Lütfen bekleyin..

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: Git Mısır Vatandaşı ol

26 Kasım 2013, 14:57

Hükümetin dış politika strajesinin eleştiren CHP lideri Kılıçdaroğlu "Sen Rabia'yı çok seviyorsan git Mısır'a vatandaşlığına geç" dedi.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında partililere seslendi.

Hükümete yönelik eleştirilerde bulunan CHP lideri "Şimdi bakalım Mısır'da büyükelçi var mı, yok... Suriye'de var mı yok... İsrail'de var mı yok... Neymiş bizim dış politikamız çok sağlam bir zemine dayanmaktaymış. Sevsinler senin anlayışını. Bütün bunlar ortadayken Rabia işareti yapıyor birisi. Sen Rabia'yı çok seviyorsan git Mısır'a vatandaşlığına geç. Orada istediğin gibi siyaset yap" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satırbaşları;

Bunlar Mısır'ı bize düşman ettiler. Ezher Şeyhi'ni düşman ettiler. Erdoğan onu lanetledi.

Bu yüzden Mısırla kırılma yaşandı. Sen kimsin de bir başka ülkenin rektörünü lanetleyeceksin. Yazık günah değil mi bu ülkenin yıllar yılı uğraşarak elde ettiği kazanımlarını çöp sepetine atıyorsun. Mısır politikası iflas etti. Tıpkı Suriye politikası gibi. Şimdi Irak'ı onarmaya çalışıyorlar ama bizim sayemizde. Mısır'a iki kişiyi gönderdik ve Mısır halkına dostluk mesajımızı ilettiler. Mısır Kusura bakma büyükelçini istenmeyen adam ilan ediyorum dedi. Bu dış işleri bakanının nasıl biri olduğunu anlatan güzel bir örnek anlatayım. Mısır'la ilgili bir önerge verdik.

"BİZİM BÜYÜKELÇİYİ İSTENMEYEN ADAM İLAN EDİYORLAR"

Ahmet Davutoğlu imzasıyla şu yanıt geldi: "Mısır ve Türkiye arasındaki mevcut çok yönlü ilişki ve anlaşmaların oluşturduğu sağlam bir zemine dayanmaktadır. Bilhassa 2011 ve 2012 yıllarında Türkiye-Mısır işbirliği sayesinde ivme kazanan ilişkilerden sonra 14 belge imzalanmıştır. Yakın tarihlerde imzalanmış anlaşmalarla ilgili onay süreci devam etmektedir." Yani Türkiye ile Mısır arsaında ilişkiler çok iyi. Ne zaman: 14 Kasım 2013... Üzerinden 10 gün geçmeden, bizim büyükelçiyi istenmeyen adam ilan ediyorlar.

"SEVSİNLER SENİN ANLAYIŞINI"

Stratejik Derinlik diye bir kitap yazmış. Bu verdiği yanıt tam bir stratejik rezalettir. Daha Mısır'da ne olduğunu bilmiyor. Bir lise öğrencisine bile sorsanız Ortadoğu'da en önemli ülkeleri Suriye-Mısır ve İsrail'i söyleyecektir.

İsrail farklıdır ama önemli bir aktördür. Şimdi bakalım Mısır'da büyükelçi var mı, yok... Suriye'de var mı yok... İsrail'de var mı yok... Neymiş bizim dış politikamız çok sağlam bir zemine dayanmaktaymış. Sevsinler senin anlayışını. Bütün bunlar ortadayken Rabia işareti yapıyor birisi. Sen Rabia'yı çok seviyorsan git Mısır'a vatandaşlığına geç. Orada istediğin gibi siyaset yap. Türkiye'de millet perişan, bırakmışsın orayı Mısır'la uğraşıyorsun. Neymiş darbe varmış ona karşıymış. Sudan'da da darbe yapıldı. Ömer el Beşir binlerce kişiyi öldürdü. Uluslar arası mahkeme yargıladı suçlu buldu. Bu ne yaptı önüne kırmızı halılar serdi Türkiye'ye davet eti. Hani sen darbeciliğe karşıydın. Amigoluğu bırak. Elini göstereceksen illaki, elinle yüzünü kapat da ayıbını gizle hiç değilse.

