Lütfen bekleyin..

Ahmet Hakan yine Erdoğan'ın 'tutarsız' söylemlerini yazdı...

23 Ocak 2014, 12:57

"Pensilvanya diye bir yer var ya. Bildin mi? Sen say ki orası Alamut Kalesi. Savcı, yargıç ve polis var ya. Sen say ki bunlar da bir tür “Haşhaşi”..."

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Başbakan Erdoğan'ın Brüksel ziyaretinin ardından rüşvet, kara para aklama ve yolsuzluk soruşturmaları üzerine ortaya atılan 'Paralel devlet' vb. söylemler ile süreçte yaşanan gelişmeleri Hürriyet'ten Ahmet Hakan, mizahi bir dille anlattı. Ahmet Hakan, bugünkü köşesinde Başbakan'ın Avrupa'ya nasıl bilgi verebileceğini böyle aktardı:

Başbakan, Avrupa’ya ‘paralel devlet’i anlatıyor

BAŞBAKAN: Sayın Barroso! İşler bildiğin gibi değil.

*

BARROSO: Nasıl yani?

*

BAŞBAKAN: Bizde bir “paralel devlet” var. 

*

BARROSO: Allah Allah! “Paralel devlet” mi? Nasıl yani? 

*

BAŞBAKAN: Ah benim sevgili Avrupalı dostum ah... Resmen sızmışlar canım devlete. 

Resmen sızmışlar.

*

BARROSO: Nasıl sızmışlar?

*

BAŞBAKAN: Pensilvanya diye bir yer var ya. Bildin mi? Sen say ki orası Alamut Kalesi. Savcı, yargıç ve polis var ya. Sen say ki bunlar da bir tür “Haşhaşi”... 

Alamut Kalesi’ndeki imam, ananasçı Haşhaşilerine “Sızın” diyor, bunlar da sızıyorlar... Olay budur. Anladın mı?

*

BARROSO: Pek anlamadım ama neyse... Peki ne yaptı bu “paralel devlet”?

*

BAŞBAKAN: Ne yapmadı ki? Ergenekon diye bir şey çıkarıp suçlu suçsuz demeden insanları içeri tıktılar. Türk ordusuna kumpas kurdular. Ülkenin en büyük futbol takımına iftira attılar. KCK operasyonu adı altında binlerce Kürt siyasetçiyi içeri tıktılar. Anamuhalefet liderinin özel hayatına kamera dayadılar. Kitaba bomba muamelesi yaptılar. Genelkurmay Başkanı’nı terör örgütü liderliğinden içeri attılar.  

*

BARROSO: Bunların hepsini “paralel devlet” mi yaptı?

*

BAŞBAKAN: Ne sandın ya... Tabii ki hepsini “paralel devlet” yaptı.

*

BARROSO: Peki siz ne yapıyordunuz “paralel devlet” bunları yaparken? Herhalde çok büyük tepkiler geliştirmiş, adamları doğduklarına pişman etmişsinizdir.

*

BAŞBAKAN: Sorma Barroso kardeşim sorma! Biz öyle temiz kalpli, öyle saf, öyle iyi niyetli insanlarız ki... “Paralel” de olsa “devlet”in memleket hayrına çalışacağını düşündük. İnandık bunlara. Kandık. Kandırıldık. Türkiye’nin bağırsaklarını temizlediğini düşündük. İnsanlığımızın ve iyi niyetimizin kurbanı olduk.

*

BARROSO: Peki ne zaman uyandınız? 

*

BAŞBAKAN: Bunlar başkalarına yaptıkları şeylerin aynısını bize de yapmaya kalkışmasınlar mı? İşte o zaman uyandık. Düşünebiliyor musun Barroso kardeşim. Yazar, çizer, futbol adamı, general, gazeteci, Kürt siyasetçi gibi gayet önemsiz kişilere yaptıklarının aynısını benim hayırsever işadamlarıma, benim bakanlarıma, benim bakan oğullarıma, benim genel müdürlerime, benim etrafıma da yapmaya kalkıştılar. İşte o zaman anladık ki bunlar iyi niyetli değil. 

*

BARROSO: Yani işin ucu size dokununca mı anladınız bunların “paralel” olduğunu...

*

BAŞBAKAN: One minute Sayın Barroso one minute! Lütfen kendine gel! Ben sandıktan çıktım. Ben milli iradeyim... Benim bakanıma, benim hayırsever işadamıma, benim genel müdürüme, benim bakan oğluma, benim etrafıma dokunmakla generale, Aziz Yıldırım’a, KCK’ya, Ahmet’e, Nedim’e, Başbuğ’a falan dokunmak arasında kocaman bir fark var. Bize dokunmak demek, milli iradeye dokunmak demektir. Bize dokunmak demek, darbe yapmak demektir. Biraz demokrat ol be... Darbeye karşı biraz duyarlı ol.

*

BARROSO: (Şaşkınlıktan küçük dilini yutmuş bir şekilde) Ama... Fakat... Lakin...

*

BAŞBAKAN: Eğer bir kelime daha edersen sizi de bu ananasçı çetenin içine sokarım. Zaten şu anda gözüme fazlasıyla “dış mihrak” gibi görünüyorsun.

*

BARROSO: Tamam tamam. Bir şey demiyorum. Sadece şunu talep edeceğim: Bari erkler ayrımını ve yargı bağımsızlığını korusanız.

*

BAŞBAKAN: Bize yapılanlar size yapılsa bırak yargıyı kendinize bağlamayı, yargı diye bir şey bırakmazdınız ortada... Ama biz, sizden çok daha demokrat olduğumuz için yargıyı kaldırmıyoruz, sadece kendimize bağlıyoruz.

*

BARROSO: Bari yargıyı çok bariz şekilde kendinize bağlıyor gibi yapmasanız. Hiç değilse görüntüyü falan kurtarsanız.

*

BAŞBAKAN: Sizi mi kıracağız Sayın Barroso! Görüntüyü kurtarırız, merak etme. Yeter ki sizinkiler fazla arıza çıkarmasınlar. 

BARROSO: Ne olur arıza çıkarırlarsa?

*

BAŞBAKAN: Restimi çeker, postamı koyarım. Putin Beyimiz var... Gider onun Şanghay’ına girerim. Hem o, sizin gibi “erkler ayrılığı, yargı bağımsızlığı...” falan diye “bik bik” yapmaz. 

*

BARROSO: (Ne diyeceğini bilemez şekilde) Ama... Fakat... Lakin...

Etiketler : ahmet hakan, erdoğan, ab, cemaat
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
faruk
1046 gün önce
ağzına sağlık ahmet hakan ama benim güzel ülkemde koyunlar okuma yazma bilmiyorlarki henüz:))
Hamza SALTIK
1046 gün önce
Harika bir yazı, mizahi bir dille bu kadar güzel ifade edilir.
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler
"Dolarını bozdur, görüntüyü gönder, haber yapalım"
Evlendirme programlarına bir yılda tam 87 bin şikayet geldi. Geçtiğimiz yıl..
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş'a "hükü..
Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, bugünkü yazısında Tuğrul Türkeş&..
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun terörle mücadelede şehit olanların çocuklar..
Türkiye gece yarısı Meclis’e sunulan çocuklara cinsel istismar suçlarında m..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=