Lütfen bekleyin..

Mümtazer Türköne AKP'yi 'mefta' yaptı...

07 Ocak 2014, 12:00

Türköne'den ilginç yazı...

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

"Yüksek bir hararetle Başbakan'ı seven veya sevmeyenlerin körüklediği kavgayı ve kutuplaşmayı bir kenara bırakmalıyız. Ortada artık bir cenaze var. Ölüyü diriltmek mümkün olmadığına göre; "Bu cenaze nasıl kalkacak?" sorusu, hepimizden cevap bekliyor."

İşte Türköne'nin "AKP'yi öldürdüğü" yazısı:

Seveni-sevmeyeni vardı. Kötü haber duyulunca ortalığı bir şok dalgası sardı. Olanlar anlaşıldı, umutlar ve tereddütler artık yerini gerçek haberlere bırakmaya başladı.

Her kriz fırsatlara kapı aralar, tabii daha çok huzursuzluğa yol açar. Toplum huzursuz. Huzursuzluğun sebebi belirsizlik. Bize düşen, taşları yerli yerine koyarak, önümüzde uzanan yolları tanımaya çalışmak.

Ortada bir cenaze var. Hükümet'e destek olmak da karşı durmak da durumu değiştirmiyor. 17 Aralık soruşturması, eninde sonunda tamama ermesi gereken bir süreç başlattı. 16 Aralık gününe dönmenin artık imkânı yok. Daha ötesi, durdurulan bir soruşturma dalgası dosyasına sığmakta zorlanıyor. Endişeye kapılanların, huzursuz olanların önlerini görmek için peşinen kabul etmesi gereken bir öngörü: Bu mesele mahkemede bitecek. Siyasî olarak üretken tartışmalara ve kavgalara girişmek sonucu değiştirmeyecek. Kararı mahkeme verecek. Birileri uluslararası komplonun peşine düşüp, "paralel devlet"i deşifre etmeye ve "şer ittifakı"na halkı ikna etmeye çalışırken, savcı elindeki yolsuzluk soruşturmasını tamamlayacak, topladığı delilleri bir iddianameye döküp mahkemenin önüne koyacak. Mahkeme de bize dönüp "nasıl bilirdiniz" diye sormayacağına, yani kamuoyu araştırmaları veya seçim sonuçlarına bakmayacağına göre cenazeyi bu delillere bakarak kaldıracak.

Toplumdaki belirsizlik ve huzursuzluk, duygusal tavırları keskinleştiriyor. Yargı duruma el koyduğuna ve elini geri çekmesi de mümkün olmadığına göre herkesin durumu kabullenmesi lâzım. Masumiyet karinesine saygı gösterip, yargının işini baskı altında kalmadan yapmasına fırsat vermekten başka çare yok. Bizler işin siyasî boyutuna bakıp, orada olup bitenlerden anlamlar devşirmeye çalışıyoruz. Savcılar ve yargıçlar siyasî polemiklere giremiyorlar; önümüzü görmek için kullanacağımız bilgileri, bu soruşturmalar hakkında sürekli konuşan Başbakan veriyor.