TIR ŞOFÖRÜNÜN İFADESİ

Geçtiğimiz hafta bir tır dolusu havan mermisi bulundu. Ürünler Konya'da yapılmış Suriye'ye gidiyor. Tır şoförü ifadesinde diyor ki: "Ben bu malzemeleri daha önce iki defa Reyhanlıya götürüp teslim ettim. Bu yer Jandarma komutanlığının kontrolünde bir yerdi. Zaten Jandarma beni geçerken kontrol ediyordu. Ama aracın kasasına bakmadılar. Bizim aracı götüren tırın önünde bir araç gidiyordu. Jandarma o araçtakilerle konuştu. Sonra o karakol binasının 200 metre ötesine bir alana yükü boşalttım. Boşalttığımı yükler ambalajlı ve sarılı şekildeydi."

"TÜRKİYE'NİN BAŞINDAKİ ADAMI ŞAMAR OĞLANINA ÇEVİRDİLER"

Sevgili arkadaşlar bu bir suç belgesidir. Siz Suriye'ye silah sevkiyatı yapıyorsunuz, Türkiye'de üretiyorsunuz, tıra yüklüyorsunuz, Jandarma kontrolünde götürüyorsunuz. Bunu kim söylüyor? Silahları taşıyan tır şoförü söylüyor. Müslümanı Müslümana kırdırmak için yapıyorlar bunu... Dış politikada battığınız için yapıyorsunuz bunu. Esad'ı devirecekti. 2 haftada devrilir dediler. Silah gönderiyorlar ya... Kimsenin Türkiye Cumhuriyeti'ni bu konuma düşürmeye hakkı da yoktur yetkisi de yoktur. Mısır'da bunlar oluyor. Büyükelçimiz kovuluyor. Türkiye'yi Ortadoğu'nun şamar oğlanına çevirdiler. Şamar oğlanı Türkiye değil onun başındaki adamın ta kendisidir.

"İRAN DİPLOMASİSİNİ KUTLARIZ"

İran'la yapılan müzakereler sonuçlandı. Kitle imha silahlarının üretilmesinin önüne geçildi. Büyük bir mutlulukla bunu karşılıyorlar. İran diplomaside çok önemli bir mesafe kat ediyor. İran uluslar arası sisteme entegre oluyor. İran diplomasisini kutlamamız gerekiyor. Bu bir başarıdır. Bu bölgede kitle imha silahı olmamalıdır. Bütün ülkelerin barışa ihtiyacı vardır. Dostluğa ihtiyacı vardır. Ortak tarih vardır. 21. yüzyılda tümümüzün ortak barışı seslendirmesi gerekiyor. İran'ı ve diplomatlarını yürekten kutluyorum.

"ODAMA GELDİ, ÇOCUK GİBİ AĞLADI"

12 Eylül 1980...

Aydınların ağır bedeller ödediği bir tarihtir. Darbeyle partiler kapatıldı. Bizim genel başkanımız hapse atıldı arşivimiz imha edildi. Sadece bizim mi? Binlerce insanın canı yandı.

650 bin kişi gözaltına alındı. 230 bin kişi mahkemelerde yargılandı. 50 kişi idam edildi.

Erdal Eren'in yaşını büyütüp idam ettiler. Yüzlerce kişi ya faili meçhule kurban gitti, veya işkencelerde öldü.

14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı. Sakıncalı diye 10 binin üstünde insanı fişlediler. Maliye Bakanlığındaki yıllarımda bir arkadaşım vardı. Daire başkanıydık.

Süresini doldurduğu için 1 yıl süreyle yurtdışına gitmesi gerekiyordu. O dönemin paşaları o arkadaşı sakıncalı görüp göndermek istemediler. Neden? Mülkiyede okurken hüviyet kontrolü yapıyormuş. Odama geldi çocuk gibi ağladı. Hiç unutmuyorum. Kemal dedi, ben bu ülke için babam şehit oldu.

Babamı göremedim dedi. Bu ülke adına pek çok uluslar arası anlaşmaya başkanlık yaptım. Şimdi beni sakıncalı buluyorlar. Sadece bunlar yaşanmadı.

