Lütfen bekleyin..

Cemaat: Erdoğan nefret suçu işliyor

03 Şubat 2014, 15:58

Gül'e de çağrı var...

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

İşte Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil'in açıklamalarından satır başları;

-Nefret söylemi ile toplum gerilmektedir. Ülkenin huzuru, istikrarı ve ekonomisi büyük risk altına girmiştir.

-Hizmet hareketine yönelik bir linç girişimi yapılmaktadır. Haşhaşi, içi boş veli, ananas gibi öfke söylemlerle nefret suçu işlenmektedir.

-Bu nefret ortamınsa Anayasal düzenin riske girmemesi için Sayın Cumhurbaşkanı'nı göreve davet ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu süreçte aktif rol oynaması aciliyet teşkil etmektedir.

-İçişleri Bakanı'nın nefret dili siyasi tarihimizin kara bir lekesi olarak hatırlanacaktır.

-Hizmet camiası ülkesini seven herkes gibi hakkını ve hukukunu savunmaya devam edecektir.

-Camia hiç bir zaman gayrimeşru işlere tevessül etmeyecektir.

İŞTE GAZETECİLER VE YAZARLAR VAKFI

Ülkemizde son dönemde demokrasi ve hukuk devleti konusunda çok kaygı verici gelişmeler yaşanmaktadır. İfade özgürlüğün sınırlandırılması, teşebbüs hürriyetinin engellenmesi, özel hayatın dokunulmazlığını ihlal eden yasa dışı dinlemeler, anayasal suç olan fişlemeler, yargısız infaz niteliğindeki kitlesel tasfiyeler, medyaya yapılan baskılar, gazetecilerin susturulması, ayrımcılık, medyanın ihale alan işadamları yolu ile dizayn edilmesi, internete getirilmek istenen yasaklar, YÖK’ün akademisyenleri memurlaştırma gayretleri, iş adamlarına yapılan baskı ve tehditler, artan tehdit dili, vatan haini söylemleri, yargıyı hükûmetin kontrolüne alma çabaları, ülkemizi demokratik hukuk devleti olmaktan çıkaracaktır.

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının sağlıklı bir biçimde yürütülmesini engelleyen siyasi müdahale ve açıklamalarla hukukun üstünlüğü çok büyük bir darbe almıştır. Anayasanın yargı bağımsızlığını düzenleyen ve emreden 138. Maddesi fiilen rafa kalkmıştır. En üst düzeydeki siyasilerce dile getirilen, nefret suçu oluşturan söylemlerle toplum gerilmekte ve kasten kutuplaştırılmaktadır. Siyaseti bir savaş ve siyasi farklılıkları da düşman cepheler olarak gören bir anlayışla toplumsal barışa büyük zarar verilmektedir. Toplumun farklı kesimleri ötekileştirilmekte, düşmanlaştırılmakta ve hatta şeytanlaştırılmaktadır. Bütün bunlardan dolayı ülkenin huzuru, istikrarı ve ekonomisi büyük risk altına girmiştir.

Demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayan bu durum, Türkiye’deki bütün vatandaşların ve toplumsal kesimlerin ortak sorunudur. Antidemokratik ve hukuk dışı gidişatın, sadece Hizmet Hareketini değil, iktidarı yönlendiren oligarşik yapıya mutlak itaat ve biat etmeyen diğer siyasi, sivil, ideolojik, etnik, ekonomik, mezhepsel ve dini gruplara yöneleceğini tahmin etmek zor değildir.

Bu bağlamda:

1) Memleketteki anti-demokratik gidişatın bir parçası olarak, Hizmet hareketine yönelik yoğun bir linç kampanyası yürütülmektedir. En üst düzeydeki yetkililer ve hükûmete yakın medya tarafından sıkça zikredilen “paralel yapı, ananas cumhuriyeti, örgüt, çete, darbeci, casus, in, Haşhaşi, âlim müsveddesi, içi boş veli, sahte peygamber, kula kulluk yapanlar,” gibi öfke ve nefret içeren itham, hakaret ve iftiralarla nefret suçu işlenmektedir.

Dikkatleri yolsuzluk soruşturmalarından uzaklaştırmayı amaçlayan bu tür şeytanlaştırmalar, kışkırtmalar ve linçlerin yakın tarihimizde nasıl acı sonuçlar doğurduğu açıktır. Kefen giyen insanların “öl de, ölelim” diye slogan atmaya başladığı, resmi sıfata sahip bazı kişilerin “ürpertici devlet geleneklerinden” ve “devlet için evlatların feda edilmesinden” bahseder olduğu bu ülkede, tarihteki acı olayların tekerrürü akıllara gelmektedir.

