Lütfen bekleyin..

Orta öğretime geçişteki belirsizlik!

02 Temmuz 2013, 21:23

Cevap bekleyen sorular...

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

Haber Fedai ÖZEL SBS kaldırılmıştı, peki yerine ne geleceği, hangi uygulama yapılacağı belli mi?

11 yıllık AKP iktidarında Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna çok sayıda isim oturdu  ve hepsi de "değişikliklere" imza attılar.

En sonunda da Orta Öğretime Geçiş için uygulanan SBS'yi kaldırdılar.

Peki kaldırılan bu sınavın yerine başkası getirildi mi?

Hayır...

Uygulanacak başka bir sisteme dair net bir açıklama yapıldı mı?

Hayır...

Peki şimdi ne olacak, velileri ve öğrencileri bekleyen olumsuz durumlar neler?

Tüm bu soruların cevabı haberimizde...

İŞTE VELİLERİ VE ÖĞRENCİLERİ YAKINDAN İLGİLENDİREN HABERİMİZ:

Yıllar önce “insanı yaşat ki devlet yaşasın” diye işe başlayanların ya akılları karışmış olmalı, ya da artık yalan-yanlışların kuyrukları birbirine dolanıyor. Söylemin yeni hali şöyle olmalı herhalde. “Veliyi bunalt ki olup bitenleri fark etmesin”

            Konu tek tek velilerin ve öğrencilerin, genel olarak da Türk Milleti’nin meselesi olduğu için üzerinde durmak ve dikkatleri bu noktaya çekmek istiyoruz.

            Milli Eğitim Bakanlığı 2013 yılında Seviye Belirleme Sınavı’nın son kez yapılacağını defalarca açıkladı. Bu açıklamaların yapıldığı her an veli, öğrenci ve eğitimci, SBS yerine nasıl bir uygulamanın getirildiğini öğrenebilmek için dikkat kesildi. Fakat taraflardan hiç birisi kaygılarını giderecek, karabasanlarından kurtaracak bir bilgilendirmeyi maalesef duyamadı.

            Milli Eğitim Bakanlığı’ndan tatmin edici açıklamaların gelmemesi üzerine durumdan derin bir şekilde etkilenen insanlar, bazı soruları sormaya ve bu sorulara kendince cevaplar bulmaya çalışmaktadır. Bu soru ve cevaplardan bazılarını sıralamaya çalışalım.

                Yerine ne koyacağınızı belirlemeden, eskiyi neden kaldırdılar? Oturmuş bir sistem neden bozuldu?

            Bu başlık akıllara söylenen çok iddialı lafları getiriyor. Maalesef ki lafları. Ülkemizde son 10 yılda her şeyi planlı yaptığını iddia edenlerin lafla yetindiklerini ortaya çıkaran lafları. Neydi efendim artık bütçeler bile 3 yıllık yapılmaktaydı. En büyüğünden en küçüğüne her devlet birimi stratejik planlarını yapıyor ve ona göre hareket ediyorlardı. Eee sonra. Sonrası fos çıktı.

Haber: Ali Mert KUTLU

            58. Hükümet’in kuruluşundan beri iktidar değişmedi. Ama Eğitim Bakanlığı’nda tam 5 kez iktidar değişti. Gelen gidene çattı, medya önünde kavga etti. Sırf bu tablo bile eğitimde plan falan olmadığını göstermeye yeterlidir.(Şayet plan bozmak üzerine kuruluysa o zaman bir şey diyemem. Hatta özür bile dilerim. Çünkü iyi işliyor) Aynı partinin kurduğu hükümetlerde eğitim bu kadar değişir mi? On yıl önce mesleğe başlayan öğretmenler bile bu sayede usta eğitimci durumuna gelemedi.

            Neden sistem bu kadar bozuluyor? Bu durum kime yarayacak? Bu soruların bazılarını belki eksik sorabiliriz. Eksiklerimizi beraberce tamamlayacağımıza şüphemiz yok.

                A)Herhalde birileri bulanık suda balık avlamaya çalışıyor.

1. Ekonomik açıdan kendilerini yeterli gören veliler bu karmaşada boğulmamak için özel okullara geçiş yapabilir. Özel okulların genel olarak sahiplerini düşünürsek oldukça mümkün görünüyor.

2. Genel olarak devlet okullarını değersizleştirirken, bazı okulları (bazı grupların okulları) nitelikli hale getirerek kaliteli eğitimi kendilerince elit insanlara sunulan bir hizmet haline getirmek.