"MUHBİRLİK GÖREVİNİ ONLAR SEVİYOR"

1402 sayılı yasa çıkardılar. Yüzlerce öğretim üyesini attılar. Ekmeğe muhtaç hale getirdiler. Darbeciler mıntıka temizliği yaptılar. Bütün aydınları hapislerde tuttular.

İşkence yaptılar. Kendi hukuklarını oluşturdular. DGM'yi YÖK'ü Siyasi Partiler yasasını, seçim barajını getirdiler. Lider sultasını getirdiler. Bütün bunlar yaşanırken bedel ödemeyenler vardı.

Adı o zaman AKP değilken AKP yandaşları bedel ödemedi.

Onların önü açıldı. Onlar 11 yıldır iktidardalar. Hiçbirisi 12 Eylül darbesinden en ufak bir bedel ödememişlerdir. İhbar ettiler. Muhbirlik görevini onlar seviyor. O işlerin uzmanı onlar. 12 Eylül ürünüdür AKP. 12 Eylül ürünü olan bir parti 12 Eylül'le hesaplaşamaz. Bir dava açıldı iki kişi sanık. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya...

Faili meçhulleri araştıralım dedik. Yok olmaz.

12 Eylülle aralarında tek bir fark var. Birisinin apoletleri var diğerinin yok. Darbe hukuku oluşturdu ikisi de. Seçim barajını, YÖK'ü kaldırmazsanız 12 Eylülle hesaplaşamazsınız. Lider sultasını kaldırmadan hesaplaşamazsınız. Anayasayı değiştirmeden hesaplaşamazsınız.

"NİTEKİM MASADAN TÜYDÜLER"

Önce şunu düşünüyordu Anayasa için komisyon kuralım bunlar nasılsa itiraz eder diye hesapladı. Ama biz karşı çıkmadık.

Özgürlük ve demokrasi istiyoruz dedik, kabul ettik. Oturduk masaya, anayasa görüşülüyor. Daha işin ortasında başkanlık sistemini getireceğiz dediler.

CHP'liler kızar masayı terkeder dediler. Getir dedik, ama bu komisyonda görüştürmeyiz dedik. Görüştürmedik de. Çünkü ben demokrasiye inanıyorum.

Baktı CHP yine masadan kalkmıyor. 48 madde üzerinde uzlaşıldı dedi. 60 madde üzerinde uzlaşıldı. Çek Başkanlık sistemini belki çok maddede uzlaşılacak.

Hayır çekmem dediler. Sonra bu darbeciler baktılar ki CHP bildikleri CHP değil. Dediler ki en iyisi Cemil Çiçek aracılığıyla biz masadan tüyelim. Nitekim masadan tüydüler...

Bunlar darbeci. Bunlar demokrat değil. Sonunda baktı ki olmuyor, masadan kaçtı. Sivil bir anayasa, özgürlükçü bir anayasa yapmak istiyorsanız adresiniz bellidir. Adres CHP'dir.

"ELBETTE SENİ KANDIRACAKTI"

Cemil Çiçek de nasıl kaçacak, hemen bir formül buldu.

Bu benim görevim değil ayrıldım gitti diyor. Siyasi partiler arasında uzlaşmayı sağlamak senin görevin. Eğer ayrılacaksan TBMM Başkanlığından da ayrıl, ben de seni kutlayacağım.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç devreye girdi sonra. Dedi ki, ben kendimi evlenme vaadiyle kandırılmış insana benzetiyorum.. Nikah masasına oturulmadı diyor.

Gözünü sevdiğim değerli yargıcım, sen AKP'nin seni kandırdığının yeni mi farkına varıyorsun.

Emekliyi kandırdı, çiftçiyi kandırdı, memuru kandırdı, öğretmeni kandırdı ayrıca da dövdü, sen yeni farkına varıyorsun, nikah masasına oturacaktık, bizi kandırdi diye. Elbette seni kandıracaktı. Anayasayı değiştirmek istemiyor ki...

Biz masaya oturunca baktı ki CHP kalkmıyor boyaları döküldü.