2) Anayasal düzen, güçler ayrılığı, yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğünün riske girmemesi adına Sayın Cumhurbaşkanını göreve çağırıyoruz. Kendilerinin yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarında yaşanan hukukun işlevsiz hale getirilmesi yönündeki müdahaleleri araştırmak üzere anayasanın verdiği tüm yetkileri kullanması kamuoyunun beklentisidir. Ülkenin ve devletin birliğini temsil eden Sayın Cumhurbaşkanının bu süreçte sergileyeceği yapıcı ve proaktif yaklaşım, toplumsal barışın dinamitlenmemesi, ülkenin bir kaosa sürüklenmemesi, ülkenin önemli bir kesiminin siyasi, medyatik ve toplumsal bir linçe tabi tutulmaması ve hepsinden öte adaletin temini adına elzemdir ve aciliyet kesbetmektedir.

3) Yolsuzluk ve rüşvetten tutuklu bulunanlar için dahi masumiyet karinesi esas iken Hizmet Camiasının, en üst düzey isimler tarafından mesnetsiz iddialarla ötekileştirilip hedef gösterilmesi haksız, hukuksuz ve adaletsiz bir durumdur. Paralel yapı, çete, örgüt gibi iddialarla ilgili eğer somut ve inandırıcı deliller var ise, hukuk zemininde ele alınıp inceleme yapılması demokratik hukuk devletinin gereğidir. Hatırlanacağı üzere Ağustos ve Aralık 2013 aylarındaki açıklamalarımızda; “hükümetin elinde delil varsa bir an önce yargıya teslim etmesini” çok açık ve net bir şekilde talep etmiştik. Yargıya mevzu teşkil eden bu iftiraların hiç bir delil öne sürülmeden defalarca tekrar edilmesi evrensel hukukta ciddi bir yeri olan nefret suçudur.

4) Son günlerde Camia hedef alınarak kullanılan nefret dilinin nice kanaat önderleri yetiştirmiş olan ortak geleneğimizi, bir arada yaşama idealimizi, toplumsal barışımızı ve vicdanları örseleyip tahrip ettiği aşikârdır. Vakfımızın Onursal Başkanı Muhterem Fethullah Gülen’in kim olduğunu, ideallerini, söylemlerini ve hepsinden önemlisi yaşayışını, altmış yıldan bu yana başta Erzurumlu hemşerileri olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışında milyonlarca insan çok iyi bilmektedir. Yakın zamanda başka bir iftirası ile dikkat çekmiş olan İçişleri bakanının devlet terbiyesi ve nezaket sınırlarını aşıp hakaret ve nefret diliyle kullandığı ifadeler siyasi tarihimizin en talihsiz beyanlarından biri olarak hatırlanacaktır.

5) Vakfımızın 13 Ağustos 2013 tarihli açıklamasında yer alan; “Gerekirse hareketi iki polis bir savcı ile terör örgütü kapsamına sokarız” iddiaları hala yetkili ağızlarca yalanlanmamıştır. Bazı hükûmet yetkililerinin ve medya aktörlerinin pervasızca kullandığı tahrik edici dil, akıllara karanlık senaryoları getirmektedir. Kasten arttırılan gerginlikle toplumsal tahriklere zemin hazırlanmaktadır. Bu provokatif yollarla birilerinin, bizce asla tasvip edilmeyecek tepkiler vermesi sağlanarak, Hizmet Camiasının terör örgütü kapsamına alınması yönünde “şartların olgunlaştırılmak” istendiğine dair şüpheler güç kazanmaktadır. Camianın gönüllülerinden böyle bir tepki gelmesi beklenmeyeceğine göre, suni olarak provokatif eylem ya da eylemlerin organize edilmesinden ülkemiz adına endişe duyuyoruz. Akıllardan çıkarılmamalıdır ki, Camianın gönüllüleri, muarızları kendilerine hangi kabul edilemez üslup ve metotlarla muamele ederlerse etsinler, anayasal çerçeveden ve demokratik hukuk devletinin sınırlarından asla ayrılmayacaklar, hiçbir zaman gayri meşru yollara da tevessül etmeyeceklerdir. Müspet hareketi şiar edinmiş olan Hizmet Camiası, ülkesini seven dürüst ve onurlu her bireyin yaptığı/yapacağı gibi hakkını ve hukukunu savunmaya devam edecek, ancak karanlık senaristlerin oyunlarına ve kışkırtmalarına, Allah’ın izni ve inayeti ile gelmeyecektir.