            B) Bu insanlar bu işlerden anlamıyor. Zaten serbest kıyafet uygulamasındaki ne yaptığını bilmez tavırları, birbirlerini yalanlayan uygulamaları bunu gösteriyor.

             C)Her şeyde olduğu gibi bu seferde yenilikleri biz yaparız, eski ve işe yaramaz uygulamalardan biz kurtarırız popülizmini kullanmak istediler. Ancak yine her şeyi karıştırdılar.

            D) Milletin çocuğunu kendi geleceklerinin askerleri olarak yetiştirmek istiyorlar. Maalesef eğitimin her kademesini kurtarmak isteyenler (!), kininin takipçisi olacak nesilleri ana babalarına fark ettirmeden onlardan koparacaklar.

Bazı eksiklerine rağmen kaldırılan sistem insanların genel olarak güvenini kazanmıştı. Öğrenciler ve veliler her türlü yorgunluğa rağmen genel olarak emeklerinin karşılığını aldıklarını düşünmekteydiler.

Belirsizlik ne tür kayıpları akla getirmekte ve hangi korkuları tetiklemektedir?

Öncesinde sınav şartları, soruların içerikleri, tercih ve yerleştirme şekilleri, kayıt ve nakil şartları vb konularda genel olarak gölgede kalan bir konu yoktu. Yeni durumda sayılan her konuda cevabı bilinmeyen sorular akıllara gelmekte, cevaplar geciktikçe de korku ve endişeler artmaktadır.

Bu kadar önemli bir değişiklik öncesinde taslak hazırlanıp konunun paydaşları ile her ihtimalin değerlendirilmesi muhtemel hataların işin başında görülmesini sağlayabilirdi. Hemen her konuda kamuoyunu bir tartışmanın içine çeken hükümetin bu konuyu öncesinde hiç dillendirmemesi, akıllara değişiklik fikrinin düşünülmeden alındığını getirmektedir.

Sınav yerine hangi ihtimaller dillendirilmekte veya akıllara getirilmektedir? Bu durumun ne tür sakıncaları ön görülmektedir?

  1. Diploma notuna göre kayıtların yapılması

1. Kabul etmek gerekir ki okullarımızın nitelikleri aynı mahalle içerisinde bile farklılıklar gösterebilmektedir. Türk eğitiminin geçmişte yaşadığı Yabancı Dil Ağırlıklı Liseler (Süper Lise) tecrübesi hatırlanmalıdır. Bu okullara 5.00 ortalama ile kayıt yaptıran, fakat dört işlem seviyesinde matematikte bile zorlanan çocukları muhatapları hatırlayacaktır.

2. Sınava son sınıfta girilmekteydi. Eğer sınav yapılmazsa ortaokuldan sonra bir yıl ara veren bir öğrencinin kayıt yaptırmak istemesi halinde nasıl bir uygulama yapılacaktır.

3. Ankara merkezde bile okullarımızda ücretli öğretmenler görev yapmakta iken ilçe ve köylerde bu oran çok yükselmektedir. Haliyle bu tür okullarda daha yüksek not ortalamaları yakalanabilmektedir.

4. Liselerde yaşanan son sınıflardaki okul değiştirme tercihleri ortaokullarda da görülecektir. Daha fazla not verdiği düşünülen –özel okullar daha önde olmak üzere- okullar tercih edilirken, akıllara vicdanları sızlatan ihtimaller daha sık gelecektir.

4. En tehlikeli ihtimal ise bozulan sistemin içerisinde nakil şartlarının da bozulacak olmasıdır. Bu ihtimal başta para ve siyaset gibi nüfuz kullanmaların çoğalmasını sağlayacaktır. Hafızalar biraz zorlanırsa bir siyasetçinin çocuğunun usulüne uydurularak naklini sağlayan bir bürokratın Talim Terbiye Kurulu üyeliğine atandığı hatırlanacaktır.

B) Adrese dayalı olarak kayıtların yapılması.

1. Gelir seviyesi yüksek olan veliler gözde okulların bulunduğu bölgelere yerleşmek suretiyle kaliteyi satın alabileceklerdir. Bu adaletsizliğin devlet eliyle teşvik edilmesinden başka bir şeyi ifade etmemektedir.

2. Okul kapasitesinin müracaatlardan eksik olması durumunda, veliler ile okullar arasında kurulması muhtemel haksız kazanç ilişkileri genel ahlak ve sosyal barış üzerinde olumsuz etkiler oluşturacaktır.