Başbakan, 11 yıldır başımızda. Hangi durumda ne tepkiler verdiğini ezberledik. Söyledikleri gibi söylemedikleri de vaziyeti aydınlatıyor. Bir yolsuzluk var mı? Başbakan kendi üslubu ve tarzı içinde, soruşturma dosyasının ürkütücü olduğunun işaretlerini fazlasıyla veriyor. Öncelikle, yolsuzluklar hakkında çelişkili şeyler söylüyor: Halk Bankası genel müdürünün evinde bulunan paranın bir hata olduğunu sonunda kabul etmesi gibi. Yolsuzluk iddialarının "iftira" olduğuna dair bir savunmaya girişmiyor. Delillere ve bulgulara dayalı bir savunma yerine davayı siyasî alana taşıyor ve orada çözüm arıyor. Önce yargıya topyekün bir savaş açarak, hakkında verilecek hükmü peşinen tartışmalı hale getirmeye çalışıyor. Tribünlere hitap ediyor; arkasındaki halk desteğini yargının karşısına dikiyor. Kaos endişesini ve alternatifsizliği tahrik ederek, toplumun huzursuzluğunu siyasî desteğe dönüştürüyor. Yargı karşısında güç toplamak adına, ordudan kurumsal destek arıyor. Bu desteği sağlamak için Pandora'nın kapanmış kutusunu sonuna kadar açıyor; davaları yeniden yargılamaya teşebbüs ediyor. Cezaevinde yatanların kurtuluşu, Hükümet'in ayakta kalmasına bağlı olduğu için doğru bir hesap; ama çok tehlikeli. Kimse minnet hissi duymayacağına göre, Hükümet'in yağmurdan kaçarken yakalanacağı doluyu kestirmek pek zor değil.

Başbakan'ın işaretlerini verdiği üzere, savcıların elindeki dosya çok sağlam ise bu tedbirlerin hiçbiri çare olmayacak. İkinci dalga tutuklamalar gerçekleştiğinde durumun vahameti kamuoyu için de "üstü örtülemez" bir şekilde zihinlere yerleşecek. Bundan sonra netleşecek olan duruma hazır olalım. Hükümet'in kaosu engelleme yeteneği olmadığı ortaya çıkacak. Bu tablo netleşince, toplumu istikrarsızlık ve ekonomik çöküş ile korkutma argümanları da çökecek. Başbakan da dahil hep birlikte, ülkeyi istikrar içinde tutacak bir çözüm ve alternatif arayışına girişeceğiz. Bulabilecek miyiz? Çözüm fırsatı Başbakan'ın elinden kayacak. Sonra?

Yüksek bir hararetle Başbakan'ı seven veya sevmeyenlerin körüklediği kavgayı ve kutuplaşmayı bir kenara bırakmalıyız. Ortada artık bir cenaze var. Ölüyü diriltmek mümkün olmadığına göre; "Bu cenaze nasıl kalkacak?" sorusu, hepimizden cevap bekliyor.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
özdemir akı
1056 gün önce
merak etme paşam bunlar ölüyü de kaldırırlar. nasıl mı onuda bir bile sor
M.Sadullah Sağlam
1065 gün önce
Yargıya karışmak kabul edilebilir bir davranış değildir. Ancak, bu yargı makine değil. Yargı görevi yapanlar tarafsızlıklarını kamuoyuna kabul ettirdikleri sürece bunu yapabilirsiniz. Yargı görevi yapanların adaletsizliklerini seri bir şekilde ortaya çıkaracak bir denetim mekanizması yok. Yargıç her istediğine karar veren insan değil, hukuka uygun karar verecek olgunlukta bir insan olursa bütün söylenenleri kimse kabul etmez. Ama ülkemizde durum öyle değil. Yargı görevini yapanlar içinde acayip insanlar var. İşte İlhan Cihaner, adam CHP militanıydı yaptıklarını biliyoruz. Ürmesini bilmeyen it yatağa getirir kurt derler ya işte kimileri için bu söz geçerlidir.
irfan genç
1067 gün önce
hayaldir saygı duymak lazım, kendini nasıl inandırmış buna ben anlam veremedim ama bence kendi de inanmamış
ibrahim ozturk
1068 gün önce
Hukumeti bilmem ama turkonu mevta olursa cenazesine katilmayacagim kesin.
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler
Koray Aydın Yeniçağ'a ziyarette bulundu...
TRT'nin yılbaşı gecesi sürprizi Tarkan oldu.
Diriliş Ertuğrul'un son bölümünde izleyiciler, Ertuğrul'un zehirlen..
"Dolarını bozdur, görüntüyü gönder, haber yapalım"
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=