik eleştirilerde bulunması, yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını seçmene anlatmaları, gazetelerin de bu görüşleri yayımlamasından doğal ne olabilir? Bu konuşmaları haber yapmamak hem bir siyasetçi olarak Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin ifade özgürlüğünün hem de kamuoyunun haber alma hakkının engellenmesi ve basın özgürlüğünün kısıtlanması anlamına gelir.

Ne yapacak medya? Sadece Erdoğan’ın konuşmaları yayımlanacak, diğerlerine sayfalar, ekranlar kapatılacak mı? Sanırım istenen bu. Hürriyet’e gönderilen ve bence baskı kurmayı amaçlayan bu ihtarnamelerin başka gazetelere de gönderilmiş olması bunun yeni bir işareti olsa gerek.

MİLLİYET'E DE AYNI TALEP

Başbakan Erdoğan'ın avukatı Ahmet Özel aracılığıyla Milliyet'ten de Kılıçdaroğlu'nun Başbakan'a yönelik eleştirilerinin yer aldığı açıklamalarını içeren bir haberin kaldırılmasını istedi. Milliyet, bugünkü nüshasında ilgili habere ilişkin düzeltme metni yayımladı. Gazete söz konusu haberi internet sitesinden de kaldırdı.

Alo Fatih’i Meşrulaştırma

Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici’nin köşesinde, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın avukatlarının CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli haberlerinin yayından kaldırılması için noter aracılığıyla ihtar çektiğini açıklaması ses getirdi.

Muhalefet partilerinin yöneticileri uygulamaya, “Yeni ‘Alo Fatih’ler yaratma girişimi, Alo Fatih hattını meşrulaştırma gayreti” diye tepki göstererek şunları söyledi:

HER YERDE HABERDİR

Umut Oran (CHP Genel Başkan Yardımcısı): 3 erkten birisi olmanın Recep Tayyip Erdoğan’ı kesmediği, baktığı her yerde kendisini görmek istediği hepimizin malumu. Ama görüyoruz ki artık yeni bir aşamaya geçerek, gelişmiş demokrasilerde 4’üncü kuvvet olan basını da kendilerine tabi kılmak istiyorlar. Dünyanın her yerinde ana muhalefet partisinin grup konuşmaları haberdir, hele ki iktidar hakkında bir yolsuzluk iddiası somut kanıtlar eşliğinde aktarılıyor ise bu haberleştirilir. Kamunun, iktidar hakkındaki yolsuzluk iddialarını öğrenme hakkı vardır. Erdoğan, toplumsal hafızayı da sıfırlamak, yolsuzluğa dair bilgilere erişimi önlemek istiyor ama Erdoğan’ın yandaş havuz medyası dışında da yeni ‘Alo Fatih’ler yaratma girişimi başarısızlığa uğrayacaktır. Bu zorlu dönemde basın organlarının Erdoğan ve ekibinin yasa, kural, etik dışı taleplerine karşı gösterdikleri tavrın da kaydedildiğini, her editoryal hatanın bir bedeli olduğunu da sanırım tüm basın kuruluşları farkındadır.

OLAĞANLAŞTIRIYORLAR

Semih Yalçın (MHP Genel Başkan Yardımcısı): Her kurumu, her müesseseyi kendilerine hizmet eder hale getiriyorlar. Gayrimeşruluk içerisinde dibe vurmuş Reza Zarrab’ı bile televizyonlara çıkarıp, Türk bayrakları ile aklama gayreti içerisinde olmaları bunun ispatı. Bu, ‘Alo Fatih’ hattını meşrulaştırma gayretidir. Bunu avukatlar vasıtasıyla olağan hale getiriyorlar. Parti liderlerinin ve yönetici kadrolarının Başbakan’a ve ekibine yaptıklarının yanlış olduğunu söyletmeme çabasıdır. Uygulama, muhalefetin sesinin kısılması, susturulmasıdır. Muhalefet susturulmaya çalışıldığı gibi basın da susturulmak isteniyor. Bu en bariz örneği ve delilidir. Her gün televizyonlarda dakikalarca yer verilmekten tatmin olmayan ve gazetelerde çarşaf çarşaf propaganda edilmekle avunamayan Tayyip Erdoğan, anlaşılan muhalefeti ve hür basını tamamen susturmak niyetindedir.

Tahammülsüzlüğün, hoşgörüsüzlüğün, sevgisizliğin, paylaşma ve uzlaşma kültüründen mahrumiyetin, antidemokratlığın bu kadarı sadece dikta rejimlerinde bulunmaktadır. Tayyip Erdoğan rejiminde bağımsız ve hür basın baskı altında tutulurken, yandaş gazeteciler güruhuna her türlü kolaylık ve imkân tanınmaktadır. Zaten onlar, iktidarın yolsuzlukları ve hırsızlıkları hasıraltı ederek oluşturduğu kalın siyasi sis perdesinin arkasında memleket gerçeklerini görememektedir. Gözlerini ampulün ve Kandil’in ışığı kamaştırmıştır.    

Hürriyet

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler
Evlendirme programlarına bir yılda tam 87 bin şikayet geldi. Geçtiğimiz yıl..
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş'a "hükü..
Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, bugünkü yazısında Tuğrul Türkeş&..
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun terörle mücadelede şehit olanların çocuklar..
Türkiye gece yarısı Meclis’e sunulan çocuklara cinsel istismar suçlarında m..
Tecavüz yasasına tepki büyüyor...
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=