Kamuoyuna Saygı ile Duyurulur.

SORU VE CEVAPLAR

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV) Başkanı Mustafa Yeşil, 50 yıldan bu yana Hizmet Hareketi’nin duruşunun değişmediğini, AK Parti ile olan ilişkisinde de asla bir iktidar paylaşımı hesabının olmadığını vurguladı. Yeşil, "Hizmet yine ‘demokrasi, hukuk, insan hakları, medya özgürlüğü, fikir ve vicdan özgürlüğü’ diyor." şeklinde konuştu.

Swissotel’de basın toplantısı düzenleyen Mustafa Yeşil, basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Milletvekillerinin istifaları konusunda Başbakan Erdoğan’ın ‘tuzluklar sızmış’ sözü ile Mehmet Ali Şahin’in Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Türkiye’ye dönmesi yönündeki sözlerinin hatırlatılması üzerine Yeşil, “Öncelikle Mehmet Ali Şahin Beyin sözüyle başlayalım. Hocaefendi’nin orada kalması, bulunması mevzuuyla alakalı değişik zamanlarda kendi ifadeleri, kendi açıklamaları olmuştu. Sağlık sebebiyle gitmişti, fakat daha sonra ‘ülkemde hizmet eden insanların yüzde 1’i bile benden dolayı mağdur olacaksa ben dönmek istemiyorum’ demiş, ‘köşemde inzivayı hatta cebri inzivayı tercih ettim’ demişlerdi. Fakat gerek Başbakan’ın, gerekse daha sonra farklı siyasi kişilerin Hocaefendi’yi ülkeye davet ettiklerini hatırlıyoruz. O her seferinde ‘benim varlığım hizmet eden insanları ve ülkemdeki belli demokratik sürecin henüz tamamlanmamış demokratik sürecin ihlalini bir vesile olmasından endişe ederim’ sözleri olmuştu. Bugün yaşadığımız olaylar ve hadiseler aslında bizlere ifade ettiği o endişelerin o kadar küçük olmadığını zannediyorum çok net gösteriyor.” diye konuştu.

‘HİZMET YİNE ‘DEMOKRASİ, HUKUK VE İNSAN HAKLARI’ DİYOR’

Hizmet Hareketi ile AK Parti arasındaki ilişkiye değinen Yeşil, “Bir noktaya dikkat çekeceğim. 11 yıldan bu yana mevcut iktidar sanki yeni bir güne doğmuş gibi kavramlarını, ifadelerini, değerlendirmelerini değiştirmiş olduğunu görüyoruz. Hizmet, 50 yıllık süreci içerisinde ilkelerinden hiçbir zaman en ufak bir tavizde bulunmadan, söylemleriyle ve duruşuyla değişmeden bugüne kadar gelmiştir. AK Parti ile olan ilişki ve teması da ilkeseldir. İlkesel olduğu için Hizmet’in AK Parti ile olan ilişkisinin arkasında bir menfaat, bir iktidar paylaşımı, bir beklenti, veya var olan nimetlerin taksimatı gibi bir hedefi ve bir hesabı asla olmamıştır. Tamamen ülkenin demokratikleşmesi, yeni anayasa beklentisi, Avrupa Birliği sürecine katkı, insan hak ve özgürlüklerindeki artış beklentisi ve ümitleriyle desteklenmiştir. Fakat ne olduysa 17 Aralık’tan sonra AK Parti yepyeni söylem, çok farklı bir gündem ve çok farklı kavramlarla karşımıza çıktı. Hizmet bugün yine aynı şeyleri söylüyor. Hizmet bugün yine aynı ilkeleri, aynı ölçüleri müdafaa ediyor. Hizmet yine ‘demokrasi’ diyor, yine ‘hukuk’ diyor, yine ‘insan hakları’ diyor, yine ‘medya özgürlüğü’ diyor, yine ‘fikir ve vicdan özgürlüğü’ diyor. Fakat gelin görün ki 17 Aralık’tan sonra kullanılan kavramlar, ifadeler, hele hele sanki yeni fark edilmiş gibi milli orduya kumpas kurmadan tutun, ‘yanılmışız, fark edememişiz, sezememişiz, içimize nüfuz etmişler, görememişiz’ sözleri 11 yıllık geçmişi adeta görmemezlikten gelen veya inkar eden bir duruşla ifade edilmesi gerçekten esef verici, bir o kadar üzüntü vericidir.” ifadelerini kullandı.