C) Yerleşim yeri değişiklikleri

Sınav yapılmazsa veliler çocuklarını bulundukları illerin dışında hangi şartlarda kayıt ettirebilecekler. İnsanlar özgür, istediği yerde okuyabilir mantığı beraberinde bir çok karışıklığı ve adaletsizliği beraberinde getirecektir.

Hem sınav hem de diploma notu uygulanırsa?

Buda akla gelen veya zaman zaman görevliler tarafından dile getirilen ihtimallerden birisi olarak görülmektedir. Belirtilmeyen oranlar ne olacak, nakillerde sınav mı yoksa diploma notu mu dikkate alınacak?

Bakanlığın yerine iller veya okullar mı sınav yapacak?

  1. Bu ihtimal başarı ölçümündeki standart birliğini konusunu akla getirmektedir.

            1. Aynı il içindeki okullar arasında ve illerin birbirleriyle standartları sağlanamayacaktır. Bu ihtimal özel okulları da endişelendirmiş olmalı ki onlar kendi merkezi sınavlarını planlamayı düşünmekteler.

            2. A ilinde sınava giren bir öğrenci ebeveyninin başka bir ile taşınması durumunda buradaki kaydını neye göre yaptırabilecek. İki il arasında yapılan sınavda bir standart birliğini iddia etmek mümkün görülmemektedir.

            B) Bu ihtimal sınav güvenliğini ve adaleti tehlikeye atar.

             Bakanlığın ve ÖSYM’nin yaptığı sınavlarda bile güvenlik ve adalet zafiyetleri ayyuka çıkmış, sınavlar iptal edilmişken iller ve okulların sınav güvenliğini sağlayabileceğini iddia etmek mümkün görülmemektedir. Ayrıca kabul etmek gerekir ki bazı bölgeler ve bazı grupların devlete ve topluma karşı pervasızlığı aleniyet kazanmıştır. “Kurtarılmışlık” kavramı üniversitelerden sonra orta okul ve liselere de sıçrayabilecektir.

            Her ilin kendi sistemini uygulaması ülkemizde 81 farklı uygulamayı beraberinde getirecektir. Belki daha kötüsü son zamanlarda bir çok uygulamada görüldüğü gibi bazı bölgelerimizdeki illerin birlikte uygulayacakları yöntemler ile yerelleşme, adem-i merkeziyetçi bir uygulama ile üniter devlet yapısında bir hasar daha açabilecekleri unutulmamalıdır.

                Sınavsız sistem devlet okullarında kalitesizliği beraberinde mi getirir? Eğitimin para ile satın alınması sonucu mu doğar?

                Seçmedeki standartsızlık, yerleştirmedeki belirsizlik kişileri ve kurumları harekete geçirmiştir. Özel okullar kalite vurgusu yaparak kendi merkezi sınavlarını geliştirmekten söz etmektedirler. Bu durum insanlarda kaliteli eğitim ile özel okullar arasında doğrudan alaka kurulmasına yol açmaktadır. Bu anlayışın yaygınlaşmasının, hükümetin genel olarak özel okulları öne çıkaran anlayışıyla birleştirildiğini düşünürsek eğitimin piyasalaşmasının önü açılmaktadır.

            Çocuklar birbirleri ile bilgi ve becerilerini yarıştırabilirler. Ancak unutulmamalıdır ki, ailelerin birbirleri ile cüzdan yarıştırmaları çoğu zaman mümkün olmayacaktır.

                Sınavsız sistem taşradaki fakir aile çocuklarının haklarını koruyabilecek mi?

                Böyle bir ihtimal görülmemektedir. Taşradaki fakir aile çocukları mevcut sistemde devletin seçkin okullarında yatılı olarak okuyabilmektedirler. Geldiğimiz durumda bazı okulların yine sınav yapabileceğinden söz edilirken bursluluk ve yatılılık konusunda bir açıklık görülmektedir. Şayet yatılılık ve bursluluk için sınav yapmaya devam ederiz denirse, o zamanda mevcut sınavın kaldırılması biraz daha savunmasız kalacaktır.

                Okullara öğrenci yerleştirilirken özel yeteneklerinin de göz önüne alınacağı ifade edilmekte. Bu uygulanabilir bir ihtimal midir?

                İlkokul ve ortaokullarımızın mevcut durumları öğrencilerimizin bu türden yeteneklerini geliştirmeye müsait değil. Dolayısıyla öğrencilerden vermediğiniz bir şeyi istemek, gelişmesinde katkıda bulunmadığınız bir yeteneğe göre öğrencilerinizi tasnif etmek eğitim ve eğitimci ahlakı ile uyumlu görünmemektedir.

