Lütfen bekleyin..

Önder Aytaç'tan "Suriye Kaseti" için çarpıcı açıklama

30 Mart 2014, 17:07

"Belki de hepsinin teybi vardı"

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Gazeteci-yazar ve akademisyen Önder Aytaç, gözaltına alınmasını, seçim öncesinde kendisi üzerinden mesaj verme amacı taşıdığını ancak sosyal medyadaki infial nedeniyle bunun gerçekleşmediğini söyledi. Kendisine güvenlik toplantısının sorulduğunu belirten Aytaç, dinlemenin “Çok ciddi bir vahamet” olduğunu söyledi. Aytaç, "Belki de o toplantıya katılmış olan dört kişinin dördünün cebinde, kendi kamerası kendi ses kaydetme cihazı vardı" dedi.

Dün gözaltına alınıp sabah serbest bırakılan gazeteci-yazar Önder Aytaç, Emniyet çalışanlarının dün akşam evine geldiklerini, bulamayınca tekrar geri dönüp gece 23.00 sularında bir daha geldiklerini söyledi. Önder Aytaç, "Emniyetteki arkadaşlar eve gelmişler, biz evde yoktuk. Daha sonra da 11'e doğru bir daha gelmişler, bulamamışlar. Telefon açtılar. Telefondan sonra da 'biz gelelim neyse konu orada bakalım' dedik. Eşimle birlikte gittik. Bir gözaltı konusu olduğu savcılıktan gelmiş olan, benimle paylaştılar. Eşim beni bıraktı ve de ben de orada terör şubede kaldım” diye aktardı.

"YERLİ YA DA YABANCI YERLERİN AJANI MISINIZ DİYE SORDULAR"

Aytaç, çağrılma sebebini ise "Savcılığın yapmış olduğu şeyde daha önceden televizyon kanalında Abdullah Abdülkadiroğlu ile birlikte yapılmış olan beni davet etmiş olduğu programda Süleyman Şah Türbesi ile ilgili muhtemel olabilecekler Suriye’ye ile ilgili olabilecekler ile ilgili bir değerlendirmemiz vardı bizim.” şeklinde izah etti.

Ardından kendisine sorulan soruları şöyle aktardı: "Sorulan ilk soru, 'Dışişleri Bakanı’nın, Müsteşarı'nın, Genelkurmay İkinci Başkanı’nın ve Hakan Fidan’ın toplantısında birebir örtüşmüş olan açıklamaları önceden nasıl yaptınız nasıl bildiniz?' Buydu. İkincisi ‘tweet attığınız o görseller ortaya çıkmış olunca bu tweetleri neden attınız, paylaşmış olduğunuz insanlarla ortak bir örgüt çalışması mı yapıyorsunuz?' Diğer soru buydu. ‘Bir yerlerin ajanı mısınız, yerli ya da yabancı? Nasıl bu bilgileri neden bu bilgileri paylaşıyorsunuz? idi.”

"YURTDIŞINA KAÇACAĞIM YALAN, HİÇBİR YERİN AJANI DEĞİLİM"

Aytaç, verdiği cevapları da şu şekilde anlattı:

"Biz de o hafta 11 konu vardı o haftanın gündeminde. 11 konudan bir tanesi de buydu. Bunu konuşmuştuk. Bizi o programdan önce de CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu meydanlarda Suriye ile ilgili değerlendirmelerini yapıyordu. Yine MHP milletvekilleri ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli binlerle milyonlarla meydanlarda değerlendirmeyi yapıyordu. Ahmet Davutoğlu 14 Mart’ta Hürriyet gazetesine vermiş olduğu röportajda Süleyman Şah’la ilgili değerlendirmeler yapıyordu. Sosyal medyada bir sürü benzer tartışmalar vardı. E biz de bütün hepsini toplayıp, hep bu alanlarda 26-27 yıldır çalışmış olan bir strateji merkezinin başkanı olan bir ikişi olarak ben de duygularımızı Abdülkadir beyle birlikte bu çerçevede ifade ettik. Pekçok zamanda öngörü şekliyle; 6 ay öncesinden, bir yıl öncesinden 1,5 yıl, 2 yıl öncesinden söylemiş olduklarımızın yüzde 90’ı da çıkıyorsa bunun da çıkması kadar doğal birşey yoktur ki biz bir stratejist olarak bunu yapıyorduk dedik. Asla ajanlık asla yurt dışı şeyi yok. Haddizatında yurt dışında çağrılmış olduğumuz kurslar konferanslar var konuşmacı olarak. Onlara bile gitmiş olmamız ters algılanır diye son iki üç aydır ben onları bile iptal ediyorum dedim. Uçak biletlerini aldılar diye sosyal medyada dolaşıyordu 31 Mart’ta gitmiş olacaklar kaçmış olacaklar. Yalan böyle bir şey yok. Hiçbir yerin ajanı değiliz."