‘AK PARTİLİ VEKİLLER, GÜLEN’İ ZİYARETLERİNDE ‘EMİRLERİNİZ VAR MI EFENDİM! ÜSLUBU VE KIVAMINDA KONUŞUYORLARDI’

 “Biz bu ülkede 11 yıllık iktidarı hep hayırla yad ettik, hep güzelliklerle takdir ettik.” diyen Yeşil, konuşmasını şöyle sürdürdü: “O dönemde Sayın Gülen’i ziyaret eden AK Partili milletvekillerinin her seferinde mutlu bir şekilde hatta ‘emirleriniz var mı efendim!’ üslubu ve kıvamında konuştuklarını biliyoruz. Acaba 11 yıl içerisinde Parlamento’da kimin tuzluk, kimin kaşıklık, kimin ekmeklik olduğunu fark edemediler de 17 Aralık’tan sonra mı bazılarının tuzluk olduğunu fark ettiler? Daha önceki açıklamalarımızda, kendilerinin ısrar ve talepleriyle Hizmet’ten iki kişinin varlığını ifade etmiştik. Onun dışındaki var olan siyasilerin tamamen onların kendi takdir ve tercihleriyle siyaset yaptıklarını, kaldı ki bu arkadaşların o en nefret dili kullandıkları dönemlerde bile parti içinde kaldıklarını ama artık söylemlerin tahammül edilmez boyut ve çizgilere geldiğinde onların da yine şahsi duruşları ve kararlarıyla istifa ettiklerini görmüştük. Onun için bunların birer yakıştırma olduğunu, aslında şok hangisidir? Yürünen 11 yıllık yol mu doğrudur? Yoksa 17 Aralık’tan sonra yürünen yol mu doğrudur? Bunun takdirini ben kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.”

"SÜLEYMAN İSİMLİ ŞAHSIN HİZMET'LE İLGİSİ YOK"

 Mustafa Yeşil, internete ses kayıtları düşen Süleyman Hamit Müftügil’in Hizmet Hareketi ile hiçbir alakasının olmadığını söyledi. Yeşil, “Süleyman denen bu zatı 30 yıllık Hizmet hayatımda ne gördüm ne duydum. Üslup itibariyle de böyle bir içerik ve üslubun, Hizmet'in genel duruş ve üslubuyla alakalı olduğunu söylemek mümkün değil.” dedi.

GYV Başkanı Mustafa Yeşil, son günlerde yaşanan gelişmelere ve Hizmet Hareketi’ne yönelik kara propaganda faaliyetlerine ilişkin basın açıklaması yaptı. İnternete ses kayıtları düşen İşadamı Süleyman Hamit Müftügil ile ilgili soruyu cevaplayan Yeşil, “Birincisi, son 6 aydan bu yana gayri kanuni olarak Sayın Gülen’in dinlendiği ile alakalı olarak, avukatlarının bir açıklama yaptığını zannediyorum hepiniz okumuşsunuzdur. Hatta bu dinlemeler servis edilmezden önce, bazı kasetlerin montajlanarak piyasaya sürüleceğine dair açıklamalarını okumuştuk. O açıklamalardan bir hafta sonra, bu kasetlerin servis edildiğini ve dolayısıyla algının inşası ve çok ciddi bir kara propagandaya malzeme olacak şekilde içeriklerin hazırlandığını görüyoruz. Süleyman denen bu şahsı 30 yıllık Hizmet hayatımda ne gördüm ne duydum. Üslup itibariyle de böyle bir içerik ve üslubun Hizmet’in genel duruş ve üslubuyla alakalı olduğunu söylemek mümkün değil. Takdir edersiniz ki Hizmet’in bugüne kadar siyaset hayatını dizayn etme gibi, siyasi mühendisliğe soyunma gibi hiçbir faaliyeti, hiçbir programı olmamıştır. Burada iddia edilen meseleler, aslında birilerinin Hizmet’e yakıştırmaya çalıştığı algıları adeta örgüleyip, perçinleyecek şekilde kurgulanmış bir konuşma metni olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla Süleyman denen bu zatında ilgili ses kayıtlarının servisinin arkasından yine Sayın Fethullah Gülen’in avukatlarının yaptığı açıklamayla da aslında bu şahsın Hizmet ile ilgisinin olmadığı, böyle bir şahsın içerik olarak da söylediklerinin Hizmet’in üslubu ve gündemi olmadığı nazarımıza sunuldu, bizler de okuduk.” ifadelerini kullandı.