            Unutulmamalıdır ki devlet okulları %99 oranında bu yetenekleri geliştirecek imkana sahip değildir. Özel okullara devam etme şansını yakalayan çocuklar ciddi avantaj sağlayacaktır. Adeta ampute atletlerle sağlam atletleri yarıştırmak gibi.

                Sistemin değiştirilmesi veli ve öğrenci açısından bürokratik bir rahatlama getirecek mi?

            Bu mümkün görünmemektedir. Çünkü dile getirilen yöntemler arasında öğrencilerin her okul için ayrı ayrı ön kayıt yaptırması ve yapılırsa hepsi için ayrı ayrı sınava girmesi ön plana çıkmaktadır. Bu durumun bütün Türkiye için uygulandığını düşünürsek bir taşla birçok kuş vurmak söz konusu iken, birçok taş atarak bir kuşu vurmaya çalışacağımız açıkça görülmektedir.

                Son olarak Sayın Milli Eğitim Bakanı’nın ifade ettiği ihtimallerin en yenisine bakmak gerekirse:

İlk olarak bazı yazılıların merkezi sistem ile yapılması: Bakanlık yaklaşık 15 sene önce liselerde böyle bir uygulama yapmış ve kısa bir süre sonra vazgeçmişti. Çünkü gazozuna maç kadar bile önemi olmayan bu sınavlarda bile bir çok suiistimal ortaya çıkmıştı.

            Bu sınavın hiçbir yerde güvenliği sağlanamayacaktır. Her türlü haksızlık sıradanlaşacaktır.

Adrese dayalı kayıt: Yukarıda bu konuya temas edilmişti.

Bazı okulların sınav yapması: Neden bazı okullar? Talep çok olabilirmiş. Talebi ne belirleyecek? Muhit mi? Başarı mı? Hepsi mümkün. İster suiistimal, ister ayrımcılık densin. Sarf edilen sözler arasında ciddi tutarsızlıklar var. Çünkü okullar arasındaki farklılıkların giderilmesinden söz edilirken en başta bazı okullar ayrılmaktadır. Gerisine inanırsanız.

                SONUÇ: Sistemler çok sık değiştirilmez. Bir milli sistem oluşturmanın yolu mevcudun üzerinde iyileştirmeler yapmak ve bir süre sonra olgunlaştırmaktan geçer. Olgunlaşan yapı zaman zaman küçük rütuşlarla revize edilir. Yoksa biri yapar biri bozar, olan insanlara olur. Diyorsanız ki biz zaten milli bir sistem istemiyoruz o zaman başka tabi. Tebrik ederim. Hedefiniz buysa oldukça başarılısınız. Hem bazı şeyleri de ertelemeyin artık. Eğitimin dili başta olmak üzere ertelediklerinizi de devreye sokun olsun bitsin.

            Başta söyledik. Bir daha söyleyelim. Her şey de olduğu gibi eğitim de plansız. Birilerinin rüyasına veya yurt dışı gezilerine, koalisyonu oluşturanların pazarlık gücüne göre şekilleniyor. Ne pazarlığı derseniz. Sarı Eğitim Sendikası’ndan ayrılan, ancak dershane pazarlıkları sonucunda kendini fesh eden ışıklı sendikayı hatırlayınız. Kim bilir daha niceleri. Hadi bir örnek daha. Her kademedeki eğitim yöneticisi ve planlayıcısının atamaları.

            Türk Milleti’nin çocukları geleceğidir. Hiç kimse veya grup kendi geleceğini bu kuşakları ele geçirmek üzerine inşa edemez. Hem yaptığınız işe o kadar da güvenmeyin. Hz. Musa, Firavun tarafından yetiştirildi. Sultan 2. Abdülhamid’i tahtan indirenler açtığı okullarda yetişti. Merhum Erbakan’ı “Hocam” diyerek dizinin dibinde büyüyenler yıktı değil mi? Bizden demesi. Yol yakınken…

HABER FEDAİ

Etiketler : sbs, sınav, MEB, AKP
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
DETAY HABER Kategorisindeki Diğer Haberler
"Bu bir strateji ise sonu tehlikeli…"
"Eğer Başkanlık Sistemi Meclis'ten ve akabinde referandumdan geçer..
Yeniçağ Gazetesi yazrı İsmail Şahin yazdı...
İsmail Şahin yazdı...
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=