"TWEET 810 BİN RETWEET ALMIŞ BENİ ÇAĞIRIYORLAR"

Aytaç, attığı tweet'ler konusunda ise "Tweet'leri bana tweet gönderenler ve benim de retweet yapmış olmam da günde 500-600 retweet yapıyorum ben bana gelenleri. Aynı gün bu görsel denilmiş olan toplantıyı 810 bin kişiye yakın Türkiye’de retweet yapmış olan insan var. Siz bunların hiçbirisini çağırmıyorsunuz. Bana göndermiş olanlarla tanışıyor muyum, hayır tanışmıyorum. 170 bine yakın takip eden var, benim takip ettiğim var 3 bin, 4 bin kişi. Bunların içinde bir sinerji oluşuyor, bana geliyor ben de, kendi duygularım bu alanda çalışan birisi olarak ifade ediyorum. Onun dışında hiçbir tanıdIğım yoktur, dedim. Zaten bilişim suçları bağlamında da, ceza bağlamında da, suç olan birşey yoktu. Avukat arkadaşlar da, bunun üzerine ısrarla vurgulamış olunca daha sonra savcılık serbest bırakılmış olmama karar verdi.” şeklinde ifade verdiğini belirtti.

"BENİMLE MESAJ VERMEK İSTEDİLER"

Seçimler öncesinde neden böyle bir gözaltı girişimi olabileceği konusunda düşüncelerini paylaşan Aytaç, "Kişisel kanaatim yasama, yürütme ve yargı demiş olduğumuz yapılarda tırnak içerisinde söylüyorum, bir akademisyen olarak yargının, yürütmenin gözetimi altında yürütmenin de, tamamen gözetimi altında kalmış olduğu bir yapı, sanki var, gibiydi. O gün alınıp benim kişisel kanaatim sosyal medyada, medyada bu kadar çok infial olmamış olmasaydı Pazartesi’ye kadar seçim sürecinde de gözaltında tutulup benim üzerimden farklı düşünen insanlara sosyal demokratına camiadakine MHP’dekine, Büyük Birlik’tekine AK Parti'nin içerisinde tereddütlü olanlara bir mesaj vermiş olma gibi birşey yapılacaktı, sanıyorum. Ama bu geçerli olmadı. Bu gerçekleşmedi.” dedi. 

"CAMİA İLE İLİŞKİLENDİRME ÇABASI VAR MI?"

Çağrılmasında güvenlik toplantısı ile ilgili dinleme hadisesini camia ile ilişkilendirme çabası olup olmadığı konusunda ise şöyle düşündüğünü belirtti: "Savcılık tarafından bana polisin sormuş olduğu sorularda bu yoktu. Ama adreslerle ilgili bu tarafa bir yönlendirmiş olma, sanki var mıydı? Evet, vardı. Ama zaten devletin bütün istihbarat birimleri bu konuda yoğunlaşmış olduğundan, bir döküman bulacak olsa, bu daha net ifade edilirdi. Ama savcılığın yazmış olduğu değerlendirmede, benimle ilgili tamamen muğlak her tarafı çekilebilecek olan salt hukuk kuralları içerisinde, işte ilgili ceza yasasının şu maddesi gibi değil ya da tamamen subjektif ve bakmış olduğunuz yere göre değişebilecek olan değerlendirmeler vardı ki, tekrar suç unsuru olan hiçbir şey yoktu.”