"ONLARI BU HALK GÖTÜRECEK"

Diktatörler yasaya uymazlar. Ahmet Altan, Markar Esayan; Mehmet Baransu, Yasemin Çongar, Amberin Zaman... Bunlar yazı yazıyorlar. Casusluk iddiasıyla telefonları dinlenmek isteniyor. Önce gidiyorlar bir iki hakim ayarlıyorlar kod ismi kullanılıyor.

Dinleme kararı alınıyor. Yürekli bir avukat bunu takip ediyor. Böyle rezalet olmaz diyor. Yasaların önceliği vardır. Bir insanı dinlersin ama yasalara uygun olarak dinlersin diyor.

Yargıç da kimliği görerek karar verir. Ama Allah büyük ya tuttu bir mektup yazdı, resmi yazı, biz yargıçlarla anlaştık, kod adı kullanmaya, onlarla bu işi kotardık diyor.

MİT yasasının altıncı maddesinin dördüncü fıkrası, dinlenen kişinin kimliğinin açıkça yazılması lazım diyor. Normal bir demokraside bu rezalet hükümetleri götürür. O yargıçı götürür. O MİT müsteşarının götürür. Ama onları emin olun bu halk götürecek.

AHMET KAYA TARTIŞMALARI

Ahmet Kaya hayatta olsaydı Gezi direnişinde olurdu demiştim. O insanlar özgürlük istiyor Ahmet Kaya da onların yanında olurdu demiştim.

Erdoğan bir konuşma yaptı...Ama o konuşma üzerine hiç yorum yapmadım. Konuşma şu, "Ödül töreninde Ahmet Kaya'ya saldırdılar. Kimler saldırdı? Gezi'de bize saldıranlar kimse onlar saldırdı. Şimdi diyorlar ki ben o sırada tuvaletteydim dışardaydım. Ulan hepiniz oradaydınız. Kamera kayıtlarında görüyoruz. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar".

"SİZİN SANATÇILIĞINIZ SU GÖTÜRÜR"

Neden bir hafta bekledim. Bunların içinden biri çıkar sayın başbakan bizi eleştirebilirsin ama bize ulan diyemezsin der diye bekledim. Hiçbirisi konuşamadı.

Sizin sanatçılığınız su götürür artık bu saatten sonra. Üstelik bunlar Gezi'ye katılmayanlar Erdoğan'ın önünde diz çökenler. Bir Başbakan'ın önünde diz çöken, Başbakan ulan dediği zaman sesini çıkarmayan kişiye dünyanın hiçbir ülkesinde sanatçı denmez. Eğer ben bu lafı etseydim, "Ulan hepiniz oradaydınız" deseydim, bunlar koro halinde neler neler söylerdi. Neden? Çünkü bizim hoşgörümüzü biliyorlar. Ama korku dağlara egemen.

Sanatçı korkmaz. Sanatçı rüzgara karşı yürüyen adamdır. Sen sanatçının s'si bile olamazsın. Sana hakaret ediliyor sesin bile çıkmıyor.

"SIRTLARINA BİNİP GEZSEN DE.."

Bunların tamamı senin adamın. Sen sırtlarını binip gezsen de sana bir şey demezler. Yeri geldiğinde akil adam diye sokakta gezdiriyorsun, dönüp ulan diyorsun, seslerini çıkarmıyorlar. Sanatı yüceltmek mi istiyorsunuz, sanatçının bu ülkenin en önemli değerlerinden biri olduğunu ainanmak mı istiyorsunuz, yeriniz adresiniz belli, sanattan bilimden yana bir parti var. O partinin adı CHP'dir.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler
AKPi'nin anayasa teklifi için MHP'de imzalar atıldı.
MHP Kayseri Milletvekili Halaçoğlu, Başkanlık sistemiyle ilgili Bahçeli'..
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran, CHP Genel Başkanı Kem..
CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, başkanlık sisteminin Türkiye'de ..
Gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'nın, "Türk Futbolu ve FETÖ" baş..
Kılıçdaroğlu, Meclis’te yaptığı konuşmada iktidarın neden olduğu olumsuz ge..
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=