"SAYIN GÜLEN'İN, PARTİSİNDEN AYRILMAK İSTEYENLERE BİR CÜMLE SÖYLEDİĞİNİ HATIRLAMIYORUM"

“Sayın Gülen’in meslek hayatının değişik kesimlerinde birçok insan ziyaret etmiştir.” diyen Yeşil, “Benim birçok defa farklı müşahedelerim oldu. Partilerinden ayrılmak isteyen kişilere bugüne kadar Gülen’in asla farklı bir niyet ve düşünce ile ayrı bir proje kapsamında bir cümle söylediğine dair hiçbir şey hatırlamıyorum. Hatırlarsınız, Hakan Şükür’ün Hizmet’le ilgili olumsuz söylemlerin arttığı bir dönemde Hocaefendi’ye ayrılmak istediğini ifade ettiğinde ‘Asla ayrılma! Mevcut oradaki arkadaşların huzurunu kaçıracak bir görüntü verme!’ diye ısrar ettiğine şahidiz. İstifa edenlerin her birinin kendi iradeleriyle istifa ettiğini, hatta İdris Bal’ı açıklamalarında ‘Eğer benim Sayın Gülen’in talimatıyla istifa ettiğime dair bir belgeniz, bir tespitiniz varsa ben vekillikten istifaya hazırım’ dediğini hepimiz biliyoruz. Gülen’in 'Kim ne iş yapacaktır? Kim istifa edecektir? Kim kalacaktır?' Bu manada, bu tarzda bir gündemi olmamıştır. Ve geçmişte de benzer hadiselere şahit olmadık. Bugün bunların ısrarla gündeme getirilmesi, kara propagandanın malzemesi olarak görüyor ve değerlendiriyoruz.” şeklinde konuştu.

"CUMHURBAŞKANI HUKUKUN İŞLERLİĞİNİ TEMİN EDEBİLİR"

Cumhurbaşkanı’nın göreve çağırılmasının ne anlam içerdiğine ilişkin de soruyu da değerlendiren Yeşil, şunları söyledi: “Sayın Cumhurbaşkanı’nın yetkileri yasa ile belirlenmiş durumda. Devletin işleyişinden sorumlu olan en üst mercii temsil ediyor. Dolayısıyla Devlet Denetleme Kurulu vasıtasıyla bugün gündemde var olan hukuksuzluklar veya hukukun ihlal edilmesi meselesi veya ilgili tasfiyeler veya bununla alakalı yapılan fişlemeler mevzuunda araştırmalar yapabilir ve hukukun işlerliğini temin edebilir. Bir diğer noktada; bugün üzülerek söyleyelim ki; iktidar 76 milyonun iktidarı olması ve bunu temsil etmesi maksadıyla var olmasına rağmen, maalesef bugün kullandığı dil itibariyle taraf konumundadır. Aslında iktidarın taraf konumunda, ona ait çözmesi gereken meseleleri bugün bu zeminde çözme imkanının uzak olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla, tarafsız bir mercii olan Cumhurbaşkanı’nın bu meseleler üzerinde yasaların kendine verdiği yetkiyi kullanmasının vaktinin gelip, hatta geçmekte olduğu kanaatindeyiz.”

Etiketler : cemaat, akp, erdoğan, abdullah gül
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
yasar dursun
1038 gün önce
helala be cok güzel yazmışsınız bu akp artık gıtmeli yeter bızım kanımızı emdiler bırde oglu gırmesın dıye uygulamalar yapıyor savcıyı polisi görevinden alıp baska yerlere suruyor kımsenın güçü yetmez bılınki bır turk mıletı var arkamızda kım ne yapdıysa cıkar
doğrucu
1038 gün önce
bu kavgadan kim haklı çıkar bilemem ama haksızlığa uğrayan benim dinim ve benim vatandaşım olacağı kesin
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler
AKP Pendik İlçe Başkan Yardımcısı Yüksel Palut'un sosyal medyaya düşen ..
Sahte ve ikiz plaka takan, plakasız araç kullanan sürücülere para ve trafik..
Adil Öksüz'ün, örgütün 'sivil imamları' oldukları öne sürülen K..
Mehmet Baransu'nun eski eşi, çocuklarının soyadını mahkeme kararıyla de..
Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Yunanistan'a..
CHP, Irak'ın kuzeyinde Telafer bölgesinde yaşananları adım adım takip e..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=