"DÖRDÜNÜN DE CEBİNDE KAYIT CİHAZI OLABİLİR"

Emniyet ve istihbarat konularında uzman olan akademisyen Önder Aytaç, güvenlik toplantısı ile ilgili dışarıya sızan dinleme ile ilgili ise ilginç yorumlara bulundu. Dinlemenin “Çok ciddi bir vahamet” olduğunu ifade eden Aytaç, “Devlet kendi içerisinde bu tip şeyleri sağır oda demiş olduğumuz oda çerçevesinde yapmış olması lazım. Devletin, milletin bölünmez bütünlüğü ve güvenliği ile ilgili olan birşey. Ama son dönemde hem AK Partili milletvekilleri, bakanlar çerçevesinde muhtemel istifalar olmasın, ayrılmalar olmasın, diye hem de devletteki üst düzey bürokratların ileride başımıza gelecek olan sıkıntılarda kendimizi koruyalım ve biz suçun içerisinde değildik, şekliyle düşünmüş olmaları bağlamında, zannediyorum üst düzey bürokratlar da siyasiler de, ceplerinde teyplerle çekim yapan kameralarla toplantılara, katılıyorlar. Belki de o toplantıya katılmış olan dört kişinin dördünün cebinde, kendi kamerası kendi ses kaydetme cihazı vardı. Ya da işte orası MİT’in Bahçeli’deki Emek’teki lojmanlarına MİT’in ek binasına yakın. Cam üzerinden dinlenmiş olma ile ilgili pek çok gene internete çıkmış olanlara bakmış olduğumuzda birşeyler söz konusu olabildiği ile ilgili tartışmalar vardı. Bütün bunlar da düşünülebilir. Ama bu çerçevede güvenlik bağlamında, devletin çivisi çıkmış gibi duruyor.” değerlendirmesi yaptı.

BİR GÜVENLİK KIRILMASI YAŞANACAK

Yaşanan bu skandal ile ilgili hukuk ve demokrasinin düzgün işlediği bir devletin nasıl tepki vermesi gerektiği yönündeki soruya ise Önder Aytaç, şu cevabı verdi: "Bence su akıp yolunu buluyor. Daha önce Emniyet’in içerisinde 26-27 yıl bulunmuş olsam da askerde de Adalet Akademisi’nde de hakimler savcılarda da değişik zamanlarda AK Parti’nin kendi içerisinde  siyaset akademisinde de sivil toplum kuruluşlarında ya da ilgili Türkiye’nin değişik yerlerine gittim, geldim. Kurslar konferanslar oldu. Bütün oralarda da görmüş olduğum; herkesin devletin yasama ve yürütme ve yargı çerçevesinde de çivisinin çıkmış olması pozisyonunda yaklaşımların olduğu. Emniyet çerçevesinde söylemem gerekirse 10 bine yakın kendi alanında uzman olan insanların görevlerinden aktif görevlerinden alınmış olması, ihtisaslaşmış olmanın kaldırılmış olması, önümüzdeki süreç içerisinde eğer böyle gidecek olursa bütün Türkiye olarak güvenlik çerçevesinde Doğu'daki PKK bundan sonraki demokratik özerlik bağlamında da Batı'daki illerde güvenlik çerçevesinde asayişe ve şahsa ve mala yapılmış olan saldırılar çerçevesinde çok ama çok ciddi bir güvenlik kırılması güvenlik hatası yaşanılacağını üzülerek görüyorum."

Taraf

Etiketler : önder aytaç, suriye
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Serhat Asal
984 gün önce
bu konuyu dinleyen ve halen gündemini alan kişiler muhakkak yapan kişi kadar vatan hainidir,,,, bu devlet sırrı ifa olmaz yapan ve gündemde tutanlar vatan haini olur,,, dvlet sırrı ifşa olmaz bunu yapan ve halen gündemi taşıyanlarda haindir hatta divanı harp'de yargilamak gerek
Serhat Asal
984 gün önce
bu konuyu dinleyen ve halen gündemini alan kişiler muhakkak yapan kişi kadar vatan hainidir,,,, bu devlet sırrı ifa olmaz yapan ve gündemde tutanlar vatan haini olur
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler
Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında düzenlenen El Bab operasyonunu yürüten Tü..
Şii milis gücü Haşdi Şabi'nin, terör örgütü PKK'ya tanksavar ve uça..
FETÖ ile irtibatı olduğu iddiasıyla açığa alınan Konya'nın Ahırlı Kayma..
İstanbul Sultangazi'de terör suçları savcısı Evilya Çalışkan'ın ara..
AKP Pendik İlçe Başkan Yardımcısı Yüksel Palut'un sosyal medyaya düşen ..
Sahte ve ikiz plaka takan, plakasız araç kullanan sürücülere para ve trafik..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=