Lütfen bekleyin..

Prof. Dr. Kemal Üçüncü: Bu coğrafya bin yıldır Türk'tür !

03 Aralık 2013, 14:55

Yasin Aktay da Prof. ama bilmediği çok şey var! O yüzdeb bu röportajı okumalı...

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

"Bu coğrafyadaki siyasal egemenliğin adı 1000 yıldır Türk’tür. Selçukludan Osmanlıya oradan Türikiye Cumhuriyeti'ne devrolmuş bir mirastır. Türkler bu coğrafyanın zilliyetini Roma’dan almışlardır. Romanın Anadolu vilayetleri içinde arkadaşların zannettiği gibi Kürdistan gibi bir bölge ve siyasal teşkilat yoktur."

AKP MKYK üyesi Yasin Aktay'ın son olarak “Türk diye bir ırk yoktur, bu bir sentezdir” şeklinde sözleri, Anayasa'dan Türk tanımının çıkarılması tartışmalarına teorik bir temel sağlama gayreti olarak gündeme düştü. 

Son dönemde “Türklük” kavramı üzerine kültürel makaleleri ile tanınan KTÜ Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Türkolog Kemal Üçüncü ise bu konudaki sorulara çarpıcı cevaplar verdi:

Türkiye'de 'Türklük' kavramı giderek 'yok sayma' ve reddetme aşamasına gelindi. Bu konuda ne söylenebilir?
Yaşayageldiğimiz siyasal ve sosyal gündemi belirleyen “en temel sorunlardan birisini dile getirdiniz. Dünyada teorik sorunlar daha çok filozoflar, aydınlar ve bilim adamlarınca tartışılır. Türkiye’de gazeteciler, araştırmacı yazarlar ve politikacılar bu meseleleri tartışıyor. Yanlış bilgilerle kamuoyu oluşturuluyor. Bu meseleleri tartışanların çok önemli bir bölümü mesela “etnisitenin” terim olarak ne olduğunu literatüre bağlı olarak izah edemezler. Etnisite, boy, klan, ulus, millet sosyolojik kavramlardır, anlamlarını tarihsel süreç içerisinde oluştururlar. Türklerin üzerinde yaşadıkları 12 milyon kilometrekarelik coğrafi alanda kadimden günümüze hep çok mezhepli, çok dinli, farklı sosyal katmaların tabakalaştığı yaşam üniteleri, kentler, siyasal birlikler olagelmiştir. Bu anlamda Türklerin 'öteki' ile bir arada barış içinde yaşama pratiği çok köklüdür. Avrupa bu düşünceye sömürgecilik sonrası dönemde sömürgelerden dönen nüfus kitlesine dönük olarak “bir tahammül” stratejisi olarak düşünmeye, geliştirmeye çalışmıştır. Kilise, havra cami, cemevi, bunların kurumlarını Türk şehirlerinde aynı sokakta bulmanız mümkündür.

Anadolu'da Türk varlığı nereye dayanır?
Bu coğrafyadaki siyasal egemenliğin adı 1000 yıldır Türk’tür. Selçukludan Osmanlıya oradan TC'ye devrolmuş bir mirastır. Türkler bu coğrafyanın zilliyetini Roma’dan almışlardır. Romanın Anadolu vilayetleri içinde arkadaşların zannettiği gibi Kürdistan gibi bir bölge ve siyasal teşkilat yoktur. Selçuklulara tabiyetin bir gereği olarak Türklerin Anadolu’yu fetih yürüyüşünde Türk ordusuna katılmışlardır. İslam ortak inancı burada önemli bir faktördür. Ermeniler de Türklerin fütuhatından Bizans zulmünden kurtuldukları için sevinmişlerdir. Kaynaklar ortadadır. Artuklu beyleri, bastıkları sikkelerde “diyar-ı Rum ve Armenniye hakimi” derler, bunların bilinmesi lazım. Kürtlerin otantik coğrafyası Zağros Dağları civardır. Doğu Anadolu'da ve Güneydoğu'da nüfusları Türk hakimiyetinden sonra ağırlıklı olarak Şii Safavi Türk devleti ile Osmanlı arasına stratejik Sünni bir blok olarak yerleştirilme iskan politikasının bir sonucudur. Yani siyasal egemenliğin bir eşi ve ortağı yoktur. Türkiye’de devlet aklının ve siyasetin bilemediği , kuramsallaştırmadığı şey budur. En son TC’nin kuruluş sürecinde kongreler sürecinde halklar iradelerini beyan etmişlerdir. Bu işin şakaya gelir tarafı yoktur. Türkiye Cumhuriyeti bu süreçte temsil yetkisini asli kurucu iktidar olma vasfını kazanmıştır. Çağdaş bir hukuk düzeni, ve coğrafyamızdaki bütün insanlara adalet vaadi, yapılabilecek en önemli “açılım”dır. Kanaatimce çıkış yolu buradadır. Kimse Kaf Dağı’ndan kar bağışlamasın, Türk milleti bu coğrafyada bin yılı aşkın süredir egemenliğini hiç kimseyle paylaşmadı, paylaşmaz.

Lakin bugün Türk kimliğine karşı girişilen lumpen ve sığ saldırıları acı bir tebessümle izliyor insanlar. AKP eliti ağırlıklı olarak esnaf bir tabandan geliyor, Türkiye’de siyaset bütünsel olarak çok zayıf bir sosyal bilimler kültürü ile yapılıyor. Türkiye’de Siyasal İslamın ve İlahiyat geleneğinin tarih bilinci zayıftır. Bu vesileyle kurumsal akılla, Türk tarihinin felesefesi ve temel dinamikleri ile mücehhez değildirler. Gelenekler ve kurumlar akşamdan sabaha İlber Hocamın dediği gibi bir insanın ömrü içinde oluşmazlar.

Günümüzde Türklük gerçekten tehdit altında mı? Kim, niye tehdit ediyor?
Bir defa Türkiye coğrafyası stratejik olarak tarihin bütün zamanlarında tehditlere açık olmuştur. Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu, üçgeninde olması, kuzey, güney geçiş istikameti, kültürel fay hatları sebebiyle bu böyledir. Bu coğrafyada egemenlik kurmuş üç büyük siyasal gelenek vardır. Birinci bindeki Hititler nerede? Müzede. Roma nerede? Müzede. En son siyasal gelenek Türkler 1000 yıldır bu coğrafyada barış ve istikrarı sağlayabilmiştir. Türklere dönük tehdit algısı gerçek. Bütün sosyal kesimlerden bu yönde tepkiler alıyoruz. Bir mahalle kahvesine, berberine girip oturmanız bunu anlamak için yeterli. Halkta böylesi bir tedirginlik var. Bu işin popüler boyutu. Gerçekte stratejik olarak böylesi bir tehdit var mı? Vardır. Bunun için kahin olmak lazım gelmez. Açık kaynaklarda, stratejik merkezlerde yazılıp çizilenlere baktığınızda bunu görebilirsiniz. Büyük Ortadoğu Projesinde bu vardır. Bunun için duygusal tepkiler göstermek çare değil, anlamsız, uluslararası ilişkilerin günümüzdeki doğası böyledir.Gereken tedbirleri almanız, ön alıcı planlamaları yapmanız icap eder. Türk güvenlik bürokrasi ve siyasileri, devlet aklı, müttefikimiz ABD’ye bu alanda Türkiye’yi saf dışı ederek başarılı olamayacağını izah edecek alternatif seçenekli planlamaları ikna edecek mesaiden, uzaktır. Partilerin oy dağılımını boyayarak baktığınızda görürsünüz keskin hatlar oluşuyor.Bunu tehlikeli buluyorum. Merkez sağ ve muhafazakâr seçmen büyük ölçüde, dolayımlayarak ifade edilen politik süreçlerin pek farkında değiller. Mesele budur.

Türk  milliyetçiliği temelinde siyasi hareket var mı?
Kemal Üçüncü: Türk milliyetçiliği daha dar bir politik alanı işaret etmektedir. Bu anlamda geleneği MHP temsil etmektedir. CHP Altı Oku’ndan biri milliyetçilik ama epeyce bir zamandır, bu konuda ciddi tereddütler sergilediğini gözlemliyoruz. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim Türkiye’de çok yanlış tanımlanan bir siyasal gelenek de muhafazakârlıktır. Bu alan yanlış olarak siyasal İslamcı geleneğin tasallutuna maruz bırakılmıştır. Erken Cumhuriyetten Menderese, AP, MHP'ye uzanan muhafazakâr gelenek demokrasi ve Türkiye’nin çağdaş birikimine karşı değildir. Millet ve milliyeti ümmet olarak anlamaz, Cumhuriyet birikimine eleştirel ama sahiplenen bir siyasal tavır alır. Pozitif hukuktan yana taraftır. Bu tercihler çağdaş demokratik sistem açısından son derece mühimdir. Kültürel birikime ve geleneğe sahip çıkar, Filistine’de Arakana’da, Kerkük ve Karabağ’a, Uygur’a aynı duyarlılıkla sahip çıkar. Mesela Ali Çoşkun, Nevzat Yalçıntaş’ın AKP ile doku uyuşmazlığı buradadır. Siyasal İslam geleneğinde bunu göremezsiniz zımni bir Türk karşıtlığı sezilir. Dindar olmakla, İslamı siyasal bir ideoloji olarak yorumlamak anlamak uygulamaya çalışmak çok farklı şeylerdir.

KEMAL ÜÇÜNCÜ KİMDİR?
Türkolog/ Halkbilimci. 1969 yılında Trabzon Akçaabat'ta doğdu. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fak. TDE Böl. mezunu. KTÜ Edebiyat Fakültesi TDE Bölümü Türk Halk Bilimi Anabilim Dalı öğretim üyesi. Bir yıldır KTÜ Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü Müdürü. Sözlü kültür, Türk halk edebiyatı, Türk destancılık geleneği, Tekke Edebiyatı alanlarında çalışmaktadır. Edib Harabi Divanı, Alpamış Destanı, Türk Dünyası Destanları (B.Atsız Gökdağ ile birlikte) isimli kitap çalışmaları, alanıyla ilgili bilimsel dergilerde makaleleri, ulusal ve uluslararası toplantılarda bildirileri mevcuttur. Kültür bilimlerini disiplinlerarası bir yaklaşımla bütüncül olarak sahasına taşımaya gayret etmektedir. Bu anlamda etnisite, sözlü tarih, kültürel antropoloji, uluslararası ilişkiler vb. okumalarını Türkoloji perspektifi ile kaynaştırma arayışındadır.
 

Kaynak: Yurt Gazetesi

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler
Diriliş Ertuğrul'un son bölümünde izleyiciler, Ertuğrul'un zehirlen..
"Dolarını bozdur, görüntüyü gönder, haber yapalım"
Evlendirme programlarına bir yılda tam 87 bin şikayet geldi. Geçtiğimiz yıl..
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş'a "hükü..
Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, bugünkü yazısında Tuğrul Türkeş